Tepkimeli yüzey tasarımlarının Deleuze'ün kıvrım kavramı üzerinden okunması

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Abstract

20. yüzyıl sonrası malzeme ve bilgi teknolojisinin ilerlemesi ile birlikte mimarlıkta alternatif tasarım ve yapma yöntemleri gelişimini sürdürmektedir. Diğer yandan çevre ve insan arasında yapı aracılığı ile kurulan bağın zayıflaması; mimarlık alanında farklı arayışları ve deneysel çalışmaları ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda alternatif düşüncelerden biri olarak görülen tepkimeli mimari tasarım yaklaşımı; çevre-mekân-insan arasındaki ilişkileri daha dinamik ve çok yönlü olarak kurma potansiyeli sunmaktadır. Tepkimeli mimari tasarım yaklaşımı ile çevre-mekân-insan arasındaki ilişkilerin nasıl okunabileceği ve nasıl daha etkili bir şekilde kurgulanabileceği sorusuna cevap arayan bu tez çalışmasında; yapıların dış çevre ile iç mekân arasındaki bağlantısını kurgulayan ve insan ile sürekli olarak etkileşim hâlinde bulunan tepkimeli kabuklara odaklanılmaktadır. Bu noktada tepkimeli kabukların çevre-mekân-insan arasında esnek, akışkan, işlevsel ve çoklu ilişkiler kurgulama potansiyeli barındırması; konuya varlığı dinamik bir oluş olarak ele alan Deleuzeyen perspektiften kıvrım teorisi aracılığıyla bakma fikrini ortaya çıkarmaktadır. Tez kapsamında kıvrım kavramı ile oluşturulan çerçeve; tepkimeli kabuk üzerinden çevre-mekân-insan ilişkilerinin tasarlanmasında ve okunmasında bir yöntem olarak kullanılmakta ve böylelikle kavram etkin bir işlev kazanmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde okuyucuya tepkimeli mimarlık anlayışı ile ilgili tarihsel, kavramsal, işlevsel, teknik bilgi aktarılmakta ve bu anlayışın günümüzdeki eksiklikleri, problemleri ifade edilmektedir. Üçüncü bölümde ise kıvrım teorisi kapsamlı bir şekilde açıklanmakta, mimarlık alanındaki yansımaları; akış, esneklik, işler fonksiyon, çokluk alt kavramları ile yapı sökümüne uğratılmaktadır. Böylelikle bir sonraki bölümde tartışılan başlıkların ve oluşturulan katmanların beslenmesi; tepkimeli yüzey tasarımıyla ilişkilendirilmesi sağlanarak kaynak hazırlanmaktadır. Çalışmada tepkimeli yüzeyler kıvrım teorisi çerçevesinde; Nesnenin Dönüşümü ve Nesnenin Dönüştürme Potansiyeli alt başlıkları ile 2 bölümde tartışılmaktadır. Nesnenin Dönüşümü bölümünde; çevresi ile bir bütün olarak ele alınan tepkimeli yapının içsel mekanizması ile dış değişkenlerin etkileşimi sürecinde ortaya çıkan kıvrımlanmalar açıklanmaktadır. Nesnenin Dönüştürme Potansiyeli bölümünde ise; tepkimeli kabuğun fonksiyonel hâle gelmesi sayesinde, edilgen bir nesne olan yapının kazandığı etken karakter sonucu yüzeylerin çevre-mekân-insan ilişkilerindeki dönüştürme gücüne olan etkisi sorgulanarak bu ilişkiler ağı kıvrım kavramdan türeyen esneklik, işler fonksiyon, çokluk ve akış alt kavramları ile ifade edilmektedir. Bu bağlamda tepkimeli kabukta fiziksel dönüşüm 'esneklik' ile, algısal dönüşüm 'işler fonksiyon' ile, işlevsel ve anlamsal dönüşüm 'çokluk' ile, çevresel kuvvetlerin dönüşümü ise 'akış' kavramları ile ilişkilendirilmektedir. Bu ilişkilendirmeler sonucunda tepkimeli yapı kabuğundaki farklılaşmalar ve çevre-mekân-insan ilişkilerinde yarattığı değişkenler belirlenerek tepkimeli yapıların değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında kullanılabilecek bir veri tablosu oluşturulmaktadır. Belirlenen değerlendirme kriterleri doğrultusunda oluşturulan tablo, tez çalışmasının dördüncü bölümünde; Arap Dünya Enstitüsü, Al Bahar Kuleleri, Media-Tic Binası, Kunsthaus Graz Yapısı, Brisbane Havalimanı Otopark Yapısı olmak üzere 5 farklı uygulanmış tepkimeli mimari yapı örneğinin değerlendirilmesinde ve karşılaştırılmasında kullanılarak test edilmektedir. Bununla birlikte; tablo çerçevesinde incelenen örneklerde kıvrım kavramı ve çevre-mekân-insan ilişkileri arasındaki bağlantılar görünür hâle getirilmektedir. Böylelikle kıvrım kavramı, tepkimeli mimari tasarıma bütünsel bir perspektiften bakma imkânı sağlamaktadır. Sonuç olarak; tepkimeli kabuklara Deleuzeyen bir perspektif ile kıvrım kavramı çerçevesinden bakış; yapıların çevreleriyle ve insanlarla daha esnek, işlevsel, akışkan ve çoklu ilişkiler kurması için bir yöntem sunar. Bu durum, çevre-mekân-insan arasında çift yönlü, karşılıklı, dinamik diyaloglarının geliştirilmesine katkı sağlar ve yapıların çevrelerine adapte olmasını kolaylaştırır. Oluş halîndeki tepkimeli yapıların dinamik kavramlar ile yorumlanmasına imkân sağlayarak yapıların hem çevresinden etkilenen hem de çevresini etkileyen bir organizma gibi değerlendirilmesine olanak tanır.

Description

Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022

Subject

Deleuze, Mimarlık, Tepkimeli mimarlık

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By

2

Views

7

Downloads