Çoruh Vadisi'nde Tao-Klarjeti bölgesi) bir gürcü manastırı: Dörtkilise manastır kilisesi (Otkha Eklesia) ve ek yapılarının belgelenmesi ve koruma önerileri

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2021-02-26
Yazarlar
Türkmen, Gizem
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Graduate School
Özet
Çoruh Vadisi'nde yapılan araştırma gezisinde bölgede Ortaçağ Manastır komplekslerinde koruma sorunlarının olduğu gözlenmiştir. Plan tipi, yapım sistemi ve taş işçiliği bakımından zengin yapıya sahip manastırlar araştırılmaya başlanmıştır. Artvin'de bulunan Dörtkilise Manastırı tez konusu olarak seçilmiştir. Tao Klardjeti olarak adlandırılan coğrafya, Anadolu'nun kuzeydoğusunda yer almakta olup 9-11. yüzyıllar arasında Gürcü Tao Klardjeti Krallığı hâkimiyeti altında kalmıştır. Gürcü Tao Klardjeti Krallığı'na başkentlik eden Artvin ili, Ardanuç ilçesi merkez olmak üzere çevre il ve ilçelerde manastırlar yapılarak coğrafya din, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel açıdan zenginleştirilmiştir. Günümüzde Çoruh Vadisi olarak adlandırılan Tao Klardjeti bölgesinin batısında yer alan manastırlardan biri olan Dörtkilise Manastırı'nın (Otkhta Eklesia) yapımı el yazmalarına ve kitabelere dayanılarak 10. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Dörtkilise Manastır Kilisesi ve ek yapıları Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Tekkale Mahallesi'nde yer almaktadır. Manastır kompleksi dik bir arazide bir kısmı günümüze ulaşan çevre duvarlarıyla sınırlandırılmış olan bir alana oturmaktadır. Manastır kompleksi merkezinde kilise olmak üzere el yazmaları odası, yemekhane, oda 01, oda 02 ve üç adet şapelden oluşmaktadır. Kilisenin batısında el yazmaları odası, mutfak olduğu düşünülen oda 01, kiler olduğu düşünülen oda 02, kuzeybatısında yemekhane, güneydoğusunda bir adet şapel yer almaktadır. Djobadze'ye göre kilisenin 1 km kuzeyinde ve batı yamacında iki adet şapel bulunmaktadır. Kilise üç nefli bazilikal bir plan tipine sahiptir. Kilisenin dış cepheleri dolu kemer dizileriyle hareketlendirilmiştir. Kuzey ve güney cepheleri orta nefin yan neflerden yüksek olması nedeniyle iki kademelidir. El yazmaları odası kiliseye bitişik dikdörtgen planlı, payeler tarafından desteklenen beşik tonozlu kaba yonu taş örgüye sahip bir yapıdır. Yemekhane yapısı iki nefli dikdörtgen planlı, örtüsü günümüze ulaşamamış olan yapıdır. Mutfak olduğu düşünülen oda 01 yapısı dikdörtgen planlı, beşik tonoz örtülü olup kaba yonu taş örgüye sahiptir. Kiler olduğu düşünülen oda 02 yapısı dikdörtgen planlı, örtüsü günümüze ulaşmamış olan kaba yonu taş örgülü bir yapıdır. Oda 02 yapısının batı cephesi toprağa gömülü durumdadır. Mezar odası dikdörtgen planlı, iki katlı, bir kısmı günümüze ulaşmış beşik tonoz örtülü, kaba yonu taş ve tuğla malzemeyle almaşık düzende örülmüş olan bir yapıdır. Dörtkilise Manastırı'nın 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarından sonra terk edildiği tahmin edilmektedir. Yapının terk edilmesi sahipsizlik ve bakımsızlığa, arazi olarak dağlık bir bölgede bulunması heyelan gibi doğa olaylarına maruz kalmasına yol açmıştır. Heyelan sonucu yapının içine dolan toprak yığını yapı beden duvarlarında nem oluşumuna, kesit kayıplarına, örtü sistmeminde bitki oluşumlarına neden olmuştur. Zaman içerisinde çevre duvarları belirsizleşen yapının etrafında çevrede yaşayan halk tarafından meyve bahçeleri ve tarlalar oluşturulmuştur. Çoruh Vadisi'nde tez konusuyla benzerlik gösteren birçok yapı bulunmaktadır. Tez kapsamında yapıların sadece isimlerinden ve benzerliklerinden söz edilmiştir. Ancak tez konusu olan "Dörtkilise Manastırı"na plan yönüyle benzeyen manastırlar üzerinde daha detaylı durulmuştur. Yapının tarihçesi yapılan çalışmalardan referans alınarak oluşturulmuştur. Manastır yapılarının restitüsyon dönem çalışmaları sırasında yapılardaki izler, yazıtlar, tarihi fotoğraflar, manastıra dair yazılmış olan kaynaklar incelenmiştir. Kilise ve ek yapıların malzeme ve yapım teknikleri incelenerek dönem analizi yapılmıştır. Bu bağlamda iki dönem restitüsyon çalışılmıştır. 10. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen ilk dönem restitüsyonu kilise ve kilisenin güneydoğusunda bulunan şapelden oluşmaktadır. Kilisenin cephesindeki izler doğrultusunda orta nef ve yan nef kalkan duvarlarının yüksekliğinin günümüzdeki halinden daha alçak olduğu tespit edilmiştir. Orta nef beşik tonozunu destekleyen payelerin konumları ilk dönem restitüsyonunda günümüzdeki konumundan farklı çizilmiştir. İkinci dönem restitüsyonu 10.yy.ın ikinci yarısını kapsamaktadır. Bu dönemde kilise yüksekliği arttırılmış, iki adet haçvari payenin yeri değiştirilmiş ve yemekhane, oda 01, oda 02 yapıları eklenmiştir. Restorasyon önerisinde kilise ve ek yapılarının terk edilmesinden kaynaklanan sorunların çözümü için öneriler geliştirilmiştir. Çevre koşullarına doğrudan maruz kalan yapılarda gözlenen bozulmalara ilişkin konservasyon önerilerinde bulunulmuştur. Yapıların günümüzdeki haliyle geleceğe aktarılması için konservasyon ve bakım sürekliliğinin sağlanması ana ilke olarak belirlenmiştir. Yusufeli Barajı yapımıyla tehdit altında olan yapının kendini sergileyen müze olarak işlevlendirilmesi öngörülmüştür. Manastır kompleksinde çözülmesi gereken sorunlara yönelik müdahaleler öncelik sırasına göre aşamalara ayrılmıştır.Yapılarda gözlenen strüktürel problemlerin araştırılması, acil müdahale ile gereken kısımların askıya alınması, yapıdaki neme yönelik laboratuar ortamında malzeme testlerinin yapılması gerekmektedir. Kilisede bulunan freskler uygulama yapılırken koruma altına alınarak daha fazla zarar görmesi engellenmelidir. Manastır kompleksinin sürekli bakımı sağlanarak yapılarda gözlenecek bozulmalara uzman ekipler acil müdahale etmelidir. Manastır kompleksine ulaşım planlaması yapılmış, araziye ulaşım için ise ahşap gezi yolları tasarlanmıştır. Manastır kompleksinde müze ihtiyaçları doğrultusunda arazinin girişinde müze satış birimi ve helalar, yemekhane yapısının üzerine sökülebilir malzemeyle uygulanacak şekilde bir koruma çatısı önerilmiştir. Kilisenin özgün döşemesinin korunması için orta nef ve yan neflerde ahşap döşeme, yemekhane, el yazmaları odası, şapel, oda 01 ve oda 02 yapılarında bitki temizliği ve malzeme tamirleri yapılarak yapıların günümüzdeki haliyle korunması planlanmıştır.  
During the on site inspection in Coruh Valley, it was observed that there were conservation problems in the Medieval Monastery complexes in the region. The monasteries with rich structures in terms of plan type, construction system and stone work have been observed. The Dörtkilise Monastery in Artvin has been chosen as a thesis subject. The geography called Tao Klardjeti is located in the northeast of Anatolia and was under the rule of the Georgian Tao Klardjeti Kingdom between the 9th and 11th centuries. In the province of Artvin, which was the capital of the Georgian Tao Klardjeti Kingdom, the region was enriched in terms of religion, politics, economy, social and culture by building monastery complexes in the surrounding provinces and neighborhoods, especially in Ardanuç district. The construction of the Otkhta Eklesia Monastery, which is one of the monasteries located in the west of the Tao Klardjeti region, which is now called the Çoruh Valley, is dated to the 10th century based on manuscripts and inscriptions. The monastery complex is located on a steeply sloping land with the surrounding walls that have survived to the present day. It consists of a manuscript room, a dining hall, room 01, room 02 and three chapels, including a church in the center of the monastery. To the west of the church, there is a manuscript room, room 01, which is supposed to be a kitchen, room 02, which is supposed to be a cellar, a dining hall to the northwest, and a chapel to the southeast. According to Djobadze, there are two chapels 1 km north of the church and on its western slope. The church has a basilical plan type with three naves. The outer facades of the church are vibrant with full arches. The north and south facades have two levels, since the middle nave is higher than the side naves. The manuscript room is a rectangular structure adjacent to the church, with a barrel vault supported by piers, and a coarse stone masonry structure. The dining hall structure is a rectangular planned building with two naves, the cover of the structure has not survived to the present day. The room 01 building, which is thought to be a kitchen, is a rectangular planned structure with a coarse-faced stone masonry covered with barrel vaults. Room 02, which is thought to be a cellar, is a rectangular planned building with a coarse-faced stone structure, the cover of which has not survived to the present day. The west facade of Room 02 is buried in the ground. The burial chamber is a rectangular, two-storey building, some of which have survived to the present day, covered with a barrel vault, and built in an alternating order with rough stone and brick material. It is estimated that the church was abandoned after the 1877-1878 Ottoman-Russian wars. The abandonment of the building has led to negligence and to natural events such as landslides as it is in highlands. The soil that filled into the building as a result of the landslide caused moisture formation on the building body walls, plant formation and section losses in the cover system. Orchards and fields were planted by the people living around the building, whose surrounding walls became unclear over time. There are many structures in the Çoruh Valley that are similar to the thesis subject. Only the names and similarities of these structures have been referred to. However, in this thesis, of which the subject is "Dörtkilise Monastery" it has been focused on monasteries that are similar in plan. The history of the building in the thesis was written with reference to the previous studies. The sides of the building are described starting from the north. Manuscripts room, seminar room, refectory and chapel are described respectively. During the restitution period studies of the monastery buildings, the traces on the buildings, historical photographs and the sources written about the monastery were examined. Period analysis was made regarding to the construction technique of the church and the relationship of the additional structures with the church. In this context, restitution was studied for two periods. The first period restitution dating to the first half of the 10th century consists of the church and the chapel located to the southeast of the church. In line with the traces on the facade of the church, it was determined that the height of the central nave and the side nave shield walls is lower than it is today. The positions of the pillars supporting the middle nave barrel vault were drawn different from their present position in the first period restitution. The second period restitution covers the second half of the 10th century. During this period, the height of the church was increased, the places of two cross-like pillars were changed and the refectory, room 01, room 02 structures were added. In the restoration proposal, solving the problems caused by the abandonment of churches and additional buildings is planned. Conservation recommendations were made regarding the deterioration observed in buildings directly exposed to environmental conditions. Conservation and maintenance continuity has been determined as the main principles in order to transfer the buildings to the future as they are today. The building, which is under threat with the construction of Yusufeli Dam, is intended to be used as a museum. The interventions for the problems that need to be solved in the monastery complex are divided into stages according to their priority. It is necessary that the structural problems observed in the buildings are investigated, the required parts with emergency intervention are suspended, and that material tests in the laboratory environment for moisture in the building are performed.. The frescoes in the church should be protected during the application to prevent further damage. Specialized teams should intervene urgently in case of any future deterioration observed in the buildings by ensuring the continuous maintenance of the monastery complex. Transportation planning has been made to the monastery complex and wooden excursion routes have been designed for access to the land. At the entrance of the land, the museum sales unit and toilets are proposed. In order to preserve the original flooring of the church, wooden flooring was suggested on the central nave and side aisles. It was suggested that there are barcovision displays in the dining hall structure and a protection roof should be built on it to keep the building away from the water. It is recommended to apply with removable material on the basis that the protection roof does not obstruct the structure. It has been suggested that plant cleaning and material repairs in the chapel, room 01 and room 02 are carried out, and the buildings are preserved as they are today.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Graduate School, 2021
Anahtar kelimeler
Kilise yapıları, Çoruh Vadisi, Restorasyon, Church buildings, Coruh Valley, Restoration
Alıntı