LEE- Sanat Tarihi-Doktora

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 2 / 2
  • Öge
    Three paintings from Dalí: Relationship between music and visual arts in the context of İlhan Usmanbaş's music
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Aydoğan, Bilge Evrim ; Kuban Tokgöz, Zeynep ; 693443 ; Sanat Tarihi
    Interart relations indicate a wide range of interdisciplinary fields that leads us to search various artistic practices and pursue the fluid ideas between different art forms. Within this framework, interart relations constitute a collective history, which can be dated back to Antiquity in its search for the secrets of beauty and harmony, leading up to today's inter-artistic practices, such as new media and multimedia art. Mutual influences and interaction between different art forms have been admitted as a topic of interest and, by its very nature, addressed as a multi-directional subject matter. The relationship between music and visual arts, on the other hand, is one of the remarkable subjects in this diversity, and has a vast historiography, often manifest in major turning points, in parallel to the cultural developments in history. Modernism, which is one of the last stages of this process, seen as a catalyst for the transformative experiences in art practices and innovations - concentrating on spatial or temporal concerns - with the idea of medium specificity, brought about an environment where formal relations gradually increased. Faced with the limitations of pure formalism, the 1950s, which brought openness and exchange of ideas in every field, and also indicated a significant shift in modernism discussions. This period offered a transition not only between autonomous disciplines, but also between the boundaries that encircled social, cultural, and political fields. The choice of subject matter from the music discipline as a study of art history, is an unavoidable consequence of this intertwined historical process. However, this inevitable outcome also brings with it the challenges a field of study faces as its scope expands. Nevertheless, this issue opens space for productive questions within art history, enables new inquiries and engagements in interart relations. There are different approaches examining the art practices that articulate visual and sound dimensions. One of them presents a historical, social and cultural flow in the field of interart tradition; the other, investigates the accommodation of sound in visual arts and vice versa, the notion of visuality in musical practices, by exploring their transmedial and conceptual aspects. Recently, intermedial studies have developed categories by means of how the medium is produced. Although they present under different titles, these categories appear to have a similar approach. The Introduction part of the study provides an overview of these theories and introduces the concept of ekphrasis as a valid interdisciplinary model among these common approaches. Focusing on İlhan Usmanbaş's (1921) Three Paintings from Dalí (1952-1955), this thesis examines the composer's music, shaped by contemporary composing techniques, through the relationship he established with visual arts, opening an experimental field and offers a methodology for approaching a musical work inspired by visual arts. The framework of this study has been determined by taking into consideration the above mentioned approaches as well as the possibilities offered by Three Paintings from Dalí. This symphonic work reveals a three-layered relationship. First and foremost, it created a re-encountering among Surrealism and serial music in the historical flow. The second aspect is the cultural one: This music allows us to examine the reflections of 1950s modernism in Turkey, the role of Usmanbaş in this period, and the environment that brought him together with Dalí's paintings. Finally, the study turns its attention to the artwork itself, the Three Paintings from Dalí. The aim of the analysis of the piece, which incorporates visual and auditory, as well as spatiotemporal and spatial elements, is also an attempt to present the modern role of ekphrasis and its potential relational outcomes.
  • Öge
    Tasarımda bilgi ve değer sorunsalının tarih öncesi taş alet teknolojisi üzerinden incelenmesi
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Babadağ, Murad ; Haşlakoğlu, Oğuz ; 693593 ; Sanat tarihi
    Tezin esas meselesi olarak, 'iyi tasarım' kavramı önce değer bağlamında, Platoncu bir kavram olan poiesis (eski Yunanca yapma/ortaya çıkarma) ilişkisi üzerinden, bilginin değere dönüşmesi ve 'iyi' çerçevesinden, sonra da, çağdaş tasarım yaklaşımlarıyla kıyaslanarak irdelenecektir. İnsanın tasarım yoluyla bilgi ve değer bağlamı üzerinden kendisini bir tür olarak nasıl doğayı araçsallaştırarak ayrıcalıklı bir konuma getirdiği, ilk taş alet teknolojisi örneğinde incelenerek ortaya konulmaya çalışılacaktır. Alet yapmak sayesinde bir yandan, yapma bilgisini elde etmek, korumak ve aktarmak yollarını öğrenir ve deneyimlerken, diğer yandan da yaptığı aletin işlevini doğrudan ve tam olarak yerine getirmesi sayesinde de, değer kavramına ulaşması araştırılacaktır. Böylece 'yapma' eylemi üzerinden bilgi ve değer bağlamının nasıl bizatihi insanın 'olma' esasında kendisini ürettiği araştırılacaktır. Tez konusu esastan üç farklı kavramla analiz edilmiş, dolayısıyla bu üç kavram sayesinde kendisini destekleyecek açılardan ele alınmıştır. Bu üç farklı kavramın birincisi faaliyetin aktif olarak katılımcısı olarak fail'in, failleşme süreci olan evrimle ilgilidir ve tezin konusu olması itibariyle birlikte çalışan nörolojik yetiler olarak hafıza ve hayal gücünün aktif hale geçme sürecini içerir. Diğerleri ise "değer" bağlamında Etik ve bir yapma pratiği olarak Tasarım kavramıdır. Sonuç ürünü olan bir eylem biçimi olarak tasarım yapma pratiği, hafıza ve hayal gücü vasıtasıyla geçmiş ve gelecek zaman kiplerinin içinde eylemek ve bu yüzden kaybettiği şimdiki zamanın hem içinde hem de dışında olabilmektir. Doğası gereği yapıcı-yıkıcı bir eylem olan tasarım faaliyeti sırasında hafıza ve hayal gücü eşzamanlı olarak çalışırken, faaliyet anında kendini dışardan izleyen zihin/göz, fiiliyatın an be an şahidi olur. Poietik faaliyet sayesinde üç zaman kipi, geniş bir şimdinin içinde buluşurlar. Metin boyunca, ilk taş alet teknolojisi örneği ele alınarak, bir tür olarak Homo Sapiens'in Platoncu mahiyette yapma-olma/auto-poiesis bağlamı üzerinden nasıl kendine bir Dünya sahnesini açtığı konusu ele alınmıştır. Aletin nicelik ve nitelik analizlerini yaparak, onun 'iyi' olup olmadığına karar vermek ancak ideolojik ve ekonomik fayda amaçlıdır. Doğadan özgürleşmeyi sağlayan pragmatik değerler, bu araçsallaştırmadan da kurtularak hürleşme bağlamında özellikle aşılması gereken değerlerdir. Bu anlamda 'iyi' yapılmaktan öte, olunan bir şeydir. Yapma-olma vasıtasıyla sahip olduğumuz değerler, bizi aynı şekilde, bugüne kadar kullandığımız pragma değerlerinden de hürleştirmelidir. İnsanoğlunun örtük olan esas amacı, kendi doğası gibi görünen bu araçsallaşmadan da hürleşme olmalıdır. Tez boyunca bu iddialar, farklı disiplinler ve bakış açıları ışığında gerekçelendirilecektir.