Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/13522
Title: Kanat Profilleri İzler Kenarına Çentik Uygulamasının Akış Gürültüsüne Olan Etkisinin Hesaplamalı Olarak İncelenmesi
Other Titles: Investigation Of Airfoil Self Noise With Trailing Edge Serrations Using Computational Methods
Authors: Ünal, Uğur Oral
Aydın, Çağrı
10122954
Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisliği
Naval Architecture and Marine Engineering
Keywords: Sayısal akışkanlar dinamiği
Bilgisayar destekli Hesaplama
 sayısal hesaplama
Aeroakustik
Hidroakustik yöntem
Computational fluids dynamic
Computer aided calculation
Numerical calculation
Aeroacoustic
Hydroacoustic method
Issue Date: 24-Aug-2016
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Gürültü, günümüzde yapılan mühendislik uygulamalarında önemli bir yere sahiptir. Özellikle savunma sanayiinde kullanılan araçların tanınabilirlik açısından düşük gürültü seviyelerine sahip olması bir gereklilik haline gelmiştir. Son yıllarda akış kaynaklı gürültü ve titreşim konularında yapılan çalışmalar bir hayli artmıştır. Fakat özellikle akış kaynaklı gürültü tahmini çalışmalarında kullanılan denklemlerin lineer olmayan davranışları yapılan hesaplamaları zorlaştırmakta, hesaplama gücü kaynaklarına olan gereksinimi artırmaktadır. Aeroakustik, akış tarafından ortaya çıkan gürültüyü inceleyen bilim dalıdır. Akış kaynaklı gürültü ile ilgili yapılan ilk çalışmalar Strouhal tarafından silindir etrafında akışkanın etkisi ile oluşan tonların incelenmesi ile başlamıştır. Hesaplamalı aeroakustik alanındaki ilk çalışmalar ise Lightill tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada izler kenara uygulanan çentiklerin akış kaynaklı gürültüyü ne şekilde etkilediğini inceleme amaçlı çalışmalara yer verilmiştir. NACA 0012 kanat profili etrafında oluşan akış kaynaklı gürültü sayısal yöntemler ile hesaplanmış, profilin izler kenarına eklenen çentik geometrilerinin bu gürültüyü ne şekilde etkilediği incelenmiştir. Profil üzerindeki basınç değişimleri Navier-Stokes denklemlerinin hesaplamalı olarak çözülmesi ile elde edilmiş, denklemleri ayrıklaştırma yöntemi olarak Sonlu Hacimler Yöntemi (Finite Volume Method) kullanılmıştır. Aynı zamanda, analizlerin gerçekleştirildiği sonlu hacim metodundan, hız basınç ayrıklaştırılmasının yapıldığı SIMPLE yöntemi ve türbülans modeli olarak seçilen SST k-ω modelinden detaylı olarak bahsedilmiştir. Akustik hesaplamalar ise Ffowcs Williams ve Hawkings (FW-H) denklemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilk olarak kullanılan HAD (Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği) yönteminin geçerliliği incelenmiştir. Bu sebeple NASA tarafından NACA 0012 profili üzerine gerçekleştirilen deneylere başvurulmuştur. 6x106 Reynolds sayısı ve 0.15 Mach sayısında gerçekleştirilen deneylerin verileri, HAD yöntemi ile gerçekleştirilen analizlerin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. 0, 10 ve 15 derece hücum açılarında gerçekleştirilen analizlerin sonuçları incelendiğinde kaldırma kuvveti katsayılarında maksimum %5.4 hata ile deney sonuçlarına uyum sağlandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca belirtilen hücum açılarında basınç katsayılarının da karşılaştırması gerçekleştirilmiş ve bu katsayıların da deney sonuçları ile neredeyse tamamen uyduğu görülmüştür. Daha sonra alınan sonuçların ağ yapısından bağımsızlığının sağlanabilmesi için farklı hücre sayılarında üç adet model hazırlanmış ve kaldırma kuvveti katsayısındaki değişimin azalma derecesi ihmal edilebilir seviyelere geldiği ağ yapısı analizlerde kullanılmak üzere seçilmiştir. Çalışmalarda profil üzerinde oluşan sınır tabakanın daha iyi çözümlenebilmesi için boyutsuz y+ değeri 1 olarak alınmıştır. HAD yönteminin geçerliliği sağlandıktan sonra HAA (Hesaplamalı Aeroakustik) yönteminin geçerliliğinin incelenmesine geçilmiştir. Bu bölümde de NASA tarafından NACA 0012 profili üzerine gerçekleştirdiği akustik deneylere başvurulmuştur. 7.3 derece hücum açısı, 0.208 Mach sayısı ve 1.13x106 Reynolds sayısında yapılan deney için aynı şartlarda hazırlanan hesaplamalı analiz gerçekleştirilmiş, gürültünün frekans spektrumunda tepe noktasına geldiği frekans 13 Hz fark ile, SPL (Sound Pressure Level) değeri ise 7 dB fark ile hesaplanmış ve yöntemin geçerliliği sağlanmıştır. Ayrıca hesaplamalarda kullanılan URANS (Unsteady Reynonds Averaged Navier Stokes) yönteminin LES (Large Eddy Simulation) yönteminden farkını ortaya koymak adına LES ile bir analiz gerçekleştirilmiş ve sonucunda bu yöntemin yüksek frekanslardaki salınımları daha başarılı hesaplayabildiği fakat gürültünün tepe noktasının frekansını yakalamakta başarısız olduğu gözlemlenmiştir. Akustik yöntemin geçerliliği sağlandıktan sonra çentik uygulamalarına geçilmiştir. Çalışmada kullanılan çentik geometrileri çentikler arası mesafe (λ), çentik yüksekliği (h) ve λ/h oranı olarak üç parametreye bağlanmış ve 7 farklı çentik geometrisi oluşturulmuştur. Analizler sonrasında alınan sonuçlar incelendiğinde λ ve h parametrelerinin tepe SPL (Sound Pressure Level) ve OASPL (Overall Sound Pressure Level) değerlerine etkisinde düzenli bir trend olmadığı fakat λ/h oranının bu değerleri belirli bir trendde etkilediği gözlemlenmiştir. Fakat bu duruma uymayan istisna vakaların da görüldüğü belirtilmelidir. λ/h oranı 2.56 olan S7 vakasının gürültü seviyesi profil etrafına yerleştirilen M1, M2 ve M3 mikrofonlarında çentik içermeyen referans profile göre daha düşük hesaplanmış ve OASPL ve tepe SPL değerlerinin ortalama 4 dB düştüğü gözlemlenmiştir. Bu durum M4 ve M5 mikrofonlarında geçerli olmamış, bu durumun sebebi de söz konusu mikrofonların profilin iz bölgesinde bulunmasından dolayı ortaya çıkan salınımların kararlı olamamasından kaynaklandığı kanısına varılmıştır. Mikrofonların frekans spektrumları incelendiğinde tepe SPL ve OASPL değerleri arasında uyum olduğu, bu durumun sebebinin de tepe SPL değerinin frekans spektrumunu domine etmesi olduğu sonucuna varılmıştır. Frekans spektrumları detaylı olarak incelendiğinde 1300 Hz civarında ortaya çıkan tepe SPL değerinin yanı sıra 2700 Hz civarında ikincil ve daha sönük bir tepeye rastlanmıştır. Yaklaşık 40 dB gürültü seviyesine sahip bu ikincil tepe λ/h = 2.56 olan S7 vakasında sönümlenerek yok olduğu gözlemlenmiştir. Gürültü seviyelerindeki değişimlerin etkisinin daha iyi anlaşılabilmesi amacı ile vakaların TLS (Turbulence Length Scale) ve girdaplılık dağılımları da incelenmiştir. Ortaya çıkan λ/h trendinde istisna olarak görülen, λ/h değerleri aynı ve 1.28 olan S2 ve S4 vakaları arasındaki 6 dB’lik farkın sebebinin, gürültü seviyesi yüksek olan S2 vakasındaki TLS değerlerinin S4 vakasına göre daha yüksek olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda λ/h = 0.32 ve 2.56 olan S6 ve S7 vakalarının girdaplılık dağılımları incelendiğinde, gürültü seviyesi en düşük olan S7 vakasının çentik yakınlarında girdaplılık değerlerinin 170,000 olduğu görülürken diğer vakada çentiklerin daha geniş bir alanına yayılarak 200,000 seviyelerine ulaştığı görülmüştür. Alınan bu sonuçlar TLS ve girdaplılık dağılımlarının gürültü seviyelerine etkisinin uyumlu olduğunu göstermiştir.
In most of the engineering applications, noise is considered as an important factor. Especially in defense industry, it is necessary for the veichle (ship, submarine, plane etc.) to have decreased sound characteristics in order to decrease the chance of getting identified-located. Therefore, the recent number of researches about flow generated noise and vibration has increased drastically. However, the non linear characteristics of the equations used especially in flow generated noise prediction complicates the computations and requires tremendous amounts of computational resources. Aeroacoustics field investigates the flow generated noise. The very first work considering flow generated noise is done by Strouhal about investigating the tones created by flow aroud cylinder. The first work about Computational Aeroacoustics is made by Lighthill. Following CAA studies are based on Lighthill’s work. In this thesis, the Ffowcs Williams and Hawkings method which is also based on Lighthill’s work is used for CAA calculations. Idea of the serrations were first suggested by Arndt and Nagel. They investigated the leading edge serrations on airfoils to reduce the flow generated noise. It was observed that while these serrations reduced the noise levels, the aerodynamic characteristics of the airfoil was affected and lift coefficients were reduced. Howe was the first to suggest trailing edge serrations which did not reduce these aerodynamic characteristics. The serration parameters used in this work are based on Howe’s calculations. In this thesis, the effects of trailing edge serrations on the flow generated noise of an airfoil is investigated. Flow generated noise around NACA 0012 airfoil is calculated with numerical and analytical methods and effects of the serrations that has beed added to the trailing edge are observed. The pressure fluctiations on the airfoil surface are obtained via solving the Navier-Stokes equations using computational methods. Discretisation of the equations are made with Finite Volume Methods. Also the details of the Finite Volume Method, SIMPLE algorithm used in discretisation of pressure and velocity and the turbulence model SST k-ω are mentioned in section two. The acoustic calculations are made via Ffowcs Williams and Hawkings (FW-H) equations. In this work, the validity of the CFD (Computational Fluid Dynamics) method is inspected at first. For this reason, the aerodynamic experiments of NACA 0012 by NASA are reffered. The results of the experiments that has been done with Reynolds number of 6x106 and Mach number of 0.15 are compared with the CFD results of this work at the same conditions. The results that has been obtained on 0, 10 and 15 degrees of angles of attack and checked the lift coefficients of each case. Maximum difference with the expermental lift coefficients was about %5.4 so the validity of the CFD method was ensured. Moreover, the pressure coefficients obtained from experiments are also compared with CFD results and it was almost an exact match. A mesh independency study was also carried out with creating three different mehes with varying cell counts systematically. The mesh with negligible difference in lift coefficient from its predecessor is chosen to conduct the rest of the analyses. The dimensionless y+ value of 1 was chosen for all of the cases. After ensuring the validity of the CFD method, the validity of the CAA (Computational Aeroacoustics) method was investigated. The NASA acoustic experiments on NACA 0012 profile were also used in this section. Time step is chosen as 1x10-5 to be able to resolve the frequencies of 50 kHz. Solution time is chosen as 0.02 seconds so that the frequencies as low as 1 kHz can be resolved. At 7.3 degrees of angle of attack, 0.208 Mach number and 1.13x106 Reynolds numbers, it was observed that the peak of the SPL-frequency graph was only 13 Hz different from the experiments. Also, the peak of the SPL magnitude was only 7 dB off from the experimental data. Thus the validity of the CAA method was ensured. Furthermore, a case with LES (Large Eddy Simulation) method was carried out to see the difference from URANS (Unsteady Reynolds-Averaged Navier-Stokes) method and it was observed that the LES method was more succesful on calculating the high frequencies but less succesful on predicting the peak frequency of the SPL values. The reason LES is able to calculate more accurately on higher frequencies is that it can resolve eddies as small as the mesh size thus the effect of those eddies are calculated and added to the pressure fluctuations. However, the mesh size requirements were not met in our case and accuracy of the LES results was unreliable. After ensuring the validity of the CFD and CAA methods, the serrations were applied. The serration geometries that has been used in this work was linked to three parametrs which are wave length (λ), serration height (h) and the ratio of λ/h. Seven different serration geometries were created for the analyses. The boundary and initial conditions were same as the CAA validation case. Five different virtual microphones were placed around the airfoil with varying locations. After the analyses, the results were obtained. It was determined that λ and h parameters did not create a trend in reducing the peak SPL and OASPL (Overall Sound Pressure Level) but the λ/h ratio did create a trend in this matter with some exceptions. The case named S7 with λ/h=2.56 (which is highest) has reduced the peak SPL and OASPL values about 4 dB from the reference case with no serrations on microphones M1, M2 and M3. However, the michrophones M4 and M5 did not show the same results since they were placed on the wake field of the profile in computational domain meaning to accuratley calculate the fluctiations on those locations were impossible for the calculation times used in this analyses. When the frequency spectra of the microphones are examined, it was observed that the peak SPL and OASPL values of the cases were compatible meaning the peak SPL of the spectra dominates the spectrum with high energies in low frequencies. When the spectra is examined with more detail, an additional peak at 2700 Hz to the peak at 1300 Hz was observed with SPL value of about 40 to 50 dB. It was observed that on the S7 case with λ/h=2.56, this secondary peak was diminished and absorbed. To examine the differences on noise levels in a more detailed manner, the TLS (Turbulence Length Scale) and vorticity distributions of the cases were investigated. The exceptions of the λ/h trend are examined at first. When the TLS distrubution of the cases with same λ/h=1.28 values (S2 and S4) were checked, it was determined that the 6 dB difference in noise levels was occured due to TLS levels being higher on the case with higher SPL value. Also the vorticity distrubutions of the cases S6 (λ/h=0.32) and S7 (λ/h=2.56) were investigated and it was observed that the case with lower noise level (S7) had about vorticity of 170,000 around the serrations and the case with higher noise levels had 200,000. It was concluded that the vorticity and TLS are in sync regarding the noise levels. Another comparison was between two cases with same λ=1.6 mm and different h. The case with h=2.5 mm (S4) had higher noise levels compared to the case with h=1.25 mm (S7). When vorticity and TLS distrubutions of these cases examined, it was obvious that the case with higher noise levels (S4) had higher TLS and vorticity.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Instıtute of Science and Technology, 2016
URI: http://hdl.handle.net/11527/13522
Appears in Collections:Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
There are no files associated with this item.


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.