FBE- Jeofizik Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 70
  • Öge
    Crustal and upper mantle deformation beneath NW of North Anatolian Fault Zone inferred from harmonic decomposition of receiver functions
    (Institute of Science And Technology, 2020-06-15) Keleş, Derya ; Taymaz, Tuncay ; 505171405 ; Geophysical Engineering ; Jeofizik Mühendisliği
    Turkey is a unique region in the world due to its complex tectonic history and sophisticated geological & tectonic features. The North Anatolian Fault Zone (NAFZ) is the most characteristic tectonic structure contributing to active deformation of the country along with its complexity in the crustal structure. Thus, understanding the physical properties of the crust at different depths is utmost important in order to infer about zones of high deformations. To achieve this, quantifying seismic anisotropy in the crust can greatly help in revealing crustal kinematics linking to the past and present deformation history. In this thesis work, we performed the harmonic decomposition on receiver functions to determine how the seismic anisotropy changes at various depth ranges beneath the NW of NAFZ. We used the teleseismic earthquakes (with epicentral distances between 30° and 90°) recorded at the Dense Array for North Anatolia (DANA) seismic network. We calculated the receiver functions using water-level deconvolution, and then time-series P-receiver function traces were converted into depth space. The harmonic coefficients, k=0, k=1 and k=2 were obtained after the harmonic decomposition technique to the radial and tangential components of depth migrated P wave receiver functions. The k=0 harmonics were sued to analyse the isotropic features of the crust (e.g. sedimentary thickness and Moho depth). We obtained energy variation and orientation of anisotropy through the anisotropic component of harmonic coefficients (k=1 and k=2). Our results obtained from k=1 harmonic coefficients indicate that the presence of relatively thick sediments below the Istanbul Zone and Armutlu-Almacık Block with respect to the Sakarya Zone. Overall the thickness of crust increases from south to north (e.g. from Sakarya Zone to Istanbul Zone). The k=1 harmonic coefficient is usually greater than the energy of k=2 harmonic coefficient. The high-energy distribution based on the k=1 harmonic coefficients is mainly observed in the lower crust for almost the entire study area except for the Pamukova Basin with considerably high-energy values in the upper crustal depths. The orientation of anisotropy is usually along the NW-SE direction and nearly perpendicular to the southern branch of NAFZ. At some regions away from the NAFZ segment, anisotropic orientation appears to be controlled by maximum shear deformation. The energy variation in the lower crust from k=1 harmonics is diffused and it can be explained by a presumable upwelling of hot material and the widening of deformation zone with increasing depth in this region. However, we have not observed clear energy variation in the total energy maps calculated from k=2 harmonic except for in the upper crust. The high-energy variation from k=2 harmonic can be related to the expected influence of active faults in the upper crust on the observed anisotropic signal.
  • Öge
    Sıfır Ofset, Tek Kanal,sığ Deniz Sismiğinde Geriye Doğru Saçılmış Kırılmaların Yorumlanması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Üst, Sinan ; Ecevitoğlu, Berkan ; 55566 ; Jeofizik Mühendisliği ; Geophysical Engineering
    Sismik çalışmalarda elde edilen sismik kayıtlardan alınan sonuçlar bazen yeraltının jeolojisini tam olarak yansıtmayıp yanıltıcı olabilmektedirler. Dolayısıyla doğru yorumlama yapıp gerçek sonuca ulaşabilmek için çalışılan bölgenin jeolojisinin çok iyi bilinmesi ve sismik kesitlerdeki yanıltıcı etkenlerin farkına varılması gerekmektedir. Temmuz 1994'de Marmara Denizi'nde MTA Sismik-1 Araştırma Gemisi ile Büyükçekmece'den Silivri açıklarına kadar uzanan Kuzey Marmara Sismik-3 hattında alınan sismik kesitlerde benzer bir durumla karşılaşılmıştır. Kesitin Büyükçekmece açıklarına denk düşen bölümü bölge jeolojisine kesinlikle ters düşen bir yapıyı açığa vurmaktaydı. Bölge jeolojisi; birbiri üzerinde basamaklar oluşturan, doğuya doğru hafif eğimli, karasal, çok iyi çimentolanmış kumtaşlarından oluşmaktadır. Bunların üzerini genç yaşlı denizel çökel örtmektedir. Bir başka deyişle bölgede açısal diskordans sözkonusudur. Ancak sismik kesitin bu teze konu olan aykırı kesiminde hafif eğimli tabakalar birden çok yüksek eğim kazanmakta, sıklaşıp incelmektedir. Bu kısım dikkatle incelendiğinde, çok zayıf da olsa doğuya doğru hafif eğimli kumaşı tabakaları farkedilebilmektedir. Kesitin diğer bölgelerinde ise, olması gerektiği gibi, çok iyi çimentolanmış kumaşı tabakaları görülebilmektedir. Bir önceki paragrafta anlatılan durumda iki farklı olay üstüste binmiş haldedir. Gerçek hayatta böyle bir durumun söz konusu olması mümkün değildir. Gerçek olmayan bu sismik görüntüdeki yüksek genlik ve frekans içeriği, deniz tabanı altındaki gerçek jeolojik yapiyı gizlemektedir. Buna rağmen, sismik kesitin bu sorunlu bölgesinde gerçek jeolojik yapının az da olsa farkedilebilmesi konunun araştırılmasında önemli bir ipucu olmuştur. Bu tez iki önemli noktaya değinmektedir: Bunlar; "Geriye-Doğru- Saçılmış-Kırılmalat" in yanıltıcı etkilerinden kaynaklanan yorumlama hatalarının önlenmesi ve refraktör hızının belirlenmesidir.
  • Öge
    Kuzeybatı Anadolu'nun Tektoniği Ve Paleomanyetik Sonuçlar
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1995) İşseven, Turgay ; Sanver, Muzaffer ; 34688 ; Jeofizik Mühendisliği ; Geophysical Engineering
    Batı Anadolu'nun tektonik evrimine ışık tutmak amacıyla; Çanakkale- Foça arasında kalan ve doğuda Bergama hizasından sınırlanan çalışma alanından 8 üst Oligosen, 35 alt-orta Miyosen ve 4 üst Miyosen olmak üzere 47 paleomanyetik mevkiden numune toplanmış ve bu mevkilerden sadece ikisi duraylı sonuç vermediği için değerlendirme dışı tutulmuştur. Numune toplama, mıknatıslanma doğrultularının ölçülmesi ve ikincil mıknatıslanmaların temizlenmesinde paleomanyetik teknikler kullanılmıştır. Paleomanyetik verilerin değerlendirilmesinden çıkan sonuçlar şunlardır: 1-) Üst Oligosen yaşlı mevkiler saatin ters yönünde 20°-30° arasında bir dönmenin olduğunu göstermektedir. 2-) Çalışma alanında en yaygın olarak bulunan alt-orta Miyosen yaşlı volkanizmaya sahip mevkilerde; Edremit Körfezi'nin kuzeyi için saatin ters yönünde 25°'lik bir dönme, güneyi için ise yine saatin tersi yönünde 15°-40° arasında dönmelerin olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı yaşlı kayaçlarda; Assos ve civarında, listrik faylanmadan ötürü oluşan bir çok mikrobloğun farklı doğrultu ve eğime sahip olacak şekilde düşerek yerdeğiştirdikleri saptanmıştır. Edremit Körfezi'nin güneyinde ise Kozak Dağı diğer mevkilere göre ters yönde (saat yönünde 31°) bir dönme gösterdiği için bir blok olarak ayırtlanmıştır. 3-) Üst Miyosen yaşlı mevkilerin ise, saatin tersi yönünde 16°'lik bir dönmeye sahip olduğu bulunmuştur. Bu verilerin ışığı altında; kuzeybatı Anadolu'nun Neojen'den bu yana saatin tersi yönünde bir dönme hareketi geçirdiği ve bu dönme esnasında, Edremit Körfezi'nin kuzey ve güney kesimindeki levhaların birbirlerine göre farklı hızla hareket etmesi sonucu Edremit Körfezi'nin açıldığı kanısına varılmıştır.
  • Öge
    Anolog Sığ Deniz Sismiği Verilerinin Sayısallaştırılması Ve Su Tabanı Tekrarlı Yansımalarının Bastırılması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1996) Tekeci, Yıldız ; Kocaoğlu, Argun ; 55654 ; Jeofizik Mühendisliği ; Geophysical Engineering
    Kağıt üzerine kaydedilen veri, veri işlem teknikleri için uygun olmamasından dolayı kullanışlı değildir. Bilindiği gibi, kayıtlarda yorumcunun doğru ve güvenilir bir nitelikte yorum yapmasını olumsuz yönde etkileyecek bazı faktörler bulunur. Su tabanı tekrarlı yansımaları, tabaka arası tekrarlı yansımaları, hayalet tekrarlı yansımaları, profil dışı üçüncü boyuttan yansıma ve saçılmalar bunlar arasındadır. Şimdiye kadar tekrarlı yansımaları yok etmek üzere, ters evrişim yönteminden yararlanılmıştır. Fakat bu işlemin uygulanması için de verinin sayısal hale dönüştürülmesi gereklidir. Bu çalışmada sayısallaştırmak suretiyle, kayıttan elde edilen zaman serisi harmoniklerle ifade edilerek veri işlem tekniklerinin uygulanmasına elverişli hale getirilmiştir.
  • Öge
    Yedikule-Büyükçekmece (İstanbul) sığ deniz sismiği verilerinin değerlendirilmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1994) Kurt, Hülya ; Demirbağ, Emin ; 39671 ; Jeofizik Mühendisliği ; Geophysical Engineering
    Marmara Denizi'nde Yedikule-Büyükçekmece (İstanbul) açıklarında, yaklaşık -100 metre derinliğe kadar olan bir alanın sığ deniz jeofiziği ve jeolojisini incelemek amacıyla, K-G doğrultulu 43 adet ve D-B doğrultulu 10 adet 345 km toplam hat uzunluklu, çözüm gücü yüksek sığ sismik yansıma verileri toplanmış ve sismik stratigrafik ve yapısal unsur değerlendirmeleri yapılmıştır. Batimetrik inceleme sonucu, sahanın batı kısımlarının kıyılarda eğimli, açıklarda düzleşmekte olduğu, doğuda kıyılarda -25 metrelerde geniş bir sığ düzlüğün olduğu, ayrıca sahayı güneyde sınırlayan, D-B doğrultusunda uzanan dik bir yamacın varlığı belirlenmiştir. Sahada genç çökellerin (Kuvaterner-Holosen?), kalınlığı genelde kıyılardan açığa gittikçe 9 metrelerden 1 metrelere doğru azalmaktadır. Genç çökel tabakasının altında yer alan temel kaya topografyası (paleotopoğrafya) bir uyumsuzluk yüzeyi olarak belirlenmiştir. Kara jeolojisinden elde edilen bilgilerden temel kayanın, sahanın batısında Oligosen?, doğusunda da Üst Miyosen? yaşlı birimlerden oluştuğu ihtimali kuvvetlidir. Sahayı güneyde sınırlayan, D-B doğrultulu normal faylanma, ve buna paralel fayların varlığı önemli yapısal unsur değişimleri olarak belirlenmiştir