LEE- Proje ve Yapım Yönetimi-Doktora

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 2 / 2
  • Öge
    Cultural aspects of conflict-style in construction: insights through mindfulness
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Babaoğlu, Feriha Füsun ; Heyecan Giritli, Fatma ; Bu araştırma projesi, Türk inşaat endüstrisinde yer alan bireylerin ve çok çeşitli grupların veya bu gruplarla bağlantılı olanların, çatışma ve yönetiminde bireylerin ne kadar önemli rol oynadığına dikkatlerini çekmek ve ilgilenmelerini sağlamak ihtiyacından doğmuştur. Çalışmanın öncelikli amacı, bireyler seviyesinde kültürel değerleri benlik kurgusu ve bilinçli farkındalık değişkenleri üzerinden ele alarak kişisel çatışma stillerini değerlendirmek ve böylelikle daha derin bir anlayış geliştirebilmektir. İnşaat sektöründe çalışanlar veya bu alanda araştırma çalışmaları yapanlar, proje performansını ele alırken, çoğunlukla teknik konulara eğilmişler ve ne yazık ki insan faktörünü çoğu zaman arka plana atmışlardır. İnşaat endüstrisi ürünün niteliği açısından diğer endüstrilerden oldukça farklılaşmaktadır. İnşaatta ürün tektir ve yerine özgüdür. Tasarım her seferinde yeniden başlar ve seri üretim söz konusu değildir. Proje ekipleri her proje için bir kereliğine belirli bir süre için bir araya gelirler. Böylece sonuç olarak, inşaat endüstrisi üretimsel ve organizasyonel yönlerden diğer endüstrilerden farklılaşır. İnşaat endüstrisindeki organizasyonel araştırmalarda kullanılmak üzere, birçok farklı konsept geliştirilmiştir. Bunlardan biri olan sosyo teknik konsept insan ilişkileri akımıyla gündeme gelmiş, sosyal sistem içinde yer alan şahısların önemi organizasyonun teknik sistemi ile bir arada vurgulanmıştır. Bu yaklaşımla çevresel, psikolojik ve teknik faktörler bir araya getirilmiştir. Binaların insanlar için, insanlar tarafından ve insanlara hizmet amacıyla tasarlandığı düşünülürse, sosyal sistemin önemliliğini göz ardı etmek imkansızdır. Bütün bina yapım süreci sosyal sistem tarafından etkilenir ve bu süreç de dönüşümlü olarak sosyal sistemi etkiler. Buna çatışmaların yönetimi de dahildir. İnşaat projelerinin çoklu kültüre sahip ve çok karmaşık yapısına bakıldığında, çatışma kaçınılmazdır. Çatışma Yönetimi insanların birbiriyle çelişen ihtiyaçları, ya da hedefleri sebebiyle yaşadıkları iletişim sorunlarını ve olumsuz duygu durumları bulunduran anlaşmazlıklarını çeşitli yollarla çözümlemeleridir. Çatışmalar bireylerin tercih ettikleri yönetim stiline göre olumlu veya olumsuz sonuçlanabilir. Literatürde tarif edilen beş çatışma stili vardır ve bunlar temel olarak iki boyut üzerinden değerlendirilerek ele alınırlar. Bu iki boyut bir eksende çıkarcılık diğer eksende ise işbirlikçilik eğilimi ile tarif edilir. Bunların farklı şekillerde dengelenmesiyle oluşan beş stil şöyledir rekabet, kaçınma, uzlaşma, iş birliği, uyum. Bu araştırmada, kültür, bütünleşik 'öğrenilmiş davranış kalıpları' olarak işlevselleştirilmiştir. İnşaat sektörü, taşıdığı yüksek iş stresi ile bilinir ve bu sebeple çatışmalara ve anlaşmazlıklara çokça sahne olur. İnsan doğasını, uyulması gereken sıkı iş programlarını ve teslim tarihlerine yakın yüksek stres ortamlarını değerlendirerek, araştırmacılar inşaat endüstrisinde, kişiler ve organizasyonlar arasında yüksek seviyeli birçok çatışmalar olduğunu rapor ederler. Bu sebeplerle, çatışma yönetimini insan davranışları etkileşimi açısından ele alarak anlamak projelerin başarıyla sonuçlanması açısından oldukça önemlidir. İnşaat sektöründe araştırma yapan araştırmacıların da çatışma yönetimi ile ilgili konulara yaklaşımlarını insan davranışlarıyla birlikte değerlendirmeleri oldukça gereklidir. Çatışma insanların etkileşimde kaçınılmaz ve doğal bir olaydır ve öğrenilmiş davranış kalıplarının yani kültürün, bu etkileşimde etkisi vardır. Kültürün çatışma yönetimine etkilerini ve organizasyonlardaki kişisel davranışsal çözümlerini inceleyen çok sayıda çalışma olmasına karşın, inşaat sektöründe özellikle bireysel düzeyde bireysel ve çoğulcu benlik değerleri üzerinden ele alan yani benlik kurgusu ve farkındalık üzerinden değerlendiren herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bireycilik ve toplulukçuluk, davranış ve yönetim alanında yapılan birçok kuramsal ve deneysel çalışmalarda kullanılan, temelinde kültürel değerler olan farklılaşma boyutlarındandır. Literatürde, bireyci (kendileşmiş) toplumlarda kişiler arası bağların zayıf olduğunu, toplulukçu (ilişkiselleşmiş) toplumlarda ise, kişinin doğduğu andan bu yana güçlü bir şekilde iç grubuna bağlı olduğunu ve kişinin hayatı boyunca bu bağlılığı korumaya çalıştığını belirlemektedir. Bireyler düzeyinde kültür, öğrenilmiş davranış kalıpları olarak işlevselleştirilmiş, bireyci veya toplulukçu benlik kurgusunun bireysel çatışma yönetimi stilinin seçiminde etkileri incelenmiştir. Türkiye gibi birçok farklı kültüre tarih boyunca ev sahipliği yapmış olan ve kültürlere köprü olan bir ülkede, hem bireyselci hem de toplulukçu kültürün etkileri olabilir. Bu iki değer bir arada farklı dengelerde bulunabilir. Benlik kurgusuna ilişkin İmamoğlu'nun geliştirmiş olduğu Dengeli Ayrışma-Bütünleşme Modeli bu çalışmada tercih edilen modeldir. Bu model ayrılmış öğelerin birbirlerine karşılıklı olarak bağımlı olması gerekliliğini savunur ve bu bağımlılığın sonucunda ortaya çıkan bütünleşmiş yapının, dengeli bir yapı olduğu görüşünü temel alır. Bu çalışmada yukarıda belirtilen 4 farklı benlik tipinden (Özerk-Ayrık, Özerk-İlişkisel, Bağımlı-Ayrık ve Bağımlı-İlişkisel) 3 tanesi ele alınmış, bağımlı ayrık benlik tipi çalışma alanı dışında tutulmuştur. Farkındalık da tıpkı benlik kurgusu gibi bireysel bir kurgudur. Bilinçli farkındalık, bireyin içinde bulunduğu anda, kendisinde ve çevresinde olanları olduğu gibi deneyimlemesini, ve dikkatini ana vererek anda olmasını ve tüm fark ettiklerini yargılamadan ve reaksiyon göstermeden kabul etmesini ifade eder. Bilinçli farkındalık çeşitli yöntemlerle geliştirilebilir. Bilinçli farkındalık sayesinde bireylerin güçlü duygu durumlarını ve çatışmaları daha etkin bir şekilde yönetebilecekleri belirtilmektedir. İş hayatında bilinçli farkındalık üzerine yapılan araştırmalarda, farkındalığı yüksek bireylerin objektif durum değerlendirmeleri yaparak pozitif bir duygusal tonla, çözüme yönelik alternatif yapıcı yaratıcı öneriler geliştirebilecekleri ifade edilmektedir. Bu çalışmada bireylerin mevcut farkındalık seviyeleri beş faktör üzerinden değerlendirilerek ölçülmüş ve tercih ettikleri kişisel çatışma stilleri ile ilişkisine bakılmıştır. Bu beş faktör şunlardır: gözlemleme, tanımlama, farkına vararak davranma, tepkisiz olma, yargısız olma. Halihazırda literatürde inşaat sektöründe bilinçli farkındalık ve çatışma yönetimi konusunda herhangi bir araştırma çalışması bulunmamaktadır. Bu araştırma projesi kapsamında açıklayıcı niceliksel bir çalışma sürdürülmüştür. Organizasyondaki bireylerin kişisel düzeyde çatışma stilleri, bireysel kültürel değerleri (ki bu çalışmada bireysel veya çoğulcu benlik kurgusu olarak ele alınmıştır) ve bilinçli farkındalıkları anketlerle ölçülmüştür. Öncelikle, benlik kurgusunun ve bilinçli farkındalığın hem birbirleri hem de çatışma stilleri üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Öte yandan, önemli bir başka bulgu ise hem bireysel hem de çoğulcu benlik kurgusunun bir arada etkili olduğudur. Önemli bir diğer bulgu ise, kültürün çeşitliliği ve genellemelerden uzak olduğudur. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın konusu, amacı ve önemi belirtilerek böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyulma nedenleri ve araştırma ile elde edilmek istenen sonuçlar ortaya konulmuştur. İkinci bölümde araştırmanın kavramsal çerçevesi çizilmiş ve araştırmada kullanılan değişkenler belirtilmiştir. Çatışma yönetimi, çatışma yönetimi stilleri, kültür ve özerk-ilişkisel benlik kurgusu, bilinçli farkındalık konuları araştırılarak, anılan değişkenler ile ilgili yaklaşımlar ve boyutlandırmalar çerçevesinde, daha önce aynı değişkenlerin kullanıldığı benzer çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi açıklanmıştır. Araştırmanın modeli, soruları ve hipotezleri ortaya konularak, hipotezlerin dayandığı kuramsal gerçekler irdelenmiştir. Araştırmanın evreni, örneklemi, sınırlılıkları, araştırmada kullanılan değişkenlerin işlemselleştirilmesi, ölçüm araçları, veri toplama araçları ve bu araçların doğrulanmasına yönelik analizlerle, verilerin analizinde kullanılan yöntem ve araçlar bu bölümde ifade edilmiştir. Dördüncü bölümde araştırma verileri analiz edilmiş ve elde edilen bulgular açıklanmıştır. Örneklemin demografik özellikleri, örnekleme yönelik betimleyici ve ilişkisel istatistikler ile hipotez testlerinin sonuçları ve değişkenler arası ilişkilerin analiz bulguları sunulmuştur. Beşinci ve son bölümde araştırma bulguları değerlendirilerek araştırmanın sonuçları ortaya konulmuştur. ; 645977 ; Proje ve Yapım Yönetimi Bilim Dalı
    This research study stems from the opinion that, there is a need for those individuals and parties who use the services of the Turkish construction industry, both building and civil engineering, and those that are engaged in one or other facets of it, to be involved with individual level implications of the problem of conflict and its management. Conflict is akin to construction project, given its complex and multi-cultural nature. The aim is to deepen our understanding of the relationship of culture and the possible effects of mindfulness to conflict management, in the construction industry. Culture is operationalized as integrated 'learned patterns of behavior'. The construction sector is well known to be linked with high levels of work-related stress leading to conflict and dispute. Given the human nature and the stress of meeting deadlines and tight schedules, there are high levels of interpersonal and interorganizational conflicts being reported by researchers in the construction industry. So, understanding the dynamics of human behavioral aspects of conflict management is vitally important for successful completion of projects. It is also essential for construction researchers to take aim at key issues related to the human behavioral aspects of conflict management. Conflict is natural and an inescapable phenomenon of human interaction and 'learned patterns of behavior' is affecting and can be affected by this interaction. Although numerous studies have been done to look at the effects of culture on conflict management and resolution of behavior in organizational settings; however no studies were found in the construction sector that especially investigate the impact of individual level individualistic and collectivistic values, namely 'self-construal' and individual 'mindfulness' construct. The premise of this explanatory study is to assess the influence of individual-level cultural values: (individualism / collectivism, namely self-construal) and mindfulness construct as variables to provide deeper insights and explanations to conflict behavior which is defined as individual conflict-style. Self-construal has significant role in explaining or predicting behavior in interpersonal conflict; but it did not receive enough attention by researchers in construction management field. This is also the first research study considering mindfulness construct in construction management field. To fill in this gap, conflict management styles of 185 professionals working for a global roll-out project, in Turkey have been analyzed using Thomas-Kilmann Conflict Mode Instrument. Self-construal has been evaluated by using Balanced Integration-Differentiation self-construal scale. Mindfulness scores are gathered by five factor mindfulness questionnaire (5FMQ). The findings indicate that self-construal type as an individual-level cultural variable and mindfulness is important in explaining the differences in handling types of interpersonal conflict in construction industry. Objectives of the research are: •to explain effects of individual's differences in conflict styles in construction management, •to understand the relationship between conflict style and pre-existing 'learned patterns of behavior': whether conflict handling style is culture-free or culture-specific, •to understand the effects of mindfulness construct between self-construal (learned patterns of behavior) and conflict-style, The study focuses on the individual element of social sub-system in the organization, to their self-construal (individualism/collectivism) values and mindfulness, their relation to interpersonal conflict-style at the individual level. Conflict Management literature is reviewed together with Conflict-styles and implications of culture/self-construal and mindfulness for Conflict styles. This study offers self-construal and mindfulness as alternative means to better understand, explain and manage the differences in individual conflict-styles adopted by construction professionals. By use of a combined questionnaire survey analysis, firstly the general information, secondly individual self-construal thirdly mindfulness and finally the conflict-style of professionals are identified. Conflict styles are the dependent variables, whereas self-construal's and mindfulness are the independent variables. The results are presented by use of statistics and structural equation modelling (SEM) methods. After summarizing the conclusions, recommendations for industry practice are given.
  • Öge
    Yapım sürecinde fiziksel olmayan israfların yönetimine yönelik süreç analiz modeli
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Can, Gizem ; Taş, Elçin Filiz ; 502142459 ; Proje ve Yapım Yönetimi ; Project and Construction Management
    Ülkelerin ekonomik durumları ile doğrudan etkileşim içerisindeki sektörlerden biri olan inşaat sektörü, birçok alt sektöre öncülük etmektedir. Ülke ekonomilerinin büyümesine bağlı olarak, daha fazla büyüme kaydedebilen sektör; benzer şekilde ekonomilerin daralması ile de olumsuz yönde etkilenmekte ve kendisine bağlı diğer sektörleri de etkilemektedir. Ülke ekonomisi ve diğer sektörler ile entegre biçimde yol alan inşaat sektöründe, bu dalgalanmaları daha kontrollü bir şekilde yönetmek önemli ve gereklidir. Küçülme dönemleri, kriz dönemleri olarak da düşünüldüğünde; sektörün bu gibi durumlar karşısında, mevcut durumunu en iyi şekilde koruyabilecek, büyüme dönemlerinde ise ivmesini artırabilecek uygun strateji ve yönetim biçimlerine ihtiyacı bulunmaktadır. Doğru ve uygulanabilir stratejiler ve yönetim metotları neticesinde, kriz dönemleri fırsata çevrilebilmekte ve faydalı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu durumun en somut örneği, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren Toyota'dır. Firma, 1980'li yıllara gelene kadar tarihinde önemli krizlere tanıklık etmiş, uyguladığı strateji ve yöntemler sayesinde de kriz dönemlerini fırsata çevirebilmiştir. Hatta Toyota, büyüme süreçlerinin en parlak dönemlerinde bile, "kriz yoksa, kriz yaratın" ve "sorun yoksa, sorun vardır" yaklaşımlarını benimsemekte, geliştirdiği strateji ve yöntemlerini uygulamaya devam etmektedir. Bu strateji ve yöntemlerin temelinde ise, israflardan arınarak değeri artırmayı esas alan "yalın düşünce" bulunmaktadır. Yalın düşüncenin, üretim sektörüne kazandırdığı faydalar sonucunda, bu düşüncenin inşaat sektörüne de uygulanabileceği fikri ile; israfları uzaklaştırarak, proje hedeflerinin gerçekleştirilmesi ve bina üretim süreçlerinin etkili şekilde yönetilmesi gündeme gelmiş, "yalın inşaat" kavramı ortaya çıkmış ve inşaat sektöründe yalınlaşma çabaları başlamıştır. İnşaat sektöründe yalınlaşabilmenin en önemli adımlarından birisinin, "israf" kavramını doğru anlayarak, israf yönetiminin yapılması gerektiği düşünülmektedir. Bina üretim sürecinde israf; sadece malzeme, ekipman israfları şeklinde fiziksel olarak ortaya çıkmadığı gibi, fiziksel olmayan israflar olarak da meydana gelebilmektedir. İşte bu noktada; süre, maliyet ve kalite israfları olarak ifade edilen fiziksel olmayan israfların, özellikle bina üretim sürecinin, üretim adı altında geniş yer kaplayan yapım süreci kapsamında, anlaşılması ve yönetilebilmesi önemlidir. Böylece, israfların sektörün hassas noktalarından birisi olduğunu bilerek ve inşaat sektörü açısından sistematik bir şekilde değerlendirerek; israf sorununun çözümü için uygun çözüm yöntemleri aramanın ve bu yöntemleri sektörde uygulanabilir hale getirmenin son derece önemli, kazançlı ve motive edici olacağı düşünülmektedir. Yapılan doktora tez çalışması ile birlikte; yalın düşünce ve yapılan araştırmalar çerçevesinde bina üretim süreci için "israf" kavramı yeniden ele alınmış ve yalın düşünceye göre, bina üretim süreci israflarına ait sınıflandırma sistemi oluşturulmuştur. Fiziksel olmayan israflar, yapım süreci kapsamında değerlendirilmiş ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren ana yüklenici firmaların, yapım sürecindeki fiziksel olmayan israflarını yönetebilmeleri için, süreç analiz modeli oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca; ülkemizde henüz böyle bir modelin bulunmaması ve yurt dışındaki mevcut çalışmaların da çoğunlukla fiziksel israflar kapsamında üretilmesi sebebiyle; ortaya konulan tez çalışması ile birlikte, fiziksel olmayan israflar ve bu israflara yol açan israf nedenlerinin belirlenmesi ve analiz edilmesi de hedeflenmiştir. Söz konusu amaca ulaşabilmek için gerçekleştirilen doktora tezi toplamda altı bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde; problemin tanımlanması yapılarak, tezin amaç ve kapsamı ile yöntemine yer verilmektedir. Tezin ikinci bölümünde; yalın düşünce, yalın inşaat, israf kavramı ile israf nedenlerine yönelik literatür araştırması yapılmaktadır. Tezin üçüncü bölümü ise, alan araştırmasının yapıldığı bölümdür. Bu bölümde, inşaat sektöründeki fiziksel olmayan israflara yol açan ve yapım sürecini etkileyen tasarım süreci israf nedenleri ile yapım süreci israf nedenlerinin tespit edilmesi ve israfların yönetimine ihtiyaç olup olmadığına dair sektördeki mevcut görüşün tespit edilmesi amacıyla anket çalışması gerçekleştirilmektedir. Anket çalışmasının ardından, anket bulguları açıklanarak değerlendirmeler yapılmaktadır. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde sırasıyla; Delphi tekniği, israf kütüğü ve kök-neden analizi olmak üzere üç farklı yöntem kullanılarak, israf nedenleri analiz edilmektedir. Her analiz sonucunda, ilgili analize ait bulguların istatistiksel analizleri ve gerekli değerlendirmeleri yapılarak, bir sonraki analize geçilmektedir. Analizler neticesinde belirlenen kritik israf nedenlerine ait kök nedenlerin ortaya konması ile, dördüncü bölüm tamamlanmaktadır. Beşinci bölümde ise, yapım sürecinde fiziksel olmayan israfların yönetimine yönelik süreç analiz modeli oluşturulmaktadır. Tezin son bölümünde ise, yapılan çalışmalar özetlenerek, tez kapsamında ortaya konan model ve çalışmalara ait anahtar bulgulara, değerlendirmelere ve önerilere yer verilmektedir.