Maden Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 95
  • Öge
    Süreksizlikler arası mesafe ve süreksizlik kutupsal yönelimlerinin tünel etkilenme bölgesi yer değiştirme mekanizmasına etkisinin araştırılması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Bozoğlu, Sırma ; Tunçdemir, Hakan ; 637377 ; Maden mühendisliği
    Süreksizlik; tünel destek sistemlerinin seçiminde aktif rol oynayan jeomekanik bir parametre, kaya sınıflama sistemleri ile tahkimat tasarımı yapılırken de incelenmesi gereken ana bileşenlerden biridir. Bu tez çalışmasında, kayaçlardaki 2 boyutlu süreksizlik geometrisinin tünel ve ortam üzerinde etkisinin olup olmadığı, varsa bu etkinin ne oranda olduğu sayısal çözümleme ile araştırılmıştır. Etkisi araştırılan parametreler; süreksizlik aralığı ve yönelimidir. Kaya sınıflama sistemlerinden RMR (Kaya Kütle Puanı)'ın puanlama çizelgelerinde bulunan sınır değerleri baz alınarak süreksizlik aralıkları belirlenmiştir. Buna göre, ele alınan tünel projesi modifiye edilerek 6 cm ile 400 cm arasında değişen 8 farklı süreksizlik aralığı (6, 13, 20, 40, 60, 130, 200 ve 400cm) 0º ile 180º arasında değişen 12 süreksizlik yönelimi (0; 22,5; 30; 45; 60; 67,5; 90; …) olacak şekilde tünel çevresinde kuramsal olarak oluşturulmuş, tünel etkilenme zonundaki yer değiştirme hareketinin her bir durumda ne oranda değiştiğinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu şekilde oluşturulan tünel proje modelleri, sonlu elemanlar yöntemi ile çözümleme yapan RS2 yazılımı kullanılarak çözülmüştür. Çözümlemede sabit tutulan parametreler, tünel geometrisi, arazi gerilmeleri ve malzeme özelliklerini de içeren jeomekanik parametrelerdir. Toplam 68 çözümleme yapılmış, yapılan yer değiştirme analiz sonuçları, tam tünel cidarında ve cidarından dışına doğru genişleyen 2, 4, 6 ve 8. metrelerde sorgular oluşturularak incelenmiştir. Ele alınan tünel projesi yan yana açılan ikiz bir tünel projesidir. Sonuçlar, ilk tünel açılıp tahkimatı tamamlandıktan ve ikinci tünel açılıp tahkimatı tamamlandıktan sonra iki ayrı durumun ilk tünel üzerindeki etkileri olmak üzere incelenmiş ve bu incelemeler karşılaştırılmıştır. Ardından, bu karşılaştırmalar yorumlanmış ve sonuç olarak; süreksizlik aralıkları azaldıkça toplam yer değiştirmelerin arttığı, 60 cm ve daha az süreksizlik aralıkları olduğu durumlarda bazı süreksizlik yönelimleri için ani artışlar olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca etkilenme bölgeleri için tünel cidarına yaklaşıldıkça teoriyle paralel olarak yer değiştirme değerleri artmış ve tünel çeperindeki artışın, uzaktaki noktalara oranla daha büyük bir miktarlarda arttığı tespit edilmiştir. Son olarak da karşılaştırma grafiklerinde maksimum ve minimum değerleri almış süreksizlik yönelimlerinin birbirleri arasındaki fark üzerinden etkilenme bölgelerinin arasındaki ilişkiyi bulmak için grafikler çizilmiş ve denklemleştirilmiştir. Bu eşitlikler sayesinde de 8'm'den içe doğru yer değiştirme değerlerinin birbiri üzerinden hesaplanması mümkün kılınmıştır.
  • Öge
    Balıkesir Düvertepe kaolenlerinin kağıt endüstrisinde kullanım olanaklarının araştırılması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1995) Acar, Ülker ; Eskikaya, Şinasi ; 46609 ; Maden Mühendisliği ; Mining Engineering
    Dünyada, her yıl üretilen toplam kaolen miktarının yarısı kağıt sanayiinde tüketilmektedir. Kağıt sanayiinde dolgu ya da kaplama pigmenti olarak kullanılan kaolenlerin en önemli özelliği suda dağılması için süzülebilirlik özelliğidir. Bu özellikteki kaolenler suda ayrışarak içindeki silis ayrılır ve ortamdan uzaklaştırılır. Bu işlem kaolenin aşındırıcı özelliğini azaltırken alümina içeriğini yükseltir. Kağıt sektöründe tüketilen kaolenler tesis çıkışı pazara arz edilir. Türkiye kağıt sektörü kaolen ihtiyacını ithalat yolu ile karşılamaktadır. Bunun birinci nedeni yıkanıp süzülebilir yumuşak kaolen yataklarımızın çok az oluşudur. Dünyada bu tür kaolenlerin ya granit gibi derinlik kayaçlarının veya feldspatça zengin arkoz tipi sedimanter kayaçların bozuşmasından oluştuğu bilinmektedir. Türkiye'nin kaolin yatakları ise genellikle hidrotermal eriyikler veya solfatarlarla altere olmuş volkanitlere bağlıdır. Bu tür kaolenler sert olup çok ince silis ihtiva etmekte ve yıkama ile zenginleştirmeye imkan vermemektedir. Bu çalışmada Balıkesir - Düvertepe bölgesinde Söğüt Madencilik A. Ş. ruhsat sınırları içinde yer alan ocaklardan 10 adet kaolen numunesi alınmıştır. Numune alınan ocaklarda rezerv etüdü yapıldıktan sonra, numunelerin minerolojik ve kimyasal özellikleri tesbit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında kimyasal özelliklerin yanısıra, kağıt sektöründe kaliteyi belirleyen diğer bir unsur olan tane boyutu dağılımının mevcut standartlara uygun hale getirilebilmesi için cevher hazırlama işlemlerine gereksinim duyulmuştur. Bu aşamada rezerv potansiyeli çok olan sınırlı sayıda numune kullanarak zenginleştirmeden ziyade, boyuta göre sınıflandırma yapılmıştır.
  • Öge
    Küçük metal madenlerinde üretim ve nakliye sistemleri
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1995) Kayandan, Ali ; Saltoğlu, Senai ; 46229 ; Maden Mühendisliği ; Mining Engineering
    Bu çalışmada metal madenlerinde üretim ve nakliyede kullanılan makine ve ekipmanlar tanıtılarak, insan gücüne dayalı ve mekanize üretim yapan işletmelere ait örnekler verilmiştir. Günümüzde özellikle Avrupa ve Amerika'da yeraltı metal ve kömür madenlerindeki üretim ve nakliyede diesel motorlu araçların kullanımı artmıştır. Bu çalışmada LHD sistemi tanıtılarak, sistemde kullanılan makinalar hakkında bilgiler verilmiştir. LHD araçlarının yeraltı metal madenlerinde kullanımı ile; - Insangücüne dayalı işletmelerde 1-2 ton/vardiya kişi olan üretim 15-25 ton/vardiya kişi değerlerine çıkmaktadır. - İşçilik maliyetleri en aza inmektedir. - Son derece emniyetli çalışma şartlan elde edilmektedir. Göçük tehlikesi olan yerlerde uzaktan kumandalı yükleyici kullanılabilmesi kazaları en aza indirmektedir. - Ayrıca üretimin hız kazanması ile, üretim bir veya iki panoya toplanarak etkili bir denetim sağlanmaktadır.
  • Öge
    Jeolojik süreksizliklerin keskilerin kesme performansı üzerine etkisinin araştırılması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Balcı, Cemal ; Bilgin, Nuh ; 55718 ; Maden Mühendisliği ; Mining Engineering
    Bu çalışmada jeolojik süreksizliklerin keskilerin kesme performansı üzerine olan etkisinin araştırılması amacıyla, İ.T.Ü. Maden Fakültesi Maden Kazı ve Mekanizasyonu laboratuvarlarında mevcut planya, piezoelektrik etki ile çalışan dinamometre, yük amplifikatörü ve verinin alındığı IBM PC-XT tipi bilgisayarda bulunan PC-26 analog dijital karttan meydana gelen küçük boyutlu lineer kazı seti NATO-TU Excavation projesi çerçevesinde kullanılmıştır. TSE 370 standartlarında alınan alçı, %60 su + %40 alçı oranında karıştırılarak 30*15*15 cm boyutlarında numuneler hazırlanmıştır. Jeolojik süreksizlikleri temsil edecek şekilde bu numuneler taş kesme atölyesinde, kesme yönüne dik, 45 derece açılı ve paralel olacak şekilde üç, beş ve yedi süreksizlik içerecek şekilde kesilmiştir. Kesme deneyleri sırasında, keski genişliği 12.5mm, kesme derinliği 5mm olarak sabit alınmış ve keskiler arası mesafe değiştirilerek kesme, normal, yanal kuvvetler ve birim hacimdeki kayacı kesmek için gerekli olan spesifik enerji ölçülmüştür. Aynı şartlarda yapılan deneyler üç defa tekrarlanarak deneysel hatalar minimize edilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda 158 adet kesme deneyi yapılmıştır. Yapılan deney sonuçlarının incelenebilmesi amacıyla 486 DX-66 tipi bilgisayarda bulunan EXCEL 4.0 paket programı kullanılmıştır. Deney verileri burada grafiksel olarak analiz edilmiş ve bütün deneylerde süreksizlik aralığının kesme, normal, yanal kuvvetlere ve spesifik enerjiye olan etkisi ile optimum keskiler arası uzaklığın birim hacimdeki kayacı kesmek için gerekli olan spesifik enerjiye olan etkisi analiz edilmiştir. Masif olan numunelerden jeolojik süreksizlik içeren numunelere geçildikçe süreksizlik aralığının kesme kuvvetleri ve birim hacimdeki kayacı kesmek için gerekli olan spesifik enerji üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Jeolojik süreksizlikler, kesme ve normal kuvvet üzerinde %25'lik bir azalma sağlamaktadır. Optimum keskiler arası mesafe masif olan numunelerde 1 iken jeolojik süreksizlik içeren numunelerde bu s/d oram 2 'ye çıkmıştır. Jeolojik süreksizliklerin bulunduğu formasyonlarda kazı işlemi yapılacaksa daha az kuvvet ve daha az keski sayısı ile kazı işlemi yapılabilir. Ancak bu deneyler gerçek kayaçlar üzerinde de yapılmalıdır.
  • Öge
    DSİ Taşoluk Barajı derivasyon tünelinin klasik ve mekanize yöntemle açılmasının etüdü
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Korkmaz, Mehmet ; Uğur, İsmail ; 55990 ; Maden Mühendisliği ; Mining Engineering
    Bu çalışma NATO TU- Excavation projesi çerçevesinde yapılmıştır. Bu amaçla, Taşoluk barajı derivasyon hattı formasyonlarının fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiş ve tünelin klasik ve mekanize yöntemlerle açımının etüdü yapılmıştır. Bu amaçlar için sahada gözlemler yapılmış ve bu sahada daha önce yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Daha sonra sahadan numuneler alınmıştır. Alman numunelerle nokta yük deneyi ve dolaylı çekme (Brasilian) deneyi yapılmıştır. Ayrıca numunelerden incekesit alınarak mikroskop altında ince kesit incelemesi yapılmış ve schimazek aşınma indeksi belirlenmiştir. Schimazek aşınma indesine dayanarak keski sarfiyatı hesaplanmıştır. Ayrıca deney sonuçlan arasındaki ilişkiler aranmış ve yorumlanmıştır. DSİ Taşoluk barajı ihale şartnamesi incelenmiş ve şartnamede öngörülen tünel maliyeti tespit edilmiştir. Daha sonra klasik ve mekanize yöntemlerle tünel maliyeti hesaplanmıştır. Bu sonuçlar karşılaştınlarak yorumlanmış ve eleştirisi yapılmıştır. Deney sonuçlanna göre formasyonlar sertlik bakımından orta sert ve sert kayaçlar smıfina girmektedir. Dayanım bakımından formasyonlar kırılgandır. Yapılan ince kesit incelemesi sonucunda Schimazek aşınma indeksi 1.26 kg/ cm olduğu hesaplanmıştır. DSİ ihale şartnamesinde 1995 yılı fiyatlan ile tünel birim maliyeti 63.4 milyon TL/ m öngörülmüştür. Yapılan hesaplamalarda klasik yöntem ile birim tünel maliyeti yaklaşık 150 milyon TL / m ve mekanize yöntem ile birim tünel maliyeti yaklaşık 313 milyon TL/ m ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, tünelin klasik yöntemle açılmasının daha ekonomik olacağını göstermektedir. Aynca ,DSİ Taşoluk barajı ihalesindeki yüksek kınm dolayısıyla projenin bu şartlarla ilerlemesinin güç olacağ sonucuna varılmıştır. Bu nedenle projenin ülkeye katkısı gecikecektir.