Mühendislik Yönetimi Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 146
  • Öge
    Türkiye'deki A tipi yatırım fonlarının 2013 yılındaki performans değerlendirmesi ve sektörel analizi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-04-30) Çelepçıkay, Emine ; Üstündağ, Alp ; 507101206 ; Mühendislik Yönetimi ; Engineering Management
    Yatırım araçlarının önemli bir türü olan yatırım fonlarına olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Yatırım fonları, yatırımcısına profesyonel yönetim sunmakta bununla birlikte piyasada oluşabilecek belirsizliklerde risk dağıtımı ve likidite kolaylığı ile yatırımcısını korumaktadır. Yabancı piyasalarda olduğu gibi ülkemizde de yatırım fonları piyasası hızla gelişmekte ve bu gelişmeye paralel olarak yatırımcı sayısı ve portföy büyüklükleri artmaktadır. Bu gelişme ve büyüme fon performanslarının ölçülmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Yatırım fonlarının sergilediği performanslar yatırımcılar ve profesyonel yöneticiler için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'deki yatırımcılar için getirisi en yüksek ama bunun yanında daha riskli olan A tipi yatırım fonlarının performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 7 farklı türe ait 2013 yılı içerisinde 90 adet A tipi fon için risk odaklı performans ölçümü yapılmıştır. Bu ölçümlerde Sharpe oranı, M2 ölçütü, Treynor Endeksi, Jensen (Alfa) ölçütü ve Değerleme oranı gibi farklı performans ölçütleri kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda yatırım fonları, farklı performans ölçütlerinde piyasa portföyü ile kıyaslanmış ayrıca gösterdikleri başarıya göre sınıflandırılmışlardır. Daha sonra başarılı olan A tipi yatırım fonları sektörel bazda analiz edilmiş ve çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu çalışmanın ilk bölümünde, çalışma konusunun seçilmesine etki eden unsurlarlardan, çalışmanın kapsam ve amacından bahsedilmiştir. Ardından konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarla ile ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, yatırım fonları anlatılmıştır. Yatırım fonları tipleri ve türlerine göre sınıflandırılarak 17 ayrı fon türü açıklanmıştır. Yatırım fonlarında portföy yönetimin önemi vurgulanmış ve fon yönetiminin ilkeleri açıklanmıştır. Ayrıca yatırım fonlarının sağlamış olduğu avantajlardan bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, yatırım fonlarında getiri ve risk kavramları açıklanmıştır. Yatırımcılar için getirinin önemine değinilmiş ve basit getiri oranı, iç verim oranı ve zaman ağırlıklı getiri oranının nasıl hesaplandığı anlatılmıştır. Finansal piyasalar için riskin önemi belirtilmiş ve standart sapma, beta katsayısı ve aşağı yönde sapma risk ölçme yöntemleri anlatılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde, yatırım fonlarının performans ölçüm modelleri detaylıca anlatılmıştır. Toplam riske göre getiriyi ölçen Sharpe oranı, M2 performans ölçütü, aşağı yönde sapmaya göre getiriyi ölçen Sortino oranı, toplam sistematik riske göre getiriyi ölçen Treynor endeksi, T2 performans ölçütü, gerçekleşen getiri ile beklenen getiri arasındaki farkı ölçen Jensen (Alfa) ölçütü ve portföyün alfasında gerekli düzeltmeyi yapan Değerleme oranı açıklanmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde, Türkiye'nin takas ve saklama kurumu olan Takasbank ve Takasbank'ın işlettiği bir proje olan TEFASP hakkında bilgi verilmiştir. Uygulamanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmıştır. Bu bağlamda, basit getiri oranı kullanılarak getiri, beta ve standart sapma kullanılarak risk hesaplanmıştır. Piyasa gösterge endeksi olarak BIST endeksi alınmış, risksiz faiz oranı olarak devlet tahvilleri kullanılmıştır. Bu parametreler kapsamında toplam riske göre ve sistematik riske göre performans ölçen modeller kullanılarak A tipi yatırım fonlarının değişik ölçütlerle performansları analiz edilmiştir. Performans ölçütleri kullanılarak başarılı olan yatırım fonlarının sektör analizi yapılarak, portföy oluştururken yatırımcılara faydalı bilgiler sağlamak hedeflenmiştir. Çalışmanın altıncı bölümünde, elde edilen sonuçların analizi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Her bir performans ölçütünün sonuçları analiz edilmiş, fonlar piyasa gösterge endeksi ile kıyaslanmış ve başarılı fonların sektörel dağılımlarına göre değelendirmede bulunulmuştur.
  • Öge
    Fuzzy association rules for innovation collaboration factors of smes in developing countries: A comparison of Bolivia and Turkey
    (Institute of Science And Technology, 2014-06-26) Quinteros Condoretty, America Rocio ; Kayakutlu, Gülgün ; 507111229 ; Engineering Management ; Mühendislik Yönetimi
    "The whole is greater than the sum of its parts", a famous phrase of Aristotle, describes in simple words the power of a Network. When companies, universities, and the government of the same field from a specific region join forces working together and sharing resources to go through the same goal by reaching their own objectives, new forces come up allowing companies to get a competitive advantage. Consequently, the companies working together with related entities based on mutual trust are able to grow as well as influence the development of their region. In this context, this study constitutes an extension of a previous study done by Altay (2012): "A collective intelligence model for assessing collaborative innovation power including risks" which analyses Turkish SMEs. The current study, by applying the same innovation and synergy SMEs-survey, aims to analyses the innovation and synergy structures of SMEs in Bolivia comparing the results obtained with Turkish SMEs. 51 SMEs from Turkey and 27 from Bolivia were polled. They were mostly micro, small and the minority were medium size companies. These companies principally operate in food, clothing and textiles, electronic and machineries, commerce, and service industries. The survey respondents were mainly departmental managers and top managers. After applying F-APACS method, a large collection of fuzzy association rules about innovation collaboration criteria was extracted. The attitude towards alliance was analyzed determining the reasons why SMEs are unwilling or willing to collaborate, same for the openness innovation ability and the level of customers' collaboration to innovation considering the method or means that the firms get in contact with their customers. In addition, association rules based on the SME's R&D structure, university-firm relations, and the relation with other institutes were extracted. Finally, association rules related to organizational characteristics of the firms were summarized based on the trend, age, and size of the industries.
  • Öge
    Yatırım fonlarından oluşan portföyün bulanık hedef programlama yaklaşımı ile optimizasyonu
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-05-30) Hiçbitmez, Can ; Üstündağ, Alp ; 507111205 ; Mühendislik Yönetimi ; Engineering Management
    Küresel ekonominin dinamiklerinin sürekli olarak değiştiği günümüz koşullarında akıllı ve makul bir yatırım aracı bulmak her geçen gün daha da zor bir hal almaktadır. Yatırım araçlarının yapılarında, çeşitlerinde, sayılarında vs. meydana gelen köklü ve hızlı değişimler, gelişmeler yatırımcıların kafasını daha da bulandırmakta ve yatırım yapma cesaretlerini ellerinden almaktadır. Tasarrufların bir yere yatırılamaması da ekonomiyi dolaylı olarak negatif yönde etkilemektedir. Dolayısıyla yatırım yapılması için sağlanan o kadar imkan insanların daha fazla yatırım yapmalarını sağlarken, öte yandan çok dinamik değişimlere sebebiyet verdiğinden ve piyasa dinamiklerini hızla değiştirmelerinden dolayı da insanların güveninin zedelenmesine sebebiyet vermektedir. Özellikle finansal enstrümanların ve yatırım araçlarının sistemsel anlamda özellikle bireysel yatırımcılar tarafından anlaşılamaması insanların bu alana yoğunlaşmalarını engellemektedir. Ancak günümüz finans piyasalarında en önemli aktörlerden olan portföy yönetim şirketleri, piyasa konusunda uzmanlaşmış profesyonel ekipleriyle yatırım fonlarını ortaya koyarak, bireysel yatırımcıların bilmedikleri bir alanda bilgilendirmeler doğrultusunda daha fazla kazanabilecekleri bir araç sunmaktadırlar. Bu araçlar günümüzün en çok kabul gören yatırım araçlarından biri haline gelmiştir. Yatırım fonlarının çokluğu ve pek çok portföy yönetim şirketinin varlığı insanları yatırım fonları konusunda da tereddüte sokmaya başlamıştır. Günümüzde bankaların ve portföy yönetim şirketlerinin en önemli ayağı olan yatırım fonları da artık hisse senedi, tahvil, bono vs. gibi değerlendirmeye tutulmaya ve performans kriterleri ile ölçülmeye başlanmıştır. Çalışmamızda Türkiye'de yer alan 32 adetlik, hisse senedi yatırım fonu ve karma fonlardan oluşan bir grup menkul kıymetin geçmiş değerlerini inceleyerek yatırım fonlarından oluşan bir portföy oluşturmayı hedeflemekteyiz. Öncelikli olarak literatürde yer alan yatırım fonu performans ölçütleri ve performans ölçüm kriterleri incelenerek Türkiye piyasasına en uygun olanlar değerlendirmeye alınarak bir model oluşturulacaktır. Daha önce çokça kez değerlendirilmiş ve uygulanmış olan ve fon yöneticisinin menkul kıymet seçebilme performansı, zamanlama performansı ve risk bazlı performansını ölçen performans ölçüm kriterlerini daha önceki çalışmalardan farklı olarak gündelik verilerin daha iyi analiz edilebildiği bulanık hedef programlama yöntemi ile çözerek optimal yatırım fonu portföyüne ulaşacağız. Birden fazla model üzerinde yoğunlaşarak her yatırımcı için uygun olabilecek bir model yaratarak, bu doğrultuda performans kriterleri ile model kısıtlarını belirleyerek getiri ve risk değeri herhangi bir yatırımcı için en uygun portföyü oluşturacağız.
  • Öge
    Organizasyon içi bireyler arasında bilgi transferine etki eden faktörler
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-05-27) Gürcan, Ömer Faruk ; Gümüşsoy Altın, Çiğdem ; Özkol, İbrahim ; 507111216 ; Mühendislik Yönetimi ; Engineering Management
    Günümüzde bilginin önemi her geçen gün artmaktadır. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, bilginin önemini daha da arttırmaktadır. Firmaların hızla değişen çevre koşullarında rekabet avantajı kazanmalarında bilgiye sahip olmalarının ve bilgiyi etkili bir şekilde yönetmelerinin rolü büyüktür. Bilgi yönetiminde önemli süreçlerden biri olan bilgi transferi, bilgiyi bir birey, grup veya organizasyondan bir diğerine transfer etme veya yayma faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır. Etkili bir bilgi transferinin firmalara pek çok faydası vardır. Bilgi transferi firmaların bilgiden elde edecekleri faydayı arttırmaktadır. Bilgi, diğer üretim kaynaklarının aksine transfer edildikçe ve paylaşıldıkça değeri artan bir kaynaktır. Bilginin firmalarda başarılı bir şekilde transfer edilmesi, çalışanların ihtiyaç duydukları bilgilere kolay ve hızlı bir şekilde erişebilmelerini sağlar. Böylelikle firmaların performansı artar. Bu çalışmanın amacı organizasyon içi bireyler arasında bilgi transferine etki eden faktörleri belirlemektir. Çalışmada örtülülük, güven, bilgi teknolojisi araçları, öz yeterlilik, zaman, geçişken hafıza sistemi, yönetim desteği, karşılıklılık, örgütsel ödüller ve organizasyon yapısın bilgi transferiyle ve bilgi transfer niyetiyle olan ilişkileri ve bilgi transfer niyeti ile bilgi transferi arasındaki ilişki incelenmiştir. Oluşturulan model 21 hipotezi içermektedir. Modeli test etmek için literatürdeki önceki çalışmalardan yararlanılarak bir anket hazırlandı. Hazırlanan ankette modeldeki 12 değişkeni ölçmek için cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışılan sektör gibi demografik sorular hariç 49 soru yer aldı. Anket İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından geliştirilmiş web tabanlı bir form uygulaması olan Veti'de online olarak yayımlandı. Anket verilerinin tamamı bu form aracılığıyla online olarak toplandı. Anketin linki katılımcılara sosyal medya ve e-mail aracılığıyla gönderildi. Anketi 377 katılımcı cevapladı. Toplanan veriler SPSS programı kullanılarak, regresyon analizi ile test edildi. Analiz sonuçlarına göre güven, öz yeterlilik, geçişken hafıza sistemi ve karşılıklılık bilgi transfer niyetini etkiler. Bilgi teknolojileri, geçişken hafıza sistemi ve güven bilgi transferini etkiler. Bu çalışmada literatür taraması sonucunda karar verilen değişkenler ile bilgi transfer niyeti ve bilgi transferi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Analiz sonucunda ortaya konulan hipotezlerin doğruluğu test edilmiş ve elde edilen ilişkilerin bir kısmının daha önce yapılan çalışmalarla örtüştüğü gözlemlenmiştir. Çalışma sonuçları bir tartışma şeklinde sunulmuş, var olan kısıtlar paylaşılmış, bu kısıtların nasıl giderilebileceği ile daha sonra yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Öge
    Kişisel özelliklere göre jenerasyon belirlenmesi ve iş beklentilerinin karşılaştırılması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-06-13) Uğurluoğlu, Burcu ; Ceylan, Cemil ; 507171205 ; Mühendislik Yönetimi ; Engineering Management
    Günümüzde teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği koşullara paralel olarak sosyal ve çalışma hayatınının dinamikleri hızlı bir dönüşüm göstermektedir. Dönüşümün temel sebeplerinden birisi dengeye yeni katılan ve beklentileri bulundukları dünya koşullarına göre şekillenen bireylerdir. Dönüşümün beraberinde getirdiği dinamikleri başarılı bir şekilde yönetmek isteyen şirketler, büyüklüğüne ve faaliyet gösterdiği alana bakılmaksızın, varlıklarını sürdürebilmek adına sistemin önemli bir parçası olan bireylerin sistem üzerindeki etkilerini kabul ederek onlara beklentilerine uygun ortamları sağlamalıdırlar. Bu doğrultuda, bir işletme bünyesinde çalışan farklı kuşak bireylerin beklentilerinin doğru şekilde belirlenerek bireyler arası farklılıkların yönetim anlayışına yansıtılması, yönetim ve organizasyon alanında temel araştırma konularından bir tanesidir. Bu çalışma kapsamında, öncelik olarak kuşakların gruplandırılmasındaki düşünce farklılıkları göz önünde bulundurularak geçmişten günümüze kadar tanımlanmış olan kuşakların karakteristik özellikleri ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Literatür taraması sonrasında internet ortamında 408 kişinin katılımı ile yapılan demografik bilgilerin doldurulması, üçer önermenin bulunduğu 15 kuşak belirleme ve 33 iş beklentisi sorusundan oluşan anket sayesinde kişileri yaş gruplarından ziyade kişisel özelliklerine göre kuşak gruplarına ayrıştırma yoluna gidilmiş ve kuşaklar arası iş beklentilerinin farklılaştığı faktörler incelenmiştir. Demografik bilgilerin doldurulması ve üçer önermenin bulunduğu 15 kuşak belirleme sorusundan oluşan ilk bölüm kapsamında, kişilerin sahip oldukları bireysel özelliklere göre kuşak atamaları gerçekleştirilmiştir. Maloni, Hiatt ve Campbell(2019) tarafından yapılan "Understanding The Work Values of Gen Z Business Students" çalışmasındaki faktörler referans alınarak hazırlanan ve 33 sorudan oluşan ikinci bölüm kapsamında ise beşli Likert ölçeği metodu ile iç kazanım, dış kazanım, yönetsel, sosyal, yardım, boş vakit ve istikrar olmak üzere 7 faktör üzerinde durularak ilk bölümde belirlenen kuşakların iş beklentileri incelenmiştir. Her iki bölümden elde edilen çıktılara IBM SPSS Statistics 20 paket programı içerisinde yer alan korelasyon, normal dağılım, güvenilirlik analizi ve ardından doğrulayıcı faktör analizleri uygulanarak, faktörler arasındaki ilişkiler elde edilmiştir. Daha sonrasında ANOVA yapılarak kuşaklar arası farklılıklar belirlenmiştir. Analiz sonuçları incelendiğinde doğum yılına göre : X kuşağı olması gereken bireylerin %36 kadarının Y kuşağı, %2 kadarının Z kuşağı; Y kuşağı olması gereken bireylerin %15 kadarının X kuşağı, %14 kadarının Z kuşağı; Z kuşağı olması gereken bireylerin %9 kadarının X kuşağı, %36 kadarının Y kuşağına atandığı gözlemlenmiştir. Böylece, katılımcılar yaş gruplarına göre kuşaklara atanmak yerine, ortaya koydukları bireysel özelliklerine göre gruplandırılmışlardır. Hem yaşlarına hem de kişisel özelliklerine göre gruplanan kuşakların iş beklentisi faktörleri ayrı ayrı incelendiğinde de paralel beklentilerin çıktığı gözlemlenmiştir. Bu çıktılara göre kişisel özellikler dikkate alınarak kuşakların gruplaması yapıldığında, iş beklentileri özelinde iç kazanım, yönetsel ve istikrar faktörlerinde kuşaklar arası anlamlı bir farklılık çıkarken dış kazanım, sosyal, yardım ve boş vakit faktörlerinde kuşaklar arası farklılar çıkmamıştır. İş beklentileri faktörlerindeki farklılıklar incelendiğinde, iç kazanım faktörleri özelinde X ile Y ve X ile Z kuşağı bireyler arasında X kuşağı bireylerden; Y ile Z kuşağı bireyler arasında Y kuşağı bireylerden kaynaklı anlamlı farklılıkların olduğu gözlemlenmiştir. Yönetsel faktörler özelinde X ile Z kuşağı bireyler arasında X kuşağın bireylerden kaynaklı anlamlı farklılıkların olduğu gözlemlenmiştir. Son olarak istikrar faktörü özelinde X ile Y kuşağı bireyler arasında Y kuşağı bireylerden; X ile Z kuşağı bireyler arasında Z kuşağı bireylerden kaynaklı anlamlı farklar olduğu gözlemlenmiştir. Bütün bu sonuçlardan yola çıkarak; çalışma hayatında bireylerin beklentilerini doğru anlayabilmek ve bu beklentilere cevap verebilmek adına kuşak gruplamaları yapılırken, bireyleri doğum yıllarına göre sınıflandırmaktan ziyade taşıdıkları kişisel özelliklere göre sınıflandırmanın daha uygun olacağı ortaya konmuştur. Kişisel özelliklere göre kuşaklara atanan bireylerin iş hayatından beklentileri incelendiğinde; iç kazanım, yönetsel ve istikrar faktörlerinde kuşaklara göre beklenti farklılıklarının olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda yönetim ve organizasyon çalışmaları yapılırken bireyler kişisel özelliklerine göre ait olduğu gruplarda değerlendirilmeli ve her grubun farklı beklentileri olduğu göz önünde bulundurularak bu beklentilere cevap verilecek çözümler planlanmalıdır.