Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/14091
Title: Duyumsamayı Ortaya Çıkaran Bir Karşılaşma Olarak Mimari Temsil
Other Titles: Architectural Representation As An Encounter That Makes Sensation Emerge
Authors: Şentürer, Ayşe
Avcı, Haydar Ozan
502082012
Mimarlık
Architecture
Keywords: Mekan
Beden
Temsil
Mimari tasarım
Mimari temsil
Duyumsama
Karşılaşma
Bedenmekan
Space
Body
Representation
Architectural design
Architectural representation
Sensation
Encounter
Bodyscape
Issue Date: 5-Sep-2016
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science And Technology
Abstract: Bu tez, mimari temsilin duyumsamayı ortaya çıkaran bir karşılaşma olarak ele alınması gerektiği savı üzerine kuruludur. Bu savın gerekçesi, mimari temsilin tasarım sürecinde, dolayısıyla yaratıcı üretimlerde, çok kritik bir role sahip olmasıdır. Mimari temsilin yaratıcı bir araca dönüşebilmesi için tasarlayanla tasarlanan arasında bir diyalog oluşturabilmesi, tasarlayanı tasarlanana, tasarlananı da tasarayana aktarabilmesi gerekmektedir. Bu aracılık sürecinde her iki tarafa aktarımın olup olmadığını kontrol edecek ajan da duyumsamadır. Duyumsamanın ortaya çıkması, tasarlayanla tasarlananın karşılaşmasında özneyle nesnenin yer değiştirdiğinin, birbirine dönüştüğünün göstergesidir. Bu noktada araştırmayı yönlendiren soru "Mimari temsilde duyumsama nasıl ortaya çıkabilir?" sorusudur. Bu sorunun olası cevaplarını bulabilmek için karşılaşılan olaylarla, şeylerle veya durumlarla yeni ilişkiler kurabilmek – yani ilişkisel düşünebilmek – ve karşılaşılan her şeye, olaya veya duruma eleştirel yaklaşıp, ontolojik ve epistemolojik sorgulama ve tartışma yapmak gerekmektedir. Bu ontolojik ve epistemolojik sorgulama sürecinde duyumsamayı ortaya çıkaran bir karşılaşma olarak mimari temsil kavramının bütün katları açılmakta ve keşfedilen yeni ilişkilere göre katlar birbirleri üzerine yeniden katlanmaktadır. Bu katlar ilk aşamada bedenmekan, duyumsama, karşılaşma, temsil, tasarım ve mimari temsil olarak karşımıza çıkmaktadır. Katlar açılmaya devam ettiğinde karşımıza mekan, aktüel/virtüel mekan, atmosferik mekan, beden, organlı/organsız beden, cyborg, akışkan beden, zamansal-mekansal-bedensel deneyim, estetik deneyim, bedensel deformasyon, duyum, imge, görünen/görünmeyen gibi kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bu kavramlar aracılığıyla hem bedenin, hem mekanın hem de temsilin ontolojisi ve epistemolojisi sorgulanmaktadır. Tezin amacı, bu sorgulamalar aracılığıyla mimari temsilin duyusamayı ortaya çıkarabilen modlarının izlerini sürmek ve olası yeni temsil modlarını açığa çıkarmaktır. Tezin hedefi de olası yeni mimari temsil modlarının yaratıcılığı tetikleyecek nitelikte ortaya çıkmasının yollarını araştırmak ve bu süreci karşılaşmalar ve duyumsama üzerinden tarif etmektir. Araştırma bir bütün olarak ele alınmakta ve açık bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Açık yapı, ontoloji ve epistemoloji arasında salınım yapan sarkaçla da yakından ilişkilidir. Bu ilişkiyi kurabilmek, bütünü görebilmek ve açıklayabilmek için eleştirel ve ilişkisel düşünebilmek önemlidir. Karşılaşılan durumlara veya şeylere eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmak ve onları sorgulamak, farklı durumlar arasında yeni ilişkiler kurabilmek, farklı alanların bilgilerini birbirleriyle karşılaştırmak mimarlık epistemolojisinin gelişmesine aracılık etmektedir, çünkü (mimarlık) bilgi(si) donmuş bir olgu değildir, her defasında yeniden üretilebilecek dinamik bir karaktere sahiptir ve bilginin bağlamı açık bir yapıdır. Tasarım süreci ve yaratıcılık açısından son derece önemli olduğu düşünülen ilişkisel ve eleştirel düşünme aynı zamanda tezin araştırma yöntemi olarak da kullanılmaktadır. Karşılaşılan farklı örnekler ve durumlar birbirleriyle ilişkilendirilerek temsil ve duyumsama bağlamında tartışılmaktadır. Farklı alanların mimarlık alanına kaydırılmaları yeni melez durumları yaratabilmek ve yapıyı açık tutabilmek için yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu melezlenmeler sayesinde duyumsamanın temsile nasıl dahil edilebileceği, daha doğrusu temsilin nasıl duyumsamayı ortaya çıkaracağı, görünmeyenin nasıl görünür hale getirileceği tartışılmaktadır. Bütün bu tartışmalar duyumsamayı ve yaratıcılığı tetikleme potansiyeline sahip olası yeni mimari temsil modlarını ortaya çıkartmak içindir. Tek bir beden olarak ele alınan ve organsız bedene dönüştürülmeye çalışılan tez metninde kavramsal ve kuramsal tartışmalarla örnek incelemeleri yer almaktadır. Tez metnini organsızlaştırmak hem metni hem de okuyucuyu özgürleştirmektedir. Örnekler bu metnin içine giren ikincil metin parçalarını oluşturmaktadır. Bu parçaların her biri kendi içinde kısa tartışma metinleridir. Kuramsal ve kavramsal tartışmanın çeşitli yerleriyle bu kısa tartışma metinlerini ilişkilendirmek mümkündür. Dolayısıyla örnek incelemelerinin yer aldığı kısa metinlerin ana metin içinde zamansal olarak sabit bir yerleri yoktur. Okuyucu istediği metin kutularını okuma, istediklerini okumayı erteleme, bazılarını es geçme ve bazılarını tekrar tekrar farklı zamanlarda okuma konusunda serbesttir, özgürdür. Burada okuyucunun farklı ilişkiler kurmasına aracılık eden şey metnin içinde yer alan metin kutularıdır. Tezin araştırma sorusu ve savunduğu görüş nettir. Bu görüş aracılığıyla yeniden üretilebilecek olan şey mimari temsilin ontolojisi ve epistemolojisidir. Bilginin her defasında yeniden üretilmesinin önemli olmasının sebebi, mimarlık bilgisinin dinamik bir karaktere sahip olması, her okuma eyleminde bu bilginin yeniden üretilmesi ve mimarlık epistemolojisinin bu vesileyle zenginleştirilmesidir. Bu üretimi olanaklı kılan metnin kurgusu ve okuyucunun o metinle karşılaşması sonucu kurduğu ilişkidir. Tez için karşılaşmalar çok önemlidir çünkü mimari temsilin bedenmekana dönüşmesi, duyumsamanın ortaya çıkması, temsil aracılığıyla tasarım sürecinin yaratıcı bir süreç haline gelmesi karşılaşmalar aracılığıyla olmaktadır. Tezde yer alan örnekler de birer karşılaşmadır. Mimari temsilin öznelleşmesi, dolayısıyla bedenmekana dönüşüp duyumsamayı ortaya çıkarabilir hale gelmesi ve böylece özgürleşmesi, bu süreçte tasarımın ve tasarımcının da özgürleştirilmesini olası kılan birebir örnekler bulmak mümkün değildir. Araştırmacı mimari temsili bu bağlamda irdelerken karşısına çıkan projeler, tasarımlar, sanat çalışmaları veya kavramlar, düşünceler ve kişiler birer karşılaşmadır. Bu karşılaşma eylemi sonucunda her biriyle bir ilişki kurulmuş, hem ontolojik hem de epistemolojik bir sorgulama gerçekleştirilmiştir. Karşılaşmalar, tek bir beden olarak ele alınan araştırmanın hem metodolojisi hem de metnin ontolojisi ve epistemolojisi açısından önemlidir. Tezin metodolojisi höristik metodolojidir. Tasarım ve temsil sürecinin höristik olması kadar araştırmanın da höristik bakış açısıyla ele alınması önemlidir. Höristik yaklaşım kişisel araştırmanı, kişisel diyaloğunu ve kişisel keşfini içermektedir. Araştırma sorusu ve metodoloji içsel farkındalıktan, anlamdan ve ilhamdan sızıp dışarı çıkmaktadır. Araştırmacı bir konu, problem veya soruyu göz önüne aldığında onun içine tamamen girmekte, araştırdığı şeyin doğasını ve anlamını iç gözlemle, düşünceli ve düşüncesini yansıtan bir biçimde araştırmakta, onda ikamet etmekte ve temel bir kavrama elde edilene kadar ayrıntılı bir biçimde açıklamada bulunmaktadır. Böyle bir araştırma yöntemi lineer değil diyalektiktir. Dolayısıyla araştırmanın kendisi de sarkaç salınımı yapmakta ve tıpkı tasarlayanla tasarlananda olduğu gibi araştırmacıyla araştırmanın ontolojisi ve epistemolojisi arasında dinamik bir sürece dönüşmektedir. Mimari temsilin de höristik bir yapıya sahip olması, tek bir doğruya odaklanmamış olması, içsel temsillerin bütününe içkin olması hem sonuç ürünün zenginliği açısından hem de tasarımcının kendisiyle kurduğu diyaloğun niteliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu höristik süreçte tasarlayan ve tasarlanan bütünleşmektedir. Mimari temsil bağlamında bedenmekan olarak ifade edebileceğimiz bu beden-mekan bütünleşmesi, duyumsamanın ortaya çıkmasına aracılık etmektedir. Mimari temsilin nesnel gerçeklik sınırlarını aşıp öznel olana yönelmesiyle birlikte bedensel deformasyonlar mimari temsilin bir parçası olmaya başlamaktadır. Bedensel deformasyonların ajanı olan duyumsama da bu açıdan önemlidir. Duyumsamanın ortaya çıkması, bedenmekanın varlığına işaret etmektedir. Bedenmekanın varlığı da bedenle mekanın bütünleştiğinin, yani tasarlayanla tasarlananın sürekli yer değiştirdiğinin bir göstergesidir. Bu yer değiştirmeler düşünceyi aktif hale getirmekte ve yaratıcılığın ortaya çıkmasına aracılık etmektedir. Tezin mimarlık alanına iki yönde katkısı olacağı düşünülmektedir. Birincisi tezin mimari temsille ilişkili savıdır. İkincisi de bu savı ortaya koyma yöntemidir. Tezin kendisini ve yöntemini bütünleştirmek, araştırılan konuya paralel araştırma yöntemini de ortaya koymaktadır. Mimari temsilin tasarım sürecinde aktif rol oynamasını, tasarımcının içsel temsillerini dışsal temsillere dönüştürme sürecinde olumlu katkısının olmasını sağlayacak şeyin özne ve nesne, beden ve mekan arasındaki yer değiştirme, yani bedenmekana dönüşme olduğunu dile getirmek, mimari temsili özgürleştirmek, organsız bedene dönüştürmek anlamındadır. Bu süreçte duyumsamanın ortaya çıkması, bedenle mekan arasında, tasarlayanla tasarlanan arasında bir dönüşümün olduğunu göstermektedir. Bu dönüşüm yaratıcılığı tetiklemesi bağlamında da önemlidir çünkü höristik bir karaktere sahip tasarım sürecinde temsilin kritik bir rolü vardır. Bu savı ortaya koyan tezin kendisi de höristik bir bakış açısıyla ele alınmış, bir temsilin nasıl organsızlaştırılabileceği konusunda bir yöntem önerisi sunmuştur. Yüzünü hem nesneye hem de özneye dönen, anlık bir titreşim olarak ortaya çıkabilen duyumsamayı tartışan bir tezin de yüzünü hem araştırdığı konuya hem de araştırmacıya dönmesi gerekmektedir. Duyumsamayı ortaya çıkaran bir karşılaşma olarak ele alınan mimari temsilin araştırmasının böyle bir yöntemle mümkün olacağı düşünülmektedir.
This thesis argues that architectural representation should be considered as an encounter that makes sensation emerge. Architectural representation has a critical role in design process and creative productions. In order to become a creative tool, architectural representation should start a dialogue and mediate between the designer and the designed thing. During this mediation process, sensation is the agent that may control the transfusion between the designer and the designed thing. The emergence of sensation is the indicator of the shift between the subject and the object and transformation of each other when they encounter. At this point the research question that leads the thesis is "How can sensation emerge in architectural representation?". So as to find possible answers to this question, new connections through relational thinking should be constituted in-between circumstances, things and incidents that we encounter and each encounter should be questioned both ontologically and epistemologically through critical thinking. During this questioning process the folds of the argument "architectural representation as an encounter that makes sensation emerge" unfold and fold again according to the new relations that are discovered through encounters. The folds at the first unfolding stage are bodyspace, sensation, encounter, representation, design and architectural representation. When the new folds unfold, we find concepts like space, actual/virtual space, atmospheric space, body, body with/without organs, cyborg, fluid body, temporal-spatial-bodily experience, aesthetic experience, bodily deformation, sense, image, visible/invisible. By means of these concepts, the ontology and epistemology of body, space and representation are questioned. The aim of the thesis is to find out new modes of architectural representation that can make sensation emerge. The goal of the thesis is to search for possible ways of emergence of architectural representation that triggers creativity and to define this process through encounters and sensation. During the history of architectural representation, the representation is considered as an objective entity. However, as a design tool, architectural representation should have a subjective character besides its objective sides. What is to be subjective? Being subjective does not only mean the style of the architect or his/her drawings, but also means the subject's presence in the representation. In this case, architectural representation becomes related with bodily experience and every experience has its own deformations. Sensation is an existential concept. It is not only related with the subject but also related with the object. It emerges through bodily experience. If we try to search for the emergence of sensation in architectural representation, we may search for bodily deformations. Sensation is the agent in this research process. The research is addressed as a whole and tried to be transformed into an open structure. Open structure is closely related with the pendulum between ontology and epistemology. In order to construct this connection, to see and explain the whole, relational and critical thinking is very important. To question each circumstance or thing through critical thinking, to set up new relationships between different circumstances and to contrast knowledge of various fields will help to improve the epistemology of architecture, because the knowledge (of architecture) is not a static phenomenon. The context of knowledge is an open structure, thus the knowledge can be reproduced each time and has a dynamic character. Relational and critical thinking – that are considered as the key concepts for design process and creativity – are used as the method of this research. Different encounters are related with each other and discussed in the context of representation and sensation. The shifting of different fields onto the field of architecture is another method to create new hybrid circumstances and open the structure of the research. By means of these hybrid circumstances, the ways to include sensation in representation, or the ways how representation makes sensation emerge, how the invisible will be visible is discussed. All these discussions are for the emergence of new modes of architectural representation that have the potential to trigger sensation and creativity. The thesis text, which is considered as a singular body and tried to be transformed into a body without organs, consists of conceptual and theoretical discussions and example explorations. Converting the thesis text into a body without organs emancipates both the text and the reader. Examples are the secondary text parts and each of them is a discussion text. It is possible to relate these short discussion texts to different parts of the conceptual and theoretical discussion. Therefore, the short texts of example explorations do not have a stable temporal place in the main body of the text. The reader is free to read some of the text boxes, some to postpone, some to skip or some to read again and again. These text boxes in the main body of the text mediate the reader to construct new relationships. The research question and the argument of the thesis is clear. The thing that could be reproduced during this relational and critical process is the ontology and epistemology of architectural representation. The reason why this reproduction process of knowledge is important is the dynamic character of architectural knowledge. Each reading process will produce new knowledge on architectural representation and this will have a valuable contribution to the epistemology of architecture. What makes this possible is the construction of the text and the relationship that is constituted by the reader as a result of his/her encounter with the text. Encounters are very important for the thesis because the transformation of architectural representation to bodyspace, the emergence of sensation and to make design process creative through representation is possible through encounters. Each example in the thesis is an encounter. It is not possible to find exact examples that make architectural representation subjective, sensation emerge and emancipate both the designer and the designed thing. Various projects, designs, art works or concepts, thoughts and people are encounters of the researcher. As a result of these encounters new relations are constituted through ontological and epistemological questioning. Encounters are crucial for the methodology, ontology and epistemology of the research. The research is based on a critical literature review. The thoughts of philosophers such as Benedictus Spinoza, Gilles Deleuze and Maurice Merleau-Ponty are significant in order to discuss different conceptions of body and its relation with sensation. On the other hand the thoughts of architectural thinkers such as Juhani Pallasmaa, Bruno Zevi, Alberto Perez-Gomez, Anthony Vidler, Dalibor Vesely, Marc Garcia, Neil Spiller and art historians such as James Ackerman, Erwin Panofsky and Pavel Florenski and the drawings of Albrecht Dürer, Villard de Honnecourt, Bryan Cantley and Perry Kulper plays a critical role to start a new debate on architectural representation. The works of François Roche, Diller Scofidio+Renfro, Bernard Tschumi, Coop Himmel(b)lau, Frederick Kiesler, Peter Eisenman are important examples from the field of architecture so as to rethink about the concepts of space, time, body and architectural representation. The works and thoughts of fashion designers such as Issey Miyake, Hüseyin Çağlayan, Comme des Garçons, Kei Kagami, Ying Gao and Danit Peleg are very helpful to rethink about the relationship between the body and space. And also the works of artists such as Francis Bacon, Marcel Duchamp, Pablo Picasso, David Hockney, Eadweard Muybridge, Imme Van der Haak, Ernesto Neto, Patricia Piccinini, Pınar Yolaçan, Gary Hill, Robert Morris, Bruce Nauman, Georges Seurat, Paul Signac and Ian Wright are very important to discuss the concepts of sensation, space, time, body and their representations. All these examples are considered as an encounter in the thesis. The methodology of the research is heuristic methodology. It is important to use heuristic methodology in a research that is about design and representation processes that also have heuristic character. Heuristic approach includes your personal research, personal dialogue and personal discovery. The research question and methodology transpire through inner awareness, meaning and inspiration. The researcher penetrates into the research, dwells in it, researches the nature and meaning of the thing he/she searches through his/her inner observations that reflects his/her own thoughts and keeps explaining until an essential comprehension is obtained. This kind of research is not linear but dialectic. Consequently, the research itself oscillates and a dynamic process occurs between the research and the researches as it happens between the designer and the designed object. It is also important for architectural representation to have a heuristic character and not to focus on a singular reality, to cover all possible inner representations so as to create a qualified dialogue between the designer and the designed thing. During this heuristic process the designer and the designed thing become a united whole. The unity of body and space that we can express as bodyspace in the context of architectural representation, mediates the emergence of sensation. When architectural representation extends the limits of objective realty and heads for subjectivity, bodily deformations become a part of architectural representation. In this case sensation is significant as the agent of bodily deformations. The emergence of sensation indicates the existence of bodyspace. The existence of bodyspace indicates the unity of body and space, namely continuous shift between the designer and the designed thing. This shift activates the thought and mediates the emergence of creativity. The contribution of the thesis to the field of architecture has two aspects. The first one is the argument of the thesis about architectural representation. The second one is the way and methodology of the research to expose the argument. To unify the research and methodology creates a unique research method that is appropriate for the research. The thing that will activate the role of architectural representation in the design process and to create a positive effect on the transformation of inner representations to outer representations is the shift between the object and the subject, the body and space, namely becoming bodyspace. This means the emancipation of architectural representation and becoming a body without organs. The emergence of sensation in this process indicates the transformation between the body and space, the designer and the designed thing. This transformation is also important in the context of creativity, because representation may trigger creativity during the design process, which has a heuristic character. The thesis that exposes this argument also has a heuristic point of view and offers a method on how to convert the body of representation into a body without organs. A thesis that discusses sensation, which is facing both the subject and the object, should also be facing both the researcher and the research. It is believed that the research of architectural representation as an encounter that makes sensation emerge can be possible by a method like this.
Description: Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016
Thesis (PhD) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2016
URI: http://hdl.handle.net/11527/14091
Appears in Collections:Mimarlık Lisansüstü Programı - Doktora

Files in This Item:
There are no files associated with this item.


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.