Mimari Biçimlenişte Yalınlık Ve Karmaşıklık Kavramlarının Değerlendirilmesi

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2012-05-24
Yazarlar
Saatcıoğlu, Nevzat Ömer
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Özet
Yalınlık ve Karmaşıklık kavramları tezin ana unsurlarını oluşturmaktadır. Yalınlık kavramı bir yaşam biçimi ve kültürü olarak ortaya çıkmaktadır. Karmaşıklık ise 20. yüzyıl’da bilimsel gelişmelerin sonucunda ortaya çıkan bir kavramdır. Mimarlıkta Yalınlık ve Karmaşıklık kavramları ise 20. yüzyıl mimarisi bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Mimari cepheyi oluşturan unsurlar incelenerek algısal olarak hangi durumlarda Yalınlığa veya Karmaşıklığa etki ettiği değerlendirilmeye çalışılmıştır. Mimari biçimlenişte, Yalınlık ve Karmaşıklık düzeylerinin belirlenebilmesi için Nesnel ve Öznel değerlendirme teknikleri kullanılmıştır. Bu teknikler birbirleri ile karşılaştırılarak, benzerlik ve farklılıkları yorumlanarak sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Değerlendirmeler için onbir adet bina cephesi seçilmiştir. Belirlenen binaların üç tanesi Modernizm, üç tanesi Postmodernizm, dört tanesi Dekonstrüktivizm ve bir tanesi Art Nouveau mimari akımlarına aittir. Seçilen örneklerin, ait oldukları akımın özelliklerini taşımaları ve biçimsel özellikleri bakımından birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmaları tercih sebeplerini oluşturmaktadır. Karşılaştırmalar Nesnel ve Öznel değerlendirmelerde iki farklı alanda gerçekleştirilmiş, çalışmada Binalar ve Akımlar karşılaştırılmıştır. Nesnel değerlendirmede, seçilen bina yüzeyleri ölçekli olarak çizilerek, yüzeyleri üzerindeki Yalınlık - Karmaşıklık seviyeleri oluşturulan matematiksel hesaplama yöntemi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Matematiksel yöntem ise algısal özelliklerin incelenmesi sonucu elde edilmiştir. Bina cephelerini oluşturan yüzey ve çizgilerin algısal öncelikleri ve ağırlıkları farklılaşmaktadır. Bu farklılaşma doğrultusunda insanın algısal ve fizyolojik özellikleri göz önünde bulundurularak yüzey ve çizgilerin değerlendirilmesinde farklı katsayılar kullanılmıştır. Matematiksel model bina cephelerini yüzeylere, yüzeyleri de çizgilere ayırmaktadır. Yüzey ve çizgiler, bina yüzeyi içerisinde yer aldıkları konumlarına (kenar, boşluk, detay) göre, düzenli olup olmamalarına göre (düzenli, orta düzenli, düzensiz) ve biçimlerine göre (düz, açılı, eğrisel) bölümlenip hesaplanmış ve katsayıları ile çarpılarak toplam yüzey üzerindeki Yalınlık - Karmaşıklık değerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Öznel değerlendirmede ise “Anlamsal Farklılaşma Ölçeği” uygulanmıştır. Tez çalışması, belirlenen örnekler doğrultusunda hem örneklerin hem de mimari akımların değerlendirmesini içermektedir. Değerlendirme sadece yüzeyler üzerine olmaktadır. Kütle etkisi, çevre etkileri ve renkten arındırılmış siyah-beyaz fotoğraflar kullanılmıştır. “Anlamsal Farklılaşma Ölçeği”, mimarlıkta istatistiksel anlamda kabul edilebilir en düşük sayı olan atmışdört denekle uygulanmıştır. Denekler Mimar, Mimarlık Öğrencileri ve İnşaat Mühendisliği Öğrencileri olmak üzere üç eşit gruba ayrılmışlardır. Denekler cinsiyet olarak eşit bölünmüşlerdir. Anket sonuçları “Aritmetik Ortalamalar” ve “Faktör Analizi” ile grafiksel hale getirilip yorumlanmış, bu sayede onbir adet bina ile ait oldukları mimari akımların birbirleri ile kıyaslanması sağlanmıştır. Anlamsal Farklılaşma Ölçeği kullanılarak “Anova – Varyans Analizi” değerlendirme yöntemi ile gerek Binaların kendi aralarında, gerekse ait oldukları Akımlar arasındaki farklılıklar ortaya konmuştur. “Algısal Harita” yöntemi ile de mimari akımlar ile kendilerini tanımlayan sıfat çifti dizileri arasındaki bağlantı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan Nesnel ve Öznel değerlendirmeler sonucunda binaların ortaya çıkan Karmaşıklık ve Basitlik değerleri ortaya konmuştur. Nesnel ve Öznel değerlendirme sonuçları birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Binaların Faktör Analizleri göz önünde bulundurulduğunda Yalınlık ve Karmaşıklık olarak algılanan binaların birbirlerine yakın veya aynı faktörlerle değerlendirildiği görülmüştür (en karmaşık olarak algılanan örnekle, en yalın olarak algılanan örneğin Hoşluk Faktörü içerisinde yer alması gibi). Faktör Analizi ile Akımlar değerlendirildiğinde ise Dekonstrüktivizm diğer iki akımdan ayrışmaktadır. Postmodernizm ve Modernizm aynı ve benzer faktörler ile birbirlerine yaklaşmaktadırlar. Tez içerisinde görüşlerine başvurulan Mimar, Mimarlık Öğrencileri, İnşaat Mühendisliği Öğrencileri arasında ise belirgin bir farklılaşma görülmemiştir. Yapılan çalışma mimarlıkta Yalınlık ve Karmaşıklığın, beyaz ve siyah gibi birbirlerinin tam karşıtı değil, her ikisi de gri tonlarda olan ve benzer pek çok unsuru içeren iki olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Biçimsel sadelik Modernizmin getirdiği seri üretim anlayışı ile örtüşmektedir. Biçimsel yalınlık asal geometrileri ön plana çıkarmış, işlevi olmayan her şey bina yüzeyinden kaldırılmıştır. İşlevsellik aynı zamanda yalınlığın nedenlerinden birini oluşturmuştur. Seri üretim mantığı binanın yüzeyini oluşturan unsurların geometrik özelliklerini aynılaştırmıştır ki bu da mutlak düzen anlamına gelmektedir. Tekrar, yalın geometri ve görsel uyaranların azalması genel olarak Modernizmi en sade akım olarak ortaya çıkarmaktadır. Çizgisel ve düz yüzeysel özellikler, düzenli pencere tekrarları, yüzey üzerinde süs, motif, bezme, heykel vs. unsurların bulunmayışı Modernizmi yalın kılmaktadır. Bununla birlikte Postmodernizm ve Modernizm genel hatları ile Yalınlık ve Karmaşıklık unsurları olarak birbirlerine benzemektedirler. Postmodernizmi daha karmaşık kılan özellik detay unsurlarının (bezeme, söve, kemer-kilit taşı gibi görsel unsurlar) fazlalığından kaynaklanmaktadır. Benzer biçimsel özelliklerine sahip Modernizm ve Postmodernizm detayda ayrışmaktadır. Postmodernizmin özelliği olan geçmişe referans verme, çoğulculuk iddiası ve yüzeyde yer alan birimlerin boyutsal özelliklerinin değiştirilerek (olduğundan daha büyük veya daha küçük kullanarak) yeniden kullanılması durumunun, anlamsal olarak bir farklılaşma ve dolayısı ile karmaşıklığa bir etki yaratmış olabileceği savına, Öznel Değerlendirme sonuçlarında ulaşılamamıştır. Bu durumda Postmodernizmin Karmaşıklığının, Modernizmle karşılaştırıldığında anlamsal farklılaşmadan çok, görsel verilerin fazlalığından kaynaklandığı sonucu çıkarılabilir. Bu farklılaşma da temel geometrik düzen ve biçimsel özellikler değil, detayda yer alan süslemelerden kaynaklanmaktadır. Dekonstrüktivizm, asal geometrilere sahip olmaması, açılı ve eğrisel yüzeylerin ağırlığı, yüzeylerin farklılığı ve çeşitliği, yüzey bileşenlerin arasındaki düzenin az olması, düzenin algılanmasının zor olduğu kompozisyonlara sahip olması nedeniyle karmaşıktır. Doluluk ve boşluk etkisinin aynı cephede farklı yüzeyler arasında katmanlaşması, derinliğin kütle ve bütün etkisini zayıflatmasına ve Karmaşıklığın artmasına neden olmaktadır. Cephe yüzeyleri parçalandığında ve tek tek incelendiğinde Postmodernizm’de olduğu gibi kalabalık çizgisel ve yüzeysel görsel veri çokluğu ve bu verilerin bütünlüğü oluşturacak - algıyı kolaylaştıracak doku ve desen olarak tekrarlarından ziyade değişen, dönüşen, farklılaşan yüzey özellikleri Dekonstrüktivizmi Karmaşık yapan nedenlerdir. Özgün ve tek seferlik üretim, amorf biçimler, bilindik geometrilere göre deneklere ilginç gelmekte, asimetrik durum, iddialı ve gösterişli olmak Karmaşıklığı arttırmaktadır.
The concepts of Simplicity and Complexity constitute the framework of this thesis. The form of Simplicity builds up as a life style and a cultural aspect. On the other hand, the form of Complexity builds up as a consequence of scientific developments of the 20th century. The Simplicity and the Complexity in architecture have been analyzed in the context of 20th century architecture. The elements of architectural facades have been analyzed in order to indentify which cases of these elements would be playing roles in defining the Simplicity or the Complexity in cognition. Objective and Subjective evaluation methods have been used to determine the levels of Simplicity and Complexity in architectural form. In order to interpret about the levels, these methods have been compared, their similarities and differences have been interpereted. Eleven buildings’ facades have been chosen to be evaluated. Three of these buildings are of Modernism , three of them are of Postmodernism, four of them are of Deconstructivism and one of them belongs to Art Nouveau architectural styles. The selected building examples are chosen because of their formal differences from each other as well as their resemblance of the typical qualifications of the architectural styles they belong to. Objective and Subjective comparisons have been made in two different categories, Buildings, and Building Styles. For the Objective evaluation, the selected buildings have been drawn scaled and the Simplicity- Complexity levels of their facades have been examined by the mathematical model that has been formulated. This mathematical model has been developed by the examination of the cognitive features. The cognitive priorities and importance of the surfaces and the lines that create the form of the buildings’ facades, are different from each other. Based on these differentiations, different factors (quotients) which correspond to human’s cognitive and physiological features, have been used for the evaluation of these surfaces and lines of the facades. The mathematical model splits the buildings’ facades to surfaces and surfaces to lines. These surfaces and lines have been categorized depending on their placements on the facade (side, cavity, detail), their regularity on the facade ( regular, semi-regular, irregular) and their forms (straight, angled, curved). These categories have been multiplied by their factors and a final Simplicity - Complexity value of the facade has been determined. For the Subjective evaluation; “Semantic Differential Scale” has been applied. The thesis involves both the Buildings and the Architectural Styles evaluations through the selected samples. The evaluation is made only according to the facades . Black and white photos which are free of mass effects, environmental features and color effects are used. “Semantic Differential Scale” , has been applied in sixty four people which is the least acceptable amount of survey subjects in architectural statistical research. The subjects are classified in three equal groups; Architects, Architecture Students and Civil- Engineer Students. Subjects are in equal numbers of gender. The results of the survey has been interpereted after being graphically analyzed by the methods of “Arithmetic Mean” and “Factor Analysis”. The results have led the comparision of eleven chosen Buildings and their different Building Styles. By using the methods; “Semantic Differential Scale” and “Anova – Analysis of variance” ; the differences between the Buildings and the differences between the Building Style have been determined. By using the method of “Cognitive map” the correlation between the Architectural Styles and the adjective pair series that define them have been analized. As a result of the Objective and Subjective evaluations, the values of Complexity and Simplicity of the buildings are evaluated. The results of the Objective and Subjective evaluations have been compared. Considering the Factor Analysis of the buildings, it has been concluded that the evaluation of the buildings with respect to Simplicity and Complexity have been done by similar or close factors (just like the most simple perception and the most complex perception being evaluated by the same pleasantness factor) Deconstructivism differs from the other two styles when the architectural styles are evaluated by the “Factor Analysis”. Postmodernism and Modernism become similar by the same or alike factors. Considering the different groups of the subjects as the Architects, Architecture Students and Civil-Engineer Students, the evaluations were not define a significant difference. This study shows that Simplicity and Complexity in terms of architecture, are not fully contrary concepts like black and white but are two concepts resembling the color of gray and with many similar aspects. Simplicity in form corresponds with the mass production brought by Modernism. Formal simplicity crystallized the basic geometrical shapes and everything that is nonfunctional is wiped out from the facade of the building. Functionality has also been one of the reasons for simplicity. As a means of absolute order, the logic of mass production resulted in identical geometrical shapes those of which form the surfaces of the buildings. Repetition, pure geometry and the decrease of the visual stimuluses; generally; identifies Modernism as the simplest era. Linear and straight surfaces, regular repetitions of windows, lack of motives, ornaments, sculptures on the facades make Modernism simple. On the other hand, Postmodernism and Modernism generally show similar aspects of Simplicity and Complexity. Modernism and Postmodernism; with their similar formal aspects; are differentiated from each other in the levels of detail. Postmodernism’s defining aspects such as; references to the past, pluralism and playing with the scales of the forms that are on the surface (like; using forms bigger or smaller than they should be) do not seem to have an impact on the differentiation of meaning and complexity according to the results of Subjective Evaluation. So it may be concluded that the Complexity of Postmodernism originates from the amount of visual data rather than the differentiation of meaning compared to Modernism. This differentiation does not originate from basic geometrical order or formal specialities but the ornaments of the details. Deconstructivism is complicated because of; not using basic geometries, usage of angled and curved surfaces, differentiations and diversity of the surfaces, irregularities among the elements of the facades and because of the compositions that do not let the order to be perceived easily. Having volume-void effects on different surfaces in the same facade result as the depth that weakens the perception of mass and unity of the building and increase of Complexity level. When the surfaces of the facade is deconstructed and examined as pieces; the quantity of the crowded linear / surface visual data and different, non-repetitive textures and patterns are the reasons that make Deconstructivism complicated. Unique and boutique production, amorph forms; rather than the familiar geometrical shapes; are much more interesting for the survey subjects and asymmetrical forms, pretentious and dashing effects create Complexity.
Açıklama
Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2011
Thesis (PhD) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2011
Anahtar kelimeler
yalınlık, karmaşıklık, modernizm, postmodernizm, dekonstrüktivizm, mimari analiz, mimari biçim., simplicity, complexity, modernism, postmodernism, deconstructivism, architectural analysis, architectural form.
Alıntı