LEE- İşletme-Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 3 / 3
  • Öge
    Sipâriş toplama yöntem seçimi: Bir seramik deposunda uygulama
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022-05-27) Akgül, Ecem ; Baskak, Murat ; 403171006 ; İşletme
    Günümüzde, firmaların ürünlerini üretebilmeleri ve müşterilerine ulaştırabilmelerinde tedârik zinciri çok önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle son yıllarda küresel çapta yaşanan pandemi, doğal afet gibi olaylar tedârik zinciri önceliklerini değiştirse de, müşteri taleplerine hızlı yanıt verebilmek ve lojistik mâliyetlerde rekabetçi kalabilmek daha da kritik olmuştur. Tedârik zinciri akışı, firmaların tedârikçilerinden satın aldıkları malzemeler ile başlayıp müşterilerine bitmiş ürünü teslim etmelerine kadar sürmektedir. Bu akış içerisinde, depolar birçok noktada önemli rol almaktadır. Tedârik zinciri üzerinde hem üretici ile tedârikçiyi, hem de üretici ile müşteriyi birbirine bağlarlar. Depolar, yalnızca tedârikçilerden gelen malzemelerin ya da üretilen ürünlerin gerektiğinde kullanılmak üzere korunmasını sağlamaz, aynı zamanda müşterilere ürünlerin ulaşması için gerekli olan tüm süreçleri de yürütmektedir. Ek olarak, depoların müşteri hoşnutluğu ve lojistik mâliyetleri üzerinde doğrudan etkisi vardır. Müşterilerin talep ettikleri ürünleri istenen zamanda ve istenen kalitede ulaştırabilmek için depo içerisinde sipâriş toplama, paketleme ve sevkiyat gibi temel süreçler yürütülmektedir. Sipâriş toplama işlemi, doğrudan müşteri sevkiyatlarına yönelik ve işgücünün yoğun olarak kullanıldığı bir işlemdir. Bu da, sipâriş toplama işleminin önemini artırmaktadır. Depoda gerçekleştirilen böylesine önemli bir süreç olduğu için sipâriş toplama problemleri üzerinde, hem literatürde, hem de tedârik zinciri profesyonelleri tarafından sıklıkla çalışılmaktadır. Depolarda gerçekleştirilecek olan etkin bir sipâriş toplama işlemi, hem müşterilere zamanında ürün ulaştırmaya, hem de işgücünün daha verimli kullanılmasına hizmet edecektir. Bu çalışmada ilk olarak depo fonksiyonları açıklanmıştır. Sonrasında çalışmanın ana odağı olan sipâriş toplama sistemleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sipâriş toplama için önce bir literatür araştırması, ardından şirket uygulaması yapılmıştır. Depolarda iş akışı sırasına göre mal kabul, yerleştirme, transfer, sipâriş toplama, katma değerli işlemler, paketleme ve sevkiyat süreçleri gerçekleştirilmektedir. Depoya gelen ürünlerin akış olarak öncelikle kalite ve miktar gibi kontrolleri yapılmaktadır. Sonrasında mal kabulleri tamamlanmaktadır. Depoya mal kabulü tamamlanmış ürünler, belirlenen adresleme stratejilerine göre ilgili adreslere yerleştirilmekte ve depolanmaktadırlar. Bu süreçte depo yönetim sistemi yazılımı (WMS: Warehouse Management System) ve el terminali gibi araçlar kullanılmaktadır. Adreslere yerleştirilen ürünler, yüksek raflarda paletli ya da büyük miktarlarda olabilmektedir. Daha az adetlerde sevkiyat yapılmasını kolaylaştırmak amacı ile alçak raflara daha az adetlerde ürün yerleştirilmesi transfer işlemini ifâde etmektedir. Sipâriş toplama ise depo adreslerindeki ürünlerin müşteri sipârişi ya da üretim sipârişine yönelik olarak belirli stratejilere göre toplanmasını ifâde etmektedir. Bu süreçte koridorlar arası gezinme, toplanacak ürünleri arama, ürünleri adresten alma ve sipârişlere göre hazırlama işlemleri bulunmaktadır. Gezinme ve ürün arama işlemleri, sipâriş toplama süreci içerisinde en fazla zaman harcanan alt iş adımlarıdır. Sipârişler toplandıktan sonra gerekiyorsa kalite kontrol, etiketleme ve onarım gibi katma değerli işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Toplanan ürünlerin, müşteri sipârişlerine uygun olarak kutu ya da paletlere konulması ise paketleme sürecini ifâde etmektedir. Sevkiyat süreci ise müşteri sipârişlerine göre hazırlanan ürünlerin müşterilere gönderilmek üzere, belirlenen araçlara yüklenmesidir. Sipâriş toplama sistemleri, literatürde beş çeşit olarak sınıflandırılmıştır. Bunlar, toplayıcıdan parçalara, parçalardan toplayıcıya, kutuya toplama, topla ve ayrıştır, otomatik ve robotlu toplamadır. Toplayıcının parçalara gittiği sistemde, sipâriş toplayıcı raflar arasında ürünleri toplamak için gezinmektedir. Depolarda kullanılan en yaygın sipâriş toplama yöntemidir. Bu sistem alçak düzey ve yüksek düzey olarak ikiye ayrılmaktadır. Alçak düzey sipâriş toplama işleminde, sipâriş toplayıcı, ürünleri alt katlardaki raflardan gezinerek toplamaktadır ancak yüksek düzey sipâriş toplama işleminde, yüksek raflara ulaşmak için bir araç kullanımı gerekmektedir. Parçaların toplayıcıya gittiği sistemde, toplama işlemini otomatik bir aygıt yapmaktadır. Bu sâyede işgücü ve toplama süresinden kazanç sağlanmaktadır. Aynı zamanda insan hatalarının elimine edilmesine olanak sağlamıştır. Kutuya toplama sistemi ise topla ve geç olarak bilinmektedir. Bu sistemde sipâriş toplama alanı bölgelere ayrılmıştır ve bölgeler birbirine konveyör ile bağlanmıştır. Sipârişler, bölge bölge ilerleyecek şekilde konveyör üzerindeki kutulara toplanmaktadır. Topla ve ayrıştır sisteminde ise sipâriş toplayıcılar topladıkları bir grup sipârişi konveyör üzerine koymaktadırlar. Konveyör üzerinde ürünler müşterilere göre ayrıştırılmaktadır. Otomatik ve robotlu toplama sisteminde ise sipâriş toplama görevini tümüyle robotlar üstlenmektedir. Genellikle küçük ve değerli ürünlerin toplanması amacıyla kurulmaktadır. Toplama hızları çok yüksek olmasına rağmen yatırım mâliyetleri sipâriş toplama sistemleri arasında çok yüksektir. Sipâriş toplama işlemi depo içerisinde en yoğun işgücü kullanımı gerektiren işlem olduğu için bu işlemin performansı, depo mâliyetlerini ve etkin işgücü kullanımını doğrudan etkilemektedir. Sipâriş toplama performansı üzerinde etkisi olan etmenler; deponun yerleşim düzeni, ürünlerin depo içerisindeki yerleşimi, bölgeleme politikası, kümeleme politikası, sipâriş rotalama yöntemidir. Bu çalışmada, sipâriş toplama yöntemlerinden olan bölgeleme ve kümeleme politikalarının kullanılması ile toplama performansı ölçülmüştür. Çalışmanın uygulama bölümünde, seramik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın bitmiş ürün deposunda gerçekleştirilen varolan sipâriş toplama süreci ayrıntılı olarak ele alınmıştır ve belirtilen depo için en uygun sipâriş toplama yönteminin seçilmesi amaçlanmıştır. Depodaki sipâriş toplama işleminde toplayıcı parçalara gitmektedir ve yüksek düzeyde toplama yapılmaktadır. Depoda sipâriş toplama süreci, günlük olarak sipârişlerin sistem üzerinden sipâriş toplayıcıların el terminallerine atanması ile başlamaktadır. Vardiya başında el terminali ile toplanacak sipârişlerin içeriğini kontrol eden sipâriş toplayıcı, başlangıç koridorundan başlayarak toplanacak ürün kodlarına göre ilerlemektedir. Sipâriş toplayıcı, bir grup sipârişi aynı anda toplayarak koridorlar boyunca S-şekilli rotalama yaparak turunu tamamlamaktadır. Sipârişlerin tümü toplandıktan sonra, müşterilere göre ayrıştırılmakta ve sevkiyat alanına taşınmaktadır. Günlük bazda toplanacak sipârişlerin adetsel dağılımı, ay içinde dengesiz olabilmektedir. Bu nedenle bâzı günlerde sipâriş toplayıcının daha fazla adette ürün toplaması gerekmektedir. Problemin çözümü için alternatif yöntemler belirlenmiştir. Firmanın deposunda varolan durumda kullanılmakta olan grup bazlı sipâriş toplama yöntemi ile bu yönteme iki alternatif olarak seçilen, eşzamanlı alan bazlı sipâriş toplama yöntemi ve toplayıcı sayısının değiştirildiği grup bazlı sipâriş toplama yöntemi karşılaştırılmıştır. Depodaki varolan durumda, sipâriş toplayıcı başlangıç noktasından başlayarak ürün kodlarına göre gruplanmış bir sipâriş toplama işlemini yapmaktadır. Sipârişler toplandıktan sonra müşterilere göre ayrıştırılmaktadır. Alternatif yöntemlerden ilki olan alan bazlı sipâriş toplama yönteminde ise, depoda bulunan dört koridorun her biri için farklı birer toplayıcı atandığı varsayılarak kıyaslama yapılmıştır. İkinci alternatifte ise sipâriş toplama yöntemi varolan duruma göre aynı kalmış olup, sadece toplayıcı sayısı bir kişiden iki kişiye çıkartılmıştır. Çalışmanın yapıldığı depoya en uygun sipâriş toplama yönteminin belirlenebilmesi için, el ile benzetim yöntemi kullanılmıştır. El ile benzetim yöntemi, sözedilen tüm yöntemler için bir vardiyalık süre çalışılmıştır. Sonuçların kıyaslanmasında, birim zamanda toplanan palet sayısı gösterge olarak belirlenmiştir ancak işçilik ve ekipman mâliyetleri de kullanılacak yöntemin seçilmesinde önemli rol oynamaktadır.
  • Öge
    Maintenance process improvement of a product in the technology company using lean management systems
    (Graduate School, 2023-01-30) Alçın, Bilal ; Camgöz Akdağ, Hatice ; 403181002 ; Business Administration
  • Öge
    Enerji depolama üniteli trijenerasyon mikro şebeke sisteminde çizelgeleme optimizasyonu: Hastane uygulaması
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021-05-28) Doğan, Anıl ; Kayalıca, M. Özgür ; 403181001 ; İşletme ; Management
    Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşmenin gittikçe hız kazanması ile enerji ihtiyacı artmaya devam etmektedir. Dünya Enerji Görünümü raporlarındaki olağan durum senaryolarına göre talep edilen enerjinin sağlanması amacıyla fosil yakıtların kullanılmaya devam edilmesi ile hava kirliliği giderek artarak küresel ısınmaya sebep olacağı belirtilmiştir. Fosil yakıtların sınırlı olması nedeniyle ülkeler arasında enerji rekabeti ortamı oluşmaktadır. Bu enerji rekabeti sayesinde karbonsuzlaşma, enerji tasarrufu, verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramları değer kazanmaya başlamıştır. Karbondioksit salınımın azaltılması ve küresel ısınmanın önüne geçilebilmesi için yenilenebilir enerji kaynakları en iyi çözüm olarak gösterilmektedir. Yenilenebilir enerji sistemlerinin giderek azalan enerji üretim maliyetleri ve teşvik edici politikalar sayesinde hızla büyümeye devam etmektedir. Böylece karar vericilerin yenilenebilir enerji sistemlerine yatırım yapmasının önü açılmaktadır. Yenilenebilir enerji sistemlerinin aralıklı üretiminden dolayı belirsizlikler ve dengesizlikler bulunmaktadır. Aralıklı üretimden kaynaklı belirsizliklerin giderilmesi, enerji yönetimi, enerji arz güvenliği ve enerji kalitesinin sağlanması problemlerini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle yenilenebilir enerji sistemleri, konvansiyonel enerji üretim sistemlerinin tam ikamesi olamamaktadır. Bu problemlerin çözümü olarak enerji depolama sistemleri gösterilmektedir. Çoğu güç uygulamaları ile entegre çalışabilen enerji depolama sistemlerinin sağladığı faydalar göz önünde bulundurulduğunda enerji depolama sistemleri teknolojik olarak gelişmekte ve giderek düşmekte olan maliyetleri ile yaygınlaşmaya devam etmektedir. Sürdürülebilir enerji yönetimi ve arz güvenliğinin sağlanması amacıyla dünya çapındaki güç uygulamalarında merkezsizleştirme, karbondan arındırma ve demokratikleşme eğilimleri ortaya çıkmıştır. Böylece ana şebekeye bağlı veya bağımsız olarak çalışabilen, enerji depolama, yenilenebilir ve konvansiyonel enerji üretim sistemlerinin entegre edilebildiği mikro şebeke uygulamalarının sayısı giderek artmaktadır. Mikro şebeke sistemi, dağıtılmış enerji kaynakları olarak güneş panelleri, rüzgâr türbinleri, kombine ısı ve güç santralleri, küçük doğal gaz yakıtlı jeneratörler, dizel jeneratörler, elektrikli araçlar, iklimlendirme sistemleri ve enerji depolama sistemleri gibi yük kontrolünün sağlanabildiği sistemlerle entegre bir şekilde çalışabilmektedir. Böylelikle son kullanıcının talep ettiği elektrik, ısıtma ve soğutma yükü talepleri ana şebekeden bağımsız bir şekilde kontrol edilebilmektedir. Enerji depolama sistemlerinin entegre edildiği mikro şebekeler sayesinde elektrik kesintilerine karşı enerji güvenliği sağlanmakta, çevre dostu enerji üretimi yapılmakta, yakıt tasarrufu, altyapı maliyet tasarrufu ve yardımcı enerji hizmetleri ile ekonomik fayda sağlanmaktadır. Mikro şebekelerde istenilen güç uygulamasının karakteristiğine göre kullanılabilecek birçok enerji depolama sistemi mevcuttur, fakat güç uygulamalarındaki hizmetlerin hepsinin karşılandığı bir enerji depolama sistemi bulunmamaktadır. Her enerji depolama sisteminin birbirleri ile karşılaştırıldığında teknik performans, ekonomik çerçeve ve çevresel etkiler kapsamında avantajlı ve dezavantajlı olduğu durumlar söz konusudur. Bu nedenle kurulması planlanan güç uygulamalarında seçilecek olan enerji depolama sistemleri, uygulamanın ihtiyaçlarını ve gerekli kısıtlarını karşılaması gerekmektedir. Dünya genelinde fosil yakıtların tükenmeye başlaması ve küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri nedeniyle karayolu taşımacılığında alternatif olarak elektrikli araçlar gösterilmektedir. Sürdürülebilir kalkınma senaryolarında 2030 yılına gelindiğinde elektrikli araçların pazar payı yüzde 30 ve araç stoğu 250 milyon adet olacağı tahmin edilmektedir. Elektrikli araç pazarının büyümesindeki en önemli etkenlerden biri olarak gittikçe maliyetleri azalan Lityum-iyon bataryalar gösterilmektedir. Lityum-iyon bataryalar yüksek enerji yoğunluğu, düşük oranda kendi kendine deşarj olma ve düşük bakım maliyetleri sayesinde elektrikli araçlarda en fazla kullanılan batarya sistemleridir. Diğer yandan yapılan araştırmalara göre Li-iyon bataryaların kullanım ömürleri elektrikli aracın özelliklerine ve sürücüye bağlı olarak 8-15 yıl arasında olmakta ve yüzde 80 kapasiteye ulaştığında elektrikli araçlardaki kullanımı sonlandırılmaktadır. Elektrikli araçlardan çıkarılan bataryaların bertaraf edilmesi büyük bir ekonomik kayıp oluşturmaktadır. Ayrıca batarya sistemleri, ikamesi az olan materyaller içerdiği için geri dönüştürme maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle elektrikli araçlarda kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların ekonomik değerinin en üst düzeye çıkarılması için ikinci yaşam döngüsünde sabit depolama sistemi olarak kullanılması önerilmektedir. Bu tezin amacı, insan hayatı üzerinde kritik öneme sahip hastanelerin elektrik kesintileri ve enerji kalitesi problemlerine karşı enerji arz güvenliğinin sağlanmasıdır. Bununla birlikte hastanenin talep ettiği kritik elektrik, ısıtma ve soğutma yüklerinin güvenliği için trijenerasyon mikro şebeke sistemi tasarlamaktır. Sistemde enerji depolama sistemi olarak termal enerji ve ikinci yaşam döngüsündeki Lityum-iyon elektrikli araç bataryalarından oluşan depolama sistemleri dahil edilmiştir. Enerji üretim sistemi olarak güneş paneli, mikro türbin ve gaz kazanı kullanılmıştır. Soğutma yüklerinin sağlanması için ise absorpsiyonlu soğutucu ve elektrikli çiller sistemleri entegre edilmiştir. Diğer yandan güç ve ısı kontrol üniteleri ile sistemler arasındaki enerji yönlendirilerek hastanenin talep ettiği elektrik, ısı ve soğutma talepleri karşılanmaktadır. Tasarlanan trijenerasyon hastane mikro şebeke sisteminin en ekonomik şekilde çalışması ve kritik enerji yüklerinin her zaman karşılanabilmesi için çizelgeleme optimizasyon modeli geliştirilmiştir. Çizelgeleme optimizasyonu ile sistem bileşenlerinden alınan ve yönlendirilen enerji yüklerinin kontrolü sağlanacaktır. Önerilen çizelgeleme optimizasyon modeli ile elektrik kesintisi ve enerji kalitesi problemlerine karşı hastanenin enerji güvenliğininin sağlanmasının yanı sıra yenilenebilir enerji ve depolama sistemlerinin entegre edilmesi ile enerji tasarrufu elde edilerek hem ekonomik hemde çevreci bir sistem tasarlanması hedeflenmiştir. Hastanenin çizelgeleme optimizasyonu için bir yıldaki saatlik elektrik tüketimi ve sıcaklık verileri kullanılmıştır. Optimizasyon probleminin çözdürülmesi amacıyla karma tamsayılı doğrusal programlama kullanılarak Excell Solver programında kodlanmıştır. Yapılan araştırma ile hastane birimleri arasında kesintisiz enerji talebinin en yüksek olduğu ameliyathane, resüsitasyon birimi ve yoğun bakım ünitelerinin kritik enerji yükü talepleri modele dâhil edilmiştir. Oluşturulan modelin uygulanması için 197 yataklı, 4 ameliyathaneli, 2 resüsitasyon birimli ve 13 yoğun bakım üniteli hastane seçilmiştir. Hastanenin kat planlarından ve sıcaklık verilerinden yola çıkarak alan soğutma ve ısıtma için enerji ihtiyacı hesabı yapılmış ve bir yıldaki saatlik ısıtma ve soğutma yük talepleri belirlenmiştir. Kurulan model ile doğal gaz, batarya yıpranma, işletme ve bakım, şebeke elektriği ve CO2 salınımından kaynaklı oluşan sosyal maliyetlerden oluşan amaç fonksiyonu optimize edilmiştir. Model çıktısında 8670 saat için yıllık toplam enerji maliyeti, batarya depolama sisteminin deşarj sayısı ve CO2 salımı tasarruf miktarları hesaplanmıştır. Tasarruf edilen CO2 salımının ekonomik değeri yapılan araştırmalar çerçevesinde belirlenmiştir. Bununla birlikte yapılan araştırmaya göre trijenerasyon sistemi için ilk yatırım maliyeti belirlenmiş ve geri ödeme süresi hesabı yapılmıştır. Yıllık net nakit akışı olarak elde edilen tasarruf miktarı kullanılarak sistemin ne kadar sürede amorti edeceği hesaplanmıştır. Tez çalışmasının sonucunda, insan hayatını tehlikeye atabilecek elektrik kesintilerine karşı batarya ve termal enerji depolama sistemleri sayesinde hastanenin kritik enerji yüklerini sürekli olarak karşıladığı gösterilmiştir. Diğer yandan şebekeden çekilen yüksek elektrik fiyatına karşı batarya sistemi deşarj edilerek yüksek miktarda elektrik maliyeti tasarrufu elde edilmiştir. Bunun yanı sıra mikro türbinden çıkan ısı enerjisi ise ısı kazanım cihazı ile tekrardan değerlendirilmiştir. Gaz kazanı ve mikro türbinden yönlendirilen ısı enerjisi, termal depolama sisteminde depolanmış ve gerekli durumlarda depolama sistemi deşarj edilerek kritik ısıtma ve soğutma yük talepleri karşılanmıştır. Böylece yüksek miktarda CO2 emisyon tasarrufu elde edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlar ile birlikte sağlık sektörü haricindeki diğer kamu, hizmet ve endüstri sektöründeki tesislerde de enerji güvenliği ve tasarrufunun sağlanması konusunda enerji depolamalı trijenerasyon mikro şebekesinin önemi gösterilmiştir. Elektrikli araçlarda kullanımı sonlandırılmış yüzde 80 kapasitesini koruyan Lityum-iyon bataryaların yüksek geri dönüşüm ücretlerine karşı tekrardan sabit depolama sistemi olarak kullanılması ile önemli bir tasarruf kalemi elde edilmektedir. Bununla birlikte yakın gelecekte elektrikli araç sayısının artmasına bağlı olarak ikinci yaşam döngüsündeki bataryaların sabit depolama sistemi olarak kullanıldığı güç uygulamalarının sayısı artarak ülke ekonomisine fayda sağlayacaktır. Gelecekte yapılacak çalışmalarda hastanenin ilk kurulumundan itibaren kurulum yapılacak bölgenin özelliklerine göre enerji kaynağının seçilmesi, sistem boyutlandırılması ve tasarımının optimizasyonu çalışmaları yapılabilir. İlerleyen zamanlarda atık batarya pazarı oluşması ile yaşam döngüsü maliyet analizi yapılabilir; sistem boyutlandırma optimizasyonu ve enerji arbitrajı hizmetinin modele dâhil edildiği yatırım fizibilitesi çalışmaları yapılabilir. Ülkemizde karbon vergilendirme sistemi ve karbon piyasasının oluşması ve optimizasyon modeline eklenmesi ile birlikte elde edilen tasarrufun ekonomik değeri daha güncel olabilecektir.