Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 53
  • Öge
    Petrol Ve Gaz Yatırımlarının Monte Carlo Simülasyonu İle Değerlendirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1995) Alpkaya, Ebru N. ; Serpen, Umran ; 46480 ; Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği ; Petroleum and Natural Gas Engineering
    Yatırım kararının verilmesi, önemli ölçüde riskin göze alınmasını gerektirmektedir. Risk, rezervuar ve ekonomik parametrelerin gelecekte alacakları değerlerdeki belirsizliğin sonucudur. Bu durumda deterministik bir yaklaşım ile parametrelerin sabit bir değer alacağı varsayımı doğru olmayacaktır. Bu nedenle, çalışmada parametreler stokastik olarak değerlendirilmekte ve stokastik bir model oluşturulmaktadır. Stokastik modelde parametreler istatistiksel dağılımlar şeklinde tanımlanmaktadır. İstatistiksel dağılımların birbirleri ile etkileşimleri Monte Carlo Simülasyonu ile sağlanmaktadır. Çalışmada Stokastik Modelleme ile geliştirilen simulator, üç temel model içermektedir. Bunlar; Havza Analizi Modeli, Petrol ve Gaz Sahalarının Ekonomik Analiz Modeli ve Kuyu Loğları Modeli' dir. Havza Analizi Modeli, bir havzada anomali gösteren sahaların alan, kalınlık ve üretim faktörlerini kullanarak havzanın rezerv potansiyelini ve karlılığını belirlemektedir. Petrol ve Gaz Sahalarının Ekonomik Analiz Modeli, homojen veya çatlaklı rezervuarlara sahip petrol ve gaz sahalarında karlılık analizi yapmaktadır. Bu model üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde üretilebilir rezerv hesaplanmaktadır, ikinci bölümde sahanın geliştirme programı, açılacak kuyu sayısı, kuyuların üretim performansları hesaplanmaktadır. Üçüncü bölümde sahanın kar dağılımı belirlenmektedir. Kuyu Loğları Modeli, sahada açılmış kuyuların loğlarını kullanarak Monte Carlo Simülasyonu ile gözeneklilik ve su doymuşluğu dağılımlarını elde etmektedir. Saha için rezerv dağılımı belirlenirken bu değerler kullanılmaktadır. Bu çalışmada geliştirilen simulator, istenen sonuca göre kullanım esnekliğine sahiptir. Sahada henüz kuyu açılmamış ise birinci ve ikinci model kullanılarak rezerv ve kar dağılımı elde edilebilir. Sahaya ait kuyu loğları mevcut ise üçüncü modelden elde edilen gözeneklilik ve su doymuşluğu değerleri ikinci modelde sahanın rezerv tahmini yapılırken kulanılabilir.
  • Öge
    Doğal Gaz Boru Tesisatlarının Tasarımında Kullanılan Yöntemlerin Geliştirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1995) Durak, Levent ; Zeybek, Murat ; 46479 ; Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği ; Petroleum and Natural Gas Engineering
    Bilindiği gibi konutlarda doğal gaz şebekesinin tasarımında basınç kaybını hesap etmek için 7363 sayılı Türk Standardındaki Grafik 1 ve 2 kullanılmaktadır. Bu grafiklerin hazırlanmasında kullanılan doğal gaz yoğunluğu Türkiyede kullanılan doğal gaz yoğunluğundan daha fazladır, ayrıca hesaplamalarda oldukça yüksek bir pürüzlülük değeri alınmaktadır. Bu çalışmada doğal gaz yoğunluğunun ve boruların mutlak pürüzlülüğünün duyarlılığı araştırılmakta ve TS 7363, menü ile kolay kullanılabilir bir yazılım programına dönüştürülmektedir. Gerçek yoğunluk ve mutlak pürüzlülük değerleri kullanıldığında basınç kaybında önemli azalmaların olduğu gözlenmiştir. Bu değişiklikler sonucunda boru çaplarında azaltmaların yapılabileceği gösterilmiştir. Sonuç olarak konutlarda doğal gaz şebekesinin maliyeti bir ölçüde azaltılabilir. Bunlara ilaveten laminer ve türbülans rejimler arasındaki kritik bölge de hesaplamalar için grafiklerde tanımlı hale getirilmekte ve gereğinden büyük boru çapı seçimini önlemektedir. TS 6565, kapsamı gereği yanıcı gazların taşınması ve dağıtımı sırasında hatlardaki basınç kayıplarınının hesaplanmasında kullanılmalıdır. Ancak piyasada konutsal gaz şebekeleri için TS 7363 ve endüstriyel gaz şebekeleri için de Renouard denklemleri yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Piyasada TS 7363 ve TS 6565 'in farklı hesaplama yöntemleri içerdiği ve bu yüzden hangisinin kullanılması gerektiği yolunda bir soru işareti bulunmakta ve Türk Standartları Enstitüsünün aynı konuda birden fazla standart yayınladığı için kargaşaya sebebiyet verdiği iddia edilmektedir. Çalışmanın ikinci kısmında TS 6565 tam bir çözüme kavuşturulmaya çalışılmış ve alçak basınçlı hatlar hesap tekniğinin birkaç varsayım dışında TS 7363 ile tam bir uyum içinde olduğu gösterilmiştir. Yüksek basınçlı hatlar hesap tekniği de tekrar çözülerek eksiklikleri tartışılmıştır. Üçüncü kısımda boru hatları tasarımında çok kullanılan ve neredeyse temel denklem varsayılan analitik denklemler; Weymouth denklemi ve onun daha çağdaş bir uyarlaması olan Panhandle 'in iki denklemi TS 6565 ve TS 7363 'de kullanılan Darcy- Weisbach teorik denklemi ile karşılaştırılmışlardır. Ayrıca İGDAŞ tarafından bütün endüstriyel gaz tesislerin basınç kaybı hesaplarında kullanılan Renouard denklemleri de aynı karşılaştırılmaya tabi tutulmuşlardır. Bunlara ilaveten yukarıda adı geçen ve literatürde bu konuda verilmiş bazı denklemlerin türetilmesinde esas alman sürtünme etkeni denklemleri Moody çizgesinde (diyagramında) çizilerek gösterilmiştir.
  • Öge
    Rezervuar Heterojenliğinin Su Öteleme Performansı Üzerindeki Etkileri
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Tarancı, Teoman ; Zeybek, Murat ; 55706 ; Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği ; Petroleum and Natural Gas Engineering
    Bilindiği gibi, birincil üretim ile rezervuardaki petrolün, kayaç ve rezervuar akışkanlarının özelliklerine göre, % 15 ile 45 arasında üretilebilmektedir. Bu üretim rezervuardaki başka faktörlerinde etkisi ile % 5-10 civarına düşebilmektedir. Bunun sonucunda uygulanan üretim artırma yöntemleri ile kalan petrolün üretilmesi hedeflenmektedir. Rezervuarda üretim ile azalan rezervuar basıncını artırmak ve daha fazla petrolü öteleyerek üretebilmek amacı ile en yaygın ve ekonomik yöntem olan su enjeksiyonu yöntemi uygulanmaktadır. Bu çalışmada, petrol endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılan ve yazılım kodu sağlanabilir Amerika Enerji Kurumu' nca geliştirilmiş olan BOAST II (Black Oil Applied Simulation Tool) yazılımı, heterojen sistemlerde su enjeksiyonu performans değerlendirmesi için kullanılmıştır. BOAST II bilindiği gibi gözenekli ortamda çok boyutlu ve çok fazlı akış sistemleri için geçerli olduğundan su enjeksiyon performansında olduğu kadar yeraltı sularının akışının modellenmesinde de kullanılması mümkündür. Rezervuar heterojenliği, öteleme performansını büyük çapta etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bundan dolayı, karmaşık akış koşullarında heterojenliğin etkilerini incelemenin en etken yolu sayısal modellemedir. Yapılan çalışmada ilk olarak, bir boyutlu sistemler için BOAŞT II, Buckley- Leverett analitik yaklaşımı ile test edilmiş ve elde edilen çözümlerin oldukça uygun olduğu görülmüştür. Çalışmada ağırlıklı olarak iki boyutlu alansal heterojenliğin öteleme performansı üzerindeki etkileri çalışılmıştır. Ayrıca dikey yönde de bazı örnekler göz önüne alınmış olup, hem korelasyonlu hem de korelasyonsuz dağılım gösteren log-normal geçirgenlikler gözönüne alınmış ve beş-nokta paterninde sistemi temsil etmesi beklenen geometrik ortalama geçirgenlik değerleri ile yapılan performans değerleri ile kıyaslanmıştır. Heterojenliklerin hangi durumlarda performans üzerinde etkili olabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca kılcallığın su ötelemesi işlemlerinde gözenekli ortamda önemli bir parametre olduğu bilinmektedir. Bu parametreninde etkileri araştırılmış ve pratik su enjeksiyon uygulamalarında nasıl göz "önüne alınacağı gösterilmeye çalışılmıştır. Bunlara ek olarak, hareketlilik (möbilite) oranının yüksek olması ile viskoz parmaklaşma şeklinde ortaya çıkan dengesiz akışın heterojenlik ile nasıl etkilendiği incelenmeye çalışılmış, değişimi düşük ve yüksek, korelasyonlu ve korelasyonsuz geçirgenlik değerleri için örnekler gösterilmiştir. Geçirgenlik değişimi düşük ve korelasyonsuz sistemler ortalama değer ile sistemi temsil eden homojen ortam ile benzer sonuçlar vermesine karşın, korelasyonlu ve değişimi yüksek sistemlerde aynı durum için oldukça farklı sonuçlar elde edilmektedir. Bu çalışma ile, su enjeksiyonu performans değerlendirmesinde rezervuar karakterizasyonunun çok büyük önem taşıdığı ve rezervuar heterojenliğinin mümkün olduğunca iyi tanımlanmasının gerekliliği ve rezervuar sayısal simülasyon modelleri ile su enjeksiyon performansının tasarımın daha iyi yapılabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Xİİİ EFFECTS OF RESERVOIR HETEROGENEITY ON WATERFLOODING PERFORMANCE SUMMARY Primary recovery can yield % 15-40 of the orginal oil in place (OOIP), leaving rest of the OOIP unrecovered. This production can get even worse by the effects of other factors in the reservoir. Therefore, the main goal of the Enhanced Oil Recovery (EOR) methods has been to provide further increase in oil recovery. In this methods, mechanical energy by the injection of water and gas, thermal energy by the injection of hot water, steam, and in situ combustion, and chemical energy by the injection of diluted chemical fluids are provided into the reservoir. The effectiveness of Enhanced Oil Recovery methods depends on, 1. The characteristics of the reservoir (depth, structure, homogeneity, petrophysical properties). 2. Properties of displacing and displaced fluids 3. The placement of the injection and production wells. The location of the injection wells depends on the geological structure and the volume of the hydrocarbon formation. Two strategies are applied in the selection of the well locations. The first one is to displacement with patterns, and the other one is central and peripheral displacement. The estimation of the production performance is very important in waterflooding. Simplified analytical or approximate solutions are developed for prediction of recovery in systems that the injection is carried out with patterns. When there is complicated flow or boundary conditions, high viscosity ratios, and heterogeneity, the applicability of these methods will no longer be valid. Therefore, recovery performance that includes all these conditions can be done with numerical modeling. Then, it would be possible to estimate the amount of remaining oil and the regions that contain high oil saturations. This information is also valuable for infill drilling operations. Wettability and capillary pressure are very important parameters in porous medium and can not be neglected on the recovery performance predictions. Simplified analytical approaches neglect these factors. For these reasons, numerical modeling is often used for the estimation of recovery performance by waterflooding. In this study, waterflooding was preferred in order to increase the reservoir pressure and to provide an increase in oil production. Since waterflooding has been widely and economically used all over the World as an effective Enhanced Oil Recovery method. Furthermore, BOAST II, a numerical modeling method developed by the U.S Department of Energy, was chosen to study on waterflooding performance calculations. The second chapter of this study covers the various approaches that have been reported in the literature to resolve the problem of reservoir heterogeneity and its effects on waterflooding performance. In the third chapter, analytical approaches used in the evaluation of waterflooding performance are reviewed, and reservoir heterogeneity is described. Before the injection of water, the course of waterflooding must be designed. There
  • Öge
    Trakya Havzası Doğal Gaz Değerlendirmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Çınar, Gültekin ; Satman, Abdurrahman ; 55788 ; Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği ; Petroleum and Natural Gas Engineering
    Bu çalışmada, jeolojik olarak doğal gaz potansiyeli taşıdığı kanıtlanmış olan ve halen arama ve üretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü Trakya Havzası için doğal gaz değerlendirmesi yapıldı. Doğal gaz oluşumunun jeokimyasal yorumu ve Trakya Havzası'nın jeolojisi gözden geçirildi. Bugünkü durum itibariyle ; gaz üretimi gerçekleştirilen rezervuarlann jeolojisi, üretilen doğal gazın satışa sunulabilir hale getirilmesi için uygulanan gaz proses tekniği ve pazarlama konulan tartışıldı. Sorunlar ve öneriler bölümünde, Trakya Havzası doğal gaz üretim işlemlerinde karşılaşılan ; gaz kuyularında sıvı birikmesinden ve formasyondaki hareketli partiküllerden kaynaklanan ve kuyuların üretebilirliklerini azaltan, üretim ve rezervuar yönetimine ilişkin sorunlar ve çözüm yolları tartışıldı. Enerji kaynaklarının daha ekonomik olarak geliştirilmeleri ve daha verimli olarak kullanılmaları, mühendisler için her zaman ilginç olan konulardır. Bölgede doğal gaz üretim ve dağıtım işlemlerinde yaygın olarak uygulanan gaz basıncının düşürülmesi işleminde enerji kazanımı sağlayan eş-entropi genleşmesi yöntemi ve marjinal gaz sahalarının ekonomik olarak üretilmesi konusunda sıkıştırılmış doğal gaz taşımacılığı yöntemi incelendi. Trakya Havzası yeraltı su kaynaklarında görülen metan gazı sorunu kapsamlı araştırma gerektiren bir konudur. Bu çalışmada, sorun ana hatları ile gözden geçirilerek olası nedenler ve alınması gereken önlemler önerildi. Türkiye'de enerji planlamasının, kuşkusuz önemli konularından olan yeraltı gaz depolanmasında Değirmenköy gaz sahasında pilot uygulama önerildi.
  • Öge
    Yatay Kuyularda Perforasyonlardan Kaynaklanan Basınç Kayıplarının Analizi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Yalnız, M. Umut ; Alkan, K. Hakan ; 65786 ; Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği ; Petroleum and Natural Gas Engineering
    Yatay kuyuların petrol endüstrisindeki öneminin artmasıyla birlikte yatay kuyu uygulamaları üzerindeki araştırmalar da yoğunlaşmıştır. Yatay kuyularda akış davranışı ve basınç kayıplarının analizi, üretime olan etkisi nedeniyle araştırılan konuların başında gelmektedir. Bu Yüksek Lisans Tez Çalışmasında yatay kuyularda perforasyonlardan kuyu içine akışa bağlı basınç kayıpları deneysel olarak araştırılmış, deney sonuçlan matematiksel olarak yorumlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan donanım uygun şekilde tasarlanmış olan plastik boru, pompalar, basınç ölçüm panosu ve su tankından oluşmaktadır. Bu donanım üzerine iki farklı çapta (4 mm ve 8 mm) perforasyon açılmış ve her bir perforasyondan değişik debilerde enjeksiyon yapılarak basınç ölçüm noktalan ile basınç ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Farklı enjeksiyon/ana hat debi oranlarında gerçekleştirilen bu çalışmanın sonucunda elde edilen deney verileri değerlendirilerek yeni bir sürtünme faktörü korelasyonu geliştirilmiştir. Yeni korelasyon ile hesaplanan perforasyon sürtünme faktörü değerleri bu çalışmada ve benzer çalışmalardaki deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Çalışma sonuçlan yatay kuyularda perforasyonun etkisinin düşünülenden farklı olduğunu ve perforasyondan akışın kuyu akış davranışım bulundukları bölgede değiştirdiğini, bu değişimin kuyu toplam akış debisine bağlı olarak belli bir uzaklıkta (yaklaşık olarak 8dm) kaybolduğunu, sürtünme faktörünün perforasyon/ana hat akış debisi oranının. ve perforasyon/boru çapı oranının fonksiyonu olduğu göstermiştir.