FBE- Proje ve Yapım Yönetimi Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 149
  • Öge
    Endüstri yapıları sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta boy inşaat firmalarında kriz deneyimlerinin örgütsel dirençliliğe etkileri
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Kökçü, Tansu ; Acar, Emrah ; 633595 ; Proje ve Yapım Yönetimi
    Tez çalışmasında; Türkiye'de inşaat sektöründe alt yüklenici olarak faaliyet gösteren küçük ve orta büyüklüklerdeki işletmeler'in (inşaat KOBİ'lerinin) kriz algıları, kriz durumlarını yönetebilecek dirençliliğe nasıl sahip oldukları, işletme sahiplerinin liderlik özelliklerinin bu süreçle ilişkisi ve yaşanan kriz deneyimlerinin, 'örgütsel dirençliliğe' ('organizational resilience') dönüşmesi süreci incelenerek, örgütsel dirençlilik literatürüne katkı sağlanması amaçlanmıştır. Örgütsel dirençlilik, karmaşık ve birbirine bağlı bir sistemde kuruluşların genel durum farkındalığının ('situation awareness'), temel incinebilirliklerin ('vulnerabilites') ve uyarlanabilir kapasitenin ('adaptative capacity') bir fonksiyonudur. Bu fonksiyonlar sağlamlık ('robustness'), iyileşme ('recovery'), beceriklilik ('resourcefulness'), çeviklik ('agility'), cevap verme yetenekleri ('responsiveness') gibi fonksiyonlar tarafından beslenmelidir. İyileşme örgütün hayatta kalmasını, uyum ve dönüşüm örgütün sürdürülebilir hayatını temsil eder. Bu çalışma; inşaat KOBİ'lerinin ölçekleri, kaynak kısıtlamaları ve kendilerine özgü ekosistemleri ile krizler karşısında kırılgan nitelik taşıyan yapılarını dirençli hale getirecek dönüşümlerinde hangi parametreleri hayatlarına uyarladıklarını/uyarlamaları gerektiğini gözlemlemek üzerine yapılmıştır. Çalışmada yöntem olarak 'çoklu vaka etüdü' uygulanmış, inşaat sektöründe alt yüklenicilik deneyimi bulunan 8 firma ile 13.02.2020 ve 28.04.2020 tarihleri arasında derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeye katılan 8 firmanın 3 tanesi zaman zaman ana yüklenicilik de yaptığını belirtirken, firmaların tümü direkt işveren/yatırımcıya da işler yapmaktadır. Kimi firmalar ikincil işler olarak proje tasarımı, makine kiralama gibi işler de yaparken, 1 firma uygulamasını yaptıkları ürünlerin üretimini de yapmakta, bu yönüyle sanayicilik misyonu da bulunmaktadır. 8 firmanın 4 tanesi orta ölçekli, 2 tanesi küçük ölçekli, 2 tanesi mikro ölçekli firmadır. Firmaların tümü son dönemde özel sektörde iş yapmaktadır. 8 firmanın 7 tanesi yoğunlukla endüstri yapıları alanında özelleşmiş firmalardır. Proje işverenleri genellikle yerel yatırımcılardan oluşmaktadır. Saha araştırması sırasında inşaat KOBİ'lerinin sahip-yöneticileri ile yapılan derinlemesine görüşmeler sırasında uygulanan araştırma protokolü soruları, EKLER bölümü EK-A' dan incelenebilir. Görüşmelerden 7 tanesi yüz yüze, 1 tanesi telefon yolu ile yapılmıştır. Görüşme süresi bir firma için yaklaşık olarak 1-1,5 saat arasındadır. Görüşme öncesinde firma sahibi çalışmanın amaçları, aşamaları hakkında bilgilendirilmiş, katılımcı ve şirket künye bilgilerini ve araştırma kapsamında araştırılmakta olan liderlik özelliklerini tayin edebilmek için Opoku ve diğ., 2015 çalışmasından alınmış olan likert ölçeğinde hazırlanmış 18 ifadelik liderlik testini doldurabilmesi için bir form paylaşılmıştır. Görüşme sürecinin sonunda oluşturulacak ve araştırmaya dahil edilecek belgelerde kuruluşun anonim olarak bir numara veya kod ile belirtileceği ifade edilerek, ses kaydı için izin alınmıştır. Görüşme sonrası kayıtlar deşifre edilmiştir. • İş çevresindeki potansiyel tehditler ve fırsatlar, • Şirketin sıklıkla ilişki kurduğu paydaşlar, kurulan ilişkinin tanımı, • Çevrede sıklıkla yaşanan krizler ve şirketlerinin bu krizlerden nasıl etkilendiği, • Şirketin sıklıkla deneyimlediği kriz türleri ve sebepleri, • Şirketin karar vermesini etkileyen duruşunun ne olduğu, • Kriz durumlarına karşı ne tür tedbirler alındığı, • Kriz süresince şirketin davranış şekli, • Kriz sonrası süreçte krizden neler öğrenildiği ve öğrenilenlerin nasıl uygulandığı, • Alt ve üst bağlamlarda dirençliliğin nasıl sağlandığı, yapılan katkılar sorulmuştur. Elde edilmiş verilere göre tespit edilen kriz algısı % 100 oran ile ekonomik krizdir. Politik kararlardan ve düzenlemelerden kaynaklanan kur değişimleri, enflasyon ve yatırımlardaki daralmalar ekonomik krizin başlıca nedenleri olarak algılanmaktadır. Türkiyede görülen ilk Korona vakasına kadar -11.03.2020- görüşme yapılan ilk 6 firma pandeminin ekonomik kriz ile sonuçlanacağından bahsetmemiştir. Katılımcılar potansiyel tehditlere karşı aldıkları ekonomik ve finansman tedbirlerden bahsetmiş; kimisi kredi kullanmamayı ve ekonomik krize borçlu olarak girmemeyi bir önlem olarak görürken kimisi bankalar ile ilişkilerini iyi tutarak önlem aldıklarını belirtmiştir. Tüm firmalar kurumsal firmalar ile çalışarak iş sürekliliğini sağlamayı kriz yanıt stratejisi olarak görmektedir. Hemen hemen tüm firmalar esnek yapılarının kriz durumlarına karşı avantaj yaratacağını belirtmiştir. Yanıtlayıcı firmaların ilişki ağlarındaki aktörler yoğunluklu olarak ana yüklenici, alt yüklenici, işveren/yatırımcı, proje yönetim ofisleri, tasarım grupları ve tedarikçilerden oluşmaktadır. İnşaat KOBİ'lerinin kriz kaynağı olarak değerlendirdiği en önemli 2 paydaşdan biri işveren/yatırımcıdır. Ödeme problemleri, işverenin bilgi eksikliği, kapsamdan sapma, zaman baskısı, yanlış kişi ya da kurumların danışman ya da tasarımcı olarak seçilmesi, kötü niyet, sözleşmede ağır finansal koşullar ile tüm riskin ana yükleniciye-dolaylı olarak da alt yükleniciye- yüklemesi, işveren/yatırımcı ile yaşanan krizlerin başlıca nedenleri olarak belirtilmiştir. İşverenlerin sözleşmelerde finansal riski büyük oranda ana yükleniciye yüklemesi, ana yüklenicinin de riski kendi alt-sözleşmelerinde alt-yüklenicilere pay etmesi alt yüklenicileri finansal olarak zorlamaktadır. Çözüm olarak teminat mektuplarının % oranlarının düşürülmesi önerilmiştir. Farklı sektörlerden işverenlerin inşaat sektörünü yeterince tanımamaları da bir diğer kriz nedeni olarak görülmektedir. İnşaat KOBİ'lerinin kriz kaynağı olarak değerlendirdiği en önemli 2 paydaşdan diğeri ana yüklenicidir. Ödeme problemleri, teknik ve yönetim becerileri bakımından yeterlilikleri, tahhütlerini yerine getirmemeleri, finansal risklerin alt yüklenicilere yüklenmesi ve alt yüklenici seçimlerinin salt maliyet kaygıları ile yapılması ana yükleniciler ile yaşanan krizlerin başlıca nedenleri olarak gösterilmiştir. Kriz kaynağı olarak değerlendirilen bir diğer paydaş finans kurumlarıdır. Bankaların KOBİ'ye destek adı altında yürüttükleri reklamların gerçeği yansıtmadığı, kredinin destek anlamına gelmeyeceğini belirtmişlerdir. Ticari kaygılar ile iş yapan rakip firmalar eleştirilmiş ve düşük fiyat ile iş alarak sektörde kaliteyi düşürdükleri, kendilerinden de düşük fiyat ile iş yapılmasının beklendiği belirtilmiştir. Kötü niyetli ana yükleniciler ve eski çalışanların açtığı işçi davaları nedeni ile dolandırıcılığa maruz kaldıklarını ve Türkiye'deki mahkeme süreçlerinin uzun ve yorucu olması sebebi ile hak arayışlarından çoğunlukla vazgeçtiklerini belirtmişlerdir. Bu kapsamda kriz kaynaklarından birisi de hukuk sistemindeki yanlışlıklar olarak gösterilmiştir. İnşaat KOBİ'lerinin kriz sırasındaki davranışları incelendiğinde referansa verdikleri önem nedeni ile zararına da olsa hizmet sunmaya devam etme eğiliminde oldukları, iç ve dış paydaşlarla iletişimi yoğunlaştırdıkları görülmüştür. Teknik/hukuki konularda dış kaynak kullanımı artarken, finans kurumlarına karşı güvensizlikleri nedeni ile finansal dış kaynak kullanımında görüşleri ikiye ayrılmaktadır. Nitelikli personelin kolay yetişmediği belirtilerek çekirdek kadrodan kriz döneminde bile vazgeçilmediği yüksek oranda gözlemlenmiştir. Firmalar değişen ortam şartlarına esnek yapıları sayesinde kolay uyum sağlayabildiklerini belirtmişlerdir. Alt yüklenicilerin incinebilirliklerinin farkında olduğu fakat iş kaybetmemek için bazı riskleri kabullendikleri gözlemlenmiştir. 2 firma çok fazla büyümeyi hedeflemediklerini, sahip-yöneticiler olarak kendilerinin hakim olabileceği iş sayısının üzerine çıkmayı tehlikeli bulduklarını belirtmişlerdir. Firmalar kriz süresince uyum sağlama yeteneğine önem verdiklerini belirtmişlerdir. Firmalar yaşadıkları dolandırıcılık olayları nedeni ile ve iş sürekliliğini sağlayabilmek için iş ortağı konusunda seçici olmaya önem vermektedirler. Strateji olarak kurumsal firmalar ile çalışılması amaçlanmaktadır. İnşaat sektörünün dinamikleri gereği personel kaynaklarının yedekte tutulmasına olumlu bakılmamaktadır. Çalışan, sektör ve toplumun dirençliliğine yapılan katkılar sorulduğunda bir firma bir dernek aracılığı ile sektörün güçlenmesine katkı yaptığını, 2 firma Türkiye'de yaşanan depremler sonrası deprem bölgelerinde gönüllü ekiplere katıldıklarını belirtmişlerdir. Yapılan görüşmelerden edinilen izlenim, KOBİ'lerin deneyimledikleri krizleri bir sonraki projelerinde öngörü olarak kullanırken deneyimlemedikleri krizler için acil durum yönetimi planlamaları bulunmadığı yönündedir. Bu gözlem KOBİlerin proaktif yaklaşımdan ziyade reaktif yaklaşım gösterdikleri gerçeği ile örtüşmektedir. İşverenlerin inşaat sektörüne dair bilgi eksikliğinin bulunması sebebi ile hem üretim hem inşaat sektörünün dinamiklerine hakim bir işveren temsilcisinin aradaki diyalogu daha anlaşılır şekilde yönetebileceği gözlemlenmiştir. Disiplinler arası eğitimli iş gücü hem işverenin ihtiyaçlarını daha rahat belirtmesine hem de inşaat gruplarının işveren ihtiyaçlarını daha kolay anlamasına yardımcı olacaktır. Firmaların kendi çalışanlarının dirençliliklerini artırmaları, dernekler vb. yapılar aracılığı ile örgütlenerek daha kaliteli bir sektör için destek vermeleri, toplumsal anlamda sosyal sorumluluk projeleri yürüterek hem topluma destek vermeleri hem de kendi pazarlama işlevlerini yerine getirmeleri, böylece çift taraflı kazanç sağlanabileceği gözlemlenmiştir. Hukuk sistemi, inşaat sektörünün dinamiklerini ve geçmiş dolandırıcılık vakalarındaki sorunların kök nedenlerini çözmeden inşaat sektöründe alt yüklenicilerin piyasada zarar görmelerinin önüne geçilmeyeceği gözlemlenmiştir. İnşaat KOBİ'lerinin sahip-yöneticilerinin işlemsel ve stratejik liderlik tarzı sergiledikleri görülmektedir. Anahtar sözcükler: Proje ve Yapım Yönetimi, Küçük ve Orta Büyüklüklerdeki İşletmeler (İnşaat KOBİ'leri), Örgütsel Dirençlilik, Kriz Yönetimi, Kriz Dirençliliği
  • Öge
    Türkiye ve KKTC'deki proje ve yapım yönetimi yüksek lisans programlarının karşılaştırmalı değerlendirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-01-24) Aydın, Murat ; Yaman, Hakan ; 502121416 ; Proje ve Yapım Yönetimi ; Project and Construction Management
    Türk inşaat sektörü ve firmaları ulusal ve uluslararası alanda önemli taahhüt işlerine imza atmaktadır. Türk inşaat firmaları, sektördeki yetişmiş insan gücünü ve teknik birikimi kullanarak, girişimci yapıları ve risk alabilme kabiliyetleri ile dünyanın en büyük inşaat firmalarının yer aldığı rekabet ortamında önemli bir konum elde etmiştir. İnşaat firmaları arasındaki rekabetin artmasıyla, firmalar içinde etkin, güncel, verimli ve en iyi yönetim tekniklerini kullanma gereksinimleri artmıştır. Böylece, inşaat firmalarında çalışan proje ve yapım yöneticilerinin hem teknik hem de yönetim bilgileriyle donatılmış ve eğitilmiş olmaları gerekmektedir. Bu durum, inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların yönetici konumunda görev alacak yeni mezunlarda yeterli proje ve yapım yönetimi bilgi ve becerilerinin aramasını gerektirmiştir. Bu çalışmada, Türk inşaat sektöründe özellikle mimarların ve inşaat mühendislerinin etkin olduğu proje ve yapım yöneticilerinin öğretim gördükleri proje ve yapım yönetimi yüksek lisans programları hakkında bilgi edinilmesi, yüksek lisans programlarının karşılaştırılması, kümelendirilmesi, Türkiye ve KKTC'deki genel durumun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 2013 yılı sonuna kadar erişilebilen mevcut proje ve yapım yönetimi yüksek lisans programları incelenmiş, proje ve yapım yönetimi yüksek lisans programlarının mevcut güncel durumu sergilenmiştir. Tez kapsamında: 1. Bölüm'de: Tezin yöntemi, kapsamı ve amacı açıklanmıştır. 2. Bölüm'de: Türkiye ve KKTC'deki proje ve yapım yönetimi yüksek lisans programları hakkında bilgi verilmiştir. Araştırma sonucu 16 adet yüksek lisans programı bulunmuş, öncelik olarak web sitelerindeki bilgiler kullanılmıştır. Yurtdışındaki ve Türkiye'deki Proje ve Yapım Yönetimi'nin tarihi incelenmiş, geçmişten günümüze nasıl geliştiği hakkında bilgi verilmiştir. 3. Bölüm'de: Türkiye ve KKTC'deki proje ve yapım yönetimi konu alanında faaliyet gösteren yüksek lisans programlarının içerikleri 18 adet ortak başlıklarıyla ele alınmıştır. Değerlendirme sonucunda ulaşılan nesnel ve ayrıntılı bilgiler tezin bir sonraki bölümündeki gruplandırma ve kümelendirme işlemleri için ön bilgi, veri kaynağı oluşturmuştur. Her başlık altında o başlığa ait bilgilere göre karşılaştırma yapılmış, çizelgeler oluşturulmuş, sonuçlar için anlatımı kolaylaştıran şekiller kullanılmıştır. 4. Bölüm'de: Yüksek lisans programları gruplandırma ve kümeleme çalışmasına tabi tutulmuştur. 348 başlık altında verilen dersler gruplandırılarak sırasıyla, 282 adet Ders Adı, 121 adet Ders Konusu, 33 adet Ders Bilgi Alanı ve 8 adet Ders Bilgi Grubu oluşturulmuştur. Kümeleme sonucu 5 adet yüksek lisans program kümesi ve 5 adet ders kümesi oluşturulmuştur. Bu kümeleme analizi işlemi Aggloremative Hierarchical Clustering (AHC) metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. AHC işlemi için MS Excel programı içinde kullanılabilen XLSTAT 2013 istatistik programı kullanılmıştır. 5. Bölüm'de: Türkiye ve KKTC'deki proje ve yapım yönetimi konu alanında faaliyet gösteren yüksek lisans programlarının mevcut durumu değerlendirilmiş ve öneriler sunulmuştur.
  • Öge
    Türkiyede BIM tabanlı yapım projelerinin tasarım süreçlerinin ıpd ile ilişkilendirilmesi analizi ve proje süreç matrisine adaptasyonu
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-07-02) Çileli, Elif ; Taş, Elçin Filiz ; Proje ve Yapım Yönetimi Programı
    Dünyada tüm sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de dijitalleşme ve entegre çalışma düzeni ihtiyaç haline gelmiştir. Yapım projelerinde entegre çalışma düzeni son yıllarda IPD –(Integrated Project Delivery); Türkçesi ile Bütünleşik (Entegre) Proje Yönetimi-BPY prensipleri ile sağlanmaya çalışılmaktadır. AIA'in 2007 yılında BPY özelinde yayınlamış olduğu kılavuzunda BPY prensiplerini açıklanmış ve bu prensiplerin ihtiyaçlarına en uygun hizmet edecek aracın BIM olduğu belirtilmiştir. AIA yayınlamış olduğu klavuzda BPY'nin prensiplerinin dokuz adet olduğunu belirtmiştir. Bu prensipler; müşterek saygı ve güven, ortak fayda ve kazanç, ortak karar verme ve yeniliğe teşvik, kilit paydaşların erken katılımı, erken hedef tanımı, yoğunlaştırılmış planlama, açık iletişim, işbirlikçi çalışmaya uygun teknoloji, organizasyon ve liderliktir.AIA'in yayınlamış olduğu bu klavuzda BPY'nin prensipleri dışında BPY uygulanacak bir yapım projesinde rol alacak kilit paydaşlar da belirtilmektedir. Standart bir yapım projesinde AIA'e göre kilit paydaşlar; mal sahibi, yüklenici ve tasarım ekibidir. Uluslararası literatürde BIM tabanlı yapım projelerinde mal sahibi, yüklenici ve tasarım ekibi dışında tesis yöneticisi ve quantity surveyerın da bulunması gerekliliğini vurgulamaktadır. Literatür incelendiğinde BIM ve BPY'nin birbirine uyumlu olduğu ve BIM'in sağladığı imkanlara en etkin biçimde BPY kullanımı ile erişildiği belirtilmektedir.Uluslararası literatürde BIM ve BPY ile ilişkili çalışmalar bulunsa da ulusal literatürde BIM ve BPY'yi ilişkilendiren çalışma henüz bulunmamaktadır. Yapım projelerinin çok paydaşlı, parçalı ve tek defaya özgü olması nedeniyle süreç yönetimi ihtiyaçları diğer birçok sektörde tamamlanan proje yönetim süreçlerine göre farklılık göstermektedir. Yapım projelerinde BIM kullanımının başlaması geleneksel proje yönetim ihtiyaçlarına farklılık getirmektedir. BIM tabanlı yapım projelerinde BPY kullanımı da bu ihtiyaç farklılıklarına yeni gereklilikler getirmektedir
  • Öge
    Energy consumption awareness in the operation of education buildings: The case of high school students
    (Institute of Science And Technology, 2020-06-15) Şen, Eda ; Günaydın, Hüsnü Murat ; 502171403 ; Project and Construction Management ; Proje ve Yapım Yönetimi
    This thesis examines energy consumption behaviours of occupants in education buildings, the study focuses on the behaviours of high school students. Research also focuses on interdependencies between the building types and occupant behaviours. In this context, due to the low number of studies carried out in educational buildings than the residential and office buildings, this study bases its focus on education buildings and the behaviours of the occupants of the educational buildings. Since high school students are seen as adults of the future and consume more energy than adults according to the literature review, high school students are placed in the centre and compared with other education building occupants' behaviour and awareness. There are four objectives of this study. The first one is to assess the current energy-saving behaviours and awareness of the high school students. The second one is to understand the impact of the informative posters on the energy-saving behaviours and awareness of high school students. The third one is the comparison of the high school students' behaviours and awareness with the other occupants of these education buildings (university students, teachers/academicians, staff). The fourth one is to assess the knowledge level of these occupants regarding the energy issues of the buildings. As a methodology to achieve these objectives; energy consumption, building types, occupant behaviours, obstacles and tools to reduce energy consumption have been researched. Then the researchers prepared an informative poster with prominent information in the literature. In light of this information, an online survey study was prepared and applied to 203 educational building occupants via Google forms (high school students, university students, teachers/academicians and education building staff In summary, while high school students define themselves as sensitive about energy consumption, they think that increasing their knowledge on energy consumption will positively affect their behaviour. High school students place 'lack of information' and 'human behaviour' among the top factors that cause energy consumption. They suppose that changing human behaviour will be more effective to reduce energy consumption than it is in reality. Despite this, they estimate the ratio of the consumed energy at the usage stage to the total energy consumption of the buildings as lower than it is. Therefore, how they interpret the relationship between the buildings, human behaviours and energy consumption should be researched more. The three determinant factors are seen as obstacles by high school students according to the survey results are in order of (1) the thought of how can I change great problems alone (19,2%), (2) habits, lifestyle (18,4%), (3) not being able to see the problems caused by behaviour in tangible ways (11,2%). Besides, the main three habits of the high school students on energy consumption are in order of (1) turning off unnecessary lights (23,52%), (2) shutting down the computer so as no to leave it standby position (14,7%), (3) unplugging electronic devices when not in use (12,25%). The interesting result is that the percentage of those who are accustomed to taking short showers, although it is something that everyone can easily do to reduce energy and water consumption, is only 3,43%. Moreover, the prominent three factors that can motivate high school students to reduce energy consumption as follows; (20,5%) knowing that energy consumption harms the environment, (14,4%) the financial cost of the energy consumption, (14,4%) feeling of doing something good for the future. The belief of high school students on they can influence their social circle is less than the belief that their social circle can influence themselves. While high school students feel responsible for the energy consumption of 65% in their homes, this ratio is 44% for education buildings. All of the education building occupant groups' (high school students, university students, teachers/academicians and education building staff) results on the knowledge and sensitivity level to the environmental issues are quite close. Besides, all four groups define energy consumption problems as 5th among the 10 problems in their lives. While high school students and teachers/academics groups indicate the 'school' as the second place that they pay attention, university student indicates 'dormitory' as the second place, the education building staff ranked the 'public spaces' in the second place by not including the school at all. Among the factors that cause global environmental problems shared with four occupant groups, high school students determined 'lack of information' as the most important factor, while university students chose 'human behaviour' as the most important factor. In addition to these groups, teachers/academicians find the energy and water consumption mostly important, while education building staffs consider energy consumption as the most impressive factor. The group who believes they can affect their social circle is the teacher/academician group with a ratio of 62.7%. The group believing that the social circle has the most impact on energy consumption was the staff of the education building with 64,2% ratio and in order of teacher/academician with 62,4%, high school students (56,7%) and university students (56,5%) followed them. All of the occupant groups feel more responsible in their homes than in education buildings on energy consumption. The group, which feels the least responsible for the energy consumption in educational buildings, emerges as high school students. The levels of believing that the informative poster may be reflected energy consumption behaviours are indicated by education building staff as 80%, teachers/academicians 79%, university students 68% and high school students 58%. According to this ranking, the group with the lowest belief that the information in the poster may reflect on their behaviour is high school students. According to the high school students, the 5 most impressive items in the posters are as follows: (1) 100% of global warming is caused by human activities, (2) 1 high school age teenager consumes 20% more energy than 1 adult, (3) despite all the technological developments, energy consumption is expected to increase by 60% between 2010-2040, (4) the buildings are responsible for 40% of the world's energy consumption and (5) the fact that people don't care about their energy consumption behaviours in other environments like in their homes. If the information would be shared on social media to reduce energy consumption, while high school students put Instagram, Youtube and Whatsapp into their top three social media applications, university students put Instagram, Twitter and Web page into their top three. Besides, while teacher/ academicians preferred Instagram, Twitter and Facebook respectively, education building staff preferred Instagram, Pinterest and Twitter into their top three respectively. The limitations of the study can be indicated as follows: the lack of access to a sufficient number of educational building staff, limited exposure time of participants to the informative poster, and the study includes only those who have been in educational buildings since high school.
  • Öge
    Kırşehir'de Orta Gelir Grubu Konut Kullanıcılarının Yıkanma Alışkanlıkları Ve Sahip Oldukları Banyo Mekanlarının Performans Özelliklerinin Belirlenmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Kaplan, Betül ; Alphan, Ahmet ; 56041 ; Proje ve Yapım Yönetimi ; Project and Construction Management
    Bu çalışmada orta gelir grubu toplum kesiminin sahip oldukları banyo mekanları ve bu mekan içerisinde yer alan ekipmanların performans özellikleri ve kullanım organizasyonunda ortaya çıkan aksaklıklar incelenmiştir. Çalışmanın oluşturulması sırasında, konu ile ilgili kaynaklar incelenmiş ve orta geiir grubuna dahil 30 banyo örneğinin -rol öve ve fotoğraf çekimi yapılmıştır. 5 bölümden oluşan bu çalışmanın odak noktasını 4. bölüm olan banyo ve kullanıcısı arasındaki etkileşimin sosyal boyutu oluşturmaktadır. Bu bölümlerin içeriği aşağıda özetlenmiştir. 1. bölümde, konuya giriş yapılarak, çalışmanın amacı ve kapsamı belirlenmiştir. Ayrıca banyo mekanlarının, konut içindeki yerinin önemi vurgulanmıştır. 2. bölümde, " Banyo Mekanmm Tarihsel Gelişimi" bölüm başlığı altında, banyo mekanının genel olarak tanımı yapılmıştır. Banyo ve yıkanma eyleminin, farklı kültürlerdeki uygulamaları, bu e} iemin gerçekleştirildiği binaların iç bölümlerinin ve kullanım biçimlerinin incelenme.i ile ortaya konulmuştur. Tarihsel gelişim ile günümüz banyo mekanının oluşumu açıklanmıştır. 3. bölümde, " Banyoda Eylem Alanları ve Sağlık Gereçleri" ele alınmıştır. Banyo tasarım ilkelerinin belirlenmesi amacıyla, bu mekanda kullanılan sağlık gereçlerinin fonksiyonel kullanımlarına imkan verecek eylem alanları, kişisel bakım ve konut bakım-temizliği olarak iki başlık altında incelenmiştir. Bu bölümde, ayrıca banyo mekanında kullanılan sağlık gereçleri ve armatürler tanıtılırak, eylem alanlarına ve mekan organizasyonuna temel teşkil eden standartlar verilmiştir. Konuyu açıklayıcı çeşitli tablolar, sağlık gereçlerinin biçimlerine ve kullanımlarına ilişkin şekiller verilmiştir. 4. bölümde, "Banyo ve Kullanıcısı Arasındaki Etkileşimin Sosyal Boyutu" bölüm başlığı altında, orta gelir grubu toplum kesiminin sahip olduğu banyo mekanları ile (geçmişten gelen yıkanma alışkanlıkları gözönünde tutularak) kullanıcı ilişkisi ele alınmıştır. Sosyo-kültürel değişimlerin etkisiyle bugünkü standartlara erişen banyo mekanlarının fonksiyonel kullanımlarına ilişkin problemler, kullanıcının bu mekan içerisinde yeralan armatür ve sağlık gereçleri ile kurulan ilişkilerinin saptanması ile ortaya konulmuştur. 5. bölümde, "Araştırmanın Yöntemi ve Analizi" açıklanmıştır. Smıriarı belirlenen çalışmada, araştırma metotları ve anket formlarının hazırlanma kriterleri açıklanmıştır. Orta gelir grubuna ait 30 denek üzerinde, banyo mekanı ve bu mekan içinde bulunan- ekipmanların kullanımlarını belirlemek amacıyla hazırlanmış bu formların sonuçlan değerlendirilmiştir. Sonuç ve önerilerde, edinilen bilgiler ve anket çalışmalarının analizi yapılarak orta gelir grubu konut kullanıcılarının sahip oldukları banyo mekanları-kullanıcı ilişkisi üzerine değerlendirmelerde bulunulmuş ve öneriler getirilmiştir.