Türkiye'deki anıtsal kültür mirasının koruma proje ve uygulamaları alanında yönetim süreçlerine ilişkin bir model önerisi

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2021
Yazarlar
Kambek, Erkan
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Özet
Yeni başlayan yüzyılda ülkemizin koruma proje ve uygulamaları alanındaki faaliyetlerin oldukça yoğun olduğu görülmektedir. Yaklaşık yirmi yıllık bu kısa dönemde koruma projelerinin sayıca artış gösterdiği ve ülke genelinde kamu kurumlarının başı çektiği hareketli bir projelendirme ve uygulama dönemi geçirdiği söylenebilir. Ancak sayısal olarak ortaya çıkan bu artışın niteliksel olarak bir karşılığının koruma projelerine yansıyıp yansımadığı bir tartışma konusudur. Bu tartışmadan yola çıkarak, bu çalışma kapsamında ülkemizdeki anıtsal kültür mirasının korunmasında yönetim süreçlerinin etkisinin yakından incelenmesi, sorunlarının ortaya koyulması ve mevzuat imkanlarıyla mümkün olan iyileştirmelerin neler olabileceğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Kültür mirası yönetimi üzerine oldukça çalışılan bir alan olmasına karşın anıtsal kültür mirasının koruma proje ve uygulamaları alanında yönetim süreçleri üzerine yapılan çalışmalar ve araştırmalar kısıtlıdır. Koruma ile proje yönetimi alanlarında anıtsal kültür mirasını yönetim süreçlerini özellikle hedef alan çalışmalar bulunmamaktadır. Bu konu daha çok kültürel mirasın koruma sorunları tartışılırken satır aralarında kalmaktadır. Özellikle konu mevzuat ve mevzuata bağlı ihale süreçleri ile yönetilen kamunun tasarrufundaki projeler olduğunda yönetim süreçleri için akademik alandan gelen katkı sınırlı kalmaktadır. Ancak koruma projeleri yönetimi sadece tek bir paydaş tarafından kotarılamayacak kadar karmaşıktır. Bu alandaki akademik katkıyı artırmak, karar verici konumunda vizyon sahibi olanlara seçenekleri hatırlatmak, koruma projelerinin geçmişinden itibaren önemli yer tutan bilimsel yöntemlerle projeye yön vermek ilkesinin uygulamalardaki yerini göstermek çalışmanın amaçları arasında sayılabilir. Yukarıdaki amaçlara ulaşmak için Türkiye'de kültürel miras korumada yetkili kurumlar ve diğer paydaşların güncel durumları ve bağlı oldukları mevzuat değerlendirilmiştir. Her ne kadar çalışmanın odaklandığı son yirmi yıllık dönemde ülkemizdeki mevzuatta değişiklikler sık olsa da kültürel miras koruma projelerinin bu değişikliklerden yönetimsel süreçler açısından dramatik şekilde etkilenmediği söylenebilir. Kültürel miras açısından oldukça zengin olan ülkemizde çok sayıda kurum, tasarrufunda bulunan anıtsal kültürel miras için, koruma projesi yürütmektedir. Kamu kurumlarında koruma projelerinin yönetim süreçlerinin kültürel mirasa özel bir kurgusu olup olmadığının anlaşılması için yazılı kaynaklar ve mevzuat ile birlikte gerçekleştirilmiş projelerin pratikte nasıl yürütüldükleri önem kazanmaktadır. Bu nedenle kamu kurumları tarafından son on yıl içerisinde tamamlamış olan koruma projelerinden seçilen örnekler, yönetimsel süreç bağlamında incelenmiştir. İncelenen örneklerin bir projenin temel öğeleri olan bütçe, süre ve kalite başlıklarında nasıl yönetildikleri değerlendirilmiştir. İncelenen örneklerin koruma konseptleri çeşitlilik içermekle birlikte yönetimsel açıdan ortak oldukları noktalar çoğunluktadır. Anıtsal külterel mirasa yönelik işlerin projelendirme ve uygulama olarak keskin bir şekilde ikiye ayrıldığı görülmektedir. Bununla birlikte proje çizimleri elde etmek planlamanın bir parçası olarak görülmesinin yanı sıra bu çizimler için koruma bölge kurulu onaylarını almak ana amaç haline dönüşmektedir. Planlamanın devamı olan uygulama safhasında ise proje çizimlerini hazırlayan ekiplerden bağımsız bir iş yapılmaya çalışıldığı rahatlıkla söylenebilir. Hatta bu mesele öyle bir noktaya gelmiştir ki müelliflerin mevzuatta yeri olan denetim hakları, idareler tarafından sözleşmelere eklenen maddelerle ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Öte yandan aynı mevzuat şartları içerisinde daha başarılı sonuçlar alınan işler de ortaya çıkmaktadır. Bu başarılı durumlardan ipuçları yakalamak mevzuat çerçevesinde geliştirilen öneriler için faydalı olmuştur. Önerilerin oluşturulmasında uluslararası örneklerde yönetimsel süreçlerin nasıl yürütüldüğünün anlaşılması için araştırmalar yapılmıştır. Uluslararası deneyimlerden öğrenilebilecek yaklaşımları göstermek amacıyla yurtdışından seçilen örnekler incelenmiştir. Örneklerin seçildiği ülkelerde projelerin yaklaşım olarak tek bir yönetimsel süreç üzerinden değil, kültür mirasının değerleri ve önemlerine göre farklı yolların izlendiği görülmüştür. Her koruma projesi özelinde farklı özellikler olduğu da görülmektedir. Bu örneklerde yürütülen süreçlerin ülkemizde uygulanması elbette beklenmemektedir. Bunun yerine ülkemizin anıtsal kültür mirası için kullanılabilecek yönlerin neler olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte Türkiye'deki koruma alanında kamu kurumlarında ve yüklenici firmalarda koruma projelerinde görev alan teknik personel ile sorunların tespiti amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında katılımcıların kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlamak üzere açık uçlu sorulara da yer verilmiştir. Koruma projelerinde aktif görev alan personelin deneyimleri bu şekilde çalışmaya veri olarak dahil edilmiştir. Anketteki soruların analizi yapılarak gelen cevaplar sayısallaştırılmıştır. Katılımcıların sorun olarak en çok gördükleri alanın ihale süreçleri ve buna bağlı olan yaklaşık maliyet, süre, yüklenici seçimi gibi konular olduğu belirlendiğinden ihale süreçleri üzerinde araştırma detaylandırılmıştır. Kamu yararına dayandırılan en az bedel sistemiyle yüklenici seçimi, koruma projelerin istenilen kalite düzeyinde yapılmasının önündeki engelleren bir tanesi olarak görülmektedir. Sadece fiyata odaklanan bu tür bir süreç tasarımının kültür mirası üzerinde uygulanmasının yarattığı sorunlar geri dönülmez durumlara ulaşabilmektedir. En az bedele dayalı yüklenici seçim sisteminin doğurduğu sakıncalardan kurtulmak için mevzuatımızın imkanları olup olmadığı değerlendirilmiştir. İlgili AB direktifine uyumlu hazırlanmış olan ülkemizdeki ihale mevzuatında yer alan fiyat dışı unsurlar kullanılarak nasıl yüklenici seçimi yapılabileceği, bu unsurların ne şekilde belirlenebileceği üzerine AHP yöntemiyle bir çalışma yapılmıştır. En az on yıldır akademik çalışmalar yürüten yirmi koruma uzmanıyla AHP yöntemi kullanılarak fiyat dışı unsurların ağırlıkların belirlenmesi üzerine bir anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının sonuçlarında yüklenicinin niteliklerinin verdiği teklif fiyattan çok daha önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışma göstermiştir ki, koruma proje ve uygulamalarında bütüncül bir bakış açısıyla ihale süreci ve yüklenici seçiminde de bilimsel yöntemler kullanılabilir ve mevzuatın verdiği imkanlar bu yönde değerlendirilebilir. Kültür mirasının proje ve uygulamaları yönetim süreçleri proje yönetimi perspektifinden de değerlendirilmiştir. Proje yönetimi bilgi alanlarında bir koruma projesine göre dikkat edilmesi gereken hususlarının neler olduğu incelenmiştir. Proje yönetimi standartlarındaki bilgi alanlarının anıtsal kültür mirası projelerinde uygulama alanı üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Proje yönetimi standartlarında projelerin safhalara ayrıldığı, her safhada bilgi alanlarının yönetilmesi koruma projelerinin bütüncül bir şekilde ele alınması gerekliliğiyle örtüşmektedir. Projeyi safhalara ayırmak tümüyle birbirinden bağımsız durumlar yaratmak anlamı taşımadığı ve bu safhaları birbirine bağlayacak bütünleşme yönetimini gerektirdiği görülmüştür. Bilgi alanlarından karmaşıklık yönetimi kapsamında projenin karmaşıklık seviyesinin belirlenmesi için önemli bir araçtır. Koruma projeleri için çeşitli karmaşıklık seviyesi ölçme yöntemleri çalışma kapsamında değerlendirilmiş ve öneriler geliştirilmiştir. Proje yönetimi bilgi alanlarının yanı sıra proje teslim sistemleri ile kültür mirası projelerinin ilişkilerinin açıklanması hedeflenmiştir. Ülkemizde kamusal inşaat işlerinde kullanılan geleneksel proje teslim sisteminin koruma projeleri için de uygulanmaya çalışıldığı görülmüştür. Ancak koruma projelerinin kendine has özelliklerinin inşaat sektöründe kullanılan proje teslim sistemleriyle uyumlu olma durumu sorgulanmıştır. Mevcut yönetimsel süreçler incelenerek koruma projeleri için bir yönetim süreci modeli önerilmiştir. Önerilen modelin kurgusu için yönetimsel sürece katılan proje paydaşlarının hangileri olduğu belirlenmiştir. Proje yönetiminde işin aşamalara bölündüğü, yönetilmesi gereken bilgi alanlarının her aşamayla olan ilişkisi kurgulanarak bütüncül bir şekilde ele alındığı görülmüştür. Bu noktadan hareketle kültür mirası projelerinin yönetim süreçleri analiz, planlama, uygulama ve geri besleme olmak üzere dört aşama ortaya çıkarılmıştır. Aşamalar arasında geçişler eşikler olarak tanımlanarak birbirlerine bağlanmışlardır. Modelin içerisinde ihale sürecindeki yüklenici seçiminin nasıl yönetilebileceği açıklanmıştır. Fiyat dışı unsurların ihalelere dahil edilmesinin olası etkileri simülasyonlar aracılığıyla detaylandırılmıştır. Tüm bu araştırmalar sonucunda koruma projeleri yönetim süreci için güncel mevzuat kapsamında kalan, sistemde iyileştirmelere dayalı bir model önerisi geliştirilmiştir. Bu çalışmanın koruma ya da proje yönetim alanında koruma projelerinin yönetim süreçlerine ilgi duyan bilimsel araştırmacılara ve bu tür projelerde görev alan idari ve teknik personele faydalı olması ümit edilmektedir.
It is seen that the activities in the field of conservation projects and applications in our country in the new century are quite intense. In this short period of nearly twenty years, it can be said that the number of conservation projects increased and the country had an active project design and implementation period led by public institutions. However, it is a matter of debate whether a qualitative equivalent of this numerical increase is reflected in conservation projects. Based on this discussion, within the scope of this study, it is aimed to closely examine the effect of management processes in the conservation of monumental cultural heritage in our country, to reveal its problems and to reveal what possible improvements can be made by means of legislation. Despite the fact that cultural heritage management is a highly studied field, studies and researches on management processes in the field of conservation projects and practices of monumental cultural heritage are limited. There are no studies specifically targeting monumental cultural heritage management processes in the fields of conservation and project management. This issue remains between the lines while discussing the conservation problems of cultural heritage. Particularly when the subject is the projects in the possession of the public, which are managed by the legislation and the tender processes depending on the legislation, the contribution from the academic field for the management processes is limited. However, the management of conservation projects is too complex to be handled by a single stakeholder alone. Increasing the academic contribution in this field, reminding the visionary decision makers of the options and showing the place of the principle of driving the project with scientific methods, which has an important place since the history of conservation projects, can be counted among the aims of the study. In order to achieve the above objectives, the current status of the authorized institutions and other stakeholders in the protection of cultural heritage in Turkey and the legislation they are bound by have been evaluated. Although changes in the legislation in our country have been frequent in the last two decades, which the study focused on, it can be said that cultural heritage conservation projects were not affected dramatically by these changes in terms of management processes. In our country, which is very rich in terms of cultural heritage, many institutions carry out conservation projects for the monumental cultural heritage in their possession. In order to understand whether the management processes of conservation projects in public institutions have a specific design for cultural heritage, it is important how the realized projects are carried out in practice together with written sources and legislation. For this reason, the examples selected from the conservation projects completed by public institutions in the last ten years have been examined in the context of the management process. It was evaluated how the examined samples were managed in terms of budget, time and quality, which are the basic elements of a project. Although the conservation concepts of the examined samples are diverse, the points they have in common in terms of management are the majority. It is seen that the works for the monumental cultural heritage are divided into two as project design and implementation. However, obtaining the project drawings is considered as a part of the planning, as well as getting the approval of the regional conservation board for these drawings, becoming the main objective. In the implementation phase, which is the continuation of the planning, it can be easily said that an independent work is being done from the teams that prepare the project drawings. In fact, this issue has come to such a point that the audit rights of the authors, which have a place in the legislation, are tried to be eliminated by the administrations with the articles added to the contracts. On the other hand, within the same legislative conditions, there are also works with more successful results. Capturing clues from these successful cases has been beneficial for the recommendations developed within the framework of the legislation. Research has been carried out in order to understand how administrative processes are carried out in international examples in the formation of proposals. In order to show the approaches that can be learned from international experiences, selected examples from abroad were examined. In the countries where the examples were selected, it was seen that the projects were followed in different ways according to the values and importance of the cultural heritage, not through a single administrative process. It is also seen that there are different features specific to each conservation project. Of course, it is not expected that the processes carried out in these examples will be implemented in our country. Instead, the aspects that can be used for the monumental cultural heritage of our country have been evaluated. In addition, a survey was conducted with the technical personnel involved in conservation projects in public institutions and contractor companies in the field of conservation in Turkey in order to determine the problems. In the survey study, open-ended questions were also included in order to enable the participants to express themselves better. The experiences of the personnel actively involved in conservation projects are included in this study as data. After analyzing the questions in the questionnaire, the answers were digitized. Since it has been determined that the area that the participants see as the most problem is the tender processes and the related issues such as the approximate cost, duration and contractor selection, the research on the tender processes has been detailed. Choosing a contractor with a minimum price system based on the public interest is seen as one of the obstacles to the execution of conservation projects at the desired quality level. The problems created by the application of such a process design, which focuses only on price, on cultural heritage can reach irreversible situations. It has been evaluated whether our legislation has the means to get rid of the inconveniences caused by the lowest cost-based contractor selection system. A study has been carried out with the AHP method on how to choose a contractor by using non-price elements in the tender legislation in our country, which has been prepared in accordance with the relevant EU directive, and how these elements can be determined. A survey was conducted with twenty conservation experts who have been conducting academic studies for at least ten years, using the AHP method to determine the weights of non-price criteria. The results of the survey study revealed that the qualifications of the contractor are much more important than the bid price. This study has shown that scientific methods can be used in the tender process and contractor selection with a holistic perspective in conservation projects and implementations, and the possibilities provided by the legislation can be used in this direction. Management processes of projects and applications of cultural heritage are also evaluated from the perspective of project management. In the project management knowledge areas, what should be considered according to a conservation project has been examined. Evaluations were made on the application area of knowledge areas in project management standards in monumental cultural heritage projects. In the project management standards, the projects are divided into phases, and the management of information areas at each stage coincides with the need for a holistic approach to conservation projects. It has been seen that dividing the project into phases does not mean creating completely independent situations and requires integration management to connect these phases. It is an important tool for determining the complexity level of the project within the scope of complexity management from knowledge areas. Various complexity level measurement methods for conservation projects were evaluated within the scope of the study and suggestions were developed. In addition to the project management knowledge areas, it is aimed to explain the relationship between project delivery methods and cultural heritage projects. It has been observed that the traditional project delivery method used in public construction works in our country is also tried to be applied for conservation projects. However, the compatibility of the unique features of conservation projects with the project delivery systems used in the construction industry has been questioned. A management process model has been proposed for conservation projects by examining existing management processes. For the design of the proposed model, it was determined which of the project stakeholders involved in the administrative process. In project management, it has been seen that the work is divided into stages, and the knowledge areas that need to be managed are dealt with holistically by constructing the relationship with each stage. From this point of view, four stages of the management processes of cultural heritage projects were revealed: analysis, planning, implementation and feedback. The transitions between the stages are defined as thresholds and connected to each other. In the model, it is explained how the selection of the contractor in the tender process can be managed. The possible effects of including non-price elements in the tender are detailed through simulations. As a result of all these researches, a model proposal has been developed for the management process of conservation projects, which is within the scope of current legislation and based on improvements in the system. It is hoped that this study will be beneficial to scientific researchers who are interested in the management processes of conservation projects in the field of conservation or project management, and to the administrative and technical personnel involved in such projects.
Açıklama
Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021
Anahtar kelimeler
Kamu ihalesi, Public bidding, İnşaat yönetimi, Construction management, Kültür varlıkları, Cultural property
Alıntı