FBE- Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Lisansüstü Programı - Doktora

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 28
  • Öge
    Kohezyonlu zeminlerin dinamik davranışına boşluk suyu basıncının etkisi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1981) Güler, F. Erol ; Toğrol, Ergün ; 2225 ; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ; Soil Mechanics and Geotechnical Engineering
    Nükleer reaktörler gibi önemli yapıların deprem yüklerine karşı korunabilmeleri ve açık deniz yapılarının dalga yüklerinden zarar görmemeleri, zeminlerin dinamik yükler al tındaki davranışının gerçeğe yakın bir şekilde tahmin edilebilmesi ile mümkündür. Yüksek su muhtevalarından başlayarak konsolide edilen Arnavutköy Kaolini üzerinde, şartları dikkatle kontrol edilen 58 konsolidasyonlu drenaj sız dinamik deney ve 9 konsolidasyonlu drenaj sız statik deney ile 6 adet ödometre dene yi ve standart zemin sınıflandırma deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarından elde edilen sonuçlar özetle şöyledir: 1) Statik deneylerden elde edilen Kritik Durum Eğrisi ile dinamik yüklemeyi takip eden statik kesme deneylerinden elde edilen Kritik Durum Eğrisi büyük bir uygunluk göstermektedir. 2) Dinamik deneyler sırasında biriken boşluk suyu basıncı, uygulanan sabit ve dinamik yükler cinsinden ifade edilebilir. 3) Dinamik yükleme sırasında biriken boşluk suyu basıncı değerinin artması ile numunenin dinamik yüklemeden sonraki statik kesmede kırıldığı deviatör gerilmenin değeri azal maktadır. 4) Dinamik yüklemeden sonra statik olarak kesilen numuneler aşırı konsolide killere benzer davranış göstermektedirler. II 5) Dinamik yükleme sırasında oluşan plastik deformasyonlar, aynı deney sırasında biriken boşluk suyu basıncı değerinden bulunabilmektedir. 6) Tekrarlı Ödometre deneyleri sonucunda zeminin boşluk oranının statik yüklemeye kıyasla daha küçük bir değere düştüğü gözlenmiştir.
  • Öge
    Donmuş zeminin kayma mukavemeti
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1976) Ersoy, Turgut ; Toğrol, Ergün ; 2253 ; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ; Soil Mechanics and Geotechnical Engineering
    Zayıf zeminlerde tünel açma ve tünel çevresinin stabilizasyo- nu, keson indirme şev göçmesine karşı geçici tedbir alınması işlemlerinde zeminin yapay olarak dondurulması metotları kul lanılmaktadır. Donmuş zeminlerin mekanik davranışı ile ilgili geniş uygulama alanı bulunmasına rağmen bu konudaki bilgiler sınırlıdır. Bu çalışmada donmuş zeminin kayma mukavemetine etkiyen faktör ler incelenmiş özellikle sıfır derecenin altındaki sıcaklığın ve deney hızının zemin mukavemetine nasıl etkidiği araştırıl mıştır. Bu maksatla, sıfır derecenin altındaki sıcaklıklarda çalışa bilmek için sıcaklığı -13°C ye indirebilen ve sıcaklığı ±0.5°C lik bir aralıkta sabit tutulabilen 2.65 x 1.64x2.26 m boyutlarında bir deney odası teşkil edilmiştir. Düşük sıcak lıklarda çalışabilmek için mevcut üç eksenli basınç aletinde geliştirme yapılmış ve dişli kutusu ile motor yataklarına ısı tıcı takılmıştır. Deney odası içinde meydana gelebilecek sı caklık değişmelerinin numuneye aktarılmaması için standart üç eksenli deney hücresinin dışına geçen ikinci bir hücre yapıl mış ve numunedeki sıcaklık değişiminin ± 0.03°C den daha dü şük olması sağlanmıştır. Sıcaklık ölçmeleri termoeleman-potan- siyometrik milivoltmetre sistemi ile ve ayrıca özel laboratu- var termometreleri ile yapılmıştır. Hücre sıvısı olarak sıvı parafin kullanılmıştır. Deneylerde kullanılan numuneler özellikleri her tarafında aynı olan bir malzeme harmanından alınarak kompaksiyona, sonra sabit hacımda suya doyurma işlemine ve bundan sonra donmaya tabi tutularak hazırlanmıştır. Kullanılan zemin "Topser Sarı Kili" dir. Deneysel çalışma, hazırlık deneyleri, ön deneyler ve esas deneyler olmak üzere üç kısımda olmuştur. Çeşitli sıcaklık larda ve deney hızlarında 9 kesme kutusu deneyi 33 serbest basınç deneyi ve 101 pç eksenli basınç deneyi yapılmıştır. Ill Deneyler sonunda aşağıdaki genel sonuçlar elde edilmiştir. 1. Donmuş zeminin kayma mukavemeti sıcaklık azaldıkça artmak tadır. Donmuş zeminin deformasyon modülü 0°C nin altındaki sıcaklığa bağlı olarak değişmektedir. Mohr dairelerinden her sıcaklık için bulunan c(kohezyon) değerleri 0°C nin altındaki sıcaklıkla çizgisel olarak değişmektedir. 2. Deney hızı donmuş zeminin kayma mukavemetine ikinci dere cede etkimekte, incelenen şartlarda kompaksiyon su muhte vası ve donma programı sonuca etkili olmamaktadır. 3. Proktor enerjisinin %100 ilâ %75 arasında değişmesi halin de zeminin dondurulduktan sonraki mukavemeti numune hazır lanırken verilen sıkıştırma enerjisinden bağımsızdır.
  • Öge
    Deprem etkisindeki şevlerde stabilitenin incelenmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1994) Siyahi, Bilge Gökmirza ; Ansal, Atilla M. ; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ; Soil Mechanics and Geotechnical Engineering
    Bu çalışmada doğal veya insan eliyle oluşturulmuş şevlerde stabilite incelenmektedir, özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde oluşturulacak şevlerde olası deprem büyüklüklerine göre stabilite analizleri yapmak, doğal şevlerde ise gene bu büyüklüklere göre şevin stabilitesi hakkında karar vermek çoğu zaman gerekli olmaktadır. Depremin zeminin yapısında meydana getirdiği kayma mukavemetindeki azalmalar ve çözülmeler stabilite analizlerinde göz önüne alınmamaktadır. Bu çalışmada, depremin neden olduğu tekrarlı kayma gerilmeleri etkisi altında zemin şevlerinin stabilite analizi için bir yöntem önerilmektedir. Olası deprem büyüklükleri önce deprem ivmesi şeklinde daha sonra deprem manyitüdü ve faya uzaklıklar şeklinde ele alınmıştır. Önerilen bu şev stabilite analiz yöntemi ile daha önce bir deprem sırasında heyelan görülen bölgeler için şev kaymalarına göre mikrobölgeleme yapılmış, gerçekte de bu yöntemle şev kaymasına göre riskli gruba giren bölgeler heyelanların olduğu bölgeler olmuştur. Stabilite yönteminin bir mikrobölgeleme yöntemi olarak da uygulanabileceği görülmüştür. Depremler sırasında etkiyen tekrarlı kayma gerilmelerinin zeminin yapısında meydana getirdiği kayma mukavemeti azalmalarının mekanizması incelenmiş, çeşitli azalma nedenleri de araştırılarak, bilgisayar programları ile bu azalmalar deprem büyüklüklerine, zemin ve şev özelliklerine göre modellenmiştir. Modellenen bu azalmalar önerilen şev stabilite analizinde hesaba katılmıştır. Bu azalmaların güvenlik hesaplarını da nasıl etkilediği araştırılmış ve bununla ilgili, deprem manyitüdüne, faya uzaklıklara, zeminin mukavemetine bağlı stabilite grafikleri hazırlanmıştır. Şev stabilite analizlerinde çok kullanılan, dilim yöntemlerinden Bishop ve Janbu yöntemlerine depremin neden olduğu mukavemet azalmaları da ilave edilmiştir. Çalışmada önerilen yöntem ile Bishop ve Janbu yöntemlerinin belli şev kesitleri için karşılaştırmaları yapılmış ve yöntemin diğer yöntemlere yakın sonuçlar verdiği gözlenmiştir. 
  • Öge
    Normal konsolide killerin tekrarlı yükler etkisi altında davranışı
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1991) Kara, Hacı Bekir ; Ülker, Remzi ; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ; Soil Mechanics and Geotechnical Engineering
    Günümüz dünyasının enerji gereksiniminin hızlı artışı, açık denizlerde petrol ve doğal gaz işletilmesini, büyük boru hatları ve depolama tesisleri ile nükleer santrallerin yapımını, büyük baraj lar inşaasını zorunlu ve ekonomik hale getirmiştir. Tüm bu geliş melerin beraberinde getirdiği en önemli mühendislik problemlerinden biri de, yapıların temelini oluşturan zeminlerin tekrarlı kayma gerilmeleri altındaki gerilme-şekil değiştirme davranışının belir lenmesi, kayma mukavemetinde meydana gelebilecek değişimlerin bulun ması, elde edilen değerlerin mühendislik yapılarının projelendiril mesinde ve uzun süreli stabilite hesaplarında kullanılmasıdır. Ülkemizin, aktif bir deprem kuşağında bulunması, bu konuların önemini daha da arttırmaktadır. Bu araştırmada; yüksek su muhtevasında hazırlanarak konsolide edilen kaolin numunelerin dinamik basit kesme ve dinamik üç eksenli deney aletlerinde sinosoidal tekrarlı yüklemelere tabi tutulmuş, bu yükler etkisi altında gerilme-şekil değiştirme ve dinamik mukave met özellikleri zamana bağlı olarak incelenmiştir. Çalışmalarda, dinamik yükleme frekansı ve genliğinin, kohezyonlu zeminlerin dina mik özelliklerine etkisi ön planda tutulmuş, deney sonu kriteri olarak, düşük frekans ve genlikteki deneyler için boşluk suyu basınç larının sabitleşmesi, diğer deneylerde ise, birim- kayma veya eksenel birim boy değişiminin + %10 değerine ulaşması seçilmiştir. Her iki numune grubu ve deney sisteminde yapılan deneyler; çevrim sayısı Ve gerilme oranlarındaki artımlarla frekans değerlerin deki az boaların boşluk suyu basınçlarını ve deformasyonları artır dığını, dolayısıyle dinamik mukavemeti azalttığını göstermiştir. Düzlemsel izotropik numunelerde, izotropik numunelerden daha fazla deformasyon oluşurken, boşluk suyu basınçlarının daha düşük değer lerde kaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, deney sonuçları yapılan regrasyon analizleri yardımiyle matematiksel olarak ifade edilmiştir.
  • Öge
    İstanbul ve Erzincan şehirlerinde zemin büyütme etkilerine göre mikrobölgeleme
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 1994) Lav, M. Ayşen ; Ansal, Atilla ; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği ; Soil Mechanics and Geotechnical Engineering
    Depremler esnasında yapxsal hasarlara neden olan en önemli faktörlerden biri, yerel şartların deprem dalgaları üzerindeki büyütme etkisidir. Farklı büyütme potansiyeline sahip bölgelerin belirlenmesi ile depreme dayanıklı yapı tasarımı veya takviyesi için, farklı tasarım kriterleri gereken bölgeler ayırılabilir ve böylece yapılaşmaya ekonomik çözümler de getirilebilir. Eski İstanbul ve Erzincan, şehir bölgesinde, deprem dalgaları üzerinde farklı büyütme etkilerine neden olabilecek yerel şartları belirlemek amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Zemin tabakalarının büyütme özelliklerinin belirlenmesinde esas olarak, çok tabakalı, yatay, viskoelastik ortamlarda, düşey doğrultuda kayma dalgaları yayılması prensibine dayanan bir program kullanılmıştır. Büyütme özellikleri benzer olan bölgeler gruplandırılarak, sonuçlar, depremlerde gözlenmiş hasarlarla karşılaştırılmıştır. Farklı özelliklere sahip depremlerde, zemin tabakalarının büyütme özelliklerinin değişimi incelenmiş ve bu değişim de dikkate alınarak mikrobölgeler oluşturulmuştur. Eski İstanbul'da yerel zemin koşulları ve özellikleri, geçmiş dönemlerde yapılmış jeolojik ve geoteknik çalışmalardan elde edilmiş bilgilere dayanarak belirlenmiştir. Eski İstanbul'da yeralan zeminlerin tabakalaşma ve özelliklerinin çeşitliliği, farklı büyütme etkilerinin açıkça gözlenmesini sağlamış ve büyütme potansiyeli en yüksek olan bölgelerin, genellikle, kalın, yüksek plastisiteli kil tabakaları bulunan bölgeler olduğu belirlenmiş ve bunun nedenleri araştırılmıştır. Geçmiş depremler ve özellikle son, büyük 1894 depreminin Eski İstanbul'da sebep olduğu hasarların dağılımı, ve ağır hasarın genellikle belirli bazı bölgelerde yoğunlaşması ile zemin tabakalarının büyütme özellikleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Erzincan durumunda ise, zemin özelliklerinin bir bölgeden diğerine değişimi, İstanbul'daki kadar belirgin farklılıklar göstermemektedir. 13 Mart 1992 depreminde gözlenen hasarlarla zemin büyütme özellikleri ve diğer zemin özellikleri arasında ilişkiler araştırılmıştır. Yüzey kayıt özelliklerinin derinlikle değişimi incelenmiştir.