Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/3489
Title: Diyalog Tabanlı Yarışmalara Yeni Bir Model Önerisi
Other Titles: A New Model For Dialog Based Architectural Competitions
Authors: Kahvecioğlu, Hüseyin
Kanat, Görkem Rabia
10030136
Mimari Tasarım
Architectural Design
Keywords: mimarlık
yarışma
model
architecture
competition
model
Issue Date: 11-Mar-2014
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Tarihi Milattan öncesine dayanan mimari proje yarışmaları zaman içinde evrimleşerek bugünkü haline ulaşmıştır. Tarihte önemli ve anıtsal yapıların elde edilmesinde kullanılan yöntem günümüzde özellikle Avrupa’da her türlü kamusal yapının üretilmesi için bir araç haline gelmiş olsa da Türkiye’de devlet üzerinde ikna sürecini tamamlayabilmiş değildir. Yarışmalarla Cumhuriyetin ilanıyla tanışan Türkiye daha oluşmamış bir özel sektör nedeniyle yarışma kurallarını sadece devlet yapıları üzerinden tanımlayabilmiştir. Bu durumun yıllar boyunca değişmeyişi mimari proje yarışmalarının sayıca yetersiz kalmasına neden olmuştur. Özel sektörün süreci denetleyememe ve sürecin dışında kalma, sürecin uzunluğu, mimara karar verememe gibi nedenlerle yarışma tercih etmemesi asında kabul edilebilir gerekçelerdir. Özellikle mimarların büyük çabaları sonucu başlayan yarışma serüveni yarışma sayısının yetersizliği ve artan mimar sayısı ile bir çıkmaza girmektedir. Yılda ortalama açılan açık yarışma sayısı 10’u geçmezken katılımcı sayıları 100’ü aşkın olmaktadır. Bu durum ödül grubu dışında kalan katılımcıların harcadıkları zaman, efor ve paranın geri dönüşümsüz olarak yok olduğu anlamına gelmektedir. Mimari proje yarışmalarının temel gereklilikleri arasında sayılan yaratıcılık ve nitelik gereksinimi, birçok çözümün aynı anda karşılaştırılması anlamına gelmektedir. Fakat bir noktadan sonra bu gereksinim savurganlık derecesine geçmektedir. Mimarın bu denli bir kaybı karşılayabilmesi pek mümkün görünmemektedir. Fransa ve Almanya’da 80’lerden beri süre gelen bazı kanunlar ile tüm kamu yapılarının yarışma ile elde edilmesi zorunluluğuna ek olarak bu yarışmaların davetli yarışma usulü ile yapılması açık yarışmaların neden olduğu kaybı hafifletmektedir. Fakat aynı ülkelerin yarışma tutumları genç mimarların meslek hayatlarının başında önlerinde bir engel olmaktadır. Davetli katılımcı listesine girebilmek için önceden benzer bir projenin uygulanmış olma zorunluluğu özellikle Fransa’da genç mimarların yarışma kurumundan uzaklaşması anlamına gelmektedir. Almanya’da ise önceden belli olan katılımcı listesinin yanında kura yöntemiyle daha genç ekiplerden oluşan birkaç isim eklenmektedir. Her iki ülkede de genç yeteneklerin keşfi için açık yarışmalar düzenlensede sayı olarak oldukça azdır. Davetli yarışmalarda katılım 5 ya da 6 ekiple sınırlı olduğu için yarışma süresince harcanan efor, zaman ve para oldukça azalmaktadır. Çoğu zaman katılımcı ekiplere kavramsal tasarım ücreti ödenmektedir. Aynı zamanda bu yarışmaların sonunda projenin uygulanma olasılığı açık yarışmalara oranla oldukça fazladır. Davetli yarışmaların yukarıda bahsi geçen para, zaman ve efor kaybını minimize ettiği bir gerçek olsa da bu yarışmalara katılımın belli bir grup mimara açık olması haksız rekabete yol açmaktadır. Tecrübesi daha az mimarı baştan saf dışı bırakmak yarışma mantığına aykırı olarak tasarım odaklı değil mimar odaklı bir seçime dönüşmektedir. xviii Hazırlanan bu tez mimari proje yarışmalarının içinde barındırdığı çelişkili durumlara cevaben yeni bir yarışma modeli önermektedir. Öneri model, zaman, efor ve para kaybını minimize eden davetli yarışmaları genç mimarların katılımına açmaktadır. Bu süreci denetleyecek yasal bir organın gerekliliği üzerine Mimarlar Odası’nın bir yarışma danışmanlığı biriminin oluşturulması gündeme getirilmektedir. Avrupa ve Amerika’da özel danışmanlık firmaları süreci uygularken Türkiye şartlarında Mimarlar Odası’nın süreç üzerinde daha fazla tecrübe sahibi olması nedeniyle özel firma ihtiyacı duyulmamaktadır. Oluşturulan birimin yarışma sürecinin başından sonuna kadar denetleyici ve düzenleyici bir işlevinin olması, bunun yanında havuz sistemi ile kura yöntemini baz alan önseçim sürecini yönetmesi öngörülmektedir. Genç mimarları da kapsayan davetli yarışmalar olağan yığılmaları engellemektedir fakat yarışma sayısında bir artış olmadığı taktirde çoğunluğun yarışma dışı kalmasına neden olacaktır. Bu noktada Kuzey Avrupa ülkelerinde ugulanmaya başlanan DTY (diyalog tabanlı mimari yarışmalar) bir yandan işverene sürece dahil olma imkanı sağlarken diğer yandan mimara yön göstererek doğru yolda ilerlemesini ve yine para, zaman ve efor kaybını azaltmayı sağlamaktadır. Diyalog Tabanlı Mimari Yarışmalar önceden organize edilmiş oturumlarda katılımcı mimarları, işvereni ve jüriyi bir araya getirip proje üzerinde tartışmayı mümkün kılmaktadır. Bir çokları tarafından tasarım sürecinin en verimli anı olarak kaydedilen yatırımcı ile görüşmeler yarışma sürecinde de mimarı olası yanlış kararlardan döndürmektedir ve dolaylı olarak yarışmaların sürekliliğini sağlamaktadır. DTY demokratik ve şeffaf bir yarışma sürecini benimsemektedir, bu nedenle kazananın belirlenmesinde son sözü halka yani kullanıcıya bırakmaktadır.
Architectural design competitions are a manifestation of a social institution with a very long history, dating back to ancient times. However it has been transformed into an architectural selection procedure in 19th century. While formerly, architectural competitions mostly were arranged to gain signature architecture and urban designs, nowadays it has become a way to procure architectural services for all kind of buildings such as museums, all varieties of memorials, commercial buildings, schools, housing, industrial parks, infrastructure and even street furniture. Architectural competitions are wonderful chances to success and abuse. It is not open to debate that architectural competitions have many advantages on our built environment, public, clients and architects. First of all, the selection mostly is quality based (the decisions are made on basis of the quality of the submitted proposal) not quantity based. The former references of the architect are not taken into account. Secondly, the client has the chance to evaluate many types of new solutions for the given task. And from the architects perspective, taking part in a competition is about experimenting and developing a personal vision outside a predefined setting of personal connections, nationality, office size, or gender. And winning a competition brings a rise up the professional hierarchy. However, for an institution to survive that long, it can safely be assumed that its manifestations must have changed over time, in sync with the evolution of the norms, involves and concerns of the surrounding society. We all agree that architecture is a business and achitects have to make profits in order to sustain their livings. According to a study held by RIBA, while the demad for architecture will remain consistently high, the manner in which architects do business will change dramatically. It is not technological developments, which will dominate construction, but rather en economic revolution that is lying a head for the architecture world. Competition among architects will increase in Europe and globally. The reason for this is an unbroken growth of the number of architects in the markets, with a simultaneous decline of demand for their services. At this point, it is good to remember Pierre Joseph Proudhon s rows in Philosophy of Poverty; the principle of competition in capitalist economy is the negation of itself. Is there a theorem in geometry more certain, more peremptory than that... competition destroys competition? . This thesis analyze the three conflicting concerns of competitions; need for creativity, wastefulness of procedure and fairness. And it suggests a new model for architectural competitions based on Dialogue Based Architectural Competitions (DAC) in order to decrease the negative effects and provide sustainability for the competitions. The architectural competition is generally thought of as experimentation and therefore they can be considered investments in the exploration of new ideas. In retrospect, asking many people to work in same task in same amount of time to produce alternative solutions, knowing that only one of them will get the job, is necessarily a wasteful procedure, but the wastefulness is rationalized as a necessary investment in creativity. Although there is an idea that the winner should be picked among more, and more qualified alternatives, there are some eaiser ways to pick the winner. However, the wastefulness of the procedure remains to be a concern, especially because those who stood to benefit from the exploration, i.e. the clients, are normally not the ones to carry the wasted costs and efforts. Primarily, the participating architects who do not win are the ones who carry the wasted costs and efforts, and possibly on society at large, at least indirectly. The changes made in the organization of competitions have been especially targeted at preventing the exploration to become too wasteful. Consider e.g. the two stage competition in which many participants compete in the first stage, each investing a limited amount of resources in sketching a solution, while only a few participants compete in the final stage, each investing considerable amounts of resources in detailing their designs. Such a procedure was meant to eliminate the huge expense to architects of competing in the escalating market of special effects. The need for experimentation and the wastefulness of exploration are there two valid concerns which seem act in contradictory ways as building a dilemma. However, add to this the concern for the fairness of the process of appointing winners. Competing on equal terms and appointing the winner on ‘objective criteria’ are the most important values of fairness, and many parts of the social technology of architectural competitions have been designed to induce trust in the fairness of the evaluation. Especially professional architectural associations such as The Chamber of Architects, have the right to provide fairness among the competitions when taking responsibility for organizing the procedures and staffing the jury with professionals. More recently, elaborate legal and regulatory frameworks, implemented by e.g. the EU, have supplemented, and to some extent substituted, the role of professional associations in this respect. Many aspects of architectural competition are nowadays a matter of prescription more than design. Such prescriptions are embodiments of the fairness concern. Recently, a new form of architectural competition was introduced on the North Europe building scene. Institutionally called ‘dialogue-based architectural competitions’ (DACs), this innovative competition systemis based on traditional forms of architectural competitions, e.g. the ‘sketch competition’ and the ‘invited architectural competition’, but it adds an organized set of dialogues to the process. In the specific instantiation of a DAC described below, the architectural teams met with each other and the members of the competition panel on several occasions during the competition. On these occasions they openly presented and discussed the current state of their ideas and plans for the final design entry. Sharing your preliminary ideas, plans and problems with your competitors and future evaluators is bound to change the competitive dynamics. Usually such interaction during a competition would fuel suspicions of collusion and unfairness, and traditional architectural competitions are designed to discourage such interaction. This thesis builds a new competition model based on DAC’s having some additions with its preselection and programming methods. Programming is very important step in competition design in terms of reliability of the competition. There are various steps to achieve when xxi preparing the program. After a well organized program another concern regarding to the design of the competitions is the preselection of the participants. It is suggested that preselection process will be implemented by the partake of the young architects. Under the consultancy of “Competition Group” under the Chamber of Architects, it is aimed to provide a fair selection based on portfolio, by categorizing the architects according to their experiences and pick them by a lottery system. In order to sustain a democratic environment, in the end of thr process, determining the winner will be occured by public. Consequently, this thesis presents a new model of architectural competitions as an answer to the three concerns behind the competition namely; need for creativity, wastefulness of the procedure and fairness. It aims to reduce the negative effects of this unbalanced system.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2014
URI: http://hdl.handle.net/11527/3489
Appears in Collections:Mimari Tasarım Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
14420.pdf2.95 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.