İstanbul Boğazı'nın görünmeyen zeminleri:Kayıp mekânların keşfi ve kamusal sanatla yeniden değerlendirilmesi
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Bölüm / Program
Kentsel Tasarım
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Türü
Özet
İnsanın varoluşundan itibaren, mekânlarla etkileşim halinde olması, aidiyet duygusuyla kendi kimliğini oluşturarak yaşadığı alanlara şekil vermesi, mekânla kurduğu iletişimin temelini oluşturmuştur. İnsan-mekân ilişkisi, zaman içinde değişen ve gelişen dinamiklerle birlikte evrimleşmiş, günümüzde ise birbirinden ayrılamaz kavramlar olarak varlığını sürdürmektedir. İnsanın bu evrim sürecinde, mekânların karakteri ve ruhu, kendi yaşam tarzı üzerinde etkili bir rol oynamış, kendisini en iyi ifade ettiği var oluş biçimi, içinde bulunduğu mekân olmuştur. Sanat, insanların duygu, düşünce ve eylemlerini etkili bir şekilde aktarabildikleri güçlü bir iletişim aracıdır. Yüzyıllar boyunca, insanlar mekânlarla kurdukları ilişkileri çeşitli sanat dilleriyle anlatarak kültürlerini gelecek kuşaklara aktarmışlardır. İnsanların aidiyet duygusu ve kimlik düşünceleri, sanatsal bir boyut kazandığında, mekânsal etkileri daha da güçlenmekte olduğu anlaşılmaktadır. İnsanlar, geçmişten bugüne, ihtiyaçlarına uygun mekânlar üreterek, kamusal yaşama önemli katkılarda bulunmuşlardır. Zamanla artan dünya nüfusu, insanların yaşam alanlarındaki dinamiklerin yönetimi ve çözümü konusunda deneyim kazanmasını sağlamıştır. Ancak bu süreçte ortaya çıkan bazı mekânlar, çeşitli nedenlere bağlı olarak âtıl kalmış, tanımsızlaşmış ve göz ardı edilmiş alanlara dönüşmüşlerdir. Bu alanların kent hayatındaki varlığı, kentleri plansızlığa sürükleyebileceği gibi karaktersiz, ruhsuz, güvensiz ve estetikten yoksun yerleşimlere de yol açmaktadır. Aynı zamanda, mekânların kimliksizleşmesine ve belleklerini koruma süreçlerinin sona ermesine de neden olmaktadır. Bu bağlamda, bakımsız ve ihmal edilen alanların kent yaşamına yeniden entegre edilmesi, insanların bağlarını güçlendirmesi ve gelecek nesillere aktarması açısından büyük önem taşımaktadır. İstanbul Boğazı ve çevresi, coğrafi konumu, tarihi ve kültürel değerleriyle tarih boyunca önemli bir rol oynamıştır. Çalışma, İstanbul Boğazı'nda yer alan kayıp mekânların keşfi ve bu mekânların kentsel hayata kamusal sanat temsilleri aracılığı ile katılımını tartışmaktadır. Boğaziçi yerleşmelerini içine alan bölge, özel bir koruma bölgesi olup Boğaziçi Kanunu ve Boğaziçi İmar Planı tarafından kontrol altındadır. Kanunun ve planın kısıtlayıcı maddeleri nedeniyle birçok parselde yeniden yapılaşma mümkün olamamaktadır. Yeniden yapılaşmanın mümkün olamadığı parseller kanun gereği yeşil alanlar olarak tanımlanmaktadır. Fakat, bu parsellerin genellikle tanımsız bırakıldığı, yeşil alan fonksiyonlarını yerine getirmediği veya farklı eylemler için kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışma, Boğaziçi Öngörünüm Alanı sınırları içinde yer alan dört ilçede yapılan kayıp mekânların keşfi üzerine odaklanmıştır. Trancik ve Villagomez'in belirlediği parametreler, bölgedeki kullanım tipolojileri ile birleştirilerek farklı kategorilerde kayıp mekân tanımlamaları yapılmıştır. Çalışmada, detaylı incelemeler parsel ölçeğinde yapılarak tespitlerde bulunulmuştur. Çalışma sürecinde kamusal sanat temsil türleri araştırılarak, belirli bir sınıflama yapılmıştır. Dünya genelinde kayıp mekânların kamusal sanatla değerlendirildiği örnekler araştırılmış ve bu örnekler belirli değerlendirme kriterleri altında incelenmiştir. Boğaziçi Öngörünüm Alanı'ndaki kayıp mekânların tespiti tamamlandıktan sonra, parsellerin karakterlerine uygun düşebilecek kamusal sanat türleri ile alandan seçilen kayıp mekân tipleri arasında bir eşleştirme modeli tasarlanmıştır. Kavramsal eşleştirmeler yapılarak, kamusal sanat temsillerinin kayıp mekân parsellerinde, uygulanmaya elverişliliği tartışılmıştır. Kayıp mekanları kente kazandırmadaki önem ve etkileri görebilmek amacıyla, incelenen 10 kayıp mekân parselinin taşıdığı 6 farklı tip özelinde, gösterimi uygun bulunan kamusal sanat temsilleri ile bir kolaj çalışması hazırlanmıştır. Yapılan kolaj çalışmasında, kayıp mekanların kamusal sanat temsilleri ile dönüşümünde ortaya çıkabilecek muhtemel imajlar anlatılmaktadır. Kayıp mekân parsellerinin kamusal hayata katılımının tartışıldığı, kavramsal bir eşleşme ve dönüşüm modelinin üretildiği bu çalışma; özel nitelikli bir bölge olan Boğaziçi yerleşmelerinde, varlığını sürdürmekte olan tanımsız zeminlerin sadece mekânsal dönüşümünü değil, aynı zamanda kültürel mirasının sağlıklı bir çevre ile korunmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını hedeflemektedir.
Tanım
Tez (Yüksek Lisans)-- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024
Dergi veya Seri
ISSN
ISBN
Haklar
Anahtar Kelimeler
Kayıp Mekân, Lost Space, Kamusal Sanat, Public Art, Mekânsal Dönüşüm, Spatial Transformation, Kentsel Bellek ve Kimlik, Urban Memory and Identity, Kentsel Kamusal Alan, Urban Public Space