FBE- Otomotiv Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 184
  • Öge
    Otomatik transmisyon vites değişim tepkilerini objektif olarak değerlendirmeye yönelik model bazlı yaklaşım geliştirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Oktar, Hilmi Ersin ; Akalın, Özgen ; 633380 ; Otomotiv Mühendisliği Programı
    Bir güç grubunda motor ve tekerlek arasındaki koordinasyonu sağlayan, otomotivdeki en kritik optimizasyon aracı transmisyondur. İçten yanmalı motor ile tahrik edilen bir güç grubunun tork ve hız arasındaki koordinasyonunu sağlayarak, sistemin daha verimli çalışmasına imkan sağlayan transmisyonlar, konfor ve verimlilik yönünden araç üzerinde büyük bir etkiye sahiptirler. Otomotivde her geçen gün, teknolojinin gelişmesine paralel olarak, kullanım iyileştirmeleri yapmak ve en iyiyi yakalamak mümkün hale gelmektedir. Teknolojideki bu gelişmeler, transmisyon geliştirmeleri üzerinde de büyük faydalar sağlamaktadır. Geleneksel otomatik transmisyona sahip araçların seri üretime başlandığı 1939 yılından beri (Hydramatic), yaşanan gelişmeler ile birlikte otomatik transmisyonlar, sürüş konforunu ve verimini önemli seviyede arttırmış ve buna mukabil satış oranları da hızla artış göstermiştir. Bu durumun ana sebepleri olarak, üretim kalitesinin artması, elektro-hidrolik kontrol araçlarının gelişmesi, çeşitlenmesi ve kalibrasyon testlerinin önemli seviyede artması olarak gösterilebilir. Bir otomatik transmisyonun geliştirilmesi sürecinde test mühendisleri, farklı kontrol parametrelerini manuel olarak değiştirerek, elektro-hidrolik kontrolü sağlanan vites değişimlerinin kalibrasyonunu sağlar. Test mühendisinin subjektif değerlendirmeleriyle yapılan kalibrasyon çalışmaları sonucunda, tekrarlanabilirliği olmayan ve test yapan mühendisin tecrübesine bağlı sonuçlar elde edilir. Bu nedenle, geliştirme sürecinde manuel olarak yapılan kalibrasyon çalışmalarının model öngörüsünün desteği ile objektif olarak değerlendirilmesine yönelik yapılan çalışmalar, bugün hala otomatik transmisyon üzerine yapılan çalışmaların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasında, geleneksel otomatik transmisyona sahip, 8x8 konfigürasyonda bir ağır vasıta araç güç grubuna yönelik model öngörüsüyle ve bu güç grubunun çoklu hedeflerine yönelik oluşturulan objektif değerlendirme metodundan yararlanarak, güç grubunun kalibrasyonuna yönelik bir yöntem sunulmuştur. Çalışmaya öncelikle, araç güç grubunun dinamiklerini içeren modelin oluşturulması ile başlanmış ve özellikle alt sistem testleri ile doğrulanmış olan otomatik transmisyon ve kontrol komponentleri, detaylı olarak modellenmiştir. Sonrasında, literatürde yer alan, subjektif değerlendirmelerin anket bazlı korelasyonundan oluşan objektif değerlendirme parametrelerinden de yararlanılarak, araç güç grubunun vites değişimi konforu ve enerji verimliliği yönünden hedeflerine uygun bir objektif değerlendirme metodu oluşturulmuştur. Çalışmada, vites değişim konforuna yönelik araç ivmelenmesinin türevi olan jerk değeri ve verimlilik yönünden ise enerji kaybı değerleri metrik olarak kullanılmıştır. Ayrıca, hız ve tork değerlerinin de meydana gelen dalgalanmalar gözle kontrol edilerek değerlendirilmiştir. Jerk ve enerji kaybı değerinin minimize edilmesine yönelik oluşturulan amaç fonksiyonu ile vites değişimi esnasında ilgili kavrama gruplarında oluşturulan basınçlandırma sürelerinin belirlenmesi ve tahrik unsuru olan içten yanmalı motorun sunduğu tork miktarında, uygun oranda kısıtlamaların yapılması üzerine pareto optimizasyonu yapılmış ve optimal kontrol çözümleri sunulmuştur. Optimizasyon çalışması öncelikle, motorun 25 saniye boyunca tam yükte çalışması ile tüm vites aralıklarının test edildiği senaryo üzerinde gerçekleştirilmiştir. Böylece hızlı bir simülasyon çalışması ile tüm vites aralıkları için optimizasyon çalışması gerçekleştirilmiştir. İlk senaryodaki elde edilen optimal sonuçların, taşıtın daha olağan bir sürüş koşulunda değerlendirebilmesi amacıyla, bir seyir çevrimi hızı hedefiyle, ilk senaryoya göre daha uzun süreçli başka bir senaryo daha oluşturulmuştur. İlk senaryoda oluşturulan optimal çözümler kullanılarak, oluşturulan ikinci senaryoda minimum enerji kaybı ve jerk değerine sahip parametre seti çalışmanın çıktısı olarak sunulmuştur. Böylece, kalibrasyon çalışmalarının objektif değerlendirilmesi ve optimizasyonun model öngörüsü ile yapılmasıyla, uzun süreli ve maliyetli kalibrasyon testleri kısalacak ve optimum seviyede çıktıların alınması mümkün olacaktır.
  • Öge
    Çift girişli türbinli ve tahliyeli aşırı doldurma sistemi korelasyonu ve prototipler için optimizasyonu
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-07-17) Özcan, Hüseyin Berk ; Kutlar, Osman Akın ; 503171707 ; Otomotiv ; Automotive
    İçten yanmalı motorlar, ilk icat edildiği günden itibaren sürekli geliştirilmekte olan ve keşfedilen yeni teknolojilerin uygulanılarak sürekli iyileşme yönünde gelişime uğrayan makinalardır. Yapılan geliştirmelerin amaçlarının başında güç artışının yanında emisyon standartlarına sadık kalarak yakıt tüketimini birim güç başına azaltmaktır. Bu amaçla yapılan çalışmalar; motor parçalarında mekanik dayanımı arttıracak tasarım oluşturma ve üretim teknikleri geliştirmeye ek olarak motorlarda yakıt ekonomisi ve emisyonları düşürecek yönde teknoloji ve motor çalıştırma tekniklerinin geliştirilmesi şeklinde özetlenebilir. Geçmişten günümüze üretilen motorların hacimleri incelendiğinde, motor hacimlerinin devamlı küçüldüğü fakat motorlardan alınan güçlerin yakın mertebelerde olduğu gözlemlenmektedir. Bu durumda güç farkının olmamasını sağlayan öncü motor teknolojisi egzoz türbinli aşırı doldurma sistemleri gösterilebiler. İçten yanmalı motor gücünü, yakıtın hava ile yanması sonucunda ortaya çıkartır. Yakıtın da motor silindirinde tamamının yanabilmesi için yakıt miktarına bağlı olarak silindirde olması gereken yaktının tamamını yakacak minimum miktarda hava bulunması gerekir. Motor silindirlerinin küçültüldüğü durumda aynı gücün alınabilmesi içinde silindir içinde küçültülmediği durumdaki kadar hava olması gerekir. Bu durumu sağlamak için de küçültülmüş motor silindirlerine hava sıkıştırılarak gönderilir. Bu sıkıştırma işinin yapılabilmesi için mili egzoz türbinene bağlı bir kompresör kullanılarak gerçekleştirilir. Türbin, kompresörü çevirecek gücü üreten parçadır ve bu gücü üretirken de artık egzoz gazlarının enerjisinden faydalanır. Günümüzdeki egzoz türbinli aşırı doldurma sistemleri incelendiği zaman da kendi içinde farklı teknolojilere bölündüğü gözlemlenebilmektedir. Türbin teknolojileri araştırıldığı zaman, sabit geometrili türbin, değişken geometrili türbin ve tahliye kanalına sahip sabit geometrili türbinlerin var olduğu anlaşılmaktadır. Bu teknolojiler amaçlanan uygulamaya yönelik seçilebilir veya aynı amaçta farklı geometri teknolojili türbinler kullanılabilmektedir. Türbine giren egzoz gazları da türbin kanatlarına bir girişten veya ayrı 2 girişten olacak şekilde gönderilebilir. Yapılan seçimlerde de ön planda maliyet, performans isteği, emisyonları iyileştirecek tasarım seçimi veya motor çalışma tekniğine uygun şekilde tasarım seçimi bulunmaktadır. Tez kapsamında incelenen ve 1 boyutlu (1B) motor performans modeli korelasyonu yapılan motorun aşırı doldurma sisteminde de tahliye kanalına sahip, sabit geometrili ve çift girişe sahip bir türbini bulunan ve bu türbinin miline bağlı bir kompresör içeren aşırı doldurma sistemi mevcuttur. Deney motorunda tahliye kanalı sistemi kullanıldığından dolayı bu tür sistemlerin teknolojik olarak incelenmesi de araştırılmıştır. Pnömatik ve elektronik kontrollü olmak üzere 2 adet sistem mevcuttur. Pnömatik kontrollü tahliye kanallarının hedeflenen valf pozisyonlarına ulaşmasında kontrolcü basıncı ile genellikle sürtünmeden kaynaklanan konum arasında doğrusal olmayan bir histerizis vardır. Tahliye kanalı kapanırken, kanal pozisyonunda bir ilk sıçrama olur, daha sonra yavaşça son pozisyona yakınsar. Görev döngüsü tam pozisyonda kapatmaya çalışmaz çünkü ilk denemede tahliye kanalı kapanır. Elektronik kontrollü tahliye kanalının konum yakınsaması daha hızlı ve doğrudur. Pnömatik kontrolcü gibi hedef pozisyona yaklaşırken aşma göstermez. Pozisyonlar daha hızlı ve daha doğru bir şekilde tahmin edilir. Tahliye kanalını açarken ve kapatırken pnömatik sistem gibi histerezis olmamaktadır. Tez kapsamında pnömatik sistem kullanılmaktadır. Pnömatik sistem tercih edilmesinin başlıca sebeplerinden biri daha ucuz sistemler olmasıdır ve bir diğeri ise hedeflenen performans ve emisyon değerlerini sağlayabiliyor olmasıdır. Gelişen teknolojiye bağlı olarak; test maliyetlerini azaltma ve daha kısa zamanda daha doğru tasarımların seçilmesine yönelik bilgisayar destekli mühendislik (BDM) de gelişmiştir. Motorların geliştirilme sürecinde sürekli test yapmak yerine tercih edilen (BDM) çalışmalarının sonucunda prototip aşamasındaki motorların tasarımına yön verilebilir ve daha doğru parça seçimleri yapılabilmektedir. Yapılmış olan bir motorun daha da verimli çalışabilmesine veya geliştirilmesine yönelik de katkı sağlayan BDM modelleriyle birlikte standart test ortamlarının simülasyonunun yapılabilmesine ek olarak çevre koşullarının daha farklı bir rakım veya daha farklı sıcaklıkta olması da ayarlanarak motorun farklı koşullardaki çalışma şekline de ön görüde bulunulabilir. Yapılan çalışmada 6 silindirli ve eşit sayıda silindir çıkışının ayrı ayrı çift girişli egzoz türbinli aşırı doldurma sitemine bağlandığı bir 13 litre dizel motorun farklı hızlarda tam yükteki performans deney verisinden yararlanılmıştır. Yapılan deney sonucunda elde edilen veriler kullanılarak oluşturulan 1B modelin fiziksel özelliklerinin deney verileriyle belirlenmiş olan hata aralıklarında aynı olacak şekilde korelasyonu tamamlanmıştır. Korelasyon sırasında en kritik adım olan modelleme adımı da tahliye kanalına sahip çift girişli egzoz türbininin modellenmesi adımıdır. Bu parçanın modellenmesi sırasında çift girişli türbinin etkisi simülasyonlarda doğru bir şekilde gösterilmiş olup tahliye kanalının valf konumlarının da gerçeğe yakın valf konumlarındaki değerlerle örtüşecek şekilde sonuçlar vermesini sağlayacak adımların nasıl hesaplandığı ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Bu hesaplama yöntemi kullanılarak oluşturulmuş olan modelde tahliye kanalı için yay ve yay ön yükü optimizasyonu yapılmıştır. Motorun farklı çevre koşullarında optimum seviyede çalışabilmesine yönelik tahliye kanalı için en ideal yay katsayısı ve yay ön yükünün nasıl ayarlanabileceği gösterilmiştir. Mevcut motorun optimizasyon çalışmasına katkı sağlayan bu model kullanılarak daha yüksek güç üretebilecek bir motorun tasarımına yön verilmesinde katkı sağlamıştır. Deneyi yapılmış olan motordaki mevcut aşırı doldurma sistemiyle hedeflenen yeni daha yüksek güç eğrisinin tahliye kanalında da optimizasyon yaparak motor limitlerini aşmadan elde edilip edilemeceyeceği 1B ortamda incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda mevcut aşırı doldurma sistemiyle bu güç eğrisinin sağlanamadığı hesaplanmıştır. Aynı çalışma 1B modeli kullanılarak aynı tahliye kanalına sahip farklı bir egzoz türbinli aşırı doldurma sistemiyle sanal ortamda yapılmıştır ve bu sistemin kullanılmasıyla hedeflenen gücün tahliye kanalı optimizasyonu yaparak elde edilebileceği gösterilmiştir.
  • Öge
    İçten yanmalı motorlarda krank mili ana yatağının hidrodinamik yağlama analizi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-09-08) Çağlayan, Önder ; Akalın, Özgen ; 503111724 ; Otomotiv ; Automotive
    Son yıllarda, dünyada petrol ve türevi yakıtların rezervlerinin azalması ve dolayısıyla birim fiyatlarının artmasıyla en başta otomotiv sektöründe olmak üzere tüm sektörlerde özgül enerji harcanımının azaltılmasına yönelik çok sayıda araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır. Bu araştırmaların başını haliyle en çok yakıt tüketiminin gerçekleştiği otomotiv sektörü çekmektedir. Otomotiv sektöründe enerji harcanımını azaltmaya yönelik bu çalışmalar farklı alt başlıklara ayrılmaktadır. Bunlar en genel haliyle; ağırlık azaltma çalışmaları, sürtünme azaltma çalışmaları ve ısıl verimi arttırma çalışmaları olarak sınıflandırılabilir. Ayrıca motor ömrü olarak 1 milyon kilometrenin hedeflendiği günümüzde dinamik motor komponentlerinin yağlanması ömür açısından da oldukça büyük önem taşımaktadır. Aşınmaların minimuma indirgenmesi ancak yağlamanın iyileştirmesi ile sağlanacak bu da motor ömrünü uzatacaktır. Bu bakımdam krank ana yatakları da oldukça büyük yükler altında çalışmakta ve yağlamanın sağlıklı olmadığı koşullarda aşınmalar ortaya çıkacak ve bu da yatak ömrünü ve takiben motor ömrünü önemli ölçüde etkileyecektir. Bu çalışma kapsamında krank ana yatakları tribolojik olarak incelenmiş olup krank ana yataklarındaki tribolojik olayın yağlamaya etkisi hakkında fikir sahibi olunmuştur. Daha detaylı şekliyle, krank ana yataklarındaki yağlama MATLAB yardımı ile hidrodinamik olarak modellenmiş, elastik deformasyonlar ve sıcaklığa bağlı viskozite değişimi ise bu aşamada dikkate alınmamıştır. Kavitasyon modeli olarak Reynolds sınır koşulu kullanılmış ayrıca yüzey pürüzlülüğü hesaplamalarında Patir-Cheng yüzey pürüzlülüğü akış faktörleri kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında Reynolds akış denklemi biri krank mili ana yatağı boyu doğrultusunda diğeri ise krank mili ana yatağı genişliği doğrultusunda olmak üzere iki eksende kurulmuş ve denklemin içerisindeki her bir terim kendi büyüklüğü doğrultusunda boyutsuzlaştırılarak diskritize edilmiştir. Boyutsuz hale getirilen Reynolds denklemi MATLAB'a girilerek başlangıç değerleri ile Gauss-Seidel metodu kullanılarak iterasyona sokulmuş ve üç boyutta bir basınç değişim, iki boyutta yağ filmi kalınlığı değişim eğrisi elde edilmiştir. Fakat bu adımda elde edilen basınç ve yağ film kalınlığı değerleri ilk aşamada doğru varsayılan başlangıç parametreleri ile hesaplandığından gerçek eksen kaçıklığı ve sınır koşullar ile tekrar iterasyona sokularak hesaplanmıştır. Bu adımlar bir ˚KMA için tamamlandığında 720 ˚KMA'lık tam bir çevrim için uygulanmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında her bir krank mili açısı için ilk başta elde edilen basınç değerlerinin mil dönme yönünde önce pozitif olduğu ve yağ filminin koptuğu bölgeden sonra basınçların negatife inerek kavitasyona uğradığı görülmüş, daha sonra Reynolds sınır koşulu uygulanarak negatif olan ve yük taşıma özelliği bulunmayan basınçlar atmosferik krank basıncına zorlanmış ve bu adım sonucunda pozitif basınçların az miktarda artış gösterdiğine tanık olunmuştur. Ayrıca yağ film basıncı değişimi ve yağ film kalınlığı grafikleri incelendiğinde maksimum yağ filmi basınçlarının seçilen 13 litre 6 silindirli diesel motor için 10 ˚KMA'ya karşılık gelen yanma fazında gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda bu aralıkta minimum yağ film kalınlıklarının en az olduğu gözlemlenmiştir. Düşey yöndeki krank mili eksen kaçıklığının ise yanma fazında maksimum halini aldığı sonucuna varılmıştır. Yanma odasından gelen basınç kuvvetlerinin ve piston ile biyelin atalet kuvvetlerinin x ve y yönündeki bileşenlerinin oranının tanjantını ifade eden atak açısı (φ) ise maksimum halini alarak 5,5˚ olarak gözlemlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, krank ana yatağındaki yağ filmi basınç dağılımı, yağ filmi kalınlığı, krank mili eksantirikliği ve ana yatağa gelen yükler yorumlanarak bu bölgedeki tribolojik olaya ışık tutmasına katkı sağlanmış ve çalışmanın bundan sonraki tribolojik çalışmalara da rehberlik etmesi amaçlanmıştır.
  • Öge
    Bir yarış otomobilinde hidrolik sönümleyici karakteristiklerinin çekiş performansına etkileri
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-09-15) Karaokay, Ömür Can ; Akalın, Özgen ; 503111715 ; Otomotiv ; Automotive
    Bu çalışma kapsamında otomotiv sektöründe kullanılan süspansiyonların özellikle sönüm özellikleri ve hidrolik sönümleyicilerin karakteristikleri üstünde durulmuş, temsili bir yarış otomobilinin bu hidrolik sönümleyicilerle beraber çekiş performansı ele alınmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de üretilmekte olup dünyanın çeşitli ülkelerine satılmakta olan bir yarış otomobilinin, hidrolik sönümleyici karakteristiklerinin değişmesi sonucu öngörülen yol ve hız şartlarında elde edebileceği çekiş performansını inceleyebilmek için bilgisayar ortamında modelleme yapılmıştır. Örnek alınan yarış otomobili Avitas Motorsport'un ürettiği CONTROL 4 modelidir. Bu yarış otomobili, 1980'lerde rallide kullanılan otomobillerde de benzerleri görüldüğü gibi, ortadan motorlu ve dört tekerleğinden tahrik edilen bir otomobildir. Bu altyapıya sahip otomobiller günlük şartlarda kullanılan önden motorlu önden çekişli otomobillere göre farklı dinamik özellikler göstermektedir ve bu farklılık iyi anlaşılmalıdır. Referans modelin temel tasarım parametreleri kullanılarak, ilgili testlerin gerçekleştirilebilmesi amacıyla, MSC ADAMS/Car 2012 yazılımında otomobilin barındırdığı her bir altsistem oluşturulmuş, sonrasında da birlikte uyum içerisinde çalıştıkları Çoklu Cisimler Dinamiği yapısı oluşturulmuştur. Tezin içeriğinde otomobilin tasarımında göz önünde bulundurulan temel özellikler ve elde edilen çıktılar aktarılmıştıtr. Otomobilin sahip olduğu hidrolik sönümleyici karakteristikleri literatürde yapılmış çalışmalar fikirsel örnek alınarak bir deneme kümesine bağlı kalınarak değiştirilmiş ve öngörülen testlerde çekiş performansı karşılaştırılmıştır. Günümüzde çok çeşitli yeterlilik beklentileriyle tasarlanmakta olan hidrolik sönümleyici sistemleri tanıtılmış ve otomobil sporlarında kullanılan tiplerde görülen özellikler belirtilmiştir. Yarış otomobili süspansiyonlarından beklenenler, stabilite ve lastik-yol temasının her şartta mümkün olan en kuvvetli düzeyde olmasıdır. Testlerin ilerleyişinde sırasıyla, sönüm oranı, kapanma-açılma asimetri oranları, doğrusal, azalan üstel ve artan üstel sönüm eğrileri süspansiyon yay katsayıları değiştirilmeden kullanılmıştıtr. Testlerden elde edilen veriler çekiş performansına etkileri irdelenerek kıyaslanmıştır. Denemelerde iki çeşit yol tipi kullanılmıştır. İlki otomobilin iz açıklığında dalgaboyuna sahip engebeli bir yoldur. Bu özellikte bir yol, otomobilin hareketinin düşey yönde olmasını sağlamaktadır. İkincisi otomobilin yer ile temasının kesilmesine sebep olan tepe benzeri bir yoldur. Birinci yolda, otomobil düşük bir hızdan aks rezonans frekanslarına denk gelen hızların üstüne çıkacak şekilde hızlandırılmıştır ve hidrolik sönümleyicilerin engebelere ne kadar hızlı tepki verebildiği incelenmiştir. İkinci yolda ise, otomobil yer ile temasını tekrar sağlaması durumunda şasi düşey ivmelerinin hidrolik sönümleyiciler tarafından sönümlenme süresine bakılmıştır. Alınan sonuçlar oluşturulmuş hidrolik sönümleyici karakteristiklerine göre yorumlanmıştır. Denemelerden, düşük sönüm oranı, düşük açılma katılığı ve düşük hızlı sönüm hareketlerinde düşük katılığın hidrolik sönümleyicinin hızlı tepki vermesini sağladığı görülmüştür. Otomobilin yoldaki bozukluklara hızlı tepki verebilmesi, motor gücünün yola daha iyi aktarılabilmesini sağlamıştır. Ancak tepeden zıplama ve yer ile temasın tekrar oluşması durumunda ortaya çıkan düşey hareketin kısa sürede sönümlenmesi ve çekiş gücündeki dalgalanmanın durdurulması için yüksek sönüm oranı, yüksek açılma katılığı ve düşük hızlı sönüm hareketlerinde yüksek katılığın gerektiği görülmüştür. Otomobilin meydana gelen düşey hareketi kısa sürede sönümlemesi çekiş performasının değişkenliğini daha hızlı engellemiştir. Yarış otomobili olarak ele alınan örnek bir ralli otomobilidir. Rallide sık karşılaşılan durumlardan ikisi, bir tepenin üstünden geçmek suretiyle yer ile olan temasın kesilmesi ve tekrar yol zeminine dönülmesi ile yüksek hızlarda karşılaşılan, yoldaki yüksek düzensizliklerin üstünden geçilmesidir. Çalışmanın en önemli yanı, otomobil modellemelerinde genellikle yol zemini düzensizliklerinin düşük, hızların can güvenliğini riske atmayacak seyir hızlarında olduğu durumlar öngörülürken, bu çalışmada bir ralli otomobilinin yarışmak durumunda olduğu farklı yol şartlarının ve bu yol şartlarındaki çekiş performansının üstünde hidrolik sönümleyicilerin etkisinin benzetilmesinin amaçlanmasıdır.
  • Öge
    Bir şehir içi ulaşım otobüsünde motor kaynaklı iç gürültü yayılımının istatistiksel enerji analizi yöntemiyle incelenmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014-05-29) Demiral, Eren ; Güney, Ahmet İ. ; 503111729 ; Otomotiv ; Automotive
    Otobüsler, 19.yy'dan beri toplu yolcu ve yük taşımacılığında kullanılan en önemli araçlardandır. Otobüs üretiminde ve geliştirilmesinde, gelişen teknoloji sayesinde konfor alanında çok ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu bağlamda, gürültü konusu ciddi bir ilgi alanı oluşturmaktadır. Otobüslere başta motor gürültüsü olmak üzere lastik, aerodinamik sürtünme, dişli ekipmanlar, titreşim vb. nedenlerle oluşan gürültüler, yolculuk esnasında konfor açısından ciddi bir sıkıntı oluşturabilmektedir. Diğer tüm motorlu kara taşıtlarında olduğu gibi, otobüslerde de en önemli gürültü kaynağı, başlıca tahrik unsuru olan içten yanmalı motorlardır. Gelişen teknoloji, daha az titreşimli ve gürültülü motorlar yapılmasına olanak sağlamıştır. Ancak otobüslerin büyüklüğü, taşıma kapasitesi, iç aksam ve uygulamalarında ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi miktarı arttıkça, daha güçlü motorların kullanımı bir zorunluluk haline gelmiştir. İçten yanmalı motorun oluşturduğu gürültü, kaynaktan alıcıya hem direkt olarak, hem de otobüs şasisine kaynaklanan panellerin titreşimiyle alıcıya, yani yolculara ulaşır. Açığa çıkan gürültüyü kaynağında (motorda) ve algılandığı noktada (yolcunun işitme organında) azaltmak kadar, yayılma alanında azaltmak ta önemlidir. Bu tez çalışmasında, şasi ve panel tasarımı eşdeğerlerine çok yakın olan 12 metre uzunluğunda referans bir otobüs tasarlanmış, bu otobüsün arka kısmına içten yanmalı motoru tam olarak simule etmesi için bir ses kaynağı tanımlanmıştır. Gürültünün otobüsün yaşam hacmi içerisindeki dağılımı, matematiksel olarak İstatistiksel Enerji Analizi (İ.E.A ya da S.E.A) yöntemini baz alan ESI-VaOne programı kullanılarak simule edilmiştir. Bu yazılımın tercih edilmesinin sebeplerinden en önemlileri hızlı olması ve orta-yüksek frekans bölgesinde en isabetli sonuçları verebilecek İ.E.A yöntemini tercih etmesidir. Çalışmada ayrıca, çeşitli gürültü yalıtımı malzemelerinin şasi panellerine kaplanmasıyla oluşacak gürültü yalıtımlı ve yalıtımsız senaryolar da incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Yapılan bu tez çalışmasında otobüse ait gövde panelleri modellendikten sonra önce tüm otobüs yaşam hacminde motor yanma gürültüsü kaynaklı ("airborne") gürültü düzeyi dağılımı incelenmiştir. Sonrasında ise motorun yapısal titreşimlerinden kaynaklanan yaşam hacmi gürültü düzeyleri hem tek başına, hem de yanma gürültüsü ile beraber incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre otobüsün hangi kısımlarında hangi gürültü düzeylerine ulaşıldığı ve hangi bölgelerde hangi akustik yalıtım önlemlerinin etkili olabileceği incelenmiştir.