Yapı İşletmesi Lisansüstü Programı - Yüksek lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 133
  • Öge
    İnşaat sektöründe uygulanan sigorta çeşitleri ve risklerin proje yönetimi bakış açısıyla değerlendirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-06-15) Küçükerden, Çağla ; Gürcanlı, Gürkan Emre ; 501171105 ; Yapı İşletmesi ; Construction Management
    Hızla gelişen, teknoloji ve rekabetin büyümesi ile oldukça yüksek bir risk maruziyeti altında ilerleyen inşaat sektöründe, riski paylaşmak ve bir kısmını kendi üzerinden aktarmak isteyen isteyen yüklenicilerin ilk yöneldiği sektörlerin başında sigorta gelmektedir. Hali hazırda yaygın olarak kullanılan inşaat sigortaları, büyük çapta işverenin taleplerini yerine getirmek adına yapılmakta ve yapılırken öncelik genelde prim bedellerine verilmekte, düşük primli poliçeler tercih edilmektedir. Ancak bu çalışmada amaç, yüklenicilerin sadece işveren istekleri doğrultusunda değil, kendilerini daha fazla koruma altına alabilmek adına tüm risklerini paylaştırmak için sigorta satın alma ve hasar süreçlerine önem vermesini sağlamaktır. Bu süreçte de günümüzde inşaat sektöründeki yeri sağlamlaşan proje yönetimi, yüklenicinin risklerini değerlendirerek ve aynı zamanda işveren bakış açısıyla da yaklaşarak, sigorta satın almalarda katkıda bulunmaktadır. Proje yönetimi aynı zamanda bu sigortaların proje süreçlerinde uygulanması ve risk yönetimine katkı sağlaması amacıyla yüklenici ve işverenle ortak hareket etmelidir. Öncelikle inşaat sektöründe satın alınabilecek sigorta tipleri, başta İnşaat Tüm Riskler, İş Makineleri, 3. Şahıs Mali Mesuliyet, İşveren Mali Mesuliyet olmak üzere açıklamış, yine bu türlerin kapsamları detaylandırılmıştır. Bunların dışında da satın alınabilecek sigorta türleri tanıtılmıştır. Yüklenicilerin ve işverenlerin hem projelerinde hem merkez ofislerinde oluşabilecek risklere karşı satın alınabilecek sigorta türleri olduğu da belirtilmiştir. Çalışma kapsamında en çok üzerinde durulan ve yaygın olarak inşaat sektöründe kullanılan İnşaat All Risk sigortası, Türkiye'de yapılan inşaat projeleri için detaylandırılmıştır. Bu sigorta türünün özellikleri, Türkiye'de uygulanan genel şartları ve tüm dünyada kabul edilen ve kloz olarak adlandırılan bazı özel şartları açıklanmıştır. Bu çalışma kapsamında, proje yönetimi ve risk yönetimi literatüre göre araştırılıp kategori edildikten sonra, inşaat all risk için belirtilen klozların bu kategorilendirilen proje ve risk yönetimi süreçlerine katkısı ve önemi değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda da inşaat sigortacılığı sektöründe yaygın olarak kullanılan risk değerlendirme kriterleri belirtilmiştir. Yukarıdaki çalışmalar doğrultusunda çok önemli sonuçlar elde edilmiştir. İnşaat sigortacılığı sektöründeki risk değerlendirme kriterleri göz önünde bulundurularak ve çeşitli kaynaklara başvurularak, bir inşaat all risk poliçesi fiyatlama hesaplama aracı geliştirilmiştir. Tüm araştırmalardan ve değerlendirmelerden yola çıkılarak yapılan çıkarımlar neticesinde, inşaat sigortacılığı sektörü için bazı önerilerde bulunulmuştur.
  • Öge
    Blokzinciri (blockchain) teknolojisinin inşaat sektöründe kullanımı
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-06-15) Kandiye, Alican ; Artan, Deniz ; 501171102 ; Yapı İşletmesi ; Construction Management
    Günümüzde karmaşık ve mega yapıların artmasıyla proje yönetimi konusu daha da önem kazanmıştır. Bu tür büyük ölçekli projeler genellikle birçok disiplinden ve birçok milletten insanları bünyesinde barındırır. Bu tarz projelerin belirlenen zamanda ve maliyette tamamlanabilmesi için; kaynaklar etkin kullanılmalı, paydaşlar arasında bilgi paylaşımı yapılmalı ve yoğun bir işbirliği içinde çalışılmalıdır. İnşaat endüstrisi her zaman diğer birçok sektöre göre daha düşük üretim ve verimlilik düzeyine sahip olması ile bilinir. Her projede, tarafların değişmesi ve değişen çıkarları, genellikle tek seferlik iş ilişkisinde olmaları ve sektörün teknolojik gelişmelere karşı muhafazakar yapısı düşük verimliliğin nedenleri arasında sayılabilir. Ayrıca, proje katılımcıları arasında güven eksikliği, verimliliği azaltan en önemli faktörlerden biridir. Son yıllarda dünyada popülerliğini arttıran ve özellikleri anlaşılınca giderek daha fazla ilgi odağı haline gelen blockchain teknolojisi, inşaat sektörüne verimliliği düşüren belli başlı alanlarda yardımcı olabilecek potansiyele sahiptir. Veri işleme ve depolama teknolojisi olan blockchain, veri içeren blokların, kronolojik olarak birbiri ardına eklenmesiyle, zincir oluşturması sonucu oluşmuştur. Bloklarda veri, "hash" olarak adlandırılan bir nevi parmakizi, bir önceki bloğun hash değeri ve zaman damgası bulunur. Her bir yeni bilgi, veri ya da işlem bloklara kaydedilir, şifrelenir ve zaman damgalanır. Bir sonra eklenen blok hem kendi hash değerine hem de kendinden önce gelen bloğun hash değerine sahip olduğu için bloklardaki bilgileri değiştirmek oldukça zordur. Oluşturulan bloklar merkezi bir veri tabanında tutulmaz, sistemdeki her kullanıcı 'düğüm noktası' blok zincirinin bir kopyasına sahiptir. Buna dağıtılmış defter teknolojisi denir. Verilerde en ufak değişiklik yapmak için, bütün kullanıcılardaki blokların aynı anda değiştirilmesi gerekir ki bu da pratik olarak mümkün değildir. Yeni eklenecek bir bloğun sisteme kaydedilmeden önce geçerli olmasını sağlamak için fikir birliği mekanizması kullanılır. Ağdaki kullanıcılar fikir birliğine ulaştığı takdirde işlem geçerli olacaktır. Blockchain, merkezi olmayan yapısı, şeffaflığı, denetlenebilirliği, gizliliği, değişmezliği ve sağladığı güven duygusu ile birçok sektörde ilgi çekmiştir. Blockchain'in özellikleri ve kullanım alanları ile ilgili birçok makale olmasına rağmen, inşaat sektöründe kullanımı ile ilgili yayın sayısı oldukça sınırlıdır. Literatürde blockchain teknolojisinin inşaat sektöründe kullanımı ile ilgili destekler ve engeller yeterince işlenmemiş olmakla birlikte SWOT analizi konusunda da eksiklikler mevcuttur. Tespit edilen literatürdeki eksiklikler bu tez ile giderilmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasının amacı, blockchain teknolojisinin inşaat sektöründe benimsenmesi için geniş çaplı yapılandırılmış literatür çalışmasının yapılması, destek ve engellerinin belirlenmesi ve sonucunda SWOT analizinin yapılmasıdır. Tezde öncelikle inşaat sektöründe blockchain kullanımı ile ilgili yayınlar için yapılandırılmış literatür taraması yapılmıştır. Yayınlar; anahtar kelimelere, yayınlanan ülkelere, türlere, yayıncılara, dergilere göre analiz edilmiş ve sonunda bir araştırma yol haritası oluşturulmuştur. Yapılan araştırma yol haritası sonucunda benzer ve birbirinin devamı niteliğinde olan çalışmalar belirlenmiş ve bu alandaki araştırma eksiklikleri tespit edilmiştir. Blockchain teknolojisinin tanıtımının düzgün yapılamaması, potansiyel kullanıcıların karşılaştırma yapabilmeleri için teknolojinin pilot projeler veya örnek vaka çalışmalarıyla desteklenememesi ve nesnelerin interneti (IoT) konusunun blockchain teknolojisi ile olan işbirliğinin oldukça yüzeysel araştırılması tespit edilen eksikliklerdir. Yapısal özellikleri nedeniyle blockchain teknolojisi, inşaat endüstrisinde birçok alanda kullanılabilir. Bunlar: akıllı sözleşmeler, tedarik zinciri, ekipman kiralama, blockchain tabanlı BIM, atık yönetimi, gayrimenkul yönetimi, enerji yönetimi, sürdürülebilirlik ve tesis yönetimidir. Blockchain teknolojisi; otomasyon özelliği ile akıllı sözleşmelerde; şeffaflığı ve takip edilebilirliği sayesinde tedarik zincirinde ve ekipman kiralamada; derin işbirliği ve güven duygusu sağlamasıyla BIM ile birlikte; inşaat sırasında oluşan atıkları tek bir yönetim ve kayıt sistemi altında birleştirerek atık yönetiminde; arazi ve tapu senetlerini blockchain tabanlı bir sistemde tutarak gayrimenkul yönetiminde; enerji üretiminde ve dağıtımında akıllı şebeke kullanımı ile enerji yönetiminde; hammadde veri tabanı sağlayarak sürdürülebilirlikte; bakım gerektiğinde bina ile ilgili tüm bilgilere sahip olduğu için otomatik iş emri verilebilecek tesis yönetim sisteminde de kullanılabilir. Daha sonra blockchain teknolojisinin yapısal özellikleri irdelenip, sektörde benimsenmesine destek ve engel olabilecek faktörler saptanmıştır. Destekleyici faktörler arasında aracısızlık, otomasyon, maliyet azaltma, güven ve belirgin sahiplik belirlenmişken engelleyici faktörler olarak; blockchain anlayışı, karmaşık görünen yapısı, başlangıç maliyetleri, depolama sorunu ve gizlilik&güvenlik belirlenmiştir. Yeni bir teknolojinin ya da inovasyonun objektif bir şekilde değerlendirilebilmesi için en sık kullanılan analiz yöntemlerinden biri de SWOT analizidir. Blockchain teknolojisinin inşaat sektöründe kullanımıyla ilgili güçlü ve zayıf yönleri ile karşılaşılabilecek fırsat ve tehdtiler SWOT analizi ile incelenmiştir. Buna göre, Blockchain teknolojisinin güçlü yanları; verimli olması, ademi merkeziyetçi yapısı, otomasyon, gizlilik özelliği, şeffaf olması ve denetlenebilir olmasıdır. Buna karşılık yüksek enerji tüketimi, kapasite arttıkça aynı verimde çalışma sorunu, performans ve fikir birliği mekanizmasındaki bazı konular blockchain teknolojisinin zayıf olduğu alanlardır. Tezin ilerleyen kısmında ise inşaat sektöründe son zamanlarda dijitalleşme ve verimlilik konusunda önemli katkısı olan Yapı Bilgi Modellemesi "Building Information Modeling" (BIM) konusu açıklanmış ve BIM ile ilgili yaşanan sorunlarda, blockchain teknolojisinin ne gibi çözümler sağlayabileceği incelenmiştir. Tasarım sahipliği, veri güvenliği, fikri mülkiyet hakları, sözleşmeye bağlı konulardaki problemler blockchain teknolojisi ile üstesinden gelinebilir. Bu tezin katkısı, blockchain teknolojisinin inşaat sektöründe benimsenmesi için geniş çaplı yapılandırılmış literatür çalışmasının yapılması, destek ve engellerinin belirlenmesi ve sonucunda SWOT analizinin yapılmasıdır. Ayrıca inşaat sektöründe BIM'in uygulanmasında karşılaşılan sorunlara blockchain teknolojisinin getirebileceği çözümler belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, blockchain teknolojsinin inşaat sektöründe uygulanması ile ilgili akademik ve sektörel araştırmaların yetersiz olduğunu göstermektedir. Özellikle blockchain teknolojisinin, sektördeki profesyonellere daha iyi tanıtımı yapılmalı, potansiyel kullanıcıların karşılaştırma yapabilmeleri için anlatımlar pilot projeler veya örnek vaka çalışmalarıyla desteklenmelidir. Ayrıca nesnelerin interneti (IoT) konusunun blockchain teknolojisi ile olan potansiyel işbirliği daha detaylı incelenmelidir. Blockchain teknolojisi hala inşaat sektörü için oldukça yenidir. Sektörün de yeniliklere karşı korumacı yapısı göz önüne alındığında, blockchain teknolojisinin aniden benimsenmesi beklenmemektedir. Fakat bu durum blockchain teknolojisinin inşaat sektöründeki potansiyelinin göz ardı edilmesini gerektirecek bir durum değildir. Sağlayacağı gizlilik, güven, işbirliği, şeffaflık ve otomasyon gibi özelliklerle blockchain, sektördeki mevcut problemlerin önemli bir kısmına çözüm olma ve verimliliği arttırma potansiyelini kendinde barındırmaktadır.
  • Öge
    Ofis Binalarında Enerji Etkin Yenileme (retrofit) Ve Kullanıcı Memnuniyetinin İncelenmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016 -12-16) Şahin, Ceren ; İlter, Deniz Artan ; 10116080 ; Yapı İşletmesi ; Construction Management
    Ofis binalarının enerji gereksinimi sürekli artmakta ve bu tür binalarda enerji israfı da önemli seviyelere ulaşmaktadır. Binaların yapısal sorunlarının yanı sıra, ofis binası çalışanlarının kullanım alışkanlıkları da bu israfı büyütmektedir. Bu sebeple ofis binaları enerji tasarrufu için yüksek potansiyel içermekte, ofis binalarında enerji etkin yenileme konusunu gündeme getirmektedir. Pek çok ülkede ve ülkemizde binaların enerji performansının artırılması için mevzuat hazırlanmıştır. Türkiye’de Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği yeni yapılan binaların yanı sıra, mevcut binaların da enerji performansının iyileştirilmesini gerektirmektedir. Bu kapsamda önümüzdeki yıllarda pek çok ofis binasında enerji etkin yenileme yapılması beklenmektedir. Bunun yanı sıra LEED, BREEAM gibi yeşil bina sertifika sistemlerine de ülkemizde çok yüksek talep görülmekte ve sistemler kapsamında da pek çok mevcut binada enerji etkin yenileme yapılmaktadır. Ancak çalışmalar, ofis binalarında kullanıcı memnuniyet ve gereksinimleri dikkate alınmadan gerçekleştirilen yenileme projelerinde hedeflenen ile gerçekleşen arasında önemli sapmalar olduğunu göstermektedir. Bu sebeple bu çalışmada enerji etkin yenileme sürecinde kullanıcı memnuniyeti ve gereksinimlerinin belirlenmesi konusu ele alınmıştır. Bu kapsamda kullanıcı alışkanlıklarının enerji performansına etkisi, kullanıcı memnuniyeti ve beklentilerinin ölçülmesiyle ilgili çalışmalar (post occupancy evaluation, building performance evaluation), enerji etkin yenileme sürecinde karar verme süreçleri literatürden araştırılmıştır. Bir sonraki adımda, kullanıcı memnuniyeti ve gereksinimlerinin belirlenmesi için kullanılabilecek göstergeler literatürden belirlenmiştir. Literatürden belirlenen kullanıcı memnuniyeti göstergeleri frekans analizi ve normatif çıkarsama yöntemleri ile analiz edilmiş ve sonuçta 8 boyut altında 29 gösterge belirlenmiştir. Literatürden belirlenen gösterge seti kullanılarak Türkiye’deki toplam 79 ofis binasında toplam 162 ofis binası kullanıcısı ile anket çalışması gerçekleştirilmiş ve bu kapsamda ofis binalarının özellikleri, kullanıcıların çalışma alanları ile ilgili bilgiler, ofis binalarının yenileme süreçleri ile ilgili bilgiler, bina yönetimi ile ilgili bilgiler, ofis binalarında yer alan enerji verimliliğine yönelik sistemler, enerji verimliliği konusunda kullanıcıların alışkanlıkları ve bilgi seviyeleri incelenmiştir. Anket çalışmasının son bölümünde ise tez kapsamında literatürden derlenen kullanıcı memnuniyeti göstergeleri kullanılarak katılımcıların ofis binaları ile ilgili memnuniyetleri ve bu göstergelere verdikleri önem sorgulanmıştır. Alan çalışmasının sonucunda Türkiye’deki kullanıcıların en çok önem verdikleri gösterge ve boyutları, “Bina Yönetimi” göstergesine ait “Bakım”, “Görsel Konfor” göstergesine ait “Günışığı” ve “İç Ortam Hava Kalitesi” göstergesine ait “Koku” olarak görülmüştür. Türkiye’deki kullanıcıların en çok memnun oldukları gösterge ve boyutları “Kullanıcı Kontrolü” göstergesine ait toplam, “Bina Tasarımı” göstergesine ait “Titreşim” ve “Görsel Konfor” göstergesine ait toplam memnuniyet olarak görülmüştür. Kullanıcıların ofis binalarında enerji verimliliğine yönelik mevcut sistemler, “Merkezi ısıtma havalandırma soğutma (klima) ve lokal kontrol”, “Isıtma Havalandırma Soğutma (klima) ve merkezi kontrol” ve “Isıtma Havalandırma Soğutma (klima) ve sensörler ile merkezi kontrol” olarak görülmüştür. Kullanıcı alışkanlıkları ve enerji verimliliğine yönelik davranışları değerlendirildiğinde, kullanıcıların en çok gösterdikleri davranışlar, “Bir mekandan ayrılırken ışıkları kapatmak”, “Bilgisayarda enerji tasarrufu modunu açık tutmak”, ve “Çalışma aralarında bilgisayarı kapatmaktır”. Bilgi seviyeleri değerlendirildiğinde, kullanıcıların en çok bilgi sahibi oldukları enerji tasarrufu bilgileri, “Aydınlatma sisteminin enerji etkin kullanımı”, “Isıtma soğutma havalandırma sisteminin enerji etkin kullanımı” ve “Elektronik cihazların enerji etkin kullanımı” ile ilgili bilgilerin seviyesidir. Tez çalışmasının birinci bölümünde tezde ele alınan problem, tez çalışmasının amacı ve çalışma yöntemi açıklanmıştır. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, yapılan literatür analizi ile edinilen bilgiler değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, binaların yenilenmesi ile ilgili kavramlar, yenileme çalışmalarının birbirinden farklılıkları, binaların enerji etkin yenilenmesi ve süreçleri, binalarda enerji etkin yenileme ile ilgili mevzuat ve sertifika sistemleri, enerji etkin yenileme sürecinde kullanıcıların dâhil olması ve kullanıcı gereksinimlerinin belirlenmesi, bu amaçla literatürde yapılan kullanım öncesi ve kullanım sonrası değerlendirme çalışmaları ve anketleri, kullanıcı memnuniyeti ve beklentilerinin ölçülmesi ile ilgili çalışmalar araştırılmıştır. Ayrıca yapılacak anket çalışması ile kullanıcı memnuniyetlerinin değerlendirilmesi ve beklentilerinin ölçülmesinde kullanılan göstergeler belirlenmiştir. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde çoğunlukla yapılan anket çalışmasının değerlendirmesi sunulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, literatür araştırmaları ve alan çalışmasından elde edilen bilgiler doğrultusunda tez çalışmasının sonuçları sunulmuş ve gelecek çalışmalar için öneriler aktarılmıştır.
  • Öge
    Yapı Denetim Sisteminde Belediyenin Karşılaştığı Sorunlar Ve Çözüm Yolları İçin Sistem Önerisi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016 -12-16) Koca, Bekir ; Gürcanlı, Gürkan Emre ; 10114916 ; Yapı İşletmesi ; Construction Management
    Ülkemiz nüfusunun tamamına yakını aktif sayılabilecek derecede deprem fayları üzerinde veya doğal afet riski taşıyan alanlar üzerinde kurulmuş olan kentlerde yaşamaktadır. Bu durum sebebiyle çeşitli tarihlerde meydana gelen depremlerde, on binlerce insanımız hayatını kaybetmiş, bu sayıdan çok daha fazla insanımızın da yaralanması ile sonuçlanmıştır. Bunun yanı sıra ekonomik açıdan ise milyarlarca dolar kayıplar meydana gelmiştir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki bu maddi ve manevi kayıpların sebebinin aslında yaşanan depremlerin değil; denetimsiz, plansız, sağlıksız ve kalitesiz yapılaşmanın neden olduğu tespit edilmiştir. Kanun yapıcılar öteden beri bu sorunu çözmek adına çeşitli adımlar atmış, bazı düzenlemeler getirmiştir. Atılan adımların, getirilen düzenlemelerin sorunun çözümünde ne kadar etkili olduğu bugün dahi tartışılmaktadır. Getirilen düzenlemelerin en yenisi ve belki de en köklüsü olan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun 13 Temmuz 2001 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla amaçlanan can ve mal güvenliğini temin etmek için, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Tezin birinci bölümünde konuyla ilgili bilgiler aktarılmış ve tezin amacına değinilmiştir. İkinci bölümde, yapı denetim kavramı, yapı denetimin amacı, tarihsel gelişimi, gelişmiş ülkelerde uygulanan yapı denetim sistemlerinden bahsedilerek denetleme kavramının inşaat sektöründeki önemi vurgulanmıştır. Ülkemizde yapı denetim sisteminin tarihsel gelişimi, mevcut sistem ve yapı denetim mevzuatına ilişkin detaylı bilgilendirmelere tezin üçüncü bölümünde yer verilmiştir. Yapı denetimin en temel unsurlarından olan ruhsat verme prosedürlerine dördüncü bölümde değinilmiştir. Bu bölümde ruhsat vermeye yetkili idarenin görevleri, sorumlulukları ve bu idarelerdeki mevcut iş akışından bahsedilmiştir. Tezin beşinci bölümünde yasal mevzuattan kaynaklanan problemlere, etkin bir denetleme mekanizması oluşması için ihtiyaç duyulan nitelikli personel miktarına ve denetleyici personelin görevini icrası sırasında karşılaşabileceği dış etkilere, müteahhit ve mal sahiplerinin bilinçlendirilmesine ve denetleme sürecinde ruhsat vermeye yetkili idarelerin karşılaştığı diğer sorunlara değinilmiştir. Tezin bu aşamasında, söz konusu problemlerin somut olarak tespiti ve uygulanabilecek çözümler adına yapı denetim servisinde görevli teknik personel katılımıyla tez kapsamında gerçekleştirilen bir anket çalışmasına yer verilmiştir. Yedinci bölümde, anket sonuçlarına göre elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve bu sonuçlara göre, ülkemizde yapı denetim mekanizmasına ilişkin çözümlerden bahsedilmiş ve yapılması planlanan çalışmalara ışık tutabileceği düşünülen öneriler sıralanmıştır. Yapılan çalışma göstermiştir ki ülkemizde yapı denetimi sistemi tam manasıyla sağlıklı yürütülememektedir. Yapı denetimi sisteminin başarılı olabilmesi gerek belediyelerin gerekse de diğer paydaşların üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları tam anlamıyla yapmaları ile mümkün olacaktır. Bu yapıldığı takdirde kanunda amaçlanan fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun, bireylerin can ve mallarının güvende olduğu yapılar inşa edilebilecektir
  • Öge
    Yüklenici İnşaat Firmalarının Ülke Seçimi İçin Geliştirilen Çok Ölçütlü Karar Verme Modellerinin Karşılaştırılması: Vaka Çalışması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2017-01-17) Fidan, Gizem ; Tatar, Gül Polat ; 10134774 ; Yapı İşletmesi ; Construction Management
    Ürünlerin, fikirlerin, kültürlerin ve dünya görüşlerinin alışverişinden doğan bir bütünleşme süreci olan küreselleşme ile ekonomilerin birbirleri ile etkileşimleri gün geçtikçe artmaktadır. Dünyadaki hemen hemen tüm ülke ekonomilerinin lokomotif sektörü olan inşaat sektöründe de bu durum bir çok etkiyi beraberinde getirmektedir. Ürününün doğası gereği her türlü değişiklikten fazlaca etkilenen sektör, ülke ekonomilerinin de açıklığı ve ticaret engellerinin ortadan kalkması ile yatırım yaptığı coğrafyaları genişletebilme fırsatını yakalamıştır. Türk inşaat firmaları da son 30 senede uluslararası pazarlarda önemli bir yere kavuşmuştur. Orta Doğu ülkeleri, Rusya, Libya, Kazakistan gibi ülkelerde büyük altyapı ve konut projelerini başarıyla tamamlayan firmalar, diğer Türk yüklenici firmalarına da örnek olmuş ve tecrübelerini geliştirmişlerdir. Günümüzde de gelişmekte olan ülkelerin inşaat sektörleri talepleri yüksek olmakla beraber ekonomilerin dengelerini belirleyen kritik olaylar nedeniyle pazarların durumları sürekli olarak değişmektedir. Düşen petrol fiyatları ve Çin ekonomisinin durgunlaşması ile birlikte, son 10 yılın en cazip pazarı olan Orta Doğu etkinliğini kaybetmiş, yerini farklı finansman modelleri ile ihale edilen projeleri ile Afrika ülkeleri almıştır. Yerli inşaat pazarının zorlukları veya ulusal sınırlar ötesi pazarların cazipliği gibi sebeplerle tecrübelerini uluslararası arenada genişletebilmek bir çok inşaat firmasının hedefleri arasında sayılabilmektedir. Bu kararın verilebilmesi ise stratejik öneme sahip ve içerisinde birçok değişken bulunduran bir süreç olmaktadır. Firmaların başarıları ve sürdürülebilirliğinde çok önemli bir rol oynayan bu karar, sezgilere ve deneyimlere göre verilmesinden ziyade daha çok matematiksel analizlere dayalı bir şekilde verilmelidir. Bu tez kapsamında inşaat sektöründe uluslararası pazarlara açılma kararını veren yüklenici inşaat firmalarında, ülke seçimi yapılırken firmaların kullanabilecekleri çok amaçlı karar destek yöntemlerinin açıklanması ve karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla öncelikle literatürde bulunan uluslararasılaşma ve ülke seçimi konulu çalışmalar incelenmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ülke seçimini etkileyen kriterler belirlenmiş ve bu konuda yapılan çalışmaların iki ana grup başlığı altında toplanabileceği görülmüştür. İlk grupta bulunan çalışmalar ülke seçiminde kullanılan kriterleri tanımlamakta iken ikinci gruptaki çalışmalar ülke seçiminde kullanılabilecek metodları açıklamaya yönelik yazılmıştır. İlk gruptaki çalışmalar incelenerek ülke seçimi konusunda inşaat sektöründe hangi kriterlere dikkat edildiği öğrenilmiştir. İkinci gruptaki çalışmalar ile ise literatürde bu problemin çözümünde daha önce önerilmiş ve kullanılmış olan yöntemler belirlenmiştir. Literatür taramasının incelenmesinden sonra ülke seçimi ve ülke seçimine benzer karar verme problemlerinde kullanılan çok amaçlı karar verme yöntemlerinden 5 tanesi işlem adımları açıklanarak anlatılmıştır. Bu yöntemler; Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP), PROMETHEE, Superiority and Inferiority Ranking Method (SIR) Simple Additive Weighting (SAW) prosedürü ile, Superiority and Inferiority Ranking Method (SIR) TOPSIS prosedürü ile ve Multi-attribute Utility Theory (MAUT)’tur. Anlatılan karar verme yöntemlerinin 5’i de kriterlerin belirli bir hiyerarşiye oturtulması ve önem derecelerinin belirlenmesine dayalıdır. Tez kapsamında kullanılacak olan yöntemler anlatıldıktan sonra gerçek bir yüklenici inşaat firması üzerinde vaka analizi yapılmıştır. Vaka analizi çalışmasında uluslararası iş yapmakta olan bir Türk yüklenici firmasının ülke seçimi problemi çözülmüştür. Problemin çözümünde firmanın son 10 yıl içerisinde aktif olduğu ve ileriki 10 sene içerisinde de aktif olabilmeyi planladığı ülkeler arasından 8 tanesi göz önüne alınmıştır. Ülke seçimi kararı üzerinde etkili olan; Yönetim Kurulu Danışmanı, İhale Direktörü, İş Geliştirme Müdürü ve bir adet Bölge Direktörü ile görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucu firmanın ülke seçimi yaparken en fazla ülkenin rekabetsel çekiciliğine önem verdiği belirlenmiştir. Bunu firmanın kendine özgü kriterleri ve ülkedeki iş yapabilme kolaylığı takip etmiştir. Ülkenin sosyokültürel çekiciliğini belirleyen kriterler ise karar üzerinde en az etkili olabilecek kriterler olarak değerlendirilmiştir. Karar modellerine alternatif olarak sunulan ülkeler arasından, vaka analizine tabi tutulan yüklenici inşaat firması için girilmesi en uygun ülke olarak Fas ön plana çıkmıştır. Yapılan çözümlemeler sonucunda ülkelerin sıralamaları yöntemden yönteme çok fazla farklılık göstermemiştir.