Delikli bir kent olarak İstanbul'a bakmak: Kentin müphem alanlarına dair bir araştırma
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
item.page.authors
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Özet
19. yüzyıla kadar kent 'merkez' odağında tanımlanmış ve büyümesi de bu merkezin sınırları içerisinde dikkati çekmiş bir olgu olarak bulunmaktadır. Ancak Endüstri Devrimi sonrasında artan kentsel nüfus ve konutlandırma ihtiyacı kentin merkez odaklı gelişiminden çıkıp yeni merkezler yaratmasına ve olduğundan çok daha büyük bir ivmeyle genişlemesine sebep olmuştur. 'Büyüme' odağındaki kent 20. yüzyıl boyunca kentsel sınırların aşımı ile kentin hem süregelmiş hem de yeni ortaya çıkan sorunlarına çözümler bulmaya çalışmıştır. Bu yeni çıkan sorunlardan ya da durumlardan biri de bazı kent parçalarının büyümek ya da kümeleşmek yerine çözülme, işlevsizleşme, terk edilme, sahipsizleşme, boşalma ya da boş kalma gibi eğilimleri olarak tanımlanabilmektedir. Bir yandan kentin sınırlarını aşan sürekli bir büyüme gözlemlenirken öbür taraftan ise kent içerisinde bazı alanların âtıl hale gelmesinden bahsedilebilir ve bu durum büyüyen bir kentte oluşan 'delikler' olarak nitelendirilebilir. Bu anlamda kent yeni bir terim ile değerlendirilebilmektedir: 'Delikli kent (the perforated city)'. Delikli kent kapitalist şehrin çelişkisinin bir tezahürü olarak tanımlanabilmektedir. Delikli kentte, çeperlerde bulunan kırsal alanlar kent içerisine dahil edilirken, kent içerisinde bulunan arazilerin genelde öngörülmeden çözülmesi ve bu çözülen alanların çoğu zaman kırsal bir görünüme dönüşmesi ile karşılaşılmaktadır. Bu alanlar bir anlamda kır ile kent arasındaki çizgilerin muğlaklaşması ve birbirine dönüşmeye başlaması, ama asla bir kıra ya da kente dönüşmemesi olarak tanımlanabilmektedir. Bu dönüşümler kır ile kent aralığında yeni bir alanın tarifini oluşturmakta ve 'aramekan (in-between space)' olarak belirtilmektedir. Çözülme, işlevsizleşme, terk edilme, sahipsizleşme, boşalma, boş kalma eğilimindeki kent içerisindeki kırsal görünüme bürünmüş ara mekanların, kent içerisinde yarattıkları paradoks, yani kentin kendisine bir çelişki durumu olarak varlığının değerlendirilmesi büyük bir önem arz etmektedir. Bu önem kentin ekonomik, politik, sosyal ilişkilerindeki çatışmaların mekansal ürünleri olmalarından kaynaklanmaktadır. Terk edilmiş fabrikalar, gazhaneler, su depoları, limanlar, antrepolar, şantiyeler, köprüler, tüneller, okullar, hastaneler, askeri bölgeler vs. yakın geçmişin bugüne taşınan kalıntıları 'tanıdık' ile 'garip' arasındaki durumları ile 'karşı-mekân' ya da 'öteki mekân' (Foucault, 2016; Barron, 2014) olarak ele alınabilmektedir. Bahsedilen alanlar bir anlamda kentsel mekanların tersine çevrilmiş hallerini oluşturmaktadır. Kent sürekli olarak bazı mekansal ve davranışsal kodları önümüze sunmaktadır: hız, kontrol, düzen, program, faaliyet...
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans)-- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020
Konusu
Delikli Kent kavramı, müphemlik, İstanbul
