İklim Değişikliği Ve Kentsel Dayanıklılık: İstanbul İçin Kırılganlık Ve Risk Değerlendirmesi

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2015-02-06
Yazarlar
Aygün, Aysun
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science And Technology
Özet
Küresel iklim değişikliği çağımızın kaçınılmaz bir gerçeğidir ve insan faaliyetleri iklim değişikliği etkilerinin daha da hızlı görülmesine sebep olmaktadır. İklim değişikliği ile kuraklık, sel, aşırı hava sıcaklıkları, olağandışı hava olayları gibi olumsuz etkilerin meydana gelmesi beklenmektedir ve kent sistemleri bu olumsuzluklara doğrudan maruz kalmaktadır. Dünya üzerinde iklim değişikliğinden olumlu veya olumsuz herhangi bir şekilde etkilenmeyecek bir ekosistem, kent veya herhangi bir sistem bulunmamaktadır. Kentler, özellikle metropoliten alanlar gerek ekonomik gelişmenin odağı olduğundan, gerekse çok büyük oranlarda nüfus barındırdığından büyük riskler taşımaktadırlar ve iklim değişikliği etkilerine karşı kapsamlı bir çalışmayla ele alınmalıdırlar. Kentsel alanlardaki nüfus dünyada %50'ye varmıştır ve bunun gelecekte daha da artması beklenmektedir.  Bu noktada kentlerin ve metropoliten alanların iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını arttırmak odak noktası olmakta ve kentlerin iklim değişikliğine karşı hazırlıklı olması gerekmektedir. Metropoliten alanların iklim değişikliğine karşı hazırlıklı olması olası herhangi bir iklim kaynaklı afet meydana geldiğinde oluşacak kayıp ve felaketleri azaltmayı veya önlemeyi sağlamaktadır. Metropoliten kentlerin iklim değişikliğine karşı hazırlıklı olması için geliştirilecek stratejilerde hangi konuların ve sektörlerin öncelikli olduğunun belirlenmesi, ilk müdahaleye nereden başlanması gerektiğinin saptanması büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliğine hazırlık, adaptasyon ve zarar azaltma stratejilerinin geliştirilmesi uzun soluklu bir süreç gerektirmektedir. Bu sürecin ilk adımı risk faktörlerinin tanımlanması, kırılganlıkların belirlenmesi ve öncelikli müdahale alanlarının ortaya konmasıdır. Belirlenecek stratejiler bu adım olmadan anlamsız ve etkisiz kalacaklardır. Müdahale edilecek öncelik alanlarının belirlenmesi iklim değişikliğine karşı dayanıklı kent gelişimi için alınacak kararlarda ve geliştirilecek stratejilerde bir yol gösterici görevi görmektedir. Türkiye iklim değişikliği ile mücadele konusunda uluslararası protokollere dahil olmuş, ulusal plan ve stratejiler geliştirmeye başlamış ve bazı bölgelerde yerel planlar oluşturulmaya başlanmıştır. İklim değişikliği konusu dünyada önemsenen bir konudur ve bir çok ülke adaptasyon, zarar azaltma stratejileri geliştirilmekteö bu stratejiler hem ulusal hem de yerel ölçekte uygulanmaktadır. Ülkemiz için iklim değişikliği ile mücadele yeni bir olgudur, önemi yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Yapılan uluslararası protokoller Türkiye'de yapılan çalışmaların hızlandırılmasında önemli bir role sahiptir. Ulusal ölçekte çerçevesi tanımlanmış stratejiler ve hedefler ışığında Türkiye için iklim değişikliği mücadele ve eylem planı hazırlanmıştır. Bu plan ülke çapında ilk aşama olmakla birlikte bir sonraki aşama olan yerel planların hazırlanması büyük öneme sahiptir. Bu konuda bazı çalışmalar ile ilk adımlar atılıştır ancak hala gereken önem verilmeye başlanmamıştır. Türkiye'nin en büyük metropoliten kenti olan İstanbul için henüz iklim değişikliği odaklı çalışmalar ve planlara başlanmamıştır. İklim değişikliğinin kentler üzerinde kaçınılmaz etkileri düşünüldüğünde yerel planların hazırlanılması iklim değişikliğinin zararlı etkilerine karşı kentlerin hazırlıklı olabilmesi için büyük öneme sahiptir. İstanbul için bu konudaki eksiklikler ve konunun önemi bu tez çalışmasının motivasyonunu oluşturmaktadır. Bu çalışma İstanbul metropoliten alanında kent sistemindeki sektörlerin kırılganlık derecelerini ve risk seviyelerini göz önüne alarak öncelikli müdahale edilmesi gereken sektörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın çerçevesini ICLEI tarafından hazırlanmış olan "Preparing for Climate Change; A Guidebook for Local, Regional and State Governments" yayını oluşturmaktadır. Belirlenen bu çerçeve kapsamında İstanbul metropoliten alanı için hayati öneme sahip 11 sektör ve bu sektörlere bağlı 26 planlama alanı analiz edilmek üzere tanımlanmıştır. Sektörler bir kent sisteminde iklim değişikliğinden etkilenebilecek doğal veya yapılı kaynaklar, ekosistemler ve servisler olarak tanımlanmaktadır. İstanbul için bu sektörler tanımlanırken İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanmış olan İstanbul Bölge Planı'nda belirlenen İstanbul'un kalkınma stratejileri göz önüne alınmış ve analiz edilecek bu 11 sektör sağlık, su kaynakları, enerji, ulaşım, tarım, güvenlik, arazi kullanımı ve gelişimi, atıklar, altyapı, ekoloji ve biyolojik çeşitlilik ve kültür olarak belirlenmiştir. Sektörlerin her birinin kırılganlık ve risk değerlendirme sonuçlarına göre kırılganlık dereceleri ve risk faktörlerine bağlı olarak taşıdıkları risk büyüklüklüleri üzerinden önceliklendirme analizi yapılmıştır. Analizlerin yapılabilmesi için İstanbul metropoliten alanında yapılan planlar ve plan raporları incelenmiş, konunun aktörü olan veya konu ile ilgili çalışmalar yapan kamu kurumlarının temsilcileri, özel şirket yetkilileri ve akademisyenlerle görüşülmüş, bilgi toplanmıştır. Çalışmanın temel veri tabanını oluşturan bu kişisel görüşmeler Nisan-Aralık 2014 tarihleri arasında 55 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Görüşülen kurumlar ve kişiler kamu kurumları, belediye birimleri, özel şirket ve kuruluşlar, konu ile ilgili açlışmalar yapan akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından seçilmiştir. Kamu kurumları ve belediye birimlerine görüşmelerde ağırlık verilmiştir bunun sebebi kent üzerinde yapılacak plan ve stratejilerde temel karar verici birim olmasıdır.  Bu çalışma, en önce müdahale edilmesi gereken en kırılgan ve riskli olan sektörlerle en az kırılgan ve riskli olan, müdahale önceliği bulunmayan sektörleri tanımlayacaktır. Bu çalışma üç aşamada gerçekleştirilmektedir. İlk aşama kırılganlık analizidir. Bu aşamada kentte belirlenen her bir sektörün hassasiyet seviyesi ve adapte olma kapasitesi belirlenmiştir. Setörle ilgili yasalar, planlar, çalışmalar, iklim değişikliğine karşı mücadelede katkıda bulunan faaliyetler ve engeller tartışılmştır. Bu tartışmalar sonucunda her bir sektör için kırılganlık seviyesi belirlenmiştir. İkinci aşama risk analizidir. Bu aşamada her bir sektör için risk faktörleri ve etkiler tartışılmıştır. Sonuç olarak her bir sektörün risk seviyesi belirlenmiştir. Son aşama ise önceliklendirme analizidir. Bu aşamada önceki analizlerden elde edilen kırılganlık seviyeleri ve risk seviyeleri bir matrixte birleştirilmiş, toplam değerlere ulaşılmıştır. Bu değerlerde en yüksek risk seviyesine ve en yüksek risk seviyesine sahip olan sektör ve planlama alanı en yüksek puanı alarak en öncelikli sektör olarak değerlendirilirken en düşük kırılganlık ve risk seviyesine sahip olan sektör ve planlama alanları en az önceliğe sahip olan olarak belirlenmiştir. Tüm sektörler önceliklendirme analizine dayanarak en yüksek puandan en düşük puana sıralanmıştır. Bu sıralama en öncelikli sektörler ile en az öncelikli sektörleri belirlemektedir.  Yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre İstanbul'un en kırılgan ve en çok risk taşıyan sektörleri güvenlik, sağlık, ekoloji ve biyoçeşitlilik, su kaynakları ve altyapı olarak tespit edilirken en az kırılgan ve en az risk taşıyan sektörü atıklar olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları adaptasyon ve zarar azaltma stratejileri geliştirileceği zaman hangi sektörlerin öncelikli olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyacaktır. Bundan sonraki çalışmalarda adaptasyon ve zarar azaltma stratejileri belirlenirken yapılan kırılganlık ve risk değerlendirmesine bağlı önceliklendirme analizinin yol gösterici olması bakımından bu çalışma büyük önem taşımaktadır.
Climate is changing and human activities are accelerating the natural changes in the climate. It has been already observed and projected that these changes will have significant impacts on ecosystems, physical systems and linked human activities. The urban areas especially metropolitan cities will experience several adverse impacts from climate change over the coming decades such as temperature increases, drought, and flood events. Since the number of people living in cities has passed 50 per cent, cities have become the most crucial part of the challenge of adapting to climate change in developing world. Metropolitan cities as engines of the urbanization and economic development are under risk due to adverse impacts of climate change. Determining the adapting strategies, risk level, vulnerability level and vulnerable areas in a city are the critical parts that should be concerned. The idea of managing vulnerabilities and risks forms after the determination of vulnerabilities and risks, which generates the first step of a long-term study. Unless cities have a clear understanding of the vulnerability and risk to climate change, the measures may be meaningless and ineffective. Therefore, assessing vulnerability and risk of cities to climate change becomes an important issue for developing resilience and adaptation strategies.  This study aims to investigate climate change related vulnerabilities and risks on vital sectors in Istanbul urban system as the largest metropolitan city of Turkey. The vital sectors have been defined as the resource, ecological system, species, management area, activity, or other area of interest that may be affected by climate change and critical to health of citizens and the economic viability of the city. Based on Istanbul's regional development strategies in Istanbul Development Plan prepared by Istanbul Development Agency, 11 sectors; health, water resources, energy, transportation, agriculture, public safety, land use and development, materials, infrastructure, ecology and biodiversity and culture and 25 planning areas in those sectors have been determined to analyze. The vulnerability assessment and risk assessment on those sectors has been applied considering the ICLEI publication "Preparing for Climate Change; A Guidebook for Local, Regional and State Governments". Obtained data has been used to rank sectors from the most to the least vulnerability and at-risk. The results of this study highlight which sectors are the most vulnerable and under the greatest risk due to climate change. According to the results of the study the most vulnerable and at-risk sectors in Istanbul are public safety, health, ecology and biodiversity, water resources and infrastructure. The least vulnerable and at risk sector is materials. Determining the vulnerability and risk of climate change on sectors will help decision makers to develop adaptation, mitigation strategies and resilience for further studies.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2015
Anahtar kelimeler
iklim değişikliği, kentsel kırlıganlık, kentsel dayanıklılık, risk, İstanbul, climate change, urban resilience, urban vulnerability, risk, Istanbul
Alıntı