Mimarlık Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 646
  • Öge
    Türkiye'deki yapım projelerinde anlaşmazlıklara neden olan faktörlerin analizi
    ( 2020-06) Temiz, Esra ; Çakmak, Fatma Pınar ; 633307 ; Mimarlık Anabilim Dalı
    The complexity of the construction projects and involvement of the thousands of details require many different participants from various disciplines to work together in the construction project process. This multidisciplinary nature of construction projects makes disputes inevitable. The increasing complexity and size of the construction projects increases the probability of disputes that may arise at any stage of the project life cycle. The aim of the construction projects is to complete the project at the targeted time, budget and quality. Disputes that arise during the project are one of the main factors that prevent a construction project from completing successfully. A dispute can be said to exist when a claim is made by one party is rejected by the other party and that rejection is not accepted. In other words, disputes are unresolved claims and they require resolution. Disputes cause time and cost overruns and are cited as the source of possible negative relationships. It is of great importance to understand the nature of the factors causing disputes, which can negatively affect the relationships and prevent completion of projects successfully. For this reason, determining these factors and taking precautions against them will protect the project participants from many losses. In this context, this thesis aims to determine the factors that cause disputes in construction projects in Turkey; reveal the main dispute categories and sub-categories and analyze the importance of each category/subcategory and to make recommendations for the most important ones. Thus, it is aimed to prevent situations that will adversely affect the project and project participants by pre-determining the problems that may arise in the process and cause disputes.
  • Öge
    Saksı Han'ın restorasyon projesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1992-07-10) Alioğlu, Hakan Selçuk ; Ahunbay, Ayşe Zeynep ; 21838 ; Mimarlık ; Architecture
    İlk çağdaki ismi, "Sykai" olan Galata yerleşimi, özellikle XII. yüzyılda, Cenevizlilerin Bizanslılarla ticari ilişkiye girmesiyle iktisadi açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir. XIII. yüzyılda uluslararası bir liman olan Galata'da, Cenevizliler tarafından yoğun imar faaliyetleri ne başlanmıştır. 1315'te inşa edilmiş olan "Palazzo comunale (Cemaat Evi)" Cenevizlilerin Galata'daki güçlü konumlarının bir kanıtı olmuştur. Ayrıca, Galata'yı surlar ve kulelerle tahkim etmişlerdir. îlk yapımı çok öncelere dayanan Galata Kulesi de, 1348 yılında Cenevizlilerce tekrar inşa edilmiştir. Galata, fethe kadar, Bizans İstanbulundan ayrı bir suriçi kenti manzarası sergilemiştir. 1453 yılında, fethin ardından, Osmanlı hakimi yetine giren İstanbul'la birlikte Galata, tek bir kent durumuna gelmiştir. Bu birleşme, günümüze kadar sosyo, ekonomik açıdan bir kenetlenme şeklinde devam etmiştir. Galata'da XV. yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze ulaşmış en eski Türk ticaret yapısı Galata Bedesteni olmuştur. XVI. yüzyılda da bir Mimar Sinan yapısı olan Kurşunlu Han inşa edilmiştir. XVII. yüzyılda Galata yaşantısına giren Türkler, bundan böyle Batı Avrupalı girişimcilerle ilişkiye girmeye başlamışlar XVII. yüzyıla gelindiğinde, eski güçlerini yitiren İtalyanlar, yerlerini, Pera Bağlarında ikamet eden Fransız, Hollandalı ve İngilizlere terketmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin verdiği ticari ve siyasi ayrıcalıklardan yararlanan Avrupalıların yanısıra, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itiba ren adlarını duyurmaya başlayan Galata bankerleri Osmanlı ekonomisinin çöküşünde önemli rol oynamışlardır. Galata'nın gerek toplumsal ve iktisadi hayatı, gerekse bunların ürünleri olan mimarlık ürünü yapıları zengin bir çeşitlilik sergilemektedir.Bu kültür mozaiğinin parçası ve Türk ticaret yapılarına bir örnek teşkil eden Saksı Han; Çakır Ağa Vakfı olarak XVIII. yüzyılda inşa edilmiştir. Galata'da Perşembe Pazarı caddesi üzerindedir. İki katlı ve giriş cephesinde konsollu çıkması olan kargir bir yapıdır. Alaturka kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Duvar örgüsü, iki sıra tuğla ve bir sıra taş almaşıktır. Örtü sistemi, zemin katta beşik tonoz, 1. katta ve 2. katta aynalı tonozdur. Saksı Han, günümüzde imalathane ve tamirhane olarak kulla nılmaktadır. Ayrıca içinde vantilatör, elektrik motoru ile yangın söndürme ekipmanı satan dükkanlar da mevcuttur. Bina'da büyük oranda malzeme bozulmaları gözlenmiştir. Bunun yanısıra, niteliksiz ekler ve sıvalar yapıya zarar vermiştir. Çatı nın hasarlı oluşu, yağmur suyunun yapıya girmesine neden olmaktadır. Rutubet meselesi ciddi boyutlardadır. Yapılacak restorasyon çalışmasında ilk adım yapının niteliksiz eklerden arındırılarak hasarların belirlenmesidir, hasarlı malzemenin yerine yine aynı cins doğal malzemenin kullanılması öngörülmektedir. Geleneksel tarzda çalışmak esas alınacaktır. Böylece, yapının doğasına aykırı müdahalelerden kaçınılacaktır. Saksı Han'ın büro olarak kullanılması önerilmektedir. Amaç; geleneksel yapıyı, tahrip eden küçük imalâthaneleri uzaklaştırırken, Galata'nın geleneksel fonksiyonu olan ticareti yaşatmaktır.
  • Öge
    İstanbul'un kentsel kimliği ve değişimi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1993-07-07) Örer, Güçlü ; Hacihasanoğlu, Orhan ; 39319 ; Mimarlık
    İstanbul'un Kentsel Kimliği ve Değişimi isimli tezin amacı, İstanbul kentinin kentsel kimliğini ortaya çıkarmak, bu kimlikteki belli bir zaman aralığı içindeki değişimi saptamak ve günümüzde varolan son durumu değerlendirmektir. Tez altı bölümden oluşmaktadır ve her bölüm de kendi içinde alt başlıklara ayrılmaktadır. Birinci bölümde tezin genel kapsamı anlatılmış ele alınan kavramlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, yerleşmelerin temel unsuru olan "İnsan-Çevre Sistemi" hakkında bilgi verilmiş ve bu sistemin işleyişi, algılanışı ve değişimi incelenmiştir. Üçüncü bölümde kent ve kent kimliği üzerinde durulmuş, kent yerleşiminin özellikleri, kentsel kimliği oluşturan bileşenler ve kimlikteki değişime neden olan etmenler hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde, üçüncü bölümde yapılan kentsel kimlik açılımı doğrultusunda İstanbul'un kentsel kimliğini oluşturan bileşenler tarihi süreç içinde incelenmiş ve bileşenlerin yapısında meydana gelen değişim tespit edilmeye çalışılmıştır. Beşinci bölümde, İstanbul'un kentsel kimliğinde yakın zamanda oluşan değişimlerin siluet ve sokak ölçeğinde görsel olarak değerlendirilmesine yönelik bir çalışma yapılmıştır. Altıncı bölümde, hem tezin genelinde, hem de yapılan görsel araştırma çalışmasının sonunda ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi yapılmıştır.
  • Öge
    Mimari temsilde çevirinin yaratıcı boşlukları
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019-11-15) Eren, Başak ; Şentürer, Ayşe ; 502161030 ; Mimarlık ; Architecture
    Dilbilimden ödünç çeviri kavramı ile mimari temsil ortamları arasındaki geçişlerin incelendiği tez, çevirinin özü dönüştüren eleştirel doğasının mimari temsil sürecinde sebep olduğu boşlukların mimara açtığı yaratıcı ve özgürleştirici imkanları ortaya çıkarmayı amaçlar. Mimarlık üretiminin zihinde oluşturulan imge ile başlayan sürecinin imgeyi dışsallaştırma ve materyalleşme süreci olarak okunması aslında bu sürecin materyal olana doğru bir çeviri olduğu, bu süreçte kullanılan aracıların da mimari temsil ortamları olduğuna işaret eder. Robin Evans'ın çizimden inşaya geçişte bir çeviri yaşandığı sözleri üzerine mimarlığın bütün temsil ortamları arasında benzer bir çevirinin yaşanabiliyor oluşuna dair oluşan merak çalışmanın ana motivasyonunu oluşturur. Yer değiştirmede coğrafyanın sebep olduğu değişikliğin ortamlar arası dönüşümde ortamın kodları ve özelliklerine bağlı olarak gerçekleştiği düşünülerek mimari temsil ortamlarının kodlarına, birbirlerinden farklılaştıkları alanlara ve çeviri anında yaşanan dönüşümlere odaklanır. Bu dönüşümün incelenmesi için öncelikle dilbilimden alınan çeviri kavramı açılarak çevirinin farklı diller aracılığıyla farklı düşünme yöntemleri geliştirme ve düşünceyi farklılaştırma potansiyeli üzerinden bir çerçeve çizilmiştir. Farklı dillerin sebep olduğu anlamsal farklılaşmalar ve diller arası çevirilerde yaşanan dönüşümlerde yazarın ve çevirmenin rolünün tartışılması ile çeviride aktörün dönüştürücü olduğu sürece dikkat çekilerek çeviri sürecinin açtığı bu dönüştürücü aralığın potansiyelinin mimarlıktaki karşılığı merak konusu olmuştur. Dilbilim alanından çizilen bu çerçeve ile mimarlık ve sanat alanlarına bakılarak çevirinin üretici ve yaratıcı pratiklerde hangi kavramlar üzerinden tartışıldığı hem tarihsel hem de ilişkisel bir çerçeve ile dilbilim katmanının üzerine eklenmiştir. Mimarlık ve sanat alanında üretimin dönüşümü için kullanılan çeviri ve çeviri ile ilişkili kavramlar üzerinden çevirinin açtığı dönüştürücü aralıklar tartışılmıştır. Mimarlık alanında ise çevirinin en çok mimari tasarım sürecinde kullanılan temsil ortamları arası gerçekleştiği ve bu çevirinin kullanılan ortamların özellikleri ile yapıyı etkilediği öngörülmüştür. Mimari temsil ortamlarının her birinin kendi dil sistemleri ve çalışma prensipleri olduğu düşünüldüğünde dilbilimde dil aracılığı ile gerçekleşen çeviri ve çevirinin sebep olduğu yaratıcı farklılaşmalarla mimari tasarım sürecinde de karşılaşılması kaçınılmazdır. Bu farklılaşmaları tespit etmek için öncelikle çevirinin gerçekleştiği düşünülen mimari temsil ortamları incelenmiş ve üç ana başlıkta toplanmıştır. Mimarlık temsilinde kullanılan farklı araçların kullandığı temsil ortamlarına göre gruplanması ile elde edilen yazı-çizim-inşa/maket üçlü sisteminde her bir ortamın özellikleri karşılaştırılarak farklılaşmalarına sebep olan faktörler incelenmiştir. Bu farklılaşmaları sistematik olarak incelemek, kaynağını tespit etmek ve çevirinin bahsedilen potansiyellerini ortaya çıkarabilmek için temsil ortamlarının yapı kurum sistemini oluşturan parametreler dilbilimden ödünç yöntemlerle araştırılmıştır. Tespit edilen beş ana parametre olan pozisyonlanma, yapı kurumu, sembol sistemleri, bağlam ve zamansallık üzerinden temsil ortamları arası geçişler örnekler üzerinden incelenerek ortamlar arası boşlukların açıldığı aralıklar ortaya çıkarılmıştır. Mimarlıkta kullanılan üç temsil ortamı yazı-çizim-inşa/maket arasındaki geçişlerin birer örnek üzerinden incelenmesiyle tezin üçlü temsil ortamı çevirileri inceleme strüktürü ortaya çıkmıştır. Seçilen örnekler özellikle üretme yöntemleri üzerine araştırma yapıp mimari temsile dair teoriler ile üretimlerini birleştiren ve üretim süreçleri üzerine yazan mimarların işleri arasından seçilmiştir. Mimarın kendi işi üzerine değerlendirme ve yazıları üzerinden araştırmanın sebebi ise mimarın yapma şeklinin ve düşünce sisteminin anlaşılarak kendi sözleri üzerinden çıkarımların yapılmasının yorum farkını en aza indirilmesi ve yanlış çıkarımların önüne geçilmek istenmesidir. Yazı-çizim çevirisi için Raimund Abraham'ın 'The Elements of the House' metni ile 'House with Curtains' çizimi, çizim-inşa/maket çevirisi için Steven Holl'ün St. Ignatius Şapeli, son olarak da yazı-inşa/maket çevirisi Marco Frascari'nin 'Dream House' süresince yaptığı üretimler üzerinden süreçte kullanılan farklı ortamlar arası çeviriler incelenmiştir. Üç ortam arası çeviri de örnekler üzerinden incelenip belirlenen parametrelerde yaşanan dönüşümler ortaya çıkarılmış ve her ortam arasında boşlukların açıldığı alanları mimarların nasıl bir çeviri fırsatına çevirerek üretimlerini dönüştürdükleri incelenmiştir. Çevirinin boşluklu yapısı, mimarların boşlukları değerlendirme biçimleri ile desteklenerek bu durumun yaratıcılığa olan olumlu etkileri tartışılmıştır. İncelemelerden elde edilen veriler çeviri kuramı, mimarlık kuramı ve imgenin kullanımı üzerine tezin başlangıcında oluşturulan teorik çerçeve ile değerlendirme ve kendi teorisini tümevarımcı bir yöntemle oluşturmakta kullanılmıştır. Sonuç olarak çevirinin bir sınırı geçme durumu tanımlaması, sınırda koşulların ve parametrelerin dönüşümüne, parametrelerin dönüşümü de hem ifadenin hem de algılamanın dönüşümüne işaret eder. İfade sisteminin dönüşümü düşünce sistemini dönüştürerek kişiyi kalıplar dışında üretmeye ve düşünmeye zorlar, bu sebeple yaratıcı ve eleştirel bir pratik haline gelir. Her mimari temsil ortamının kendi yapısı sebebiyle üretileni dönüştürdüğü, birden çok mimari temsil ortamının bir arada veya arka arkaya kullanılmasının üretimde temsil ortamının baskın etki ve yönlendirmelerini kırarak mimara özgürlük alanı açtığı, bu özgürlük alanının da mimarlığın geleneksel kalıplarının dışına çıkmakta etkili bir yöntem olduğu düşünülmüştür. Özgürleşme eleştiri, anlatıyı dönüştürebilme ve çevirmekle mümkündür. Çevirinin eleştirel doğası kişinin kendi işine karşı eleştirel bir pozisyon alarak farklı parametrelerle yeniden ele almasını sağlayarak üretim sürecinin kendisini kişiden bağımsız bir şekilde doğal olarak eleştirel bir pratik haline getirir. Çevirinin mimari tasarım alanı içerisinde düşünülmesi üretimi zenginleştirmenin yanı sıra mimarı ve toplumu da özgürleştirmenin aracısı olabilecek potansiyele sahiptir. Çeviri hem mevcuda müdahalede hem de yeniyi üretmekte bir yöntem olabilir, kişinin bir imgeyi dünyaya taşımada tek seslilikten çok sesliliğe, çok perspektife geçişi olarak yorumlanabilir. Sonuç olarak çeviri mevcut mimarlık pratiğini eleştirel hale getirmek ve yeniyi üretmenin bir aracı olma potansiyeline sahiptir.
  • Öge
    Rehabilitationof the historical fabric;a proposal for Emekyemez(Azap Kapı) neighborhood
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019-09-22) Beidaghdarshotorban, Aysan ; Eyüpgiller, Kemal Kutgün ; 502161201 ; Mimarlık ; Architecture
    After World War I, a large number of historical cities of Europe and the Mediterranean and their striking cultural landscapes were severely damaged. The structure of the cities that cause many transformations over the past decades start to change after World War II. While in the twentieth century the cities of Europe were restored, restoration projects in the Middle East and northern Africa never reached the scope of Europe. Many European historical districts, despite restoration and renovation projects, suffered from various kinds of problems and lost their identity. Within the area of the thesis study, the integrity of the structures belonging to the Ottoman period, which have survived to the present day, has not been preserved and the principles of conservation of this region have been ignored in the development processes. For this reason, this can be seen incompatibility and culturally weak construction in newly constructed buildings. The administrative neighborhood of Emekyemez is one of these types of areas. It is located in the European part of the Istanbul and northern part of the historical peninsula. The north shore along the Golden Horn (Haliç) from Karakoy, Persembe Pazarı until Atatürk Bridge is officially named as Emekyemez Neighborhood. Galata Tower and Walls have survived since the Byzantine period. Fortunately, there are some historical structures as complex from the Ottoman era that survived and provide details about these periods; however, in recent years, it lost their identity and historical value. In this district, Sokullu Mehmet Pasha Mosque, Saliha Sultan Public Fountain, and Yesildirek Bath are the main part of this complex that have been preserved. The buildings around them were residential until the republic period; nevertheless, there is no settlement in this area as before. The informal name for this neighborhood is Azapkapı. It is the name of the first gate of Galata Walls. Azapkapı's name is used on other historical buildings as the second name as well. In this thesis, after the field research is done on the neighborhood, it is assumed that the current situation of the Galata Walls along with historical wooden buildings are in risky condition. Since the industrial and commercial usage of the buildings started to develop from Persembe Pazari, it persists until Atatürk Bridge resulting in a major transformation in this area. This transformation affected adversely the Emekyemez Neighborhood. Most of the owners of the historical buildings start to demolish historical structures and build multistory apartments instead. Automatically the uses of the residential area shifted to commercial. In recent years, the area became unsafe at night, leading its residents start to immigrate to other neighborhoods of Istanbul. This research consists of six chapters. The first chapter focuses on general issues, as introduction, purpose of thesis, literature Review and hypothesis; after giving a brief overview in the first chapter, the second chapter discusses the history and background of the area. In this chapter all the historical building regardless of whether they survived are mentioned. The third chapter; first goes over the historical maps over the course of time to explain the changes in the area. Furthermore, this chapter includes an analysis of the current situation of the Emekyemez Neighborhood. By analyzing 12 analyses of the area and the photographs of them it is trying to focus on the current situation. After the historical and current situation analysis was prepared, the arrangements of the rules and the adoption of the design principle were implemented in chapter four and fıve. The fourth chapter; discusses international conventions and treaties (restoration principles, etc.), and the practices of urban and foreign reconstruction of Turkey. In the fifth chapter, a restoration plan is developed and designed as a master plan as well. Finally, the conclusion of the thesis will describe the standards of a historical site (Emekyemez Neighborhood) that are the consequence of all analyses made in the thesis. The purpose of this research is to develop design methods for historical neighborhoods, promote renovation, and make residents the main factor for the restoration of the neighborhood. This research aims to encourage residents' participation in conserving the historic Emekyemez neighborhood. This neighborhood is in a historical region in the central part of Istanbul and is surrounded by the remains of Galata's City Walls. It includes many sites and buildings that are important for the heritage of Turkey. Moreover, developing renovation criterion and engineering services in the restoration and management of a comprehensive urban regeneration will be more effective than restoring monuments individually. This research is a type of practical experiment, which uses theoretical studies and critiques of international experiences, library research, fieldwork, international documents, national regenerations, and policies of management institutions. Furthermore, it is intended to be considered an alternative infill and regeneration projects of a historical site.