Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/3454
Title: Kentsel Mekânın Değişimi Ve Konut Dokusunda Katmanlaşma: Feneryolu Mahallesi Örneği
Other Titles: Transformation Of The Urban Space And Stratification In The Housing Stock: The Case Of Feneryolu Neighborhood
Authors: Gökmen, Gülçin Pulat
Arıkan, Burcu
463449
Mimari Tasarım
Architectural Design
Keywords: konut
kentsel değişim
konut dokusu
mahalle
konut-sokak ilişkisi
apartmanlaşma
müstakil konutlar
ahşap köşkler
housing
urban change
housing pattern
house-street relations
apartmentalization
single-housing units
wooden mansions
Issue Date: 15-Mar-2013
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Kent mekânı daimi bir değişim/ dönüşüm süreci içerisindedir ve bu süreç küresel ve yerel, çeşitli ekonomik, politik, sosyal dinamiklerde gerçekleşen değişim ve kent mekânını şekillendiren kentli, yerel yönetimler ve yükleniciler gibi aktörlerin bu değişim karşısındaki tavırları ile şekillenmektedir. Kentleşme sürecinde en baskın mimari ürün olan konut ise gündelik hayatın temel birimi olarak kent mekânı ve kentlinin kentle kurduğu ilişki biçimlerini tüm bu dinamiklerin etkisinde sürekli yeniden kurgulamaktadır. Bireyin özel alanı olarak konut, kentin kamusal mekânı ile sokak ve mahalle aracılığıyla kurulan ilişkinin ilk adımıdır. Aynı zamanda yapı stokunda önemli bir paya sahip olması nedeniyle kentleşmenin de önemli bir bölümü konutun gelişimiyle gerçekleşir. Bu nedenle konut alanlarında yaşanan değişim/dönüşüm süreci hem kentleşmeden beslenen hem de kentleşmenin doğrultusunu belirleyen bir süreç olmaktadır. Kentlinin kentte sınıfsal ya da fiziksel olarak nasıl konumlanacağı ilk olarak konut ile belirlenmektedir. Bu durumda konutun gelişimini anlamak için kentleşmeyi, kentleşmeyi anlamak içinse konutu anlamak gerekmektedir. Türkiye’de kentleşme hikâyesi Geç Osmanlı’dan itibaren incelenecek olursa, kentleşmenin ardındaki itici gücün büyük ölçüde konut biçimleri ve konut alanı tercihleri olduğu görülür. Ev sadece barınma mekânı olmanın çok ötesindedir. Osmanlı’nın son dönemlerinde batılılaşmanın etkisiyle geleneksel köşklerden vazgeçip apartmanlarda yaşamayı tercih eden kentlinin bu tercihinin ardında, barınma derdinden öte bir yaşam tarzı kaygısından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde Cumhuriyet’in erken dönemlerinde modern yaşamın temsili olarak görülen müstakil aile konutları da yeni kurulan bir devletin kurgulamak istediği yaşam biçiminin mekânı olarak ortaya çıkmaktadır. 1950’lere yaklaştıkça, göç gibi yeni kavramlarla tanışılmasıyla birlikte, konut bireyin kendine bir yer bulma aracına dönüşmüştür. Değişen ekonomik şartlarda müstakil aile evleri ya da tek bir aileye ait düşük katlı apartmanlar karşılanabilir olmaktan çıkmış ve daha farklı bir konut politikasına ihtiyaç doğmuştur. 1965 yılında yürürlüğe giren Kat Mülkiyeti Yasası ile birlikte artık, her kentli kendine ait bir daire sahibi olabildiği apartmanlarda yaşamaya başlamış ve kent nüfusunda devam eden artış konutun gelişimine giderek yükselen apartmanlar yapılması şeklinde yön vermiştir. Artan arsa değerleri ve kent nüfusunun baskısı ve 1983’te yerel yönetimlerin imar kararı yetkilerinin genişletilmesi ile birlikte, yeni imar düzenlemeleri yapılmış ve bu düzenlemelerle daha yüksek katlı, daha fazla sayıda daire barındıran konut bloklarının inşası mümkün olmuştur. 1980 sonrası, ülke ekonomisinin küresel ekonomiye eklemlenme yoluna girmesiyle birlikte konut, daha büyük sermayelerin, daha spekülatif yatırımlar yaptığı bir alan olmuş ve bu durumda ortaya çıkan yüksek rant ve rekabet ile konuta yeni anlamlar yüklenmiştir. Bu esnada İstanbul’da nüfustaki demografik çeşitliliğin artması ile konut firmaları sınıfsal ayrışmayı konut alanlarında ayrışma talebine dönüştürerek kapalı yerleşkeleri ve güvenlikli apartman bloklarını inşa etmeye başlamışlardır. Bu dönemde kent çeperlerini zorlayarak genişleyen lüks konut alanları ve gecekondu bölgeleri kentleşmeyi biçimlendiren temel faktörlerden olmuştur. Neo-liberal ekonomi ülke ekonomisinde daha baskın hale geldikçe yerel yönetimlerin üzerinde kentlinin ve yüklenicilerin baskısı artmış ve kısa aralıklarla imar hakkı artışı kararları alınmıştır. Bu sayede çeperlerinde sürekli genişleyen ve büyüyen kent, merkezinde sürekli bir “yıkım-yeniden yapım” şeklinde değişmektedir. Bu değişim, kentlinin konut özel alanında gerçekleştiğinden, evinin kapısından kente attığı ilk adımın biçimi de dönüşmekte ve özel alan-kamusal alan ilişkisi daimi olarak yeniden kurgulanmaktadır. Kentlinin kentle kurduğu ilişkinin hikâyesi konutun ve geçirdiği değişimin de hikâyesi olmaktadır. Bu çalışmada, konutun değişimi ve bu esnada özel alan-kamusal alan ilişkilerinin dönüşümü, bir mahallenin mekânsal tarihi üzerinden irdelenmiştir. Seçilen alan olarak Feneryolu mahallesinin tarihsel gelişimi incelenmiş ve bu gelişime paralel olarak mahallede bulunan konut stoku detaylı bir biçimde analiz edilmiştir. Bu analiz için kullanılan belediye arşivlerinin ve bu arşivlerde bulunan çeşitli belgelerin aslında tüm kentin tarihini anlatıyor olduğu görülmektedir. Söz konusu resmi belgeler, diğer arşivlerden elde edilen haritalar ve mahalle sakinleri ile yapılan görüşmeler sonucunda, ortaya bir dönüşüm ve katmanlaşma hikâyesi çıkmıştır. Geç Osmanlı’dan itibaren ikamet edilmekte olan bu mahallede, yüz yıllık bir dönemde altı defa konut tipolojisi değişmiş, yeni gelen tipoloji bir öncekinin yerine geçebildiği gibi var olanlarla birlikte de durarak katmanlı bir doku oluşturmuştur. Bu katmanlaşma sayesinde bir fotoğraf karesine tüm tarihsel süreç sığabilmektedir. Bir yandan yaşam devam ederken, yıkım ve yapım süreci mahallenin daimi bir parçası olarak günlük yaşamda yerini almaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmanın amacı, yöntemi ve kapsamı anlatılmıştır. İkinci bölüm, mekân ve mekânın değişimi üzerine tartışmaların tarihine değinmektedir. Bu tartışmalarda mekân kavramı ile zamanın ilişkisi üzerinde durulmuş ve sosyal bilimler araştırmalarında mekânın değişen konumu anlatılmıştır. Ayrıca mekânın gündelik hayatla ilişkisi ve bu bağlamda değişim kavramı anlatılmıştır. Daha sonra, İstanbul’da kent mekân ve konut örüntülerinin gelişimi ve Kadıköy ile Feneryolu Mahallesinin tarihi anlatılmıştır. Mahalledeki konut dokusu üzerine yapılan çalışmanın, kentin genel değişimi içerisinde konumlandırılması ve bu bağlamda ilişkiler kurulması önemlidir. Mevcut durumda var olanı incelemek yerine o durumu oluşturan süreci sorgulama kararında bu kavramsal tartışmaların etkisi olmuştur. Mahalledeki değişim incelenirken tarihsel, mekânsal ve sosyal bileşenleri düşünülmüştür. Üçüncü bölümde, alan çalışmasının sonucunda mahallede tespit edilmiş olan farklı konut katmanları ve bunların karakteristik özellikleri anlatılmıştır. İncelenen 175 parselin arşiv bilgileri kullanılarak bu parsellerde yapılmış olan farklı dönem konutları tespit edilmiştir. Bu parseller içerisinden bu dönemlere ait birer örnek seçilerek detaylı mekânsal analiz yapılmış, farklı dönemlerde değişen konut-bahçe-sokak ilişkileri irdelenmiştir. Seçilen parsellere ek olarak, tüm parsellerin bilgileri çalışmanın ekler bölümünde yer almaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise değişim sürecinin çeşitli biçimleri ele alınmıştır. Mahallenin tarihsel gelişiminde tespit edilen altı dönemlik değişim her parselde ardışık biçimde meydana gelmemiştir. Bazı parseller düzenli biçimde her kırılma döneminde değişirken bazıları hiç değişmemiş bazıları ise daha ani bir değişim yaşamıştır. Bir başka değişim biçimi ise eskiden konut olan köşklerin artan arsa değerleri nedeniyle konut olarak kullanılmasının zorlaşması nedeniyle, işlev değiştirerek ticaret yapılarına dönüşmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Ayrıca mahallede inşaat firmaları tarafından satın alınmış, yıkılmayı bekleyen eski dönem konutları ile şu anda inşaat halinde olan parseller tespit edilmiştir. Bu değişim biçimlerinin tespiti ve anlatılmasından sonra ise değişimin mahalle mekanı üzerine etkileri incelenmiş, mevcut katmanlı konut dokusunun barındırdığı farklı özel alan-kamusal alan ilişkileri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Feneryolu Mahallesi konut alanı olarak kullanılmaya başlandığı ilk andan itibaren sürekli değişmiş, ülkede gerçekleşen ulusal ve yerel ölçekte bütün gelişmelere fiziksel bir tepki vermiştir. Başlangıçta bir sayfiye banliyösü olan ve büyük bahçeli ahşap köşklerden oluşan Feneryolu Mahallesi zamanla modern villaların inşasına ve sonrasında kat mülkiyetli apartmanlara şahit olmuştur. En son dönemde ise güvenlikli apartman sitelerinin oluşumun gözlendiği mahallede konut dokusu değişirken bahçe kullanımı azalmış, sokakla ilişki zayıflamış ve giderek küçük parsellere kapanmış, parçalı bir yapıya sahip olmaya başlamıştır. Çalışma esnasında tespit edilen, her dönemden örneklerin gözlendiği katmanlı yapısı, farklı dönemlere ait farklı konut-sokak ilişkilerinin gözlenebilmesine olanak sağlamıştır. Bir mahallenin fiziksel yapısının donmuş bir an olarak şimdiki zamandan ibaret olmadığını, geçmişten bugüne ve geleceğe doğru bir akış olduğunu görmek açısından, konut dokusunu oluşturan farklı zamansal ve mekansal katmanları irdelemek ve bu katmanların oluşmasına neden olan politik ve ekonomik koşulları anlamaya çalışmak önemlidir.
Urban space is in a constant process of change which is shaped by transformation of global and local economic, political, social dynamics as well as the attitudes of dwellers, local authorities and contractors towards this transformation. As the dominant architectural product of the urbanization process and the main component of everyday life, the concept of residence shapes and re-shapes the urban space and the ways of relations between the city and the dwellers with the influence of those dynamics. As the private space of the individual, residence is the first step of the interaction with the public space of the city through the street and the neighborhood. Furthermore, residences comprise a big portion of urbanization for they have of quorum in the building stock. Therefore, this transition in the housing area can be considered as a process which is fed by the urbanization as well as determines the direction of this urbanization. The socio-economic class that the city dwellers belong to and the physical positioning of them in the city is also defined by the housing patterns. Thus, in order to understand the process of urbanization it is crucial to understand the development of housing stock. Housing patterns and the choices of housing areas in the city have been one of the driving forces behind the urbanization process of Turkey since the late Ottoman period. Housing had always been more than a dwelling. The primary cause of people abandoning their traditional mansions and starting a new way of life in the modern apartments is the search for a new life style, not the needs related to dwelling. This situation is also valid fort he early periods of the young Republic. The single-family housing units become the key symbols of the new way of life that is promoted by the government. In the 1950s, by the emergence of new concepts like migration, house became a vital tool of gaining ground in the city. As the economic conditions change, the single-family housing units and low-rise apartments were not affordable and new housing policies were needed. With the law of divided co-ownership in 1965, it became possible for everyone to have their own flat and this gave rise to the apartmentalization in İstanbul. Also the growth of the urban population supported the rapid building activities in housing. Rising land values and growing population created a pressure on municipalities and they passed new building codes one after another. Each time the amount of allowed built area and the maximum height was increased so the city started to embrace a dense and high-rise housing pattern. After 1980’s, the national economy was integrated with the global economy and larger capital flow became possible in housing areas. New emerging competitive atmosphere and rising land values pushed the building contractors to charge new meanings on house. With the rising diversity in population, contractors sensed the class conflicts emerging in housing areas and they transformed this potential demand into the concept of gated communities and high-security apartment blocks. The luxury housing areas and the squatter areas around the periphery were the two main forces shaping the macro form of the city. As the neo-liberal economy became dominant, house owners and building contractors pushed local authorities to raise the building rights more frequently. These rises gave way to a never-ending deconstruction and construction process in city center. As the city was expanding through its periphery, by the rapid development of gated communities and squatter neighborhoods; the city center was becoming denser and the building stock was transforming from a low-rise character to a high rise pattern. As the transformation of the housing pattern is also affecting the very private space of the urban dweller; the relations between private and public spheres of the cityscape was also transforming and being redefined through that constant “deconstruction-reconstruction” process. The story of the relation between the cityscape and the city dweller is also the story of the housing and the transformation of housing patterns. This thesis aims to investigate the changing character of house and the transformative effect of that change on the public-private space relations, through analyzing the spatial history of a neighborhood. Feneryolu Neighborhood in Kadıköy District of İstanbul is the field of this study. Through archival studies, detailed history of the housing pattern of the area was extracted. For this, the main source of the study was the building archives of Kadıköy Municipality. Also various maps and zoning plans were used to figure out the transformation of the urban tissue of Feneryolu. In addition, the deep interviews conducted with the elders of the neighborhood helped to trace the change through the personal experiences. As a district occupied since the late Ottoman period, six different housing typologies were detected. In some cases, the new layer of house took the place of the older layer through deconstruction and in some cases new houses were produced through dividing the plots to gain building area. As a result, in Feneryolu neighborhood there is a stratification of housing layers. In one frame of photograph, all the layers can be observed and this never-ending changing process constitutes the very being of the neighborhood. After summarizing the scope and the method of the thesis, in the first chapter, general discussions on space and transformation of space is discussed in the second chapter. The relation between space and time through history of thought is summarized and the changing opinions on the position of space fort he social sciences is briefly framed. Concepts of daily life and change are also emphasized in terms of their importance for the housing pattern and the relations constructed inside and outside the house. After framing the theoretical background, a brief history of urbanization in İstanbul is covered. Also the development of housing is mentioned in detail. The spatial history of Kadıköy district and Feneryolu Neighborhood is also explained in this chapter. This historical background provided an overall understanding of the development of the stratification of the housing. In the third chapter, the six housing layers identified through detailed survey in field is analyzed. Through the archive outputs of the 175 plots, different houses built in different periods of time were detected. From each period of change, one housing unit was selected to be analyzed deeply. Through the site plans, elevations, sections and floor plans, the spatial relations between the housing unit and the garden/street were discussed. In the fourth chapter, different patterns of change were discussed. As some plots experience a regular change, some of them either didn’t change or changed very suddenly. After analyzing seven patterns of change, the spatial transformation of the housing stock of the neighborhood was evaluated in terms of the relations between house and garden, house and street, house and balcony; in short between inside and outside or private and public. Rather than seeing space in the frozen moment of now or the faded nostalgia of past; grasping the continuous flow of change was the main motive of this study. It is important to understand that the space is both temporal and physical construct, as well as it is a socio-economic concept. Analyzing the layers that compose a piece of space and discussing the pushing forces behind the emergence of these layers is crucial to have a profound conception of the production of space.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2013
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2013
URI: http://hdl.handle.net/11527/3454
Appears in Collections:Mimari Tasarım Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
13420.pdf51.75 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.