Özgün Yerleşimlerin Sürekliliği Üzerine Bir Araştırma: Kemaliye Örneği

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2010-06-08
Yazarlar
Torbaoğlu, Emre
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Özet
Bu çalışmanın amacı, günümüzde özgün yerleşimlerin gelişim sürecinden geçerken, mimari ve kentsel mekan karakterlerinin korunarak varlıklarını sürdürebilmeleri için izlenebilecek tasarım yaklaşımlarını araştırmaktır. “Güncel mimarlık pratiği, keskin biçimde diğerini yıkıyorsa; arada nasıl bir diyalog kurulabilir?”, “Diğerini yadsıyan, öteleyen bir anlayış yerine ondan beslenen alternatif yaklaşımlar geliştirilebilir mi?” gibi sorular tezin temel arayışlarını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda tez, kuramsal ve kılgısal olmak üzere iki aşamalı bir çalışma olarak kurgulanmıştır. Öncelikle “kültürel süreklilik” kavramı ele alınarak, bu kavramın mimarlık alanındaki yansımaları hem kuramsal açıklamalar hem de mimari örnekler üzerinden incelenmiştir. Oluşturulan kuramsal temel üzerinden, çalışma yeri olarak seçilen Kemaliye yerleşimi alan pratiğine dayalı veriler ışığında süreklilik açısından değerlendirilmiştir. Kuramsal ve kılgısal araştırmalar üzerinden yapılan değerlendirmelerde çıkan sonuç, özgün yerleşimlerin sürekliliğinin sağlanabilmesi için, yeni tasarımlara dışarıdan dayatılan değil, içeriden keşfedilen bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğidir. Bu bakış açısı doğrultusunda, mimarların önerilerini, toplumları ve yaşam alanlarını daha derin sorgulayarak, onların yaşam biçimlerini, düşünce sistemlerini ve geleneklerini keşfetmeye çalışarak geliştirmeleri yaşanan kopuş sürecinde olumlu bir katkı sağlayabilir.
The work involved in this thesis aims to investigate alternative design approaches to sustain original settlements by preserving their architectural and urban space qualities, while keeping their developmental process in mind. By asking questions like “how is it possible to construct a dialogue between them, while the practice of actual the architecture is destroying the other, the original one?”, or “how are we to advance an approach that draws on the other, rather than an approach that undermines and rejects the other?” this thesis intends to think further about the issue. To this end, the thesis is formed by two levels of analysis. Firstly the concept of “cultural continuity” is discussed in terms of theoretical explanations and architectural examples. After this theoretical discussion, Kemaliye Settlement, the field work area, is examined in the context of cultural continuity depending on the data gathered in the field work. As a result of the analysis of the theoritical framework and the sample of Kemaliye, it is argued that design is to generate from within, rather than a point of view, which is imposed from the outside; if the original settlements are to be sustained. In following such a point of view, architects are expected to develop their suggestions by deeply examining the society and considering its living spaces, life styles, mentalities and traditions; and contribute to the present situation in terms of the actual rupture.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2010
Anahtar kelimeler
Kültürel süreklilik, Eleştirel bölgeselcilik, Erzincan-Kemaliye, Giancarlo De Carlo, Cultural continuity, Critical regionalism, Erzincan-Kemaliye
Alıntı