Polen - İTÜ Akademik Açık Arşive Hoş Geldiniz


Polen, İstanbul Teknik Üniversitesi akademik ve idari personeli, öğrencileri tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak açık erişime sunar.

İTÜ Açık Erişim Sistemi, öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimizin uluslararası standartlara ve fikri mülkiyet haklarına uygun olarak ürettikleri kitap, makale, tez, ansiklopedi, sanat eseri gibi bilimsel ve sanatsal ürünleri sunmaktadır.


Supported by @SelenSoft Yazılım









No PovertyZero HungerGood Health and Well-beingQuality EducationGender EqualityClean Water and SanitationAffordable and Clean EnergyDecent Work and Economic GrowthIndustry, Innovation and InfrastructureReduced InequalitiesSustainable Cities and CommunitiesResponsible Consumption and ProductionClimate ActionLife Below WaterLife on LandPeace, Justice and Strong InstitutionsPartnerships for the GoalsAll SDG


DSpace'teki Bölümler

Koleksiyonlarına göz atmak için bir Bölüm seçin.

Şimdi gösterimde1 - 5 of 6

Yeni Eklenenler

  • Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim ,
    Şeffaf radyatif soğutma kaplamaları için inorganik çok katmanlı filmlerin tasarımı ve optimizasyonu
    (İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yazıcı, Habib; Zeytuncu Gökoğlu , Bihter; Çifçi, Osman Safa; 506221426; Malzeme Mühendisliği
    Dünyada sürekli artan enerji talebi ve küresel iklim krizi gibi problemler sürdürülebilir, ekonomik ve çevre dostu soğutma teknolojilerinin geliştirilmesi için temel motivasyon kaynağı olmuştur. Ekosistemin ve insan yaşamının devamlılığı için yeni yöntemlerin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Son yıllarda herhangi bir dış enerji kaynağına ihtiyaç duymadan pasif soğutma sağlayan radyatif soğutma teknolojileri üzerine yapılan çalışmalarda artış gözlemlenmektedir. Pasif radyatif soğutucu kaplamalar, 0.3-2.5 µm dalga boyu aralığında yüksek yansıtma özelliği göstererek güneşten gelen ısı enerjisinin soğurulmasını önemli ölçüde engeller, 8-13 µm dalga boyu aralığında kaplamalar yüksek emilim karakteristiğinden dolayı atmosfer geçirgenliğinin en yüksek olduğu spektrumda termal yayınım yapar. Pasif radyatif soğutucu kaplamaların şeffaf yüzeylerde kullanımı göz önünde bulundurulduğunda ise görünür bölge dalga boyu aralığı için (0.38-0.75 µm) geçirgenliğin yüksek olması gerekmektedir. Özetle, radyatif kaplama spektrumun spesifik aralıklarında farklı optik performans özelliği göstermesi gerekmektedir. Literatürde, pasif radyatif soğutucu kaplamalar ile ilgili çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaların önemli bir kısmında Polidimetilsiloksan (PDMS) gibi termal yayınım performansı yüksek polimer bazlı malzemeler kullanılarak 100 µm ve üzerindeki kalınlıklarda başarılı sonuçlar elde edilebilmiştir. PDMS yüksek kalınlıklarda kullanıldığında etkin bir performans gösterebildiğinden ötürü şeffaflık gerektiren uygulamalarda kısıtlamalara sebep olur. Ayrıca, PDMS gibi organik malzemeler UV radyasyonu ve sararma gibi problemlerden ötürü dayanım açısından dezavantaj oluşturmaktadır. Gümüş ise yüksek maliyetine rağmen yansıtıcı özelliğinden ötürü radyatif kaplamalarda sıklıkla tercih edilen malzemelerden biri olmuştur ancak dış ortama maruz kaldığında kısa sürede oksitlenme tehlikesi içermektedir. Literatür çalışmaları detaylı bir şekilde incelendiğinde mevcut problemler göz önünde bulundurularak, bu proje kapsamında radyatif soğutucu kaplamalarda kullanılmak maksadıyla inorganik ince film tasarım optimizasyonu yapılması amaçlanmıştır. Bu tez çalışması kapsamında, 2, 4, 6, 8, 10 ve 12 katmanlı konfigürasyonlarda en iyi performans gösteren inorganik ince film tasarımını belirlemek için optimizasyon çalışmaları yapılmıştır. Optimizasyon çalışmalarını gerçekleştirmede ağaç yapılı parzen tahminleyicisi yönteminden faydalanılmıştır. Algoritma kullanılarak her yeni denemede geçmiş veriler iyi veya kötü şeklinde sınıflandırarak belirtilen sınırlar ve koşullar çerçevesinde performansı geliştirici yönde optimum tasarımların belirlenmesi sağlanmıştır. Transfer matris yöntemi kullanılarak ince film tasarımlarının geçirgenlik, yansıtma ve termal yayınım performansının sayısal olarak modellenmesi amaçlanmıştır. Optimizasyon çalışmalarından gerçekçi sonuçlar elde etmek için ağırlıklandırma hesabı yaparak performanslar hesaplanmıştır. Şeffaf radyatif soğutucu kaplama uygulamaları için görünür bölgede yüksek geçirgenlik, solar bölgede yüksek yansıtıcılık ve atmosferik pencerede yüksek yayınımın olması gerekmesine rağmen bu durum her dalga boyunda aynı etkiye sahip değildir. Bundan dolayı, insan gözünün görme hassasiyeti, güneşten gelen ışığın enerjisi, atmosfer geçirgenliği, kara cisim ışıması gibi çeşitli etkenler her dalga boyunda farklı sonuç sağladığından hesaplamalara ağırlıklandırma yapılarak dahil edilmiştir. Ağaç yapılı parzen tahminleyicisi yöntemi her konfigürasyon için 20'şer defa çalıştırılmıştır. Her çalışma içerisinde 20.000 deneme yapılmış ve en iyi sonuçlar listelenmiştir. Algoritma katman kalınlığının belirlenmesi için 5-1000 nm aralığında bir tarama gerçekleştirmiştir. Proje çıktısı olarak şeffaf pasif radyatif soğutucu kaplama geliştirilmesi hedeflendiği için algoritma her deneme sonunda geçirgenliğin %70'den düşük olup olmadığını kontrol edip, bu eşiğin altındaki tasarımları geçersiz kılmıştır. Algoritma, malzeme seçimi için dielektrik, yarı-iletken ve metallerden oluşan 14 adet malzemenin bulunduğu bir havuzdan beslenmiştir. Tüm konfigürasyonlar için soğutma akısı grafiği çıkarılarak, her katmanın optimum sonucu veren tasarımı kıyaslanarak optimum sonucu veren tasarım belirlenmiştir. Ayrıca, üretimdeki olası hata payı göz önünde bulundurulduğunda optimum seçilen tasarımdaki katman kalınlıklarındaki değişimin performansı nasıl etkilediği Monte Carlo simülasyonu ile incelenmiştir. Son olarak da optimum tasarımın katmanlarındaki pürüzlülük miktarı arttıkça pusluluk oluşumuna ve performansından ne kadar sapma yaşanacağı değerlendirilmiştir.
  • Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim ,
    Exploring member experiences in choral communities to design a digital platform: A study with research through design approach
    (ITU Graduate School, 2026) Aydoğmuş, Gürkay; Gelmez, Koray; 502191907; Industrial Design
    This thesis examines participation in choral ensembles from an experiential perspective, exploring how participation is formed, incorporated, and sustained within collectively performed practices over time. Participation is approached in this context from a relational, experiential, and contextual standpoint. In this context, static, measurable, or outcome-oriented participation is not discussed. Choral ensembles, by their very nature, are engaged in collective production and simultaneously encompass various roles and responsibilities. Focusing on these ensembles at different levels of participation offers a unique context. In this respect, it focuses not only on musical production but also on organizational and coordination aspects, encompassing implicit practices, communicative and emotional dimensions. This study incorporates an insider's perspective, as the researcher pursuing the thesis is also an active member of a choir community. This position allows the researcher to gain insights that would be difficult for a researcher outside the community to obtain, while also providing opportunities to observe the community, engage in informal dialogues over a broad period, and access unspoken experiences. Limited to a specific community, this study aims to gain in-depth knowledge within a particular context without generalization, and to approach the experience of participation from different angles. The goal is to reach nuanced, established, and experientially acquired knowledge. In this study, design was used as a qualitative data generation method to investigate the experiential aspects of choir participation. Qualitative data were generated through multiple interconnected stages. The process began with an exploratory survey. A series of questions aimed at understanding general patterns, problem areas, and expectations related to the choir was posed to various choir communities. This stage was followed by a self-reflective diary study in which the researcher reflected on their experiences, insights, observations, and ideas throughout the early design explorations. Then, driven by the need to reconnect with his community, the researcher established an online messaging group on a platform already used by the community, to facilitate collective dialogues to reveal the routines and habits they had integrated into their daily lives. This stage was timed to coincide with the community's collaborative production, aiming to connect all points in the participation process, and an application was implemented that allowed participants to provide written reflections in real time. Finally, based on all the data, various design prototypes were created, participants from different roles were invited to semi-structured interviews, and dialogues were established through the designs to deepen understanding. The data converged into distinct patterns, and similar aspects began to emerge, forming several clusters when interpreted and analyzed in the context. This analysis ultimately illustrated five distinct themes related to experiential dimensions. In the first theme, the fragmentation of information across different channels and the resulting scattered resources and structures are explored as to how they affected participants' abilities in orientation, direction-taking, process-following, and self-positioning within the collective. The second theme reflected individuals' adaptations within the collective, their positioning within the collective practice alongside personal preparation processes, and the dynamic structure of this relationship. The third theme highlighted the extent to which participants' contributions, both musically and organizationally, were visible, how this remained visible or invisible within the collective awareness, and how this affected participants' sense of belonging and agency. The fourth theme addressed participants' ability to express themselves in relation to contextual and relational factors, as well as their willingness to ask questions or take initiative, under the headings of emotional security and conditions of expression. The fifth theme described routines, repetitions, and temporal fluctuations that influence the continuity of participation in the formation of collective order as temporal rhythms and sustainable involvement. Experiences often perceived as challenges, such as uncertainty, distance, invisibility, hesitation, or fluctuating participation, do not necessarily mean disengagement or failure. All of these reveal the variable and fluid nature of the involvement as a natural part of the process, functioning as transitional and adjustable conditions. Participation in the choir emerges as a flexible and evolving experience that does not follow a fixed line. This thesis aims to contribute to a deeper understanding of collective practice in choral communities by addressing participation as an experiential and relational phenomenon. It emphasizes the value of internal perspectives in revealing the implicit and latent aspects of participation and demonstrates how design-based research can function as a reflective tool for expressing collective experience. By highlighting the importance of sensitivity to experiential conditions, the study offers insights that can shed light on future design approaches within community-based and creative practice contexts.
  • Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim ,
    Integration of microfluidic chip with a microcontrol system for stabilization of the temperature for diagnosis of tuberculosis by loop mediated isothermal amplification
    (Institute of Science and Technology, 2017-12-24) Çavdar, Zeynep Burcu; Trabzon, Levent; 513141024; Nanoengineering and Nanoscience
    This Master thesis was supported by TUBITAK with project code of 115R002. Aim of this project is to reproduce isolated DNA from patient's phelgm by LAMP method with stabilized temperature by microcontroller on microfluidic chip and in case od success, this prepared microchip is aimed to be commercilized. This project has 5 main progresses: design, production and characterization of microfluidic chip with heating element and reaction chamber where reaction is occured, circuit of microcontroller design to control temperature, characterization and integration, preparation of biological mixture to fill reaction reservoir and optimization, filling prepared biological solution to the reaction reservoir in prototype and optimization of prototype according to data obtained and determination of shelf life of the prototype. In this thesis not only for microfluidic chip but also for microcontroller: production, design, modelling and characterization were done also analysis of the data obtained was interpreted.
  • Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim ,
    Üç kent, üç gerçeklik: Melbourne, Detroit ve İstanbul üzerinden planlı, plansız ve melez kentleşmenin ekosistem üzerindeki yansımaları
    (İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Azak, Salih Zeki; Yüzer, Mehmet Ali; 502931719; Kentsel Tasarım
    Karşılaştırmalı çerçevede ele alınan Melbourne, Detroit ve İstanbul'un kentleşme deneyimleri; planlama kapasitesi, ekonomik dönüşüm dinamikleri ve yönetişim araçlarının ekosistem üzerindeki etkilerini görünür kılan üç farklı kentleşme gerçekliği üretmektedir. Bu üçlü karşılaştırma, yalnızca mekânsal büyüme biçimlerini değil, aynı zamanda karar alma süreçlerinin kurumsallaşma düzeyi ile çevresel performans arasındaki ilişkiyi de ortaya koymaktadır. Kentlerin farklı sosyo-ekonomik ve politik bağlamları, planlama uygulamalarının etkilerini belirleyen kritik değişkenler olarak değerlendirilmektedir. Planlı kentleşmenin kurumsal süreklilik ve çevresel hedeflerle bütünleştiği Melbourne örneğinde yeşil altyapı, kentsel orman stratejileri, su duyarlı tasarım (WSUD) ve büyüme sınırı gibi araçların arazi kullanımını yönlendirdiği; böylece biyoçeşitlilik, su döngüsü ve mikroiklim üzerinde daha öngörülebilir ve iyileştirici sonuçlar doğurduğu tartışılmaktadır. Bu araçların bütünleşik planlama sistemi içerisindeki konumu, kentsel gelişmenin ekolojik eşiklerle uyumlu biçimde kontrol edilmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca Melbourne'de uzun vadeli çevresel vizyon ve katılımcı yönetişim mekanizmaları, planlama araçlarının etkili şekilde uygulanabilmesini desteklemekte ve kentsel ekosistemlerin korunmasını güçlendirmektedir. Bu yaklaşım, planlı kentleşmenin yalnızca mekânsal düzenleme ile sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği güvence altına alan kapsamlı bir yönetişim süreci gerektirdiğini göstermektedir. Buna karşılık Detroit, sanayi temelli hızlı büyümenin ardından yaşanan ekonomik çöküşle birlikte planlama boşluğunun derinleştiği; terk edilmiş alanlar, brownfield'lar, altyapı bakımındaki aksama ve banliyöleşme gibi süreçlerin habitat parçalanması, toprak–su kirliliği ve kentsel çevre hizmetlerinde kırılganlık yarattığı bir örnek sunmaktadır. Bu kırılganlık, kentsel toprakların yeniden kullanım süreçlerinde ortaya çıkan yönetişim zafiyetleri ile daha da belirginleşmektedir. Detroit örneğinde toplumsal eşitsizlikler ve ekonomik geri dönüşüm süreçlerindeki aksaklıklar, planlama eksiklikleriyle birleşerek kentsel ekosistemlerin iyileştirilmesini sınırlayan yapısal sorun alanları yaratmıştır. Bu durum, kentsel planlamanın sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarının birbirinden bağımsız ele alınamayacağını ve bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul ise tarihsel birikim, yoğun göç ve piyasa baskılarının planlı müdahalelerle aynı anda işlediği melez kentleşme karakteri üzerinden; merkezde görece planlı dönüşüm odakları ile çeperde hızlı ve parçalı büyümenin yan yana üretildiği, bu nedenle su havzaları ve orman kuşakları üzerinde baskıların arttığı, geçirimsiz yüzey genişlemesi ve ulaşım bağımlılığı gibi mekanizmalarla ısı adası ve çevresel eşitsizlik risklerinin yoğunlaştığı bir ekolojik gerilim alanı olarak değerlendirilmektedir. Bu süreçte mekânsal kararların çok aktörlü yapısı, planlama uygulamalarının bütüncül etkisini sınırlayan önemli bir değişken olarak öne çıkmaktadır. İstanbul örneği, planlı ve plansız süreçlerin eş zamanlı etkilerini deneyimleyerek kentsel mekânın çok katmanlı dinamiklerini anlamak için kritik bir örnek sunmaktadır. Bu bağlamda, parçalı müdahalelerin ekosistem üzerindeki baskıyı artırdığı ve sürdürülebilirliği zayıflattığı gözlemlenmektedir. Bu bütünlük içinde çalışma, kentleşmenin etkisini tek başına nüfus artışıyla değil; planlamanın kurumsallaşma düzeyi, arazi yönetimi–altyapı entegrasyonu ve ekosistem göstergelerine duyarlı politika sürekliliği üzerinden açıklamakta; özellikle İstanbul gibi hibrit örneklerde sürdürülebilirlik kapasitesinin, parçalı müdahaleler yerine bütünleşik planlama vizyonuna yakınsama ölçüsüyle belirlendiğini savunmaktadır. Bu yaklaşım, kentsel ekosistemlerin korunması ve geliştirilmesi için planlama pratiklerinin yalnızca mekânsal değil, yönetsel ve politik ölçeklerde de eşgüdüm içinde ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca bu analiz, farklı kentleşme modellerinin çevresel riskler ve fırsatlar üzerindeki etkilerini görünür kılmakta ve sürdürülebilir kent politikalarının geliştirilmesi için güçlü bir temel sunmaktadır. Böylece Melbourne, Detroit ve İstanbul örnekleri, planlamanın etkinliği ve yönetim kapasitesinin ekosistem performansı üzerindeki belirleyici rolünü net bir biçimde ortaya koymaktadır.
  • Item type:Yayın,
    Impact of reactive holdup on process configuration selection: Is a neat reactive distillation column possible for ethyl levulinate production process?
    (Elsevier bv, 2025-01-01) Devrim B. Kaymak; Kimya Mühendisliği Bölümü; Kaymak, Devrim Barış