Gezici Mikro Ay Robotunun Hareketlilik, Manipülasyon Ve Görüntü İşleme Sistemleri Tasarımı

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2015-01-29
Yazarlar
Örger, Necmi Cihan
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science And Technology
Özet
Ay, Mars ve diğer gökcisimleri üzerindeki yüzey keşifleri, gün geçtikçe bilimsel açıdan önem kazanmaktadır. Jeolojik olarak ilgi çekici bölgelerde araştırma yapılması, gelecekte yapılması planlanan insanlı görevler gibi birçok bilimsel çalışma için katkı sağlamaktadır. Ayrıca, gezici mikro uzay robotu araştırma ve geliştirme çalışmaları son yıllarda birçok araştırma kurumunda yaygın bir şekilde gerçekleştirilmektedir. İnsanlı görevler ile karşılaştırıldığında robotik görevler birçok avantaj sağlamakla birlikte, robotların insanlı görevlerde yardımcı etmen olarak kullanılması öngörülmektedir. Bu çalışmada mikro boyutlarda olan hafif bir gezici Ay robot platformu tasarımı önerilmiştir.  Çalışmanın hedefi, Ay yüzeyindeki kraterler etrafında çarpışma sonrası oluşan dışa atım bölgelerinde araştırma yapabilecek bir aracın yüzeyden örnek alabilmesini sağlayacak manipülatörünün ve genel olarak aracın kendisinin tasarımının yapılmasıdır. Bir gezici mikro robot platformu tasarlandıktan sonra küçük değişiklikler yapılarak farklı görevlere uyarlanabilirliği, özgün tasarım tamamlandıktan sonra hızlı ve daha ucuz şekilde tekrar üretilebilirliği, fırlatma ve yere inişinin daha kolay yapılabilmesi gibi birçok avantaja sahiptir. Bu özellikteki mikro robotlar, grup halinde saha çalışması yaptıklarında daha yüksek oranda veri toplama ve daha karmaşık davranışlar sergileyerek daha zor görevleri tamamlayabilme özelliklerine sahiptir. Ön tasarım aşamasında, gezici mikro robotun süspansiyon sistemi öndeki iki tekerleği döner bir ekleme bağlı olan altı tekerlekli bir yapı olarak öngörülmüştür, ancak bu boyutlardaki mikro bir aracın ağırlık ve enerji kısıtlamaları göz önüne alındığında daha hafif olan dört tekerlekli bir tasarıma geçilmiştir. Bu sayede her bir tekerleği dönme hareketi ile yönelimini değiştirebilen, sekiz hareketlilik derecesine sahip bir süspansiyon sistemi tasarlanmıştır. Bu tipte bir mikro robot, pozisyonunu değiştirmeden kendi etrafında dönerek yönelimini değiştirebilmekte, daha keskin açılı dönüşler yapabilmekte ve engeller etrafında daha rahat hareket edebilmektedir. Tasarımı yapılan aracın süspansiyon sistemi hareket kabiliyeti konusundaki en önemli etmenlerinden biridir, bu yüzden tasarım sırasında tekerlekli sistemler gibi diğer mekanik sistemler de göz önünde bulundurulmuştur. Ancak, tekerlekli sistemler basit ve gelişmiş bir teknoloji olup, daha hafif ve düz yüzeyler üzerinde daha yüksek hızlarda yol alma kabiliyetine sahiptir. Ayrıca, daha düşük enerji tüketimine sahip olduğu gibi daha yüksek faydalı yük/mekanizma ağırlığı oranı sağlamaktadır. Dezavantaj olarak, tekerleklerin kaymasından kaynaklanan daha düşük tırmanma açısı ve yüksek engelleri aşamama gösterilebilir. Gezici robotun ana görevi, keşif yaptığı alandaki yüzey örneklerini görsel olarak tanımlamak ve ardından robotik manipülatör kolunu kullanarak hacim ve kütle özellikleri uygun örnekleri gövdesinde bulunan hazneye aktarıp, bilimsel inceleme için saklamaktır. Yüzeyden alınan her bir örneğin 1-3 cm3 arasında hacme sahip olması öngörülmektedir, bu yüzden robot kolunun uç organı yüzeye uzatıldığında yerden katı bir örneği mekanizması ile kavrayabilecek şekilde tasarlanmıştır. Robot manipülatör kolunun Solidworks kullanılarak 3 boyutlu çizimi, uç organ tasarımı, malzeme seçimi ve Denavit Hartenberg parametrelerinin belirlenmesinin ardından, robotun kinematik incelemesi yapılmış; dinamik modeli Matlab/Simulink üzerinde kurularak Ay çekimi ve yerçekimi değerleri kullanılarak eklemler üzerindeki torkların karşılaştırılması sunulmuştur. Yörüngelerin atanmasında beşince dereceden polinomlar kullanılarak hareketler sırasında eklemlerin titreşimi minimum seviyede tutulmaya özen gösterilmiştir. Hareketlerin görselleştirilmesi açısından Matlab Virtual Reality Toolbox’tan yararlanılmış, bu sayede tüm yörüngelerin görsel olarak da doğrulaması gerçekleştirilmiştir.   İlk çalışmalarda yüzeydeki kaya örnekleri, robot üzerindeki kamera ile alınan siyah beyaz görüntüler kullanılarak algılanabilmesi amaçlanmıştır. Öncelikle, yazılım kaya görüntülerini kullanarak histogramındaki dağılıma göre ayarlamalar yapmakta, böylece örnekteki kayanın karanlık olan yan yüzeyinin de gölge olarak algılanması önlenmektedir. Diğer bir sorun da Ay yüzeyindeki küçük gölge alanlarıdır, bu yüzden sisteme bu alanları temizlemek üzere bir filtre yazılmıştır. Güneş ışınlarının geliş açısı, gölgenin boyutları ve kameranın bakış açısı kullanılarak kayanın boyutuna ve (eğer örnek olarak alınacaksa) robot kolunun yüzeye yaklaşma açısına karar verilebilmesi amaçlanmıştır. Bu sistemin ana problemi, çukurların içindeki karanlık bölgelerle kayalar gibi yükseltilerden kaynaklanan gölgeleri birbirinden ayıramaması olarak gözlenmiştir. Bu yüzden, aktif laser üçgenleme sistemi ile çalışmaya devam edilmiştir. Aktif laser üçgenleme sistemi; renkli kamera, laser kaynağı, silindirik mercek, laser huzmesinin yönelme hareketini sağlayan mekanizma ve mekanizmayı hareket ettirecek olan adım motorundan oluşmaktadır. Üçgenleme yöntemini aktif olarak kullanacak olan laser tarama sistemi, laser kaynağından gelen kırmızı renkli ışını silindirik mercekten geçirerek yüzeye çizgi halinde yansıtmaktadır. Bu şekilde, yüzeyin şeklini alan laser ışınının düzleminden gelen yansıma görüntülenmekte, hazırlanan yazılımla birlikte kırmızı pikseller algılanmaktadır. Bu sistem kullanılarak yüzey geometrisinin algılanmasında düşük hesaplama yükü ve enerji ile yüksek seviyede doğruluk oranı sağlanabilmektedir. Bu sistem için yüzey ve kamera arasındaki açı, laser ve yüzey arasındaki açı, laser ve kameranın yüzeyden yükseklikleri ve aracın duruş açıları bilinmesi gereken parametrelerdir.  Prototip üzerinde kullanılacak adım motoru, kamera sabitken laser ve silindirik mercekli mekanizmayı belirli bir açı ile döndürmesi öngörülmektedir. Bu şekilde, kameranın görüş açısındaki tüm alan tarandıktan sonra robotun kendi başına bir sonraki davranışına karar verebilmesi amaçlanmaktadır. Robot hareket halinde iken ışın düzlemini 20 santimetre önüne yansıtarak olası engelleri ve çukurları algılayabilecek, verilen hedefe doğru güvenli şekilde ilerleyebilecektir. Tüm bu sistem ile algılanan yüzey geometrisi, robotun çevresinin 3 boyutlu olarak algılanıp haritalanmasında kullanılmaktadır. Robot hareket ederken engelleri ve çukurları algılayıp, gerekli gördüğünde durup yörüngesini yenileyecektir. Yörünge belirleme açısından “hırslı” (greedy search) planlama ve A* araştırma algoritmaları şeklinde iki farklı yapay zeka planlama algoritması denenmiş ve karşılaştırması yapılmıştır. Sonuç olarak, A* algoritması en uygun (optimal) sonucu verdiği için gezici ay mikro robotunda kullanılmaya uygun olarak seçilmiştir. Bu çalışmada tasarlanan araç hareketli bir platform olmalı ve bulunduğu zeminde ilerleyerek yüzeyden örnek alabilmesini sağlayacak bir manipülatörü barındırmalıdır. Yapılan çalışmanın sonucunda dört tekerlekli bir gezici araç, bu araca tümleşik dört hareketlilik dereceli robotik bir manipülatör kol/uç organ tasarımı öngörülmektedir.  Söz konusu aracın güvenli seyir edebilmesi için gerekli görülen çevre algılama, özellikle görüntüleme teknolojisinin gereklilikleri belirlenmiş olup üzerinde çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, yüzeydeki gölgelerden yararlanarak tanımlama yapan bir sistem ile bu sistemin eksiklikleri doğrultusunda geliştirilen aktif laser üçgenleme sistemi tanımlanmıştır. Bu sistemle birlikte kullanılmak üzere, çevre tanıma ve haritalama yapan bir yazılım geliştirilmiş ve yörünge belirleme algoritmaları ile test edilmiştir. Sonuç olarak, keşif ve araştırma görevlerinde kullanılan gezici mikro uzay robotları daha büyük araçlara göre daha güvenli ve düşük maliyetli olma ve ayrıca tekrar üretilebilme nitelikleri ile ön plana çıkmaktadır. Bilimsel araştırmalar için de kullanılması planlanan bu araçlar farklı görevler doğrultusunda geliştirilerek, geçmişte kullanılmış daha büyük robotlardan daha hızlı bir şekilde göreve hazır hale getirilebilmektedir. Bu çalışmanın sonucunda; dört tekerlekli, hareket kabiliyeti yüksek, Ay yüzeyindeki kraterlerin etrafındaki dışa atım bölgelerinden yüzey örneği alabilecek bir araç tasarlamıştır. Araca yüklenmesi planlanan teknolojiler için gereklilikler ve hedefler belirlenmiş, üzerinde çalışılmış ve prototipin ileriki aylarda üretilmesi ile birlikte araca yüklenmesi hedeflenmektedir.
The research area for the lunar micro-rovers (LMR) is very extensive such as navigation, obstacle avoidance, path planning, rover platform design, field-testing, motion kinematics, slip models, and so on. Since there was no rover platform to work on within our faculty, the project started with designing a micro-rover platform to implement and test certain technologies not only during this project but during future projects as well. Therefore, the thesis presents a simple and versatile rover platform.  According to the future missions, the geology of the Moon, potential resources and the distribution of them are gaining attention internationally since the Moon itself is an important planetary body for exploration by both human and robotic missions. For this reason, lunar micro-rovers must be designed to make scientific research, which can support these missions by investigating the lunar environment and mission parameters. Multiple scientific areas such as planetary sciences and geology, plasma physics, astrobiology, astronomy, space science will be benefiting from the scientific outcomes of the future lunar missions. Therefore, performing scientific researches with an LMR and addressing multiple scientific goals are essential objectives. Landing on the lunar surface can be expressed as another challenge; however, it is not one of the topics of this project. Many studies suggest orbital missions need to be coupled with surface investigations in order to validate the interpretation of data sets. In addition, surface data will show suitability for manned missions as well as validity of the models on the significant surface characteristics. The mission is proposed to land on a determined area in South Polar region of the Moon since longer periods of solar illumination is available by reason of the low sun inclination is coupled with topographic highs. The main objective is to obtain a surface sample from the Moon and store it within the micro-rover to study in mini-laboratory, which is expected to be on the top of the LMR. The sample is desired to have a volume between 1-3 cm3; therefore, the robotic arm tool is designed based on a handling mechanism with a surface geometry, which enables to tip tool grab a solid rock sample from the ground; however, this tool can also be replaced with a drill mechanism for subsurface sampling. The main interest of the research is chosen as investigating the ejecta areas on the lunar surface containing both meteor samples as well as Moon’s own material. The rover must be able to move to points of interest to make measurements with its onboard instruments and transmit data.  An LMR must be lightweight with high mobility, resistant to high radiation, extreme temperature variations, lunar dust etc. In design process, the most important considerations were mobility and weight limitations. The mass and inertia properties are derived from Solidworks after material selection. Most of the time in an LMR, power is generated using the solar panels and stored in the batteries while onboard computer would be performing multiple task and the reset capability in emergencies. All subsystems of LMR have to be protected from high radiation, vacuum and extreme temperature variance. First, a small lightweight rover provides significant savings in the launch and lunar landing thruster capabilities; therefore, size and weight have to be limited. For this reason, there is not enough room for complex ideas, so everything must be as simple as possible. In addition, the energy limitations require actuators to be chosen those consume very little power since there will be limited electrical power from solar panels. Lunar surface temperature varies from      -240oC at night to 121oC during the day, and micro-rover will be operating in micro gravity environment. Onboard computer and battery is expected to keep the electronics warm in order to operate in that low temperature.  The body structure is designed to have low volume; however, it must provide sufficient space for the onboard computer, scientific instruments, actuators, cameras, sensors etc. The uneven lunar surface requires LMR to sense the obstacles as well as other hazards in order to get closer to the crater region, and it must be able to identify interesting sample candidates during the motion. Therefore, the primary technologies to be implemented within the LMR are chosen as local mapping, manipulation and sample handling, and path planning. The surface sampling activities will be commanded from Earth during the communication windows while the instruments within the mini laboratory analyze samples, and data of the environmental properties such as radiation, ionization, temperature will be gathered as well. The formal mission lifetime is expected to be couple of months if the LMR survives the lunar night that is approximately 13 days. The first phase of the mission will contain primary scientific activities and measurements before the lunar night period; therefore, if the LMR does not survive the lunar night, it will gather and transmit data before it malfunctions.  At the beginning, the design of the lunar micro-rover is chosen as a 6-wheel system with a rocker-bogie suspension that has a mechanism as passive rotary joint to attach two links called rocker and bogie. As wheels are free to move up and down on an uneven terrain with the rotary joint, each wheel carry the weight of the LMR equally, but it is much heavier than a 4-wheeled suspension, and each extra actuator means more energy consumption and higher hardware requirements. By only giving input for the links’ motions, the joints’ torques are derived for the given system, and for the poses, which robotic manipulators cannot reach, the singularity of the Jacobian matrix is observed.  The computational complexity of each iteration remained constant, and it grows in a linear fashion with the number of joints increases. In addition, a closed-form dynamic model is obtained which is the same as the one obtained by using DH parameters. The inertia tensor matrix shows all mass and inertial properties of the robotic system, and it is very important to be derived for understanding the dynamics of the system since the inertia of the manipulator has to be surpassed in order to move the links. Therefore, the effect of Moon and Earth’s gravity ratio is observed in the torques. Since the robotic arms’ motion is determined to be slow, Coriolis Effect is not strong. Moreover, the profiles of the both torque graphs seem to be very similar; however, the magnitude of the torque’s ratio is very close to the ratio of the gravity, which is  approximately 1/6. Active laser triangulation system operates by sensing the reflected red laser light from a surface; however, the ambient light variations and the reflectance properties of different surfaces are the main challenges of this system.  The ambient light variations can be overcome by using optical filters according to the wavelength of the laser emitter to be used in outdoor environments more accurately. In addition, active laser triangulation system is desired to be low-cost, low power consuming while having high response speed and high sampling frequency, and it will be used for detecting hazards and mapping the rough terrain. In addition, a passive triangulation system such as stereo-based planner is a reliable choice, and it will be added to the LMR in the future; however, it cannot detect craters and shadow areas.  When the LMR uses its active laser triangulation system and captures a new image, the LMR’s field of view is updated in the image space. The information of outside of the LMR’s field of view is kept in memory, and the map data are implemented in the algorithm as 2D grid that shows the coordinates of the nodes and the height values corresponding to those nodes. Then, the updated image space is used to renew 3D main map. The LMR’s field of view will be updated on the main map, and the rest information will be preserved in the memory unchanged.  If the captured image is used to create a local map, and then it is used to update the current map, the new nodes cannot match the main map’s nodes exactly. Therefore, the image space must be updated first in mm metric, and then the main 3D map must be updated.  Finally, greedy search algorithm and A* search algorithm are implemented in the main algorithm to compare their path planning performance. Different tasks are given to the path planning algorithms, and if there are no obstacles or hollows, which the robot cannot overcome, both algorithms found the reasonable path. On the other hand, the complication level is increased for the tasks, and A* search algorithm found the optimal path each time, if it exists at all. Therefore, A* search is chosen as the path planning algorithm instead of greedy search. The next step for this project is to build prototype for verification of the performance and to have a micro-rover platform to work on within our faculty.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2015
Anahtar kelimeler
uzay robotiği, Ay robotu, Ay ortamı, aktif laser üçgenleme sistemi, engel algılama, haritalama, yörünge planlama, space robotics, lunar micro-rover, lunar environment, active laser triangulation system, hazard detection, mapping, path planning
Alıntı