Kentsel Dönüşümde Halkın Katılımının Rolü Ve Önemi, Zeytinburnu Ve Karanfilköy Örnekleri

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2010-02-15
Yazarlar
Kayacan, Tolga
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Özet
Gecekondular özellikle 20. yüzyılın ortalarına doğru, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde kırdan kente iş bulma umuduyla göç eden insanların, ekonomik durumları kentte konut edinmelerine olanak sağlayamamıştır. Bu nedenle bu insanlar, özellikle kentin çeperlerinde, ancak çalıştıkları yere mümkün olduğunca yakın, tek katlı, derme çatma, sağlıksız “masum” konutlar inşa etmişlerdir. İzlenen yanlış politikalar sonucu giderek büyüyen ve bir bakıma kenti ele geçiren gecekondu alanları, günümüzde özellikle “dönüşüm” adı altında kent yaşamına entegre edilmeye çalışılmaktadır. Yapılan çalışma, bu gelişmeler ışığında, gecekondunun ortaya çıkışı, gelişimi, bu alanların yarattığı ve yaşadığı sorunlar ile bu sorunlara getirilebilecek çözümler üzerine vurgu yapmayı amaçlamaktadır. Ülkemizde bu sorunlara getirilen çözümlerin ne tür faydalar ve/veya zararlara yol açtığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Değinilecek bu noktalar ışığında, gecekondu alanlarına ne tür çözümler üretilebileceği ve bu alanların kent yaşamına ne şekilde entegre edilebileceği, dönüşümlere “karşı duran” Karanfilköy ve “dönüştürülen” Zeytinburnu örnekleri ile ilişkilendirilerek değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yapılan çalışmada, dönüşüm adı altında yapılan müdahalenin, bu iki farklı bölge üzerinde nasıl işlediği, dönüşüm müdahalelerinde göz önünde bulundurulan ve bulundurulmayan etkenler ile birlikte ne ölçüde başarıya ulaştığı irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmalar sonucunda; ülkemizde ve özellikle İstanbul’da, gecekondu alanlarında yapılan dönüşüm çalışmalarına, bölgede yaşayan halkın gerektiği ölçüde katılmadığı ve çalışmalar hakkında yeterince bilgilendirilmediği görülmüştür. Dolayısı ile dönüşüm çalışmalarının, planlama açısından istenilen sonuca ulaştığını söylemek mümkün değildir. Zeytinburnu örneğinde, halk neredeyse tamamen planlama çalışmaları dışında bırakılarak, “dönüşüm kurbanları” haline getirilmiştir. Karanfilköy’de ise halkın dayanışması ve kurdukları derneğin de yardımları ile dönüşüm kurbanı olmaktan bir nebze de olsa kurtulmuş, seslerini duyurmayı başarmışladır. Karanfilköy’de gerçekleşen bu dayanışma örneği, ülkemizde özellikle dönüşüm uygulamaları adına olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, Zeytinburnu’nda gerçekleştirilen dönüşümde halkın ve yerel yönetimin sıklıkla karşı karşıya gelmesi, dönüşüm çalışmalarında halk – yerel yönetim işbirliğinin ve iletişiminin halen tamamıyla oturmamış olduğunu göstermektedir. Dönüşüm çalışmalarının başarıya ulaşması için bu işbirliğinin ne derece önemli olduğu ön plana çıkarılmıştır.
Gecekondus have begun to be seen in undeveleoped or developing countries, especially in the middle of 20th century. In our country, the economic situation of people, immigrating from the rural areas to cities with the hope of finding a job, could not let them to have a house in the city. Therefore, these people started building one-storey, jerry-built, unhealthy “innocent” houses in the outer region of the city, yet as close as possible to their workplaces. Growing as a result of wrong policies and seizing the city, gecekondu areas are trying to be integrated to urban life, under the name of “transformation”. With this study, it is aimed to highlight the emergence and development of gecekondus and the issues created and concerned by gecekondu areas, with the solutions that can be made to solve these problems. It is aimed to emphasize the consequences that are caused by the solutions offered to these areas in our country. Integrated with the cases of “standing against transformation” Karanfilköy and “transformed” Zeytinburnu, the solutions that can be offered for gecekondu areas and how they can be integrated to urban life are discussed. Within the context of study, how the studies that are made under the name of “transformation” are worked in two different cases and how successful these studies were, with the factors that are included or excluded are tried to be examined. In the end of studies, it is discovered that the people living in gecekondu areas which are considered to be transformed were not involved in the studies and were not informed well enough in our country, especially in İstanbul. Therefore, it is not possible to mention that the transformation plans achieved the planned success in the view of planning. In the case of Zeytinburnu, the people living there were almost totally excluded from the transformation studies and became “victims of transformation”. In Karanfilköy, with the solidarity of people and the association they formed, the prople survived from being the victims and succeeded in raising their voices. The solidarity in Karanfilköy can be shown as a positive step that is taken on behalf of transformation studies. However, the confrontation of people and the local government in the transformation studies shows that the cooperation and communication between local people and local government is yet to be fully fit. The importance of this cooperation is highlighted in order to achieve success in transformation studies.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2010
Anahtar kelimeler
kentsel dönüşüm, gecekondu, zeytinburnu, karanfilköy, urban transformation, squatter, zeytinburnu, karanfilköy
Alıntı