Açık deniz römorkör ve destek gemileri işletmeciliğinin stratejikyönetim modellemesi
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Bölüm / Program
Deniz Ulaştırma Mühendisliği Anabilim Dalı
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Türü
Özet
Araştırmanın ilk bölümü, dünya denizcilik sektörünün tarihsel gelişimi, bugünkü yapısı ve taşıma türlerinin stratejik anlamı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Konteyner taşımacılığı, tanker taşımacılığı, kuru yük taşımacılığı, yolcu taşımacılığı ve enerji gemileri gibi taşıma modları tek tek ele alınmış; her birinin operasyonel ve ekonomik katkıları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, özellikle son yıllarda denizcilik sektörünün karşı karşıya kaldığı küresel sorunlar – COVID-19 pandemisi, jeopolitik gerilimler, iklim krizi– sektörel kırılganlıkları artırmış, aynı zamanda yeni stratejik arayışlara zemin hazırlamıştır. Tezin ikinci bölümünde, araştırmanın tasarımı ve metodolojisi ayrıntılı şekilde ortaya konulmuştur. Literatürdeki teorik eksikliklerin ve sektörel gereksinimlerin bütünleştirildiği bir yapı ile üç aşamalı bir karar destek modeli oluşturulmuştur: SWOT analizi, bulanık DEMATEL yöntemi ve TOPSIS tekniği. Bu modelin temel amacı, açık deniz römorkör ve destek gemisi işletmelerinin stratejik yönelimlerini somut ve uygulanabilir bir çerçeveye oturtmaktır. SWOT analizi ile iç ve dış çevresel faktörler tanımlanmış; güçlü ve zayıf yönler, fırsat ve tehditler belirlenmiştir. Bu aşamada veri toplamak amacıyla 12 uzmandan oluşan karar verici grubu ile anket çalışmaları gerçekleştirilmiş, SWOT faktörleri beşli Likert ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması olan bulanık DEMATEL yöntemi, SWOT analizinden elde edilen faktörlerin birbirleriyle olan neden-sonuç ilişkilerini belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Tez kapsamında, SWOT faktörlerinin karşılıklı etkileşim düzeyleri uzmanlara sunulan özel bir değerlendirme matrisine göre belirlenmiş ve bu veriler bulanık sayılarla işlenmiştir. DEMATEL uygulamasının en çarpıcı sonuçlarından biri, "maliyetlerin azaltılması", "yakıt verimliliğinin artırılması" ve "filo modernizasyonu" gibi faktörlerin diğer stratejik unsurları doğrudan etkileyen, merkezi değişkenler olarak öne çıkmasıdır. Bu faktörlerin sektörün hem operasyonel hem de çevresel baskılarla başa çıkabilmesi için temel bileşenler olduğu anlaşılmıştır. Örneğin, maliyetlerin azaltılması yalnızca ekonomik sürdürülebilirlik açısından değil, aynı zamanda çevreci teknolojilerin benimsenmesi ve filo yenilenmesine kaynak yaratılması açısından da belirleyici rol oynamaktadır. Analiz sürecinin son aşamasında ise TOPSIS yöntemi uygulanarak belirlenen stratejiler arasında sıralama yapılmıştır. TOPSIS, her stratejiyi "ideal çözüme yakınlık" ilkesiyle değerlendiren bir yöntem olup, bu bağlamda stratejilerin uygulanabilirlik, etkililik ve bütünlük düzeylerine göre ağırlıklı puanlama yapılmıştır. DEMATEL yöntemiyle belirlenen etki düzeyleri, TOPSIS'e girdi olarak sunulmuş ve böylece çok boyutlu bir karar modeli oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar, stratejik önceliklendirme sürecinde karar vericilere açık ve bilimsel dayanaklı bir yönlendirme sunmuştur. TOPSIS sonuçlarına göre en yüksek öncelikli strateji, yakıt verimliliğini artıran ve operasyonel maliyetleri azaltan teknolojilerin benimsenmesi olarak belirlenmiştir. Bu strateji, özellikle hibrit güç sistemleri, LNG yakıtlı tahrik sistemleri, düşük sürtünmeli gövde tasarımları ve otomatik bakım izleme teknolojilerinin entegrasyonunu kapsamaktadır. Bu stratejik yönelimin sektördeki yoğun rekabet, artan çevresel regülasyonlar ve enerji maliyetlerindeki belirsizlik karşısında yüksek etki potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. İkinci sıradaki strateji, yenilenebilir enerji projelerine yönelik destek ve gelişmekte olan pazarlara açılım olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, römorkör ve destek gemilerinin yalnızca geleneksel liman hizmetleriyle sınırlı kalmaması, aynı zamanda offshore rüzgar santralleri, yüzer enerji üretim platformları ve kıyı ötesi petrol/doğalgaz operasyonlarına entegre hizmetler sunması önerilmiştir. Bu yönelim, gemi işletmeciliğinin kapsamını genişletmekte ve firmalara uzun vadeli gelir çeşitliliği sağlamaktadır. Üçüncü öncelikli strateji ise filo modernizasyonu ve çevreci gemi tasarımı uygulamalarının teşvik edilmesidir. Literatürde de sıkça vurgulandığı üzere, modern ve enerji verimli gemiler sadece maliyet avantajı yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda pazarlama ve itibar yönetimi açısından da şirketlere değer katmaktadır. Bu çerçevede, araştırma hibrit sistemlerin yanı sıra otonom kontrol teknolojileri, modüler dizayn ve düşük karbon ayak izi prensiplerinin stratejik öncelik olarak benimsenmesini önermektedir. Dördüncü strateji olarak personel eğitim programlarının geliştirilmesi, insan kaynağının sektörel dönüşüme adapte olmasında kritik bir rol oynamaktadır. Otomasyon, dijital izleme ve yeni nesil makine sistemlerinin yaygınlaşması, klasik gemi personelinin yetkinlik alanlarının ötesine geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, eğitim içeriklerinin güncellenmesi, saha personelinin teknik bilgi düzeyinin artırılması ve güvenlik kültürünün derinleştirilmesi stratejik başarı için vazgeçilmez hale gelmiştir. Beşinci sıradaki strateji, pazarlama faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve marka bilinirliğinin artırılmasıdır. Bu strateji; dijital pazarlama araçlarının kullanımı, akademik-endüstri iş birlikleri ile görünürlük artırma gibi alt başlıkları içermektedir. Özellikle sermaye yoğun sektörlerde finansmana erişimin büyük ölçüde marka itibarı ile ilişkili olduğu göz önüne alındığında, pazarlama stratejilerinin doğrudan yatırım potansiyelini de etkilediği görülmektedir. Altıncı strateji olarak, jeopolitik risklerin azaltılmasına yönelik sözleşme politikalarının yeniden yapılandırılması, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkların etkilerini azaltmaya yönelik öneriler sunmaktadır. Bu strateji kapsamında; uzun vadeli ve döviz bazlı sözleşmeler, istikrarlı bölgelerde faaliyet önceliği, risk paylaşımı esaslı konsorsiyumlar ve uluslararası sigorta modelleri gibi uygulamalar önerilmiştir. Sonuç olarak, elde edilen sıralamalar göstermektedir ki, açık deniz römorkör ve destek gemisi işletmeciliğinde rekabet avantajı elde etmek isteyen şirketler için yalnızca operasyonel verimlilik değil, aynı zamanda teknoloji, insan kaynakları, pazarlama ve finansal dayanıklılık da stratejik başarıda belirleyici faktörlerdir. Araştırmanın bu çok katmanlı yapısı, sektör paydaşlarına yalnızca bugünkü koşullar altında değil, aynı zamanda belirsizliklerle dolu bir gelecekte de rehberlik edecek nitelikte bir model sunmaktadır. Tezin üçüncü bölümü, elde edilen bulguların derinlemesine değerlendirilmesini ve bu bulguların mevcut literatür ile karşılaştırılmasını içermektedir. SWOT-DEMATEL-TOPSIS entegrasyonuyla oluşturulan modelin çıktıları, hem literatürdeki teorik yaklaşımlar hem de sektör uygulamalarıyla karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu kapsamda, geliştirilen stratejik önceliklendirme modelinin hem akademik geçerliliği hem de sektörel uygulanabilirliği ortaya konmuştur. Araştırmanın önemli katkılarından biri, sektör özelinde çalışan deneyimli uzmanlarla yürütülen saha uygulamalarıdır. Alp Maritime, Uzmar, Boskalis, Ata Offshore Services ve Tüpraş gibi kurumların yöneticileri ve uzmanları ile yürütülen veri toplama süreci, akademik analizlerin sektörel gerçekliklerle uyumlu olmasını sağlamıştır. Böylece model yalnızca teorik bir öneri düzeyinde kalmamış, doğrudan sektöre entegre edilebilecek pratik çıktılar üretmiştir. Bu durum, tez çalışmasının akademik literatüre özgün katkı sunmasının yanında, uygulayıcı kurumlar için de değerli bir rehber haline gelmesini sağlamaktadır. Tezin bir diğer yenilikçi yönü ise, SWOT analizinin klasik uygulamasının ötesine geçerek, DEMATEL ile entegre edilmesi ve ardından TOPSIS ile sayısal sıralamaya dönüştürülmesidir. Bu yapı sayesinde, karar vericilerin sezgisel yaklaşımlarının ötesine geçilmiş, sistematik ve karşılaştırmalı bir karar destek süreci sağlanmıştır. SWOT faktörlerinin birbirleriyle olan etkileşimlerinin DEMATEL ile modellenmesi, yalnızca önemli faktörleri değil, aynı zamanda stratejik sistem içindeki "kilit etkileyicileri" de belirlemeyi mümkün kılmıştır. Böylece, yalnızca neyin önemli olduğu değil, neyin neyi etkilediği de açık biçimde ortaya konmuştur. Tezin sonuç bölümünde, elde edilen bulgulara dayanarak sektöre yönelik öneriler sistematik bir biçimde sıralanmıştır. Bu öneriler kısa, orta ve uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda yapılandırılmıştır. Kısa vadede operasyonel maliyetlerin azaltılması, dijital izleme sistemlerinin kurulması ve çalışan eğitim programlarının güncellenmesi gibi uygulamalar ön plandadır. Orta vadede filo modernizasyonu, çevreci gemi yatırımları ve hizmet çeşitliliğinin artırılması hedeflenmektedir. Uzun vadede ise, uluslararası stratejik iş birliklerinin kurulması, gelişmekte olan pazarlara açılım ve çevre regülasyonları ile tam uyumlu bir yapının oluşturulması öngörülmektedir. Bu kapsamlı yaklaşım, sadece sektör için değil, çok kriterli karar verme (MCDM) literatürü açısından da önemli bir örnek sunmaktadır. Özellikle sektörel belirsizlikler, dışsal riskler ve içsel kapasite sınırlılıkları gibi faktörlerin çok boyutlu analiz edildiği bu yapı, diğer alanlardaki stratejik yönetim uygulamaları için de esin kaynağı olabilecek bir model sunmaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde, bu tez çalışması; açık deniz römorkör ve destek gemisi işletmeciliği alanında faaliyet gösteren kuruluşların, güncel koşullarda ve geleceğe dönük belirsizlikler karşısında stratejik konumlanmalarını bilimsel bir temele dayandırmalarına olanak sağlayan kapsamlı ve bütüncül bir yönetim modeli sunmaktadır. SWOT, fuzzy DEMATEL ve TOPSIS yöntemlerinin entegrasyonu ile geliştirilen bu model, karar vericilere yalnızca bugünü değil, aynı zamanda geleceği planlama imkânı sunmakta; kaynakların etkili kullanımı, rekabet avantajı elde etme ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin gerçekleştirilmesi yolunda güçlü bir rehber işlevi görmektedir.
Tanım
Tez(Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025
Dergi veya Seri
ISSN
ISBN
Haklar
Anahtar Kelimeler
denizcilik sektörü, römorkör ve destek gemisi, açık deniz