Mimari Tasarım Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 299
  • Öge
    Parselden mimari cepheye: Balat'ta cephe tipolojisi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-07-21) İncesakal, Ennur ; Gürer, Tan Kamil
  • Öge
    Aurama: Kurgu-mekânda bir çeşit görme asistanı
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-07-20) Altuner, Emirhan ; Şentürer, Ayşe
    ez izlenmesi için üretilmiş ve "geçici" olan mekânlar ile izleyici arasındaki ilişkiye odaklanır. Bu ilişkiyi hem keşfetmek hem de detaylandırmak için de Aura Makinesi ya da kısaca Aurama adlı kavramsal bir aygıt önerir. "Kurgu-mekân" adı altında anlamlandırılan geçici mekânlar, izleyicinin aksiyonu bire bir deneyimlediği tiyatro, performans ve müzelerde "canlı", sadece görüntünün deneyimlendiği fotoğraf ve sinemada ise "kayıtlı" oluşuyla birbirlerinden ayrışmaktadır. Tez herhangi bir mekânın alışıldık kurgusu değil, kurgunun mekânı üzerinedir. Aurama'nın keşfinden önce kurgu-mekânlar sahnedeki nesne ile onu deneyimleyen öznenin pozsiyonları açısından incelenir. Araştırmanın başlangıcı, Walter Benjamin'in nesne temelli kavramı olan aura'dır. Ancak aura'nın hem üretimi hem de mekânda kapladığı hacmin belirsizliği yeni bir kavramı daha gerekli kılar. Canlı veya kayıtlı oluşu fark etmeksizin izlenen nesne, içerik ve sahneye koyma yöntemlerinin tamamı sinemateryal adıyla anılmaktadır. Klasik perspektif yasaları gereğince özne, sahnedeki aksiyonu uzaktan ve pasif olarak deneyimlemektedir. Bu sebeple aura da Benjamin'in tanımından biraz uzaklaşarak izleyicinin etrafını saran atmosfere dönüşür. Kurgu-mekân incelemeleri bu iki kavramın sürekli çatışmasını içerir. Aradaki sınır ise araştırma ilerledikçe önem kazanmaya ve muğlaklaşmaya başlar. Beş farklı kurgu-mekânın incelenmesi sonucu fark edilir ki, aura deneyimi, özne ve nesnenin "buradalığı" sebebiyle sadece "canlı" türlerinde mevcuttur. Bu noktada tez de herhangi bir görüntüden izleyicinin nasıl etkilenebildiğini merak eder ve "kayıtlı" kurgu-mekânlarda "aura" deneyiminin mümkün olup olmadığını sorar. Bu arayış neticesinde ortaya çıkan üçüncü bölümde fotoğraf, nesne ve görme biçimleri odağında tarihsel ve mekânsal bir okuma yapılır.
  • Öge
    Eleştirel mimarlık pratiği olarak plan çiziminin poetikası
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019-09-16) Hant, Elif ; Şenel, Sıdıka Aslıhan ; 502151010 ; Mimari Tasarım ; Architectural Design
    Plan çiziminin poetikası bağlamında üretilen tez çalışması, mimari temsilin olanaklarını çizim, dil, anlam, metinsellik gibi disiplinlerarası bir alandan araştırarak; mevcut temsil söyleminin kritiğini genişletilmiş alanda poetik üretimlerle ilişkilendirir. Temsil tartışmasının içinde planın tekrar sorgulanıyor olması, poetik olanın çağrışımlara açık doğasıyla birlikte hayal gücünü tetikleyerek kendisine üretken bir alan açar. Bu üretken alandan kurama dahil olarak, araştırmanın da konusu olan poetika kavramına referans olacak şekilde plan çizimleri bir tür açıklık ve performans olarak araştırılır. Plan çizimine dair bu poetik araştırma kurgusu, eleştirel mimarlık pratiği üretme fırsatı sunar. Eleştirinin sadece metinle üretilme fikrine karşı konumlanan eleştirel mimarlık pratiği, disiplinlerarasılık vurgusu taşır. Çalışmanın eleştirel mimarlık biçiminde bir eleştirel pratik olarak kurulması, plan çiziminin mimarlık bilgisinin içinde / dışında / arasında üretilerek çoğalmasıyla gerçekleşir. Bu üretim zemini, poetik performans olarak plan çiziminin ve çizme eyleminin araştırılmasıyla gelişir. Bu kapsamda tez çalışmasını "mimarlık yoluyla araştırma" olarak kurgularken, plan çiziminin poetikası bir araştırma metodolojisi olarak tanımlanır. Eleştirinin gerçekleşebilmesi için gerekli olan disiplilerarasılık vurgusu genişletilmiş alanda poetika tartışmasıyla açılmaya çalışılır. Edebiyat kuramının geliştirdiği bir kavram olan poetika, günümüzde sanat, yazın, mimarlık kuramları ve dil felsefesi tarafından da ilerletilmiş ve geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan poetika fikriyle "açıklık", "mekan", "yer", "performans", "metin" ve "çizim" gibi kavramlar etrafında disiplinlerarası bir bağlamda yeni üretim biçimlerine doğru alanını genişletebilme ve eleştiri üretebilme potansiyeli üzerine düşünülür. Bu anlamda açıklık poetikası ve bunun açtığı olanaklar alanı, performansın poetikası ve mimarlıkta çizim pratiği üzerine tartışılır. Tez kapsamında poetik performans olarak ele aldığım plan çizimi, temsilin olanaklılığını tasarım, çizim, metin, görsel sanat, edebiyat, müzik gibi farklı üretim alanlarından araştırır. Araştırmanın kavramsal çerçevesi, plan çiziminin kendi maddeselliği, plan çizimini okuyanlar ve planı çizenler aracılığıyla kurulur. Bu kavramsal çerçevenin hem bir tetikleyicisi, hem de tezin metodolojisini oluşturan poetik performans olarak ele aldığım çizme eylemi ise, planın mekansal deneyimini yazarak / çizerek performe ettiğim kişisel bir araştırma alanıdır. Böylece planın poetik üretimlerle ve performatiflikle ilişkisi tez kapsamında açımlanır. Buradan hareketle tez kapsamında ele alınan plan çiziminin, açıklık poetikası ve performansın poetikasıyla ilişkilenerek farklı türlerde üretim biçimlerine yönelik olanaklılığı açtığını ve böylece disiplinlerarası bir alandan plan çizimi pratiğine eleştirel bir katkı sunduğunu söylemek mümkündür.
  • Öge
    Özel ve kamusal eşiğindeki ara durumların yeniden üretimi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-06-15) Karadağ, Burçe ; Şenel, Sıdıka Aslıhan ; 502161032 ; Mimari Tasarım ; Architectural Design
    Tezde mimarlık ve gündelik hayatın konusu olan ve başta özel/kamusal olmak üzere, iç/dış ve kadın/erkek gibi "ikili zıtlıklar" tartışılmaktadır. Bu ikili zıtlıkların nasıl kurulduğu anlaşılırsa sınırlarında barınan ara durumlar açığa çıkarılabilecektir. İkili zıtlıklar olumsuzlukları yerine barındırdıkları potansiyeller ve kısıtları açısından incelenmektedir. İkiliklerin Kurduğu Sınırlar bölümünde ikili zıtlıkların mekânsal kurulumunu anlamak üzere ev kavramını oluşturan unsurlar araştırılmıştır. Özel/kamusal sınırında bulunan "ev" tartışmaya açılarak, bu sınıra ait nitelikler sorgulanabilecektir. Burada özellikle modern konut kavramı ile birlikte ev, evcilleşme ve ev yaşantısının nasıl şekillendiği incelenmiştir. Modern konutun "cinsiyetsiz ve evrensel" olma iddialarını eleştiren feminist kuram ile birlikte mekânın toplumsal cinsiyet rolleri ile eşzamanlı kurulumu okunmuştur. Modern konut fikriyle evin geleneksel sınırlarından özgürleşmesi amaçlanmış ancak aksine modern konut üzerinden bu eleştirilerin yeniden üretildiği gözlemlenmiştir. Tezde incelenen örneklerin tümü eleştirdikleri kavramı başka biçimde yeniden üretmektedir; bu durum ikinci bölümün alt yapısını oluşturur. Modern konutun araştırılması ile ön plana çıkan "mahremiyeti sağlama", "düzenleme", "temizlik algısı oluşturma", "kapama" ve "evcilleştirme" eylemleri, özel/kamusal ikiliğinin sınırını tanımlamaktadır. Bu kavramları tartışmaya açarak ara durumlarda bulunan mekânsal olanakları açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Ara durumları görmek için ikinci bölümde, Özel ve Kamusal İkiliğini Üreten ve Sorgulatan Kavramlar incelenmiştir. Beş kavramın incelendiği her bölümde, önce kavramların sözlük tanımlarına bakılmış ve farklı kaynaklardan alınan bilgiler ile birlikte bir etki alanı oluşturulmuş, literatür taraması ile de bu etki alanlarına eklentiler yapılmıştır. Amaç kavramların içindeki çokluğu görmektir. Bu sayede beş kavramın (mahremiyeti sağlama, düzenleme, temizlik algısı oluşturma, kapama ve evcilleşme) sınırlarının yere ve zamana göre değişiklik gösterdiği gözlemlenmiştir. Kavramların aynı zamanda şemalar üretilerek temsilleri aranmış, birbirleriyle olan ilişkileri incelenmiştir. Böylece bölümler arası ortaklıklar oluşmuştur. Örneğin Mahremiyeti Sağlama bölümünde "ayrılma" niteliği üzerinden tartışılan proje, Düzenleme bölümüyle de ortaklık kuruyorsa, bu örnek şemaya işlenmiştir. Mahremiyeti Sağlama bölümünde, kavramı tartışmaya açmak üzere verilen örneklerde özellikle cephe müdahaleleri ile birlikte kamusal alan ve iç mekân arasındaki geçişliliğin sorgulanması ön plana çıkmaktadır. Diğer örneklerde ise plan kurgusundaki değişim ile birlikte farklı işlev barındıran mekânlar arası bağlantılar kurulduğu gözlemlenmiştir. Düzenleme bölümünde incelenen örnekler "gizlilik" niteliği üzerinden mahremiyet ile ortaklık barındırmaktadır. Bu kapsamda verilen mimari örneklerde, evi tartışmaya açmak için evin parçalarının ya da işlevlerinin eksiltildiği, yer değiştirdiği ya da yarım bırakıldığı görülebilmektedir. Bu durum düzenin "değişmezlik" niteliği üzerinden tartışıldığına işaret etmektedir. Değişmezlik durumunun aksine, Temizlik Algısı Oluşturma bölümünde bu kavramın yer ve zamana göre nasıl değiştiği, kültürel bir yapılanmaya dönüştüğü görülmektedir. Temizlik kavramının özellikle kamusal tuvaletler üzerinden incelendiği örnekler, kamusal alanda hareket ekseninde toplumsal cinsiyet rolleri ve özel/kamusal mekân ikiliğini tekrar tartışmaya açmaktadır. Kapama ve Evcilleştirme bölümlerinde ise, özel/kamusal ikiliğinin kesin sınırlarının toplumsal cinsiyet rollerini oluşturma ve korumadaki baskınlığı ön plana çıkmıştır. Mahremiyeti Sağlama bölümünde incelenen mekânlar birbirine bağlanırken, Kapama bölümünde mekânları ayıran ve sınırları tekrar oluşturan örneklere yer verilmiştir. Evcilleştirme kavramının tartışıldığı bölümde ise, İkiliklerin Kurduğu Sınırlar bölümüne benzer olarak ev yaşamı ve kamusal alan etkileşimi incelenmiştir. İkinci bölümde, özel/kamusal ikiliğini kuran kavramların, bu sınırı açmak için de kullanılabileceği görülmüştür. Bu durumda ikilikler artık zıtlıklar değil, ara durumların oluşmasına alan tanıyan olanaklara dönüşmektedir. Üçüncü bölümde ise Özel ve Kamusal İkiliğini Tartışmaya Açan Bir Çizim ve Kolaj Denemesi tartışılmıştır. Bu bölümde öncelikle "yeniden üretim" kavramı incelenmiş ve mimari temsildeki yeri araştırılmıştır. Mimari çizimlerde yeniden üretimin önceki bölümlerde incelenen kavramlar gibi çokluk barındıran ara durumlara olanak tanıdığı görülmüştür. Araştırılan, çizimin kendinden başka bir şeyi temsil etmesi yerine kendi mekânsallığını üretmesidir. Üçüncü bölüm uygulamalardan ve ikinci bölümde tartışılan kavramlarla kurulan bağlantılardan oluşmaktadır. Kavramların etki alanını belirlemek için farklı anlamlarının sıralanması gibi, bu bölümde uygulanan eleştirel temsil taktikleri de açığa çıkarılmıştır. Tez yazımı süresince kamusal alandaki yürüyüşler esnasında alınan notlar, yapılan eskizler ve çekilen fotoğraflardan oluşan; özel/kamusal ikiliğinden başlayarak mimarlıktaki ikili zıtlıkların kurulumunu ve bozumunu inceleyen uygulamaların hepsi birer yeniden üretimdir. Ancak yeniden üretim sadece uygulama ile sınırlı kalmamaktadır. Yapılan uygulamaların analiz edilmesi, okunarak tekrar değerlendirilmesi ve süreç içerisinde geçerliliklerinin sorgulanması da bir kez daha yeniden üretilmelerine imkân tanımaktadır. Yeniden üretim esnasında eleştirel temsil taktikleri ile birlikte kullanılan araçlar eş zamanlı olarak incelenmiştir. Böylece literatür araştırmasında eleştirilen zıtlıkların, mimari temsilde ne kadar üretildikleri, dönüşüme ne kadar açık oldukları ve bağlı oldukları değişkenler görülebilmektedir. Sonuçta çizimin mekânı ve çizimin zamanına dair çıkarımlar yapılmıştır. Temsil araçları ve kavramların bir arada çalışması, çizim yüzeyini de bir olasılık mekânına dönüştürmüştür. Araştırmanın sonucunda ikili zıtlıkları eleştiren, ara durumları tartışan, çoklukları göstermeyi amaçlayan yeni bir temsilin olanağı açığa çıkarılmıştır.
  • Öge
    Atmosferik ruh halleri üzerinden mimari atmosferi deşifre etmek: Alternatif bir mekân okuması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-06-15) Kumsar, Bahar Gökçen ; Kahvecioğlu, Hüseyin Lütfü ; 502171003 ; Mimari Tasarım ; Architectural Design
    Günümüzde, hem mimari tasarım ve mimarlık eğitimi tartışmalarına hem de mimarlık pratiğine dahil olmuş olan atmosfer, ontolojik yapısı itibariyle mekânsal ve affektif/duygusal durumlar arasında dolaysız bir ilişkiyi büyütmektedir. Mimari hareket önerileri, sinestetik etkiler gibi düzenlemeler etrafında kurulan atmosferin, ona bedensel olarak katılan özneyi affektif bir düzeyde karıştırması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Bu motivasyon, öznenin mevcut ruh hali üzerine yeniden basılan ve kaynağı büyük oranda mimari düzenlemeler olan atmosferik ruh halini ön plana çıkarmaktadır. Araştırmanın bütününde ise, atmosferik ruh hali sayesinde, öznenin affektif durumlarını takip ederek etkileyici mekânsal durumlara açılım getirilebileceği savunulmaktadır. Araştırmanın temel niyeti, atmosferik ruh hallerini takip ederek etkileyici mimari düzenlemelere ışık tutabilecek bir okuma alternatifi sunmaktır. Tezin "Atmosfer Kavramını Mimarlık Bağlamında Düşünmek" isimli bölümünde, atmosferin ontolojik yapısına, bu yapı etrafında kurulan etki düzeylerine ve kavramın antik çağdan günümüze dek mimarlık sahnesinde nasıl bir yer edindiğine yer verilmektedir. Bu bölümde atmosfer kavramının araştırmanın bütününde nasıl bir anlam üstlendiği, bu anlamıyla vadettiği imkanlar ve tezin odak kavramları açıklığa kavuşturulmaktadır. Ontolojik yapısına dayanarak atmosferin, "havada hissedilen", "yarı nesnel şey", "yarı şey", "yüzeysiz mekân", "bir arada olan", "arasındaki şey", "bedensel varlık mekânı" gibi ifadelerle ele alındığı görülmektedir. Atmosferik deneyimde hissedilen etkilerin ise, karşılıklı taraflara (özne-özne ve özne-nesne) bağlı olarak çeşitlendiği düşünülmektedir. Özneler arası etkileşimde, sosyo-bilimsel, sosyal, sosyo-mekânsal, politik ve toplumsal etki düzeylerinin, özne-nesne arasındaki etkileşimde ise mekânsal-affektif bir etki düzeyinin söz konusu olduğu vurgulanır. Atmosferin iklimsel anlamı/yapısı ve araştırmanın odak düzeyi olan mekânsal-affektif etki düzeyi incelendiğinde, atmosfer deneyiminin bedensel bir etkileşimi gerekli kıldığı gözlemlenmektedir. Bu noktada, kavramın mimarlık sahnesinde nasıl bir yer edindiğini anlamak adına tarihsel gelişim içinde, mimari atmosfer ve beden açılımları arasında paralel bir okumaya gidilmektedir. Bu okumada, hissedilen/duyarlı beden açılımlarından filizlenen ve Gernot Böhme tarafından geliştirilen "atmosfer jeneratörleri" kavramına ulaşılmaktadır. Bu kavramın, mimari atmosferin kurulmasında rol üstlenen çevresel/mimari düzenlemeleri ifade etmesi açısından önem arz ettiği görülmektedir. Bu nedenle atmosfer jeneratörlerini kavramak adına kritik bir yere sahip olan "alt/mikro-kapsayıcı atmosfer" kavramlarıyla birlikte "atmosfer jeneratörü" kavramı, araştırmanın odak kavramları olarak ele alınmaktadır. Mimari atmosfere açılım getirebilmek adına ruh halinin takibine dayalı bir okuma alternatifi kurgulamayı amaçlayan araştırma, ne tür mimari atmosfer jeneratörlerin ne tür bir mimari atmosfer ya da mekân duygusunu büyütebileceğine dair bir soruşturmayı takip edecek şekilde geliştirilmektedir. Kapsayıcı ve farklı alt atmosferler etrafında, öznenin ruh halinin nasıl etkilendiğine yönelik ikinci bir soruşturma bu soruşturmaya eşlik etmektedir. Araştırmanın niyeti doğrultusunda, kavramsal ve deneysel olarak yürütülen iki tür deşifrasyon/çözümleme sürecini kapsayan üç aşamalı bir yöntem kurgulanmıştır. Atmosferik deneyimin karmaşık yapısının, dedektif titizliğinde deşifre edildiği kavramsal deşifrasyon süreci ilk aşamayı, deneysel olarak yürütülen süreç ise ikinci ve üçüncü aşamayı kapsamaktadır. Aynı zamanda, bu yöntem etrafında şekillenen alternatif okumanın tek bir mimari yapı bağlamında yürütülmesiyle, sunulan okuma alternatifinin bir prototipi oluşturulmaktadır. Kavramsal deşifrasyon süreci, "Atmosfer Kavramını Mimarlık Bağlamında Düşünmek" isimli bölümdeki açılımlar ve büyük oranda "Bedensel-Mekânsal-Affektif Düzeyde Atmosfer Deneyimi" isimli bölümdeki tartışmalar ışığında kurgulanmış olan bir yaklaşımı tanıtmaktadır. "Bedensel-Mekânsal-Affektif Düzeyde Atmosfer Deneyimi" isimli bölümde atmosferik deneyim ve bu deneyimin bir uzantısı olan duyusallık detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Araştırma fenomenolojik bir bakış açısını benimseyerek tartışmalarını sürdürmekte ve atmosferik ruh hali deneyimi, atmosferi varoluşsal bir çizgide ele almaya olanak tanıyan "Stimmung (atmosfer, ruh hali, uyum)" kavramı ışığında incelenmektedir. Hem yaklaşımın hem de yöntemin ikinci ve üçüncü aşamasının şekillenmesinde ise fenomenolojik olarak ele alınan atmosferik algı, atmosferik karşılaşmalar, atmosferik ruh hali, ruh hali, duygu, affekt kavramları, deneyim ve ifade arasındaki paradoksal ilişki açılımları daha belirleyici bir rol üstlenmektedir. Kavramsal deşifrasyon ile elde edilen yaklaşım ışığında kurgulanan ikinci aşamada, 25 katılımcı, seçilen mimari yapıyı bedensel olarak deneyimlemektedir. Bu süreçte katılımcılardan, mimari düzenlemeler etrafında hissettiklerini ifade etmeleri ve sözlü ifadelerini/seslerini kayıt altına almaları istenmektedir. Elde edilen veriler, Jürgen Hasse'nin "eleştirel fenomenoloji" açılımları dahilinde geliştirdiği fenomenografik yöntemden ilham alarak deşifre edilmektedir. Üçüncü aşamada ise, özellikle psikoloji alanında kullanılan farklı "affekt ölçüm setleri" taranarak, dört temel ruh hali etrafında şekillenen bir affekt seti oluşturulmuştur. Bu aşamada, deneysel çalışmanın yorumlanabilmesi adına, ikinci aşamada elde edilen bulguları bir araya getirecek bir zemin hazırlanmaktadır. Araştırmada deneysel deşifrasyon sürecine yer verilmesiyle birlikte, sunulan okuma alternatifi fenomenolojik-fenomenografik bir düzeye taşınmaktadır. Sunulan alternatif okumanın bir prototipi olarak düşünülen deneme, kavramsal deşifrasyon sonucu elde edilen yaklaşımın çizdiği yön ile deneysel çalışmada elde edilen bulgular arasında bir uyum yakalandığına işaret etmektedir. Deneysel çalışmada gözlemlenen, mimari yapının çoğu katılımcıyı ortak bir ruh haline çekmiş olması durumu, etkileyici bir karaktere sahip olan mimari düzenlemelerin, kendilerine özgü bir ruhu olduğunu düşündürmektedir. Sunulan okuma alternatifi kesin bir izlek sunma amacı taşımadığı için bu ruhu yakalamaya imkan tanımaktadır. Bu noktada okuma alternatifinin fenomenolojik-fenomenografik çizgiye sadık kalacak şekilde, incelenecek herhangi bir mimari düzenlemeye adapte edilebilecek bir karakterde olduğu söylenebilir. Böylece, farklı ölçek ve karakterdeki mimari düzenlemelere de uyum sağlayabilmektedir. Gelecek araştırmalarda, bu araştırmada geliştirilen okuma alternatifi takip edilerek atmosfer jeneratörleri çeşitlendirilebilir. Okuma alternatifini benimseyen araştırmalar ilişkisel olarak bir araya getirilip bulgular bütüncül olarak değerlendirilebilir. Böylece atmosfer jeneratörleri bağlamında, kendini sürekli devam ettiren, dinamik bir araştırma platformuna bir temel sağlanmış olur.