Kenar ve tampon arayüzleri olarak çeper kuşak alanlarının afet direnci bağlamında değerlendirilmesi: İznik örneği, Bursa

Yükleniyor...
Küçük Resim

Akademik Birim

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Özet

Çeper kuşak alanları, kentsel morfoloji literatüründe farklı yaklaşımlarla ele alınan ve kentlerin tarihsel büyüme ve duraklama süreçleri arasında oluşarak bu dönemlere ait mekânsal izler taşıyan önemli morfolojik unsurlardır. Kentin belirli bir evresinde kent kenarı karakteri gösteren bu alanlar, kentsel büyümenin devam etmesiyle birlikte kentsel doku içinde kalarak eşik ve tampon bölge işlevi görmektedir. Bu özellikleri, çeper kuşak alanlarının hem korunması gereken tarihsel miras niteliği taşıdığını hem de açık alan oranı, geniş parsel yapısı ve arazi kullanımı sayesinde afet sonrası kentsel işlevlerin yeniden kazanılmasına katkı sağlayabilecek mekânsal potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Günümüz kentleri ise hızlı kentleşme ve büyüme odaklı politikalar nedeniyle yoğun yapılaşma, riskli fiziksel çevre ve yetersiz açık alan sistemleriyle afetlere karşı kırılgan hâle gelmektedir. Afetlere dirençli kent yaklaşımının gözetilmediği planlama süreçleri, iyileşme kapasitesi sınırlı kamusal alanların oluşmasına yol açarak kentsel dirençliliği zayıflatmaktadır. Bu durum özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde açıkça görülmüş; yapı stokunda meydana gelen ağır hasar ile afet sonrası müdahale ve geçici barınma süreçlerinde ortaya çıkan açık alan ihtiyacı, dirençli kentsel mekânların önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı, çeper kuşak alanlarının afetlere dirençli kentsel planlama ve kentsel morfoloji perspektifleri çerçevesinde sahip olduğu stratejik potansiyeli, özellikle afet sonrasında üstlenebilecekleri kritik işlevler (toplanma ve geçici barınma alanları) bağlamında incelemektir. Çalışma alanı olarak, çok katmanlı tarihsel gelişim süreci, çeper kuşakların oluşumunda belirgin rol oynayan surlarla çevrili kent formu ve farklı dönemlere ait morfolojik katmanların okunabilirliği nedeniyle İznik seçilmiştir. İznik'in yüksek deprem tehlikesi taşıyan bir bölgede yer alması, geçmişte yıkıcı etkiler bırakan şiddetli depremlere maruz kalmış olması ve gelecekte de deprem tehlikesi altında bulunması, araştırma alanı olarak seçilmesini destekleyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Bu kapsamda çalışma, Kentsel Morfoloji ve Afet Yönetimi disiplinlerini bütünleştiren nicel bir metodolojik çerçeve önermektedir. Bu çerçeve, Conzen temelli morfolojik analiz, Mekân Dizimi (Space Syntax) ve CBS tabanlı mekânsal uygunluk analizlerinden oluşan üç tamamlayıcı yaklaşımı içermektedir. Bu yöntemlerden ilki, morfolojik analiz yöntemlerinden biri olan M. R. G. Conzen'in çeper kuşak teorisi temel alınarak, çeper kuşak alanlarının oluşum ve değişim süreçlerinin tarihsel haritalar ve kaynaklar üzerinden analiz edilmesidir. İkinci yöntem, dönüşümü hedeflenen çeper kuşak alanlarının afet sonrası tahliye kapasitesi ve erişilebilirlik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla Mekân Dizimi modelinin bütünleşme parametrelerinin kullanıldığı analizlerden oluşmaktadır. Son olarak, bütünleşme ve erişilebilirlik düzeyleri analiz edilen İznik yol ağı ile çeper kuşak alanları arasındaki ilişki üzerinden, bu alanların afet sonrası stratejik mekânlar olarak değerlendirilmesi amacıyla güvenli erişim, alana uygunluk ve güvenlik parametreleri belirlenmiş; bu parametreler alt kriterler aracılığıyla analiz edilmiştir. Belirlenen kriterler, afet toplanma ve barınma alanlarının yer seçimi ve değerlendirilmesine ilişkin literatür taranarak oluşturulmuş, çalışma kapsamına en uygun olanlar seçilmiştir. Bu parametreler, alana uygunluk, güvenlik ve güvenli erişim olmak üzere üç ana başlık ve bunlara ait alt kriterlerden oluşmaktadır. Bununla birlikte, güvenli erişim parametresine ait alt kriterlerden elde edilen bulgular ile Mekân Dizimi analizinden elde edilen yerel bütünleşme (R500) değerleri, deprem sonrası işlev kaybını temsil eden Cf azaltım katsayıları ile birlikte değerlendirilerek bileşik bir erişilebilirlik performans göstergesi (RLI) oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında belirlenen analiz yöntemlerinin aşamalı olarak uygulanması sonucunda, İznik çeper kuşak alanları içerisinde afet sonrası toplanma ve geçici barınma işlevlerine uygun dirençli kentsel mekânlar tespit edilmiştir. Devamında ise bu alanların afet öncesi ve sonrası süreçlerde nasıl planlanması ve tasarlanması gerektiğine ilişkin kentsel tasarım stratejilerini içeren yaklaşımlar geliştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşaması, İznik çeper kuşak alanlarının tespiti ve değişim süreçlerinin analizinden oluşmaktadır. Yıllar içerisinde kentleşme politikaları, imar planları ve İznik'in arkeolojik ve kentsel sit alanı statüsünden kaynaklanan koruma kararlarının etkisiyle sağlamlaşma ve yabancılaşma süreçlerinden geçen iç ve orta çeper kuşak alanları belirlenmiştir. Dış çeper kuşak alanlarının ise henüz oluşumun başlangıç aşamasında olduğu ve ikincil sabitlenme hattı olarak gelişen çevre yolunun etkisiyle ilk izlerini göstermeye başladığı tespit edilmiştir. İznik'in, yüzyıllar boyunca kentsel sabitlenme hattını oluşturan surların etkisiyle sur içi ve sur dışı iç çeper kuşak bileşenlerini geliştirdiği görülmektedir. Bununla birlikte, 1975–1980 yıllarından itibaren sur içi alanın büyük ölçüde yapılaşması ve iç çeper kuşak dokusunun yapılaşma ile çevrelenmesinin ardından orta çeper kuşakların oluşmaya başladığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonraki aşamasında, İznik ağ sistemi üzerinde Mekân Dizimi analizleri uygulanmıştır. Bulgular, sur içi ana akslar ile sur dışındaki kuzeydoğu aksında yer alan yol ağının yüksek yerel bütünleşme ve erişilebilirlik değerlerine sahip olduğunu ve tahliye açısından önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir. Bununla birlikte, güvenli erişim parametresine ilişkin alt kriterler kapsamında gerçekleştirilen analizlerle İznik'te deprem sonrası yol kapanma riski ve enkaz etkisi altında kalabilecek yollar belirlenmiştir. Sur içi yol ağı dokusunun, çeper kuşak alanlarının yoğun olarak bulunduğu sur dışı bölgeye kıyasla daha kırılgan bir yapı sergilediği tespit edilmiştir. Ayrıca Mekân Dizimi analizlerinde yüksek bütünleşme ve erişilebilirlik değerlerine sahip yol segmentlerinin, afet koşullarında yol güvenliği açısından risk taşıyabileceği ve işlevsel kapasitelerinin azalması sonucunda kentin diğer bölgelerine yönelik tahliye kapasitesini zayıflatabileceği ortaya konmuştur. Bu bulgu, teorik bütünleşme metriklerinin afet sonrası erişilebilirlik performansını tek başına değerlendirmede yeterli olmadığını göstermektedir. Yöntemin uygulanması sonucunda, sur içi doku ile sur dışındaki çeper kuşak alanlarıyla ilişkili kentsel doku arasında yol güvenliği açısından önemli farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Afet koşullarında sur içi yol dokusunun, fiziksel riskler nedeniyle yerel bütünleşme değerlerini sur dışındaki yol ağına kıyasla daha fazla kaybettiği görülmüştür. RLI değerlerinin yol sistemine uygulanmasının ardından çeper kuşak alanları, afet sonrası erişilebilirlik performanslarına göre üç kademeli bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonraki aşamalarında ise üç kademeye ayrılan çeper kuşak alanlarının afet sonrası dirençli kentsel mekânlara dönüşüm uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler; alana uygunluk (arazi kullanımı ve işlev, alansal büyüklük, kapasite, eğim ve geçici barınma uygunluğu) ile güvenlik (jeolojik-jeoteknik yapı, taşkın, fay hattına uzaklık, bina yıkılma riski, tehlikeli yapılara uzaklık) kriterleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre uygun olmayan çeper kuşak alanları değerlendirme dışında bırakılmıştır. Uygun bulunan alanlar ise RLI değerleri dikkate alınarak RB-P, RB-C ve RB-I dirençlilik tipolojilerine ayrılmıştır. Bu tipolojiler; erişilebilirlik düzeyi, güvenli net alan kapasitesi ve mevcut kentsel donatı olanakları birlikte değerlendirilerek afet sonrası toplanma, kısa süreli geçici barınma ve organize geçici yerleşim işlevleri açısından sınıflandırılmıştır. Elde edilen sınıflandırma doğrultusunda çeper kuşak alanlarına yönelik kademeli afet sonrası alan yönetimi modeli oluşturulmuştur. Son aşamada, geliştirilen dirençlilik tipolojileri mevcut arazi kullanımı, açık alan karakteri ve kentsel donatı özellikleri dikkate alınarak alt kullanım gruplarına ayrılmış; her alt kullanım için afet sonrası işlevleri destekleyen kentsel tasarım stratejileri geliştirilmiştir. Geliştirilen stratejilerin İznik'e özgü morfolojik ve jeolojik koşullar doğrultusunda şekillendirilmesine özen gösterilmiştir. Çeper kuşak alanlarının kentlere özgü morfolojik ve mekânsal farklılıklar gösterdiği dikkate alındığında, bu alanlara yönelik kentsel tasarım rehberlerinin yerel ve çok ölçekli yaklaşımlarla geliştirilmesi gerektiği ortaya konmaktadır. Çalışmada geliştirilen metodolojik çerçeve, İznik örneği üzerinden uygulanarak, İznik gibi tarihsel sınırları bulunan ve kendine özgü morfolojik özellikler taşıyan kentlerin çeper kuşak alanlarının afet sonrası kullanım potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik gelecek araştırmalar için bir referans oluşturmayı hedeflemektedir. Metodolojik çerçeve, çeper kuşak alanlarının afet sonrası kullanımının mekânsal varlıkların yanı sıra zemin güvenliği, erişilebilirlik ve morfolojik bütünleşme ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, afet sonrası mekânsal planlamanın erişilebilirlik ve risk parametrelerine duyarlı dinamik bir planlama yaklaşımı gerektirdiğini göstermektedir. Kapasite analizleri, önerilen model kapsamında toplanma kapasitesinin çalışma alanı nüfusunu karşılayabildiğini; buna karşın geçici barınma kapasitesinin yetersiz kaldığını ve ilave güvenli açık alan rezervleri ile bölgesel planlama yaklaşımlarına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bu çalışma, çeper kuşak alanlarının kentlerin kenar ve tampon ara yüzleri olarak, afet yönetimi bağlamında dirençli kentsel mekânlar olarak değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma aracılığıyla, çeper kuşak kavramının yalnızca kentsel morfolojinin bir bileşeni olarak değil, aynı zamanda afet sonrası dirençliliği destekleyici potansiyele sahip önemli mekânsal kaynaklar olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Tez kapsamında elde edilen bulgular ile geliştirilen model ve yaklaşımın, morfolojik verilerin afet odaklı kentsel planlama süreçlerinde kullanımını güçlendirerek dirençli kent yaklaşımlarına yönelik katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Tanım

Tez (Yüksek Lisans)-- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026

Dergi veya Seri

ISSN

ISBN

Haklar

Anahtar Kelimeler

Afet direnci, Disaster resilience, Kentsel morfoloji, Urban morphology

Alıntı

Onay

Gözden geçir

Tamamlayıcı Bilgiler

Referans Gösteren

0

Views

0

Downloads