Polen - İTÜ Akademik Açık Arşive Hoş Geldiniz
Polen, İstanbul Teknik Üniversitesi akademik ve idari personeli, öğrencileri tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak açık erişime sunar.
İTÜ Açık Erişim Sistemi, öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimizin uluslararası standartlara ve fikri mülkiyet haklarına uygun olarak ürettikleri kitap, makale, tez, ansiklopedi, sanat eseri gibi bilimsel ve sanatsal ürünleri sunmaktadır.

sonuçlar
Keşfet
DSpace'teki Bölümler
Koleksiyonlarına göz atmak için bir Bölüm seçin.
- İTÜ'de verilen bazı derslerin video kayıtlarını içermektedir.
- İTÜ'de yapılan akademik çalışmaları içermektedir.
- Çeşitli birimlerde yer alan arşiv koleksiyonunu içermektedir.
- Kurum içinde yapılan çeşitli sunumların çıktılarını içermektedir.
- Master Data
Yeni Eklenenler
Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim , Selenyum içeren camlarda selenyum kalıcılığının iyileştirilmesi ve renk kararlılığının kontrolü(Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026-06-10) Yaylacı, Elif Fagıye; Yavuz, Reha; 506231008; Kimya MühendisliğiCam renklendirme süreçleri; renk verici iyonlar arasındaki etkileşimler, camın kimyasal bileşimi, fırın atmosferi ve ergitme koşulları gibi çok sayıdaki parametreye bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Soda-kireç-silika esaslı camlardaki renk oluşumu, çoğunlukla düşük konsantrasyonlarda ilave edilen geçiş metali iyonlarının cam matrisinde iyonik olarak çözünmesi ve ergitme süreci boyunca homojen olarak dağılmasıyla gerçekleşmektedir. Bu iyonların camın optik özellikleri ve renk oluşumu üzerindeki etkileri, iyonun oksidasyon basamağı ve ergitme atmosferinin özellikleri gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Cam renklendirmesinde renk verici bileşenlerden birisi olarak kullanılan selenyum, diğer renk verici iyonlarla etkileşimi sayesinde pembe, füme ve bronz renk tonlarının elde edilmesinde kullanılmakta olup aynı zamanda fiziksel bir renksizleştirici olarak istenmeyen renk tonlarının giderilmesine de katkı sağlamaktadır. Selenyumun camdaki renklendirme davranışı, sahip olduğu (-2, 0, +2, +4 ve +6) farklı oksidasyon türlerinin cam içinde bulunduğu konsantrasyonlarına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Se-2, Se+4 ve Se+6 formları, renksiz etki göstermekte iken, Se0 formu camda pembe renk tonlarının oluşmasına neden olmaktadır. Hafif indirgen koşullarda demir iyonlarıyla etkileşimi sonucu oluşan FeSe türleri ise, camın kırmızı-kahverengi renkte görülmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, ergitme süreci boyunca harmana eklenen selenyumun büyük bir kısmı SeO2 formuna dönüşerek ergitme ortamından buharlaşarak uzaklaşmaktadır. Bu durum, başlangıçta hedeflenen selenyum miktarının cam yapı içerisinde arzu edilen düzeyde tutulmasını zorlaştırmakta olup hem renk kontrolünü hem de üretim verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Selenyumun farklı oksidasyon türlerinin farklı renk etkilerine sahip olması ve ergitme sürecinde değişkenlik gösteren atmosfer, sıcaklık, hammadde nemi ve fırın çekişi gibi koşullardan etkilenmesi, özellikle seri üretimlerde renk kararlılığının korunmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, selenyumun cam içerisindeki kalıcılığını artırmaya yönelik yöntemlerin araştırılması, hem istenen renk kontrolünün sağlanması hem de yüksek maliyetli bir hammadde olan selenyumun uçuculuk kaynaklı kayıplarının azaltılması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında, oksitleyici özellik gösteren sodyum nitrat (NaNO3), mangan dioksit (MnO2) ve seryum oksit (CeO2) bileşiklerinin ağırlıkça farklı miktarlardaki kullanımı ile bu bileşiklerin NaNO3 - MnO2 ve NaNO3 - CeO2 olmak üzere farklı miktarlardaki kullanım kombinasyonlarının, selenyum kalıcılığı ve cam rengi üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmalarda selenyum kaynağı olarak çinko selenit (ZnSeO3) hammaddesi kullanılmıştır. Ayrıca, çeşitli selenyum kaynakları farklı oksidasyon seviyelerinde selenyum içermekte olduklarından, farklı saflıklardaki elementel selenyum (%99,5 ve %99,9), sodyum selenit (Na2SeO3) , selenyum dioksit (SeO2), selenyum sülfit (SeS2) ve sodyum selenat (Na2SeO4) hammaddelerinin camda yüzdesel selenyum kalıcılığına etkileri de incelenmiştir. Laboratuvar ortamında, soda-kireç-silika cam sistemi esaslı 100 gram cam elde edilecek bir biçimde harmanlar hazırlanmıştır. Hazırlanan harmanlar 1450 °C sıcaklığında 3 saat ergitilmiş ve tavlanmıştır. Ardından numuneler karakterizasyon işlemlerine uygun bir biçimde hazırlanmıştır. Hazırlanan cam numunelerinin renk parametreleri ölçümleri, Perkin Elmer Lambda 950 UV-Vis-NIR Spektrofotometre ile kimyasal bileşimleri de, X-Ray floresan (XRF) spektrometresi ile analiz edilmiştir. Belirlenen bazı numuneler özelinde selenyumun oksidasyon seviyelerini belirlemek amacıyla Hidrür Üretimli Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi (HGAAS) yöntemi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneyler, cam harmanına ağırlıkça artan oranlarda NaNO3 eklenmesinin, selenyumun cam yapısı içinde tutulma oranını genel olarak artırmakta olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, NaNO3 miktarındaki artışın, camdaki Fe+2 iyonları ile camın redoks oranını [(Fe+2/∑Fe2O3)*100] ve FeSe oluşumunu azalttığı hususları da belirlenmiştir. NaNO3 bileşiğinin NOx emisyonlarına yol açmakta olması nedeniyle, söz konusu bileşiğe alternatif olarak değerlendirilen MnO2 bileşiğinin, artan miktarlardaki kullanımının selenyum kalıcılığını genel olarak düzenli bir biçimde artırdığı belirlenmiştir. Ayrıca MnO2 miktarındaki artışın Fe+2 iyonları ile camın redoks oranını düşürdüğü ve %0 - %0,80 aralığında FeSe oluşumunu azaltmakta olduğu tespit edilmiştir. Renk üzerinde yapılan değerlendirmelerde, %0 - 0,80 aralığındaki artan MnO2 ilavesinin, cam rengini yeşil tonlara doğru kaydırmakla birlikte, %1,00 değerindeki bir MnO2 seviyesinde, absorbans spektrumunda 490 nm dalga boyunda belirginleşen ve Mn+3 iyonlarının varlığıyla ilişkilendirilen pikin etkisiyle, rengin kırmızı-sarı bölge yönüne doğru hareket ettiği belirlenmiştir. % esaslı geçirgenlik spektrumu bağlamında, MnO2 oranının %0 - 0,80 aralığında arttıkça görünür bölge ışık geçirgenliğinde yükseliş, %1,00 MnO2 seviyesinde ise hafif bir düşüş gözlemlenmiştir. FeSe kompleksinin ve camın redoks oranının azalmasıyla birlikte selenyum kalıcılığındaki gözlemlenen artışın, selenyumun oksidan (renksiz, Se+4 ve Se+6) formlarına dönüşmesiyle ilişkili olabileceği tahmin edilmektedir. Bu durumun ortaya konulabilmesi amacıyla da, ağırlıkça sabit miktarda NaNO3 içeren ve benzer selenyum kalıcılığına sahip %0,10 ve %0,50 MnO2 katkılı iki adet cam numunesi belirlenmiştir. Numuneler üzerinde gerçekleştirilen HGAAS analizleri, %0,50 MnO2 içeren numunenin Se+4 ve Se+6 formlarını daha fazla oranda içerdiğini ortaya koymuştur. Gerçekleştirilen çalışmalarda aynı oranlarda NaNO3 ve MnO2 içeren cam numunelerinin redoks oranları karşılaştırıldığında, MnO2 bileşiğinin camın redoks oranını daha fazla düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, NaNO3 içeren harmanlarda MnO2 miktarının değiştirilmesi hususu da incelenmiştir. Bu bağlamdaki değişimler, selenyum kalıcılık yüzdelerinde belirgin bir artış veya azalış eğilimi göstermemiştir. NaNO3 ve MnO2 bileşiklerinin oksitleyici katkı maddeleri olarak kullanılmasıyla selenyum kalıcılığını arttırdığının görülmesi üzerine, benzer oksitleyici özelliklere sahip CeO2 bileşiğinin etkisi de araştırılmıştır. Elde edilen bulgular, CeO2 miktarının artmasıyla birlikte selenyum kalıcılığının bazı seviyelerde benzer düzeylerde olmakla birlikte, genel olarak artış eğilimi gösterdiğini ortaya koymuştur. CeO2 katkılanma miktarındaki artışın, camdaki Fe+2 iyonları ile camın redoks oranını ve FeSe oluşumunu azaltmakta olduğu belirlenmiştir. Ağırlıkça sabit miktarda NaNO3 içeren harmanlarda CeO2 miktarındaki değişim, selenyum kalıcılığında belirgin bir artış veya azalış eğilimi oluşturmamıştır. Belirlenen bazı seviyeler esaslı, NaNO3, MnO2 ve CeO2 bileşiklerinin selenyum kalıcılığına etkileri karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde, NaNO3 bileşiğinin selenyum kalıcılığını tekil olarak belirgin biçimde artırdığı gözlemlenmiştir. MnO2 bileşiğinin, seçilen seviyede NaNO3'e yakın bir etki sağladığı ve MnO2 + NaNO3 kombinasyonunun da, MnO2'nin tekil etkisiyle büyük ölçüde benzer sonuç verdiği belirlenmiştir. CeO2, tek başına selenyum kalıcılığını artırmakla birlikte, etkisi diğer oksidan maddelere kıyasla daha sınırlı kalmıştır. CeO2 + NaNO3 kombinasyonu durumunda ise, kalıcılık değerlerinin NaNO3 içermeyen CeO2 serilerine göre daha fazla arttığı belirlenmiştir. Son olarak, farklı oksidasyon basamaklarındaki selenyum kaynaklarının kalıcılık üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmalar sonucunda, en yüksek selenyum kalıcılığı, en düşük redoks oranına ve en yüksek geçirgenliğe sahip Na2SeO3 ile hazırlanmış camda elde edilmiştir. Buna karşın en düşük kalıcılık, en yüksek redoks oranına ve en düşük geçirgenliğe sahip SeS2 kullanılan numunede elde edilmiştir. Bu bulgular ışığında, farklı selenyum kaynaklarıyla hazırlanan numunelerin kalıcılık değerlerinin kullanılan kaynak türüne bağlı olarak değişmekte olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Gelecekteki çalışmalarda, cam içinde bulunan selenyumun oksidasyon seviyelerinin belirlenebilmesi için EPR, XANES ve iyon kromatografisi gibi gelişmiş analiz yöntemleri kullanılabilir. Bunun yanı sıra farklı oksidan katkı türleri ve seviyeleri ile çeşitli selenyum bileşiklerinin ayrıntılı olarak incelenmesinin, sonraki araştırmalara yön verebileceği düşünülmektedir.Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim , Jet in supersonic cross-flow(Graduate School, 2026-06-03) Kişi, Buse; Çelik, Bayram; 511211158; Aeronautics and Astronautics EngineeringLateral jet injection into supersonic crossflow is a complex problem that has been studied for many years due to critical engineering applications such as trajectory-attitude control, which enables high maneuverability in the atmosphere for missiles, and increasing the fuel-air mixture quantity and combustion efficiency in hypersonic air-breathing scramjet engines. The three-dimensional flow structures resulting from the interaction of the supersonic crossflow with the injected jet, the pressure areas in the upstream and downstream regions of the jet, shock wave interactions, and flow separation and recirculation regions are among the fundamental phenomena that need to be physically characterized. In this study, the flow field resulting from the injection of a sonic jet placed on a flat plate into a supersonic flow at Mach 5 was investigated numerically in three dimensions. In the validation process of the numerical model, validation studies were carried out using OpenFOAM software, referencing the experimental study conducted by Kovar and Schülein (2006). In computational fluid dynamics (CFD) analyses, the mesh was created with the SnappyHexMesh utility of OpenFOAM, in the modeling of turbulence, the Time-Dependent Reynolds-Averaged Navier-Stokes (URANS) equations were solved using the k-omega SST model, and the data were evaluated based on time-averaged results. In this study, the effects of changes in angle of attack on flow structures, the relationships of these changes with the freestream Mach number were investigated with a comprehensive parametric analysis. As a result of the analyses, the effects of increasing angle of attack and decreasing Mach number on the penetration of the jet flow into the freestream have been identified; the physical changes occurring in shock structures and separation regions due to this situation were interpreted. The visualized flow contours reveal that the location of the separation region formed in front of the jet, the physical form of the bow shock and barrel shock, and the vortex structures developing behind the jet exhibit a systematic differentiation depending on the changing aerodynamic parameters. According to the analysis results, the increase in jet penetration resulting from increasing angle of attack and decreasing Mach number leads to the shock structure spreading over a wider region. In connection with this phenomenon, it has been observed that the structural form of the jet core undergoes expansion and a more bending in the main flow direction. Examining the distribution of high Mach regions within the flow field reveals that this parametric change leads to a more homogeneous velocity structure and minimizes the blocking effect of the jet on the supersonic cross-flow. During this process, a decrease in the intensity of the reverse pressure gradient, the fundamental mechanism starting the separation, has been observed. As a result of the weakening pressure gradient, the intensity of the separation on the boundary layer is decreased, and the separation region physically moves further upstream from the jet exit location. This demonstrates that the change in angle of attack systematically affects not only the propagation of the jet but also the stability of the boundary layer on the plate. Although the flow field in supersonic flow and lateral jet interactions has traditionally been studied using two-dimensional visualizations, advanced three-dimensional visualization methods have been used to more comprehensively analyze the three-dimensional topology of complex structures in this region. Fundamental flow phenomena such as bow shock, barrel shock, and shear layer were isolated from the complex structure of the flow field and obtained in volumetric form, due to the scalar-based methodology developed in the numerical study. The volume of the shear layer was calculated from these volumetric data, thus determining the effects of different flow conditions on the mixture volume. Two different normalization studies were conducted to enable a physically meaningful comparison of these volumetric data; this aimed to provide comparable and reliable references for similar studies in the literature. In addition, the complex vortex topologies within the flow field were systematically investigated by using the Q-criterion method, and a structural comparison was made for all study conditions. In particular, in the baseline scenario at Mach 5 and an angle of attack of 0 degree freestream, the combination of two-dimensional surface streamlines and three-dimensional iso-surfaces has been examined in detail; thanks to this approach, the characteristic aerodynamic structures in the flow field have been verified.Item type:Öğe, Erişim durumu: Açık Erişim , Gemilerin boyuna mukavemetinin Loyd kuralları karşılaştırılarak incelenmesi(Fen Bilimleri Enstitüsü, 1990-02-02) Doğru, Hasan; Savcı, Mesut; 019428; Gemi MühendisliğiGünümüzde bir seferde daha çok yük taşıma problemi, gemilerin büyümesine, dolayısıyla da boylarının uzamasına sebep olmuştur. Bu durumda gemilerin enine mukavemeti kadar boyuna mukavemeti de çok önem kazanmaktadır. Bu çalışmada ilk önce gemilerin boyuna mukavemeti teorik olarak anlatılmıştır. Burada kabul edilen dalga sistemleri, geminin bu dalga sistemindeki konumları ve sonuçları, gemi üzerindeki ağırlık gurupları ve dağılımı, sephiye eğrisinin elde edilmesi, yük, kesme kuvveti ve eğilme momenti eğrilerinin elde edilmesi ve karaktercikleri, gerilme ve sehim değerleri ve gemi üzerindeki maksimum kesme kuvveti ve eğilme momenti için yaklaşımlar verilmiştir. Daha sonra, sınıflandırma kuruluşlarından Det Norska Veritas, American Bureau of Shiping, Germanisher Lloyd ve Nippon Kaiji Kyokai' nın boyuna mukavemet için vermiş olduğu en son kriterler incelenmiş ve birbirleriyle karşılaştırılmışlardır. Ardından, örnek gemi olarak alınan 18,000 DWT' luk BOLÜ (-B- Sınıfı) gemisinin, seçilen yükleme durumu için, sınıflandırma kuruluşlarının belirlemiş olduğu kriterlere göre boyuna mukavemet değerleri hesaplanmıştır. Boyuna mukavemet hesabı için bir bilgisayar programı yapılmış ve aynı programla seçilen örnek gemiye ait, önceden belirlenmiş olan yükleme durumu için, kesitlerdeki kesme kuvvetleri, eğilme momentleri ve gerilme değerleri hesaplanmıştır. Program, bu hesap yönteminde kullanılan standart değerlerle sınırlı kalmamış, kullanım sahasını genişletmek amacıyla gemi yapısına ve dalga formuna ait değerlerin girilmesine de imkan vermiştir. Ayrıca, program, çabuk ve yaklaşık değerler elde etmek isteyen kullanıcılara da kolaylık sağlamak amacıyla gemi üzerindeki kesit atalet momenti dağılımı eğrisi ve dalga profili eğrisi gibi değerlerin standart durumlarını da kullanıcıya seçenek olarak sunmaktadır. Sonuç olarak, 18,000 DWT'luk BOLÜ gemisinin sınıflandırma kuruluşlarına ve yapılmış olan boyuna mukavemet programına göre hesaplanan boyuna mukavemet değerleriyle bir arada sunulmuş ve sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır.Item type:Yayın, Erişim durumu: Sadece Metadata , Application of liquid-liquid microextraction techniques for trace level determination of organic/inorganic analytes in biological, medical, environmental and forensic samples(Elsevier bv, 2025-01-01) Dotse Selali Chormey; Sezin Erarpat Bodur; Elif Öztürk Er; Buse Tuğba Zaman; Süleyman Bodur; Meltem Şaylan; Gamze Dalgıç Bozyiğit; Hakan Serbest; Sezgin BakırdereItem type:Yayın, Erişim durumu: Sadece Metadata , An application of categorizing textual consumer complaints using multiclass classification methods(Elsevier bv, 2025-01-01) Alperen, Necati; Endüstri Mühendisliği Bölümü