Arapgir'in geleneksel mimari dokusunun kentsel ve kırsal alan kapsamında incelenmesi

Yükleniyor...
Küçük Resim

Süreli Yayın başlığı

Süreli Yayın ISSN

Cilt Başlığı

Yayınevi

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Özet

Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasıyla zengin bir kültürel mirasa ve özgün yerleşim dokularına sahip bir coğrafya olarak öne çıkmaktadır. Bu kültürel birikimin önemli bir parçasını oluşturan kırsal alanlar, doğal çevreyle uyum içinde gelişmiş yaşam biçimlerinin ve mimari çözümlerin somut yansımalarıdır. Kırsal mimari, yerel malzemelerin kullanımına ve işlevselliğe dayalı olarak gelişirken, toplumsal ihtiyaçlara ve bölgesel koşullara duyarlı çözümler üretmiş; böylece kültürel kimliği yansıtan özgün mekânlar ortaya koymuştur. Bu nedenle, kırsal mimarinin belgelenmesi ve korunması, hem tarihsel hafızanın muhafazası hem de sürdürülebilir bir gelecek kurgusu açısından önemli bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Bu tez, Anadolu'nun geleneksel kırsal mimari mirasının önemli bir temsilcisi olan Malatya iline bağlı Arapgir ilçesinin kentsel ve kırsal alanlar bağlamında kapsamlı bir şekilde incelenmesini amaçlamaktadır. Arapgir, coğrafi konumu, tarihi derinliği ve kültürel çeşitliliğiyle öne çıkan bir yerleşim yeri olup, barındırdığı mimari miras ile hem sivil hem de anıtsal yapılar üzerinden bölgenin çok katmanlı geçmişine ışık tutmaktadır. Bu bağlamda tez, Arapgir'in mimari dokusunun tarihsel süreçteki gelişimini, geleneksel konutlarının fiziksel ve mekânsal özelliklerini, yapım tekniklerini ve mevcut koruma sorunlarını analiz etmeyi hedeflemiştir. Kırsal yerleşimlerin birer kültürel peyzaj öğesi olarak kavramsallaştırılması, bu alanların fiziksel, toplumsal ve kültürel özelliklerinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda, UNESCO'nun "kültürel peyzaj" kavramı, kırsal alanların değerlendirilmesinde uluslararası ölçekte kabul görmüş bir referans sunmaktadır. Bu yaklaşım, sadece yapıların fiziksel varlığına değil, aynı zamanda onların tarihsel bağlamı, toplumsal organizasyonu ve çevresel ilişkilerine de odaklanmaktadır. Malatya ili Arapgir ilçesinde yer alan geleneksel yerleşimler, bu kapsamda özgün örnekler sunmakta; coğrafi yapı, iklimsel koşullar ve yerel malzeme çeşitliliği, hem yapıların biçimlenişinde hem de yerleşim dokusunun oluşumunda belirleyici bir rol üstlenmektedir. Arapgir, Yukarı Fırat Havzası'nda yer alması sebebiyle tarih boyunca birçok medeniyetin etkisi altında kalmış ve farklı dönemlerin izlerini taşıyan zengin bir kültürel peyzaj ortaya koymuştur. Hititler, Urartular, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi uygarlıkların etkisi altında şekillenen bölge, bu tarihsel birikimin somut yansımalarını mimari yapılarında da taşımaktadır. Özellikle Osmanlı döneminde önemli bir ticaret ve üretim merkezi hâline gelen Arapgir, kervan yolları üzerinde yer almasıyla birlikte han, hamam, cami gibi anıtsal yapıların yanı sıra işlevselliği yüksek sivil mimari örnekleriyle de dikkat çekmiştir. Bu bağlamda, hem anıtsal mimari hem de geleneksel konut dokusu üzerinden yapılan okumalar, kentin tarihsel ve sosyal dönüşümünü anlamaya katkı sağlamaktadır. Tezin kapsamını, Arapgir'in tarihi kent merkezi ile Eskişehir Vadisi ve Yeni Arapgir'in kentsel dokusu ve bu yerleşimlere bağlı olarak gelişen geleneksel sivil mimari örnekleri oluşturmaktadır. Ayrıca kırsal mimarlık örneklerinin detaylı bir şekilde belgelenebilmesi amacıyla, Arapgir'e bağlı Koru (Tebte), Ormansırtı (Cücügen), Selamlı ve Onar köyleri seçilmiş ve bu köylerdeki geleneksel konutlar çok boyutlu bir yaklaşımla incelenmiştir. Saha araştırmalarında; yerleşim dokusunun genel morfolojisi, sokak ve parsel ilişkileri, yapıların plan şemaları, malzeme ve yapım teknikleri, cephe karakteristikleri ve strüktürel sistemleri detaylandırılmış, bu unsurlar üzerinden mekânsal çözümlemeler yapılmıştır. Tez çalışmasında kullanılan yöntemler arasında literatür taramaları, arşiv belgelerinin incelenmesi, yerinde tespit ve belgeleme çalışmaları, plan analizleri ve yerel halktan alınan sözlü bilgiler yer almaktadır. 2012–2021 yılları arasında farklı akademik ekiplerle yürütülen saha araştırmaları sayesinde, geleneksel yapıların hem kentsel hem de kırsal ölçekte fiziksel belgelenmesi sağlanmış; bu süreçte elde edilen veriler, Arapgir'in mimari dokusuna ilişkin kapsamlı bir analiz yapmaya olanak tanımıştır. Arapgir evlerinin özgün mimari karakteri; eğimli topoğrafyaya uyumlu biçimde gelişen yerleşim düzeni, yöresel malzeme kullanımı, çok katlı yapı organizasyonları ve işlevsellik temelli iç mekân kurgularıyla şekillenmektedir. Evlerdeki taş zemin katlar ve üzerlerine oturan ahşap karkas kerpiç dolgulu üst katlar, yapısal sürekliliği ve malzeme uyumunu ortaya koymaktadır. Ayrıca geleneksel konutlarda yaygın olarak görülen toprak dam sistemi, ahşap kirişli döşemeler ve taş temel duvarları; yapıların iklimsel koşullara karşı dirençli ve sürdürülebilir bir yapıda tasarlandığını göstermektedir. Mekânsal olarak ise, avlu, taşlık, mutfak, sofa, baş oda ve eyvan gibi işlevsel mekânlar yer almakta; bu mekânlar, sosyal yaşam pratiklerinin konut içi organizasyon üzerindeki belirleyici etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Tez çalışmasının önemli katkılarından biri, Arapgir'e özgü geleneksel konut dokusunun günümüzde karşı karşıya olduğu fiziksel, sosyal ve ekonomik tehditlerin sistematik biçimde ortaya konulması ve bu tehditlere yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Araştırma sürecinde gerçekleştirilen saha gözlemleri ve belgeleme çalışmaları, çok sayıda yapının özgün niteliklerini kaybettiğini; özellikle onarım ve bakım eksikliklerinin yaygınlaştığını ve uygulanan müdahalelerin büyük oranda niteliksiz ve geleneksel yapım teknikleriyle uyumsuz biçimde gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, geleneksel yapı üretim bilgisinin kültürel aktarımında yaşanan kesintinin, mimari mirasın korunması açısından ciddi zorluklar doğurduğunu göstermektedir. Özellikle kırsal yerleşimlerde gözlemlenen nüfus kaybı, genç nüfusun büyük ölçekte göç etmesi ve tarımsal üretim faaliyetlerinden uzaklaşılması gibi demografik ve ekonomik dönüşümler, geleneksel yapıların terk edilmesine ve zamanla işlevsizleşmesine yol açmaktadır. Fiziksel yıpranmanın yanı sıra bu durum, geleneksel mimari mirasın kültürel sürdürülebilirliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yapıların kullanım dışı kalması, yalnızca fiziksel dokunun değil, aynı zamanda bu yapılara içkin olan toplumsal ve kültürel birikimin de zamanla silinmesine neden olmaktadır. Saha verileri doğrultusunda yapılan değerlendirmelerde, geleneksel yapıların korunmasını zorlaştıran başlıca etkenler açık biçimde tanımlanmıştır. Yerel ve özgün yapı malzemelerinin temininde yaşanan zorluklar, geleneksel yapım tekniklerinin yeni kuşaklara aktarılamaması, mimari dokuyla uyumsuz yeni yapılaşmalar, yetersiz bakım-onarım uygulamaları ve niteliksiz müdahaleler bu sorunların başında gelmektedir. Tüm bu unsurlar, kırsal alanlardaki mimari mirasın hem fiziksel bütünlüğünü hem de toplumsal bellekteki sürekliliğini tehdit etmekte; bu nedenle, mirasın korunmasına yönelik politikaların sadece yapılı çevreye değil, aynı zamanda bu çevreyi var eden kültürel ve toplumsal dinamiklere de odaklanması gerektiğini ortaya koymaktadır.Bu çerçevede, koruma bilincinin yaygınlaştırılması, yerel halkın sürece etkin biçimde dahil edilmesi ve geleneksel yapı mirasının disiplinlerarası ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekliliği açık bir şekilde ortaya konmuştur. Söz konusu yaklaşım; yapısal, kültürel ve toplumsal boyutları içeren sürdürülebilir koruma stratejilerinin geliştirilmesini zaruri kılmaktadır. Tez çalışmasında elde edilen bulgular ışığında, Arapgir'in geleneksel mimari dokusunun korunması ve yaşatılması için bütüncül bir koruma stratejisi önerilmektedir. Bu strateji; yasal düzenlemelerin güncellenmesi, kırsal alanlara yönelik özel koruma statülerinin oluşturulması, yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarının artırılması, geleneksel yapı malzemelerine erişimin kolaylaştırılması, geleneksel ustalık bilgisinin sistematik biçimde aktarılması ve halkın koruma süreçlerine aktif katılımının sağlanması gibi çok boyutlu önlemleri içermektedir. Aynı zamanda, KUDEB gibi yerel koruma birimlerinin güçlendirilmesi, belgeleme ve restorasyon faaliyetlerine teknik ve finansal destek sağlanması da öneriler arasında yer almaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması, Arapgir'in kentsel ve kırsal alanlarında yer alan geleneksel mimari dokunun çok katmanlı yapısını ortaya koyarak, bu özgün dokunun korunmasına yönelik akademik bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Arapgir'in zengin mimari mirası yalnızca estetik bir değer olarak değil; aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal bir bilgi kaynağı olarak değerlendirilmiş, yerleşim düzeninden yapı tekniklerine, malzeme kullanımından mekânsal kurgulara kadar pek çok unsur sistematik biçimde analiz edilmiştir. Çalışmada önerilen koruma yaklaşımları, yalnızca Arapgir'e özgü değil, benzer coğrafi ve kültürel yapılara sahip diğer Anadolu yerleşimleri için de örnek teşkil edecek niteliktedir. Geleneksel yerleşim dokusunun yaşatılmasına yönelik olarak önerilen bütüncül koruma modeli; yapısal, kültürel ve toplumsal boyutları içeren sürdürülebilir politikaların geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda tez, akademik alana bir katkı sunmayı amaçlamakta ve yerel yönetimler ile uygulayıcılar açısından faydalanılabilecek bir çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir. Elde edilen verilerin, ileride yapılacak koruma çalışmaları ve mimari araştırmalarda dikkate alınabilecek bir kaynak niteliği taşıması ümit edilmektedir.

Açıklama

Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025

Konusu

Anadolu mimarisi, Anatolia architecture, Kentsel koruma, Urban conservation

Alıntı

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By