Şehir ve Bölge Planlama Lisansüstü Programı - Doktora

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 95
  • Öge
    Mekân, onu dinleyenle konuşur ses algısı çalışmalarından kentsel planlamaya: Kadıköy akustik
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Öner, Oğuz ; Özçevik, Özlem ; 693188 ; Şehir ve Bölge Planlama
    İşitsel peyzaj odaklı tez araştırma projesi Kadıköy AKUSTİK, İstanbul'un önemli bir kentsel alanı olan Kadıköy Meydanı için geliştirilen mekânsal algılama ve okuma yöntemlerinin yanı sıra ses yürüyüşleri ve zihin haritalama atölyeleri gibi katılımcı çalışmaları kapsamaktadır. Bu tez araştırma projesi, mekânın çeşitli kullanıcı profilleri tarafından denetimli olarak nasıl okunduğuna ilişkin metodolojik çalışmaları kapsamakla birlikte uzun vadede, mekân kullanıcılarının taleplerinin plancılar ve tasarımcılar tarafından daha iyi nasıl karşılanabileceğine dair önerileri içermektedir. Kadıköy AKUSTİK, akustik ekoloji araştırmacısı Murray Schafer'in işitsel peyzaj teorileri temel alınarak geliştirilmiştir. Proje, kentsel alanların anlamsal bir analizini ve tamamen faydacı bir kentsel tasarıma yeni alternatifler üretebilecek mekânı ayarlama, "akort etme" ve yeniden düzenleme pratiğini önermektedir. Kadıköy Meydanı'nın kamusal alanları, işitsel peyzaj açısından çok sayıda veri sağlamaktadır. Bölgenin çevresel akustiğini iyileştirmek için uzun vadeli bir öneri planı çerçevesinde, gözler kapalı olarak gerçekleştirilen derin dinlemeli ses yürüyüşleri gibi psikocoğrafik yöntemler kullanılmıştır. Dönüşüm alanı olan Kadıköy Meydanı; sembol sesler açısından zengin, çok katmanlı ve yer yer kaotik yapıya sahiptir. Çiçekçiler, şantiyeler, kiosklar, vapur düdüğü, vapur yolcuları, gişeler, ezan çağrıları, tramvay araçları, konservatuar, martılar, trafik ve deniz gibi ses kaynakları araştırılmış ve bu sesler üzerinden kullanıcıların mekânsal algısı deneyler ve ses yürüyüşleri yardımıyla incelenmiştir. Uzun vadede mekânların rahat ve kullanıcı isteklerine yanıt verebilen şekilde kullanımının sağlanması için görsel verilere yönelik analiz, tasarım ve inşa çalışmalarının ötesine bakmak gerekir. Bu bağlamda çalışmada, işitsel verileri ve "ses"in algısal verilerini planlama aşamasında devreye sokmanın gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Bu sayede akustik kentsel çevre ile ilgili insanların deneyimlerini ve algılarını anlamaya yönelik, planlama disiplinine katkı sağlayacak metodolojik yönteme yön verilmektedir. Bu kapsamda zihin haritaları ve kullanıcının gözleri kapalı olarak gerçekleştirilen ses yürüyüşü gibi katılımcı atölye çalışmalarını kapsayan, Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'un merkezi kentsel mekânlarından ve dönüşüm alanlarından Kadıköy Meydanı'na yönelik algılama-mekânı okuma yöntemleriyle ses peyzajı araştırma çalışmaları yürütülmüştür. Literatürde ses yürüyüşlerinin tasarım ve planlama disiplinlerinde kullanılmasına ilişkin sınırlı sayıda araştırma mevcuttur. İTÜ Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında, TAK (Tasarım Atölyesi Kadıköy) ve İKSV Tasarım Bienali işbirliğiyle yürütülen bu çalışmaların, sesin mekân karakterinin belirlenmesinde bir öğe olarak değerlendirilmesi ve mekânın akustik karakterinin ortaya konulması anlamında literatüre katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
  • Öge
    Parsel tabanlı 3 boyutlu kentsel büyüme tahmin modeli (PURGOM)
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Kuru, Azem ; Yüzer, Mehmet Ali ; 693126 ; Şehir ve Bölge Planlama
    Kentler başta nüfus artışı olmak üzere çeşitli nedenlerle sürekli olarak değişikliğe uğramaktadır. Kentlerin yatayda ve dikeyde yaşadığı değişimler çeşitli etkenlerin sonucunda gerçekleşirken, aynı zamanda bu değişimler çeşitli kent dinamiklerini etkilemektedir. Kentler süreç içinde yatayda doğal ve yarı doğal alanlara doğru büyümekte, kent çeperinde ve yakın çevresinde bulunan ekolojik birimler üzerinde olumsuz etki oluşturmaktadır. Bununla birlikte kentsel yerleşik alan sınırları içinde bulunan boşluklar yapılaşmaya açılmakta, mevcut yapılar dönüşerek yapı yoğunluğu artmaktadır. Yönetilemeyen kentsel büyüme süreci kentsel mekan kalitesinin düşmesine ve kent içinde ve çeperinde ekolojik birimlerin kaybedilmesine neden olmaktadır. Kentlerde gerçekleşmesi muhtemel üç boyutlu değişimlerin tarihsel süreç içerisinde izlenmesi, değişimin sonuçlarının anlaşılması ve gelecek yıllarda gerçekleşebilecek değişimlerin önceden tahmin edilmesi, sorunlar ortaya çıkmadan politikaların geliştirilmesine imkân sağlayacaktır. Kentlerin büyüme kalıplarının ve eğilimlerinin araştırılarak mevcut kentsel dinamiklerin analiz edilmesi, gelecek kestirimlerinin ve simülasyonlarının yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Kent araştırmaları akademik yazınında kentlerin yatayda değişim süreçlerini modelleyen kentsel büyüme modellerine sıkça rastlanmaktadır. Ancak yerleşik alan sınırları içerisinde, mevcut yapı taban alanları ve yapı yüksekliklerinde gerçekleşen değişimlerin modellenmesi görece yeni bir araştırma konusudur. Kentlerde meydana gelen büyüme süreçlerinin kapsamlı ve gerçekçi bir biçimde tanımlanabilmesi için kentin hem yatayda hem de dikeyde tecrübe ettiği değişimlerin birlikte analiz edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kentsel dokuyu oluşturan başta yapılar ve yapılaşmanın gerçekleştiği en küçük birim olan kadastral parsellerin süreç içerisindeki dönüşümünü dikkate almak önemlidir. Kat alanları katsayısı (emsal) kentin yatayda ve dikeyde 3 boyutlu değişimin izlenmesi ve tahmin edilebilmesi için önemli göstergelerden biridir. Emsal, bir parsel üzerinde bulunan yapıların toplam inşaat alanının parsel alanına oranını ifade etmektedir. Kent dinamikleri zamansal ve mekânsal düzlemde kolaylıkla açıklanamazken çeşitli kriterlerle ilişkili olduğu kesindir. Her kentin emsal oranlarındaki değişim miktarı ve değişim eğilimleri kentin kendi iç dinamiklerine yakından bağlı olurken, genel olarak tüm kentler için ortak etkileyiciler de bulmak mümkündür. Önemli kentsel donatılara ve ulaşım güzergâhlarına yakınlık, kentsel mekân üzerinde belirleyici yasal mevzuat, politikalar ve plan kararları; yükselti, eğim, yönlenme, su yüzeyleri gibi doğal unsurlar; mevcut yapılı çevreden kaynaklanan etkiler ve çok çeşitli sosyo-ekonomik unsurlar kentsel mekânda emsal dağılımını ve zamansal değişimini etkilemektedir. Bu çalışmada emsal değerlerini etkileyen değişkenlerin ve etki derecelerinin tespit edilerek modellenmesi ve buna bağlı olarak gelecek senaryolarının üretilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle çalışma alanı olarak seçilen Saray kenti özelinde 2012-2019 yılları arasında yapılaşma eğilimlerini etkileyen unsurlar parsel seviyesinde beş ana başlık altında istatistiksel ve mekânsal analizlerle irdelenmiştir. Çalışma alanında bulunan parsellerin mevcut durumdaki ve plan kararları ile üretilmesi öngörülen kentsel donatılara yakınlık durumları, planın öngördüğü yapılaşma ve arazi kullanım kararları, arazi değerleri ve yapılı çevreye dair kriterlerin emsal dağılımını etkilediği tespit edilmiştir. Analizler sonucunda çalışma alanı özelinde değişimi etkilediği tespit edilen kriterler coğrafi bilgi sistemleri aracılığıyla çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan ağırlıklı doğrusal çakıştırma yöntemiyle değerlendirilmiş ve tüm parsellerin birbirine göre muhtemel emsal katsayıları tespit edilmiştir. Elde edilen emsal katsayılarına ilişkin model verileri 2019 yılı gerçek emsal değerleri ile karşılaştırılarak kalibre edilmiş, 2030 ve 2040 yılları için emsal dağılım öngörüleri ortaya koyulmuştur. Parseller arası emsal ilişkisinin analiz edilmesinden sonra, 2012-2019 yılları arasında çalışma alanında gerçekleşen değişimler yeni yapılaşma ve mevcut yapıların dönüşmesi olmak üzere iki başlıkta ve merkez, orta, çeper ve uzak kuşak olmak üzere dört kent bölgesi özelinde irdelenmiştir. Belirtilen yıllar arasında kent bölgelerine göre gerçekleşen yeni yapılaşma ve dönüşüm istatistikleri sonraki aşamada 2030 ve 2040 yılları için kent üzerinde oluşacak yapılaşma talebinin mekâna dağıtılmasında kullanılmıştır. Kent üzerindeki yapılaşma talebi, miktar ve tür olarak başta nüfus, hane halkı büyüklüğü, gelir durumu, çevresel ilişkiler olmak üzere çeşitli sosyal ve ekonomik değişkenlerin etkileşimi sonucunda gerçekleşmekle birlikte bu çalışmada kentsel nüfus miktarı ile doğrudan ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Son aşamada 2030 ve 2040 yılı için nüfus artışına paralel olarak tespit edilen yapılaşma talebi miktarı, kent bölgelerine yapılaşma türüne dayalı olarak modelin ön gördüğü emsal değerlerine göre dağıtılmıştır. Buna göre çalışma alanında, kent merkezinde ve kent merkezini çevre yerleşimlere bağlayan ulaşım güzergâhları üzerinde görece yoğun yapılaşma baskısı bulunmaktadır. Çalışmanın temel amacı parsel tabanlı emsal değerlerini esas alan 3 boyutlu kentsel büyüme modeli oluşturarak mevcut eğilimlerin tespit edilmesi ve geleceğe dair kestirimlerin yapılmasıdır. Bu sayede kent plancılarına, kent yöneticilerine ve kent araştırmacılarına karar verme süreçlerinde yardımcı bir araç üretilmesi amaçlanmıştır. Yapısal değişimlerin gerçekleştiği en küçük birim olan kadastral parsellerin kullanılması, parsel özniteliklerinin kapsamlı kriterlerle sorgulanarak belirlenmesi, parseller arası komşuluk ilişkilerinin dikkate alınması, kentsel yapılaşma talebi miktarı ve türünün kent özelinde gerçekleşen yapılaşma eğilimleri aracılığıyla tespit edilmesi ve mekâna dağıtılması kurgulanan üç boyutlu kentsel büyüme modeli (PURGOM)'nin güçlü taraflarını oluşturmaktadır. Bununla birlikte kentsel büyüme araştırmalarında sıklıkla kullanılan hücresel otomata ve coğrafi bilgi sistemleri haricinde karmaşık yazılımlara ve tekniklere ihtiyaç duyulmaması, modelde kullanılan kriterler ve ağırlıklarının kent özelinde tanımlayıcı istatistiklerle belirlenmesi, kurgulanan modelin farklı özelliklerdeki kentlerde uygulanmasını kolaylaştırmaktadır.
  • Öge
    Kent meydanlarının mekân tasarımı niteliklerinin bulanık mantık ile değerlendirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Özyılmaz Küçükyağcı, Pınar ; Ocakçı, Mehmet ; 633691 ; Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
    Kent meydanları tarih boyunca en önemli kamusal alanlar olarak sosyal, kültürel, ticari ve siyasal hayatın yaşandığı, kentin en dinamik ve demokratik mekânlarıdır. Günümüze kadar yaşanan kentsel gelişmeler bu nitelikteki kamusal alanların tasarımını oldukça etkilemiş, gündelik hayatın ritmi bu alanların mekânsal düzenlemelerine yansımıştır. Bu alanların gelişimi, kentlinin yaşam kalitesi üzerinde etkili olduğundan, planlama ve tasarımı her dönemde büyük önem taşımıştır. Özellikle planlanan çevrenin tasarlanması sezgisel bir süreç olarak içinde kavramsal bir çerçevenin olduğu, insanların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir eylemdir. Aynı zamanda planlamanın çıktısı olarak oluşan düşüncenin zihinde işlendikten sonra kağıda dökülerek somut olarak mekânsal bir ürün ortaya koyma çabasıdır. Tasarımcı için, tasarlanan mekânın ne olduğu, neye hizmet edeceği ve kimlerin kullanacağı önemli iken ne şekilde tasarlanacağı, hangi tasarım nitelikleri kullanılarak hangi ilkeler bağlamında yapılacağı bir süreç içinde değerlendirilmekte, tasarım sonucunda ortaya çıkan mekân kurgusunun değeri önem arz etmektedir. Bu değer, mekânda var olan tasarım niteliklerinin kullanıcı tarafından değerlendirilmesi ve algılanması sonucu oluşmaktadır. Kullanıcının algıladığı mekân, yapısal unsur ile şekil, büyüklük, form, biçim gibi daha pek çok niteliğin oluşturduğu ilişkinin derecesi ile kullanıcının mekânla kurduğu duyusal ve duygusal bağın sonucudur. Bu bağlamda, bu tez çalışmasının odağında tasarım nitelikleri bağlamında mekân tasarımının değerlendirilerek tasarım değerinin ölçülmesi yer almaktadır. Tez çalışmasında, açık kamusal alan tipolojisinde yer alan meydanların tasarımı ile buna bağlı niteliklerin tasarım değerini ne kadar etkilediği araştırılmaktadır. Literatürde meydanların tasarım nitelikleri hem fiziksel hem algısal özellikler taşımaktadır. Meydana ait bu bileşenlerin değerlendirilmesine yönelik olarak literatürde çok sayıda çalışma yer almakta ve çoğunda klasik mantık esaslı yöntemler kullanılmaktadır. Kentsel tasarıma ilişkin bir konu olan meydan tasarımının bu çok bileşenli karmaşık yapısının klasik yaklaşımlarla modellenmesi ve değerlendirmesi özellikle soyut kavramların ölçülmesinde bazı değerlerin göz ardı edilmesine sebep olmaktadır. Bu çalışmalar temelde klasik mantığa dayanmaları sebebiyle tasarımın kavramsal yapısında var olan fiziksel parametreleri ölçümlese de algısal nitelikleri değerlendirmede yetersiz kalabilmektedir. "Kent Meydanlarının Mekân Tasarımı Niteliklerinin Bulanık Mantık ile Değerlendirilmesi" başlıklı tez çalışması kent meydanlarının tasarım değerinin belirlenmesi için yeni bir model önerisi sunmaktadır. Bu kapsamda, meydanların tasarım nitelikleri üzerinden tasarım değerini ölçen bir model ile Türkiye'de ve dünyanın farklı ülkelerinde yer alan kent meydanlarından seçilen yirmi meydan üzerinden deneysel bir çalışma yürütülmektedir. Yöntem olarak bulanık mantık yaklaşımı kullanılmaktadır. Tez çalışması, bir yapay zekâ tekniği olan bulanık mantık ile kent meydanlarına yönelik tasarım kavramının çok boyutlu karmaşık yapısını modellemeyi, elde edilen sonuçları karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi hedeflemekte, aynı zamanda önerilen model ile kent meydanlarının tasarım değerini bir uzman hassasiyetinde değerlendirme iddiasındadır. Tez kapsamında, kent meydanlarının tasarım değeri kentsel tasarım parametreleri üzerinden ölçülerek, meydanın mekânsal niteliğinin değeri hakkında bilgi vermektedir. Bu amaçla model için parametreler seçilirken meydan tasarımını ön plana çıkaran ve niteliğini arttıran, meydanı meydan yapan tasarım nitelikleri göz önünde alınmıştır. Meydan tasarımında belirli kriterlerin belirli ilkeler doğrultusunda yer alması mekânın değerini arttırmaktadır. Bu alanların doğru şekilde tasarlanması ile nitelikli açık mekânlar yaratılması, kent ve kentlinin yaşam kalitesini arttırdığından yüksek önem taşımaktadır. Kent meydanları ile ilgili daha önce yapılan çalışmaların, konuyu farklı boyutlarda ele aldığı ve farklı yöntemler kullandığı görülmektedir. İncelenen birçok çalışma Aristo mantığına dayanmaktadır. Bu çalışma, önceki çalışmaların teorik ve pratik altyapısından farklı olarak farklı bir yaklaşımla tasarım değerini ölçmede çok boyutlu yeni bir model önermektedir. Bu kapsamda, bulanık mantık teorisine dayanan modelde yer alan kavramlar bulanık küme yaklaşımı ile oluşturulmaktadır. Seçilen 8 parametre ile bir bulanık mantık modellemesi yapılmıştır. Seçilen parametreler sırasıyla; imaj, anlam, okunabilirlik, zaman, çevrelenmişlik, dominantlık, çeşitlilik, konfordur. Önerilen modeli test etmek için, farklı nitelikleri olan İtalya (6), Almanya (1), Fransa (2), İran (1), İspanya (1), İsveç (1), Belçika (1), Çek Cumhuriyeti (1), İngiltere (1), Portekiz (1), A.B.D. (1) ve Türkiye (3)'den seçilen 20 kent meydanı ile ampirik bir çalışma yapılmıştır. Uygulama aşamasında, yirmi (20) kent meydanı için mimar, peyzaj mimarı ve şehir plancısı olmak üzere farklı meslek gruplarından 179 uzmana anket çalışması uygulanmıştır. Anket formunda, belirlenen sekiz kriter meydanlara ait bilgiler ışığında puanlandırılmıştır. Uzmanlar bilgi sahibi oldukları en az beş meydanı seçerek anketi cevaplandırmıştır. Uzmanların her birinden elde edilen veriler, bulanık mantık modeli ile analiz edilerek her bir meydana ait özgün tasarım değeri bulunmuştur. Tez çalışması beş bölüm altında kurgulanmıştır. İlk bölüm araştırmanın amacı, kapsamı, araştırma soruları, hipotezler ile çalışmanın yöntemi ve uygulanan model hakkında bilgi vermekte, genel çerçevede tezin sürecini sunmaktadır. Kavramsal ve kuramsal çerçeveyi sunan ikinci bölümde ise öncelikle temel kavramlar tartışılmaktadır. Kentsel açık alan kavramı çerçevesinde kentsel meydanların tanımı ve meydanları tanımlayan tasarım parametreleri ele alınmaktadır. Parametrelerin kavramsal olarak meydanlara ilişkin teorik altyapısı kullanılarak seçilen parametreler bağlamında çalışmaya belirli kısıtlar getirilmiştir. Bu niteliklerin seçilmesinin nedenleri literatürdeki çalışmalardan elde edilen bilgiler ile açıklanmıştır. Kavramların tartışılmasının ardından takip eden üçüncü bölümde ilk olarak tezde kullanılan bulanık mantık yönteminin teorisi ve gelişimi ile yöntemi klasik mantıktan ayıran farklı özellikleri değerlendirilmiş, bu yöntemin seçilme amacı üzerinde durulmuştur. Yöntemin uygulandığı çalışmalar incelenerek tezin kapsamında ele alınan kentsel alan tasarımı konusuna odaklanılmıştır. Tasarım kavramının bulanık mantıkla değerlendirmesinde hangi olumlu katkılarının olacağı, bulanık mantık teorisinin tasarım kavramıyla nasıl örtüştüğü kentsel alan çalışmalarında kullanımı üzerinden tartışılmıştır. Dördüncü bölümde tezde geliştirilen özgün model yer almaktadır. Bu bölüm, modelin oluşturularak bulanık mantıkla modellenmesi ve modelin uygulanması olmak üzere iki aşamada sunulmaktadır. Bulanık modelin uygulama adımları detaylı bir şekilde açıklanarak, sonrasında seçilen meydanlar üzerinden denenmiştir. Beşinci bölümde, yapılan çalışmanın sonuçları ve ileriye yönelik araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Çalışmanın sonucunda, bulanık mantık teorisi kullanılarak mekânsal tasarımı değerlendirmeye yönelik oluşturulan model ile farklı, yenilikçi bir değerlendirme yöntemi elde edilmiştir. Elde edilen modelle sonuç bulguları doğrultusunda, araştırma sorularının cevaplarına ulaşılmış, tezin ortaya konan tüm hipotezleri ispatlanmıştır. "Kent meydanlarının tasarım nitelikleri, tasarım değerini etkilemektedir ve bu etki ölçülebilir" hipotezini temel alan çalışmada, mekân tasarım değeri ile belirlenen sekiz tasarım niteliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuş, bu nitelikler bağlamında tasarım değerinin ölçülebileceği görülmüştür. Çalışmada uzmanların dahil edilerek modelin meydanlar üzerinden sınandığı aşamada, meydanlara ait bulgular değerlendirilerek tasarım değerine göre bir sıralama yapılmıştır. Beklenildiği gibi, dünyada tasarım değeri yüksek görülen kent meydanlarının üst sıralarda, tasarım değeri düşük olarak nitelendirilen meydanların alt sıralarda yer aldığı görülmüştür. Bu sonuçlara göre de modelin kurgusunun başarılı bir şekilde yapıldığı ispatlanarak, modelin, veriler olduğu takdirde bir meydanın tasarımını bir uzman hassasiyetine yakın düzeyde ölçebileceği ortaya konmuştur. Geliştirilen modelin, kentlerde kullanıcı ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan, tasarım ve estetik değeri yüksek, güçlü kimliğe sahip ve nitelikli kentsel açık mekânlar yaratmak, üretmek ve geliştirmek adına ilgili meslek gruplarına bir kaynak olarak katkı sağlayacağı, aynı zamanda kent meydanlarından farklı olarak kentsel açık alan tipolojisinde yer alan diğer alanlar ile farklı konuları ele alan kentsel çalışmalar için referans niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.
  • Öge
    Spor perakende sektörünün yer seçimi kriterleri: İstanbul örneği
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2017) Kayacan, Tolga ; Yirmibeşoğlu, Funda ; 10172769 ; Şehir ve Bölge Planlama ; Urban and Regional Planning
    Perakende sektörü, ortaya çıkışından bu yana sürekli bir gelişim halindedir. Yerel ölçekte kurulan bazı perakende firmaları, zamanla ölçek büyüterek ulusallaşmış, hatta bazı firmalar kendi ülkeleri dışında da mağazalar açmaya başlamıştır. Genel olarak insanların yoğun olarak kullandıkları akslar üzerinde, mümkün olan en çok sayıda müşteriye ulaşabilmek amacıyla yer seçimi yapan perakendecilerle birlikte, yer seçimi konusunun bilimselleşmesi adına bilim insanları tarafından da özellikle perakende sektörünün yer seçimi için çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların sonuçları farklı olabilmekle birlikte, yer seçimi konusunda ortak sonuçlar çıkarabilmek de mümkündür. Sektörde kendi kriterlerini belirlemiş perakende firmaları ile birlikte, özellikle perakende sektörüne yeni giren firmalar, yer seçimi için bazı bilimsel çalışmalardan faydalanmakta ya da profesyonel destek almaktadır. Ancak zamanla her firma, hitap ettiği müşteri profiline, sattığı ürüne, vb. verilere bağlı olarak kendi yer seçimi kriterlerini oluşturmaktadır. Son yıllarda özellikle yabancı yatırımcıların da sektöre girmesiyle birlikte, ülkemizdeki perakende sektöründe mağaza sayısında önemli artışlar gözlenmektedir. Perakende sektörünün diğer alt sektörlerinde olduğu gibi, mağaza sayısı artışı spor perakende sektöründe de gözlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, mağaza yer seçiminde spor perakende sektörünün hangi yer seçimi kararları ve kriterlerini göz önünde bulundurduklarının tespit edilmesidir. Bu karar ve kriterlerin belirlenmesi amacıyla, öncelikle, perakendenin değişmez ve en önemli gerçeği olan müşteriler ile anket çalışmaları yapılmıştır. Müşterilerin spor alışkanlıklarının da belirlenip birlikte değerlendirilebilmesi amacıyla, spor salonlarını kullanan müşteriler ile de ayrı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Son olarak üçüncü bir anket çalışması da mağaza çalışanları ile gerçekleştirilerek ilk iki çalışmayı destekleyip desteklemediği incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre spor perakende mağazalarından alışveriş yapanların büyük çoğunluğunun, sporu sıklıkla yapan veya bir yaşam biçimi haline getiren, genellikle yüksek okul mezunu ve yüksek gelir grubuna dahil kişiler oldukları belirlenmiştir. Ancak yalnızca moda ve görünüm amacıyla bu mağazalardan alışveriş yapan önemli bir kitle de bulunmaktadır. Diğer perakendeciler gibi spor perakende mağazaları da kolay ulaşılabilir olan ve yüksek sayıda müşteriye hitap edebileceği lokasyonları tercih etmektedir. Günümüzde sundukları imkanlar, ulaşım kolaylıkları ve ihtiyaç duyulan tüm ürünleri sağlayan mağazaları bünyelerinde barındırmaları gibi nedenler ile alışveriş merkezleri en uygun lokasyonlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • Öge
    Kentsel kıyı alanlarının mekansal özelliklerine yönelik bir model önerisi: İstanbul örneği
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Seçmen, Serengül ; Türkoğlu, Handan ; 10259375 ; Şehir ve Bölge Planlama ; Urban and Regional Planning
    Endüstrileşme öncesi dönemlerden bu yana gelişimini sürdürmekte olan kıyı alanları, günümüzde çok çeşitli işlevler içeren kentsel alan özellikleri göstermektedir. 1970'li yıllarda Kuzey Amerika'da başlayıp tüm dünyaya yayılan ve kıyı alanlarının kente açıldığı endüstrileşme sonrası gelişim süreci kentsel kıyıların mekansal özellikleri açısından oldukça belirleyici olmuştur. Yenilenen kıyı alanlarına marinalar, su ulaşımı toplu taşıma hizmeti alanları, kruvaziyer limanlar, iş ve konut alanları, ticari eğlence alanları, su sporu alanları, kıyı parkları ve gezinti alanları, müze, sergi, konser ve festival alanları gibi pek çok işlev yüklenmiştir. Görüldüğü gibi rekreasyonel, sosyal, kültürel ve su ulaşımı toplu taşıma hizmeti alanları başta olmak üzere çeşitli kentsel açık alan kullanımları kıyıların önemli bir aktivitesini oluşturmaktadır. Endüstrileşme öncesinde kentsel yaşamın kendiliğinden geliştiği kıyılarda endüstrileşme sonrası dönemde kentsel açık alanlar daha çok planlı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Öte yandan, süreç içerisinde kıyıların özel yatırım alanlarına dönüşmesi, kent ve su ile kurduğu ilişkinin zayıf olması, özgün kıyı kimliğinin yitirilmesi gibi kentsel açık alan kullanımlarını doğrudan etkileyen olumsuzluklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa kentsel dinamiklerin su ile buluştuğu açık alanlarda yer alan kentsel kullanımların mekansal özelliklerinde belirleyici rolü olan su öğesi ve kent olgusu göz önüne alındığında, kentsel açık alanların öncelikli olarak su ile ilişkili olması ve kentin diğer bölgelerine erişim bağlantılarının güçlü olması gerekmektedir. Bu araştırma kapsamında kentsel kıyıların açık alan kullanımlarının değerlendirilmesi amacıyla bir model önerisi geliştirilmekte ve İstanbul kıyılarına uygulanmaktadır. Önerilen model çerçevesinde kriterler 'su ile ilişkili çevre', 'bağlantılı olma ve süreklilik', 'imgelenebilirlik', 'uyumlu işlevsellik' ve 'esneklik ve değişkenlik' olarak belirlenmiş, model kentsel ölçek ve alt bölge ölçeği olmak üzere iki farklı ölçekte uygulanmıştır. Elde edilen bulgular kıyıların kentsel açık alan performanslarına yönelik bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlamış, ayrıca modelin uygulaması ile hem modelin işlerliği test edilmiştir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de İstanbul kıyıları ulaşım, konut ve ticaret başta olmak üzere çeşitli işlevler içermekte, bütüncül bir planlama anlayışının bir parçası olmaksızın gelişmeye devam etmektedir. Su ile çevrili İstanbul'da su ulaşımının etkin olmaması, kıyıdaki kentsel açık alanlara toplu taşıma ile erişimin güç olması, mekansal olarak su ile etkileşime öncelik verilmemesi ve bu alanların rekreasyonel aktivite çeşitliliğine sahip olmaması kıyı kullanımının en temel sorunları olarak karşımıza çıkmaktadır. Model kapsamında oluşturulan kriterlere göre yapılan değerlendirmeler, İstanbul kıyılarında bulunan kentsel açık alanların mekansal özelliklerinin zayıf olduğu görüşünü desteklemektedir. Ayrıca, kentsel açık alanların su ile ilişkisinin çok zayıf, su ulaşımı ve diğer toplu taşıma türleri ile entegrasyonunun ve yaya erişim bağlantılarının zayıf, kıyı görünümü ve açık alanların okunaklılığının güç, işlevsel çeşitliliğin ve işlevler arası uyum potansiyelinin zayıf olduğu saptanmıştır. Alt bölge ölçeğinde ise Üç Su Birleşimi (Eminönü, Karaköy, Kadıköy, Üsküdar, Beşiktaş) olarak tanımlanan alan ile ilgili yapılan değerlendirmelere göre kentsel açık alanların mekansal özelliklerinin zayıf olduğu saptanmıştır. Buna karşılık kıyı görünümü ve açık alanların okunaklılığı zayıf olmamakla birlikte, su ile mekansal ilişkiler zayıf, su ulaşımı ve diğer toplu taşıma türleri ile entegrasyon ve yaya erişim bağlantıları zayıf, işlevlerin uyum potansiyeli zayıf, mekansal esneklik ve değişkenlik potansiyeli de zayıf olarak saptanmıştır. Tezin ilk bölümünde konuya giriş yapıldıktan sonra ikinci bölümünde kentsel kıyı kavramının tanımı, endüstrileşme öncesi ve sonrası kıyı gelişim süreci, günümüzde kıyının kent ile kurduğu işlevsel ilişkilere değinilmektedir. Üçüncü bölümde, kentsel kıyı alanları ve kentsel açık alan kullanımları arasındaki ilişki üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde öncelikle kentsel açık alan kavramı tartışılacak, daha sonra endüstrileşme sonrası kıyı alanlarında yapılan uygulamalar ve araştırmalardan yararlanılarak birtakım değerlendirme kriterleri ortaya koyulmaktadır. Dördüncü bölümde ise, kıyıların kentsel açık alan kullanımları bağlamında değerlendirilmesine yönelik oluşturulan model önerisi açıklanmaktadır. Beşinci bölümde, İstanbul kıyıları ve kentsel açık alan kullanımlarının gelişim sürecinin ardından, model uygulaması için değerlendirme yöntemi açıklanacak ve İstanbul kıyılarının kentsel açık alan kullanımları model çerçevesinde belirlenen kriterler bakımından değerlendirilmektedir. Son olarak altıncı bölümde, elde edilen bulgular ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmaktadır ve İstanbul kıyıları kentsel açık alanlarına yönelik önerilerde bulunulmaktadır.