LEE- Endüstri Ürünleri Tasarımı Lisansüstü Programı - Doktora

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 4 / 4
  • Öge
    Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminin tasarımın değişen paradigmaları bağlamında stüdyo dersleri üzerinden incelenmesi
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021) Yenilmez, Filiz ; Bağlı, Hatice Hümanur ; 709819 ; Endüstri Ürünleri Tasarımı
    Endüstriyel tasarım disiplini son yıllarda sürekli bir değişim ve gelişim içerisindedir. Farklı disiplinlerle arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşmakta ve buna bağlı olarak ilgili olduğu konuların çerçevesi de hızla genişlemektedir. Endüstriyel tasarım kapsamını, erken zamanlarındaki öncelikli odağı olan, seri üretime uygun, fonksiyonel ve fiziksel anlamda iyi ürünler tasarlamaktan deneyim, hizmet, etkileşim ve kompleks problemlere yönelik çözümler gibi kimi zaman fiziksel bir ürün çıktısı dahi olmayan şeyleri tasarlamaya doğru genişletmiştir (Buchanan, 2001; Giard, 2000). 2015 yılında ICSID bu değişimleri dikkate alarak endüstriyel tasarımı "inovasyonu yönlendiren, ticari başarıyı oluşturan ve yenilikçi ürünler, sistemler, hizmetler ve deneyimler aracılığıyla daha iyi bir yaşam kalitesine önderlik eden stratejik bir problem çözme süreci" olarak yeniden tanımlamıştır. Yenilenmiş endüstriyel tasarım tanımıyla ürünün, hizmetlerin ve sistemlerin ötesinde deneyimlerin tasarlanması ve ayrıca bir durumun daha iyi hale getirilmesine yönelik çözümlerin yaratılması da tasarımcıların sorumluluğu içine dahil edilmiştir. İnovasyonun gerçekleştirilmesi için sonuç odaklı yaklaşımlar yerine süreç odaklı yaklaşımlar teşvik edilmiş, kullanıcı merkezli bakış açısına vurguyla tasarımcıların disiplinler ötesi ve ortak yaratım süreçlerindeki stratejik konumları öne çıkarılmıştır. Disiplinde süregelen bu değişimle birlikte geleceğin endüstriyel tasarımcılarını yetiştiren eğitim kurumlarının bu değişime nasıl adapte olacağı ve gündeme gelen yeni tasarım alanlarının endüstriyel tasarım eğitimine nasıl dahil edileceği gibi konular önem kazanmaya başlamıştır. Araştırmacılar tasarım eğitiminin alana dair değişimler çerçevesindeki çeşitli bağlamlarda kendini yeniden konumlandırması gerektiğini öne sürmüşlerdir (Kolko, 2005; Norman, 2010). Nitekim son yıllarda sürdürülebilirlik, toplumsal tasarım, hizmet tasarımı, kullanıcı deneyimi tasarımı, etkileşim tasarımı, disiplinler arasılık ve ortak tasarım gibi konuların endüstriyel tasarım eğitimine nasıl entegre edilebileceğine yönelik pek çok çalışma yapılmıştır. Türkiye özelinde de bu kavramlardan bazılarının (girişimcilik, inovasyon, sürdürülebilirlik, disiplinler arasılık vb.) tasarım eğitimindeki yeri üzerine odaklanan ve tasarım eğitimine veya stüdyo derslerine entegrasyonu için öneriler sunan araştırmalar bulunmaktadır (Demir, 2016; Soyupak, 2019; Yılmaz, 2015). Mevcut çalışmaların genellikle tek bir konu veya kavram özelinde yürütüldüğü görülmektedir. Öte yandan tasarım konularını daha kapsamlı bir bakış açısıyla ele alarak farklı boyutlarıyla araştıran çalışmaların sayısı oldukça azdır. Dolayısıyla tasarım alanının gündemini meşgul eden konuların Türkiye'deki endüstriyel tasarım eğitimindeki yansımalarının tespiti tasarım araştırmaları kapsamında incelemeye değer bulunmuştur. Bu tez çalışması endüstriyel tasarım müfredatlarının merkezinde yer alan stüdyo derslerinde gerçekleşen konu odaklı değişimleri açığa çıkarması ve bunu yaparken de alan literatüründe öne çıkan konu ve kavramları referans alması bakımından önemlidir. Bu çalışma 2000 yılı ile başlayıp 2019 yılı ile biten, değişimlere sebep olan pek çok faktörün açığa çıktığı, bir süreci ele almaktadır. Bununla birlikte çalışma ağırlıklı olarak, tasarım eğitiminde stüdyo derslerinin ve proje odaklı öğrenmenin önemine vurguyla, tasarım stüdyolarındaki eğitim uygulamaları üzerine odaklanmaktadır. Dolayısıyla bu tez 2000-2019 yılları arasında tasarım literatürünü etkisi altına alan kavramların stüdyo derslerine yansımasını eğitimciler perspektifinden ve proje konuları üzerinden açığa çıkarmayı amaçlamıştır. Tezin amacı doğrultusunda belirlenen araştırma sorularını cevaplayabilmek için nitel araştırma yöntemlerinin keşfedici ve betimleyici özelliklerinden yararlanılmıştır. Ayrıca konuya ilişkin derinlemesine bilgi sahibi olabilmek ve mevcut durumu daha bütüncül bir çerçevede okuyucuya sunabilmek için ise veri çeşitlemesi stratejisi kapsamında birden çok araştırma aşaması planlanmış ve birden çok veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler, doküman analizi ve içerik analizi veri toplama ve veri analizi için bu tez çalışmasında kullanılan nitel araştırma yöntemleridir. Tez kapsamında gerçekleştirilen alan araştırması ise akademik dergilerin incelenmesi, eğitimciler ile görüşmeler ve proje konularının incelenmesi olmak üzere üç araştırma aşaması üzerine temellenmiştir. Bunlara ilave olarak gerek alana dair kavram yönelimli değişiklikler gerekse bu kavramların tasarım eğitimine yansımaları hakkında ihtiyaç duyulan teorik arka planın oluşturulması için kapsamlı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Alan araştırmasının her bir aşamasında elde edilen verilerin analizi için içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Kodlamaya dayalı içerik analizi sürecine literatür taramasından elde edilen kodlarla başlanmış ve sonrasında analiz süresince açığa çıkan yeni kodlar çalışmaya ilave edilmiştir. Alan araştırmasından önce gerçekleştirilen literatür araştırması ile sadece tasarım alanında yaşanan değişimlere bağlı olarak öne çıkan konu ve kavramlar değil, aynı zamanda uluslararası tasarım eğitimi ve stüdyo eğitiminde bu konu ve kavramlara odaklanan eğitim uygulamaları açığa çıkarılmıştır. Ardından alan araştırmasının ilk adımı olarak planlanan "akademik dergilerin incelenmesi" araştırma aşamasıyla 2000-2019 yılları arasında akademik yazını örnekleyen dergilerin (Design Issues ve The Design Journal) odaklandığı konulara ilişkin daha sistematik sonuçlara ulaşılması amaçlanmıştır. Küresel alanda varlık gösteren trendlerin Türkiye'deki endüstriyel tasarım stüdyo eğitimi üzerine etkilerini ve proje konuları üzerine yansımalarını açığa çıkarabilmek için ise bir diğer araştırma aşaması olarak "eğitimciler ile görüşmeler" gerçekleştirilmiştir. 10 farklı üniversitenin endüstriyel tasarım bölümlerinde görev yapan 22 eğitimci ile yapılan görüşmeler aracılığıyla yeni konuların endüstriyel tasarım stüdyo eğitiminde nasıl ele alındığı konusunda daha detaylı bilgiye ulaşılmıştır. Görüşme yönteminin sınırlılıkları ve araştırmayı destekleyici belgelere duyulan ihtiyaç nedeniyle "proje konularının incelenmesi" araştırma aşaması gerçekleştirilmiş ve bu aşama büyük resmi görmeye yardımcı olmuştur. Doküman incelemesi yöntemi üzerine temellenen bu araştırma aşamasında 2000-2019 yılları arasında yürütülmüş olan projeler hakkında bilgi içeren proje tanıtım belgeleri (föyleri) başta olmak üzere proje katalogları, bölüm web sayfası haberleri ve duyuruları, makaleler, bildiriler ve hatta akademik tezler gibi her türlü çevrim içi veya basılı kaynaktan ve belgeden yararlanılmıştır. "Akademik dergilerin incelenmesi" araştırma aşamasında elde edilen bulgular tezin diğer araştırma aşamalarına ve bütünlüğüne katkı sağlayabilecek etkilere sahiptir. Design Issues ve The Design Journal dergilerinde tartışılan konu ve kavramların belirli temalar altında gruplandırılmasıyla diğer araştırma aşamaları için de kullanılabilecek yol gösterici bir şablon elde edilmiştir. Bu araştırma sonucunda 2000-2019 yılları arasında akademik dergilerde öne çıkan konu ve kavramlar; bağlamlar, yeni alanlar ve yaklaşımlar ana başlıkları altında sınıflandırılmış ve kavramlar arası ilişkilerin anlaşılmasına yönelik bir çerçeve içinde sunulmuştur. Buna göre tasarımın bağlamları arasında çevresel, toplumsal, teknolojik, yönetim/işletme, kültürel ve politik bağlamlar yer alırken, yeni alanları hizmet tasarımı/ürün-hizmet sistemleri, kullanıcı deneyimi tasarımı ve etkileşim tasarımını içermektedir. Tasarım yaklaşımları ise kullanıcı temelli yaklaşımlar ve süreç temelli yaklaşımlar olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Bu kavramsal çerçeveden endüstriyel tasarım stüdyo eğitimindeki durumun tespiti için yürütülen diğer araştırma aşamalarında da yararlanılmıştır. Akademik alan yazını ile uyumlu bir şekilde sürdürülebilirlik, kullanıcı odaklılık, iş birliği (endüstri iş birliği) gibi bazı temaların geçmiş yıllardan bu yana stüdyo eğitiminde çeşitli uygulamalarla gelişme gösterdiği, buna karşılık hizmet tasarımı, toplumsal tasarım, açık tasarım, girişimcilik gibi bazı konuların ise tasarım eğitiminin gündemine görece daha yakın tarihlerde girdiği ortaya çıkmıştır. Eğitimcilerle görüşmelerde açığa çıkan bulguların proje konularının incelenmesi aşaması ile doğrulanmasıyla Türkiye özelinde belirleyici bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Buna göre tasarım eğitimcileri stüdyo derslerini, proje tabanlı öğrenme literatürünü destekler biçimde, yeni konu ve kavramların öğretilebileceği temel ders olarak benimsemekte, konuların tasarım stüdyolarına aktarımını birkaç farklı yolla sağlamaktadır. Bununla birlikte Türkiye'de endüstriyel tasarım eğitiminin jenerik tasarımcı yetiştirme misyonu kapsamında ürün odaklı anlayıştan çok da fazla uzaklaşılmadığı ve hizmet tasarımı, toplumsal tasarım, etkileşim tasarımı gibi konuların bu temel anlayış üzerine eklemlenerek öğretilmeye çalışıldığı açığa çıkmıştır. Araştırma bulguları tasarım araştırmacıları başta olmak üzere tasarım eğitimcileri, tasarım öğrencileri ve hatta tasarım profesyonellerinin tasarım literatürünü (sınırlı bir örneklem üzerinden temsil edilen) etkisi altına alan konu ve kavramlar konusunda farkındalık kazanmasına katkı sağlayabilir. Eğitimcilerle görüşmeler ve proje konularının incelenmesi araştırmalarının birbirini tamamlayıcı etkisi ile bu çalışma endüstriyel tasarım stüdyo eğitimi tarihinde belirli bir döneme (2000-2019) ışık tutmuştur. Böylelikle eğitim yöntemlerini veya sistemlerini yenilemek veya yeniden planlamak isteyen eğitimciler veya eğitim kurumları için yol gösterici bir kaynak olabilir.
  • Öge
    Tasarım eğitim kurumları ve yerel yönetimler arasındaki iş birliklerinin incelenmesi
    (Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020) Fışgın Korkmaz, Saniye ; Bağlı, Hatice Hümanur ; 659579 ; Endüstri Ürünleri Tasarımı Bilim Dalı
    Bu tezin amacı, kamuda tasarım faaliyetlerini derinlemesine inceleyip, kamu kurumları ile tasarım okulu iş birliklerinin kamudaki tasarım faaliyetlerine ve tasarım eğitimine etkilerini genel hatlarıyla incelemektir. Çalışma, "bu iş birliği kamu kurumlarında ve kamu için tasarım ekosisteminde ne tür farklılıklar ve kabiliyetler yaratmakta ve bu tür iş birlikleri daha etkili nasıl olabilir?", "bu tür tasarım projeleri tasarım okulu öğrencilerine ve tasarım akademisine neler kazandırır?" araştırma sorularını temel alarak gerçekleşmiştir. Çalışmada incelenen proje örneklerinde kamu kurumları olarak bahsedilen kurumlar çoğunlukla yerel yönetim kurumlarıdır. Bu araştırmada ürün ve hizmet tasarımı bağlamında eğitim veren okullar tasarım okulları olarak tanımlanmıştır. Tarih içinde endüstriyel tasarımcıların çalışma konuları, çalışma şekilleri ve ortamları değiştikçe, tasarım eğitiminin de evrilmesinin gerekliliği doğmuştur. Tasarım eğitimi artık disiplinler arası ve uluslararası gruplarla çalışmaya yatkın, dokunulabilir objelerin dışında soyut ve somut detayları aynı anda içeren sistemlerin ve hizmetlerin tasarlanmasına aşina, değişken dünya şartlarına kolay uyum sağlamak için çabuk öğrenen, dünyaya ve çevreye duyarlı tasarımcılar yetiştirmelidir. Tasarım okullarının bu anlamda çağa ayak uydurabilmesinin bir yolu farklı kurumlar ile yapılan iş birliği projeleridir. Bu sayede hem akademisyenler hem öğrenciler piyasa koşulları ve yeni pratikler hakkında birinci kaynaktan bilgi alabilmektedir. Özellikle tasarım stüdyosu eğitimi ve lisansüstü tez çalışmalarında bu tür projeler doğru kurgulandığında iki taraflı kazanç sağlanmaktadır. Endüstriyel tasarım, kamuda özellikle hizmet tasarımı disiplini ile kendine farklı bir yer bulmaya başlamıştır. Kamu kurumları, kullanıcılarına çoğunlukla ürün-hizmet sistemleri ile ulaşır. Tasarımcılar geçmişte kamusal mekân ve mobilya ölçeğinde kamuya hizmet sunarken, hizmet tasarımı alanının gelişmesi ile kamu kurumlarındaki faaliyet alanları genişlemiştir. Bunun yanında yeni kamu yönetimi yaklaşımları ile hükümetler ve belediyeler yönetim bakış açılarını değiştirmeye başlamıştır ve tasarım, inovasyon gibi konular kamunun gündemine girmiştir. Yönetişim yaklaşımları ile ise demokrasilerde vatandaşların söz sahibi olduğu katılımcı yaklaşımlar kendine daha çok yer bulmaktadır. Tasarım düşüncesi, hizmet tasarımı ve hizmet tasarımının gelişen yapısı ile bu yönelimler paralellik göstermektedir. Ürün-hizmet sistemleri ile artık hizmetler daha kolay anlaşılır hale gelmiş, dolayısı ile sunulan deneyimler tasarım ile daha kapsamlı bir şekilde iyileştirilir hale gelmiştir. Zaman içinde, hizmetler ürünlerin odağından ayrılarak hizmet ağırlıklı mantık ile değerlendirilmeye başlamıştır. Bu mantık ile ise hizmetleri kullanan ve sunanların değer yaratımının bir parçası oldukları kabul edilmiştir ve hizmetler ve hizmet tasarımı için birlikte tasarım ve üretim daha önemli hale gelmiştir. Bu tartışmalar, tezin literatür kısmında yer almaktadır. Kamuda gerçekleşmiş tasarım projeleri incelendiğinde, sosyal inovasyon projeleri ile birlikte katılımcı tasarım pratikleri de oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Birlikte tasarım (co-design) ile katılımcı tasarım da (participatory design) bu tezde farklı yaklaşımları ile yer bulmuştur. Kamuda tasarım ile ayrılamayacak pratikler olan kamuda inovasyon konusu, sosyal inovasyon ile ilişkisi, bu araştırmaya konu olmuş projelerin ana aktörleri olan yerel yönetimler ve bu kurumların Türkiye'deki yapısı da tezde bahsedilmiş konulardandır. Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu araştırmanın bir amacı, gerçekleşen iş birliklerinin kamu kurumlarının tasarım yeteneklerine etkilerini anlamaktır. Bu yüzden kurumlarda tasarımı tanıtmak, kurumlara tasarım yeteneği kazandırmak, tasarım kültürü ve örgütsel tasarım ve değişim gibi konular kamu sektörü bakış açısında değerlendirilmiştir. Bu kısımda elde edilen model, araştırma kısmında verilerin analizinde araştırmacıya yardımcı olmuştur. Çift taraflı öğrenme olarak da tanımlanabilecek kamu-tasarım okulları iş birliği projeleri üç farklı yöntem ile incelenmiştir. Aynı zamanda İTÜ endüstriyel tasarım bölümünde araştırma görevlisi olan araştırmacı, çalışmaya kendi tasarım okulu-kamu kurumu iş birliklerini kurmak ile başlamıştır. Keşif araştırması olarak tanımladığı bu kısımda, bazen üniversitede birlikte çalıştığı ekip arkadaşları ile birlikte, bazen de bireysel olarak tasarım projeleri oluşturmuştur. Araştırmacıya bu projelerde hem İTÜ'den hem de Kadıköy Belediyesi'nden birçok farklı paydaş destek vermiştir. İTÜ'deki tasarım öğrencileri ile Kadıköy Belediyesi ile buluşturmuş, GlobalGovJam gibi farklı aktörleri birleştiren tasarımı tanıtma etkinlikleri düzenlemiştir. Yurtdışında misafir araştırmacı olarak geçirdiği süre içinde ise, Milano ve Delft'te gerçekleşen iki tasarım okulu-kamu iş birliği projesini gözlemleme şansı bulmuş, Milano'da düzenlenen projenin Samsun'da gerçekleşen farklı bir etkinliğinde görev alma şansı bulmuştur. Bütün bu çalışmaları fotoğraflarla belgelemiş, gözlemlerini ve paydaşlarla gerçekleştirdiği planlanmamış görüşmeleri günlükler halinde saklamış daha sonra da raporlar haline getirmiştir. Elde edilen bu veriler literatür taraması ışığında analiz edilmiş ve belirli sonuçlara varılmıştır. Sonuçlar dışında keşif araştırmasının sonunda yapılacak ikinci araştırmanın soruları da belirlenmiştir. Doküman analizi olarak adlandırılan ikinci çalışmada ise, farklı ülkelerden derlenmiş 35 adet genelde yerel yönetim kurumlarında gerçekleşmiş kamuda tasarım projesi incelenmiştir. Projelerin ilgilendiği tasarım aktiviteleri, projelere dahil olan aktörler, projelerde gerçekleştirilen tasarım evreleri, projelerde karşılaşılan engeller ve kolaylaştırıcılar projelere dair dokümanların taranması ile ortaya çıkarılmış ve listelenmiştir. İncelenen tasarım projelerinde, kamu kurumlarına ortak olan üç temel paydaş ortaya çıkmıştır. Bunlar, tasarım okulları, tasarım firmaları ve sivil toplum kuruşları gibi kâr amacı gütmeyen kurumlar olarak sıralanabilir. Bu çalışmada tasarım okulu ortaklıkları daha derinlemesine irdelenmiştir. Tasarım projesi ortaklıkları incelendiğinde üç farklı ortaklık tipinin olduğu fark edilmiştir. Tasarım okulları, pratiğe dayalı öğrenme içeren dersler (stüdyo dersleri gibi), pratiğe dayalı lisansüstü çalışmalar ile çok aktörlü projeler ile kamu kurumları ile iş birlikleri gerçekleştirmektedir. İş birlikleri birbirleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş, kamu kurumlarında tasarım aktivitelerinde karşılaşılan sorunlar ve avantajlar genel olarak ortaya çıkarılmıştır. Bu bölümün sonunda, ilk bölümde olduğu gibi araştırmaya yeni sorular eklenmiştir. Tezin son aşamasında ise, tasarım okulu projelerinde uygulama aşamasına geçen ya da uzun süreli iş birlikleri arasından daha fazla veriye erişilebilen 7 adet proje daha detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu projelerden üçü tasarım stüdyosu (yaparak öğrenmeye dayalı dersler) iş birliği içerirken, iki tanesi çok aktörlü, diğer iki tanesi ise pratiğe dayalı tez çalışmalarıdır. Söz konusu projelerin aktörlerinin dahil oldukları ekosistemler, projelerin kamu kurumlarına tasarım bağlamındaki etkisi, projelerde karşılaşılan zorluklar ve kolaylaştırıcılar ile tasarım okullarının bu süreçten kazançları sorgulanmıştır. Bu süreçte, doküman analizinin yanında proje sorumluları ile röportajlar yapılmış, konu ile ilgili röportaj ses kayıtları yazıya dökülerek kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda birtakım verilere ulaşılmıştır. Özetlenecek olursa, öncelikle kamuda tasarım etkinliklerinin daha başarılı, daha verimli ve sürdürülebilir olması için, sadece ortak olan kamu kurumunun değil kamu kurumunun dahil olduğu kamuda tasarım ekosisteminin de tasarım farkındalığının yüksek olması gerekliliğinden bahsedilebilir. Genel olarak incelenen örneklerde, tasarım okulları ile yapılan ortaklıkların ardından, kamu kurumlarının tasarım farkındalıklarındaki gözlemlenebilen değişim sınırlıdır. Bu durum birçok farklı neden ile açıklanabilir. Bu tezde bu durumun nedeni olarak görülen durumlardan bir tanesi yukarıda bahsedilen ekosistemin tasarım bakımından olgunlaşmamış olmasıdır. İkinci bir neden ise, kamu kurumlarının tasarım sürecine tam anlamıyla dahil olmamasıdır. Ekonomik ve zaman kısıtları, ülkelerin kanunları bağlamındaki engeller, karar vericilerin politika değişimleri de bu durumların nedenleri arasında sıralanabilir. Bahsedilen engellere rağmen, incelenen örnekler ile ulaşılan birtakım öneriler ile süreçlerin daha başarılı hale gelmesi sağlanabilir. Bu öneriler özetlenecek olursa; iş birliklerinin doğru bir şekilde yürüyebilmesi için, başlangıçta doğru aktörlerle yardımlaşma içinde olunmalı, projenin ekonomik gereklerini desteklemek için fonlara ya da ilgili destek kuruluşlarına başvurulması gerekliliği keşfedilmiştir. İş birliğinin başında hem paydaşların haklarını korumak hem de projenin gidişatını güvenceye almak için belirli protokoller oluşturulmalıdır. Süreç esnasında, farklı aktörler ve farklı disiplinlerden uzmanlar ile birlikte tasarım etkinlikleri düzenlemenin önemi, görüşme gerçekleştirilen birçok katılımcı tarafından vurgulanmıştır. Bu etkinlikler hem bu aktörlerin sürece katkısını hem de kamu kurumunun tasarım farkındalığını artıracaktır. Ancak, bu katılımcı etkinlikler doğru şekilde kurgulanmalı ve katılımcılar sürecin diğer aşamaları hakkında bilgilendirilmelidir. Kamu kurumlarının sürece başından sonuna katkı vermesi sağlanmalıdır. Tasarım okulu temsilcilerine de kamu sektörünün problemleri ile daha kolay baş edebilmeleri için süreç içinde farklı eğitimler verilmelidir. Tasarım projelerinin uygulama aşamasına geçmesi hem tasarım okulu temsilcileri hem de kamu kurumları için öğretici bulunmuştur. Bu yüzden, tasarım projelerinin uygulama aşamasına geçmesi için farklı stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir. Sosyal girişimler yaratmak, ilgili özel sektör kurumlarından ekonomik destek talep etmek ya da farklı fon ve desteklere süreç içinde başvurmak izlenebilecek stratejiler arasındadır. Süreç sonunda ise, projenin yaygın etkisini artıracak etkinliklerde bulunmak, bir sonraki iş birlikleri için planlar yapmak ve farklı tür iş birliklerinin önünü açmak araştırma sonucu ortaya çıkan önerilerdir. İncelenen tasarım okulları ve kamu kurumları ortaklıklarının tasarım okullarına katkılarına gelecek olursak, genel olarak özel sektör ile çalışmaya odaklanmış eğitim kurumlarında, bu tür kurumlarla çalışmak, öğrencilerin gelecek vizyonlarını genişletebileceği tespit edilmiştir. Örneklerde gerçek dünya problemleri ile karşılaşıp bu problemlere çözüm üretecen öğrencilerin, bilgilerini uygulamaya geçirip test etme imkânı bulduğu görülmüş ve bu durumun tasarım öğrencileri için önemli bir katkı olduğu tespit edilmiştir. Kamu sektörü dinamiklerine aşina tasarımcıların, kamu kurumlarına hizmet veren tasarım firmalarında ya da kamu kurumlarında çalışmaya başlayarak, gelecekte incelenen projelerin gerçekleştiği ekosistemi besleyebilecekleri öngörülmüştür. Ancak bunun yanında öğrencilerin, tecrübesiz tasarımcılar olarak, kamu kurumunun tasarım algısını yanlış oluşturma riski de taşıdıkları tespit edilmiştir. Bu yüzden, öğrencilere destek olacak, sektör hakkında tecrübeli tasarımcı-eğitmenler sürecin başarılı gerçekleşmesi için elzemdir diyebiliriz. İncelenen uygulamaya geçmiş birçok örnekte kamu sektörünün dinamiklerine hâkim ve iş birliği sürecinin bu açıdan daha doğru yönetmiş eğitmenlerin varlığı dikkat çekmiştir. Bunun yanında birçok iş birliğinde ortaklığın gerçekleşmesi ve uygulama aşamasına geçmesi için, paydaşların farklı çalışma yöntemleri geliştirdiği fark edilmiştir. Süreç sırasında ya da sonrasında kurgulanan stajlar, tasarım akademisyenlerinin gönüllü olarak zamanlarını bu süreçlere ayırması ilgilenen projelerde sık karşılaşılan durumlardır. Ekosistemdeki tasarım okulları ve kamu kurumlarında karşılaşılan tasarım, inovasyon ya da araştırma laboratuvarları süreci kolaylaştıran unsurlar olarak tespit edilmiştir. Gerek personeli gerekse sundukları tarafsız ortam, projelerin gerçekleştiği süreçleri kolaylaştıran etkileri oluşturmaktadır. Son olarak ise, tasarım eğitimi dünyanın sürekli değişen dinamikleri dolayısı ile sürekli bir değişim baskısına maruz kalmaktadır. Kamu sektöründe daha etkin tasarımcılar yetiştirmek için de tasarım okulları öğrencilerine birtakım farklı yetenekler kazandırmalıdır. Bu yetenekleri kazandırmak için, hizmet tasarımı, sistem düşüncesi, katılımcı tasarım gibi farklı alanlarla ilgili derslere yer verilmeli, daha çok sosyal ve kamu inovasyonu projesi ders programına eklemelidir. Lisansüstü eğitiminde, pratiğe dayalı tez çalışmalarını artırılmalı ve farklı tarzda iş birlikleri ile hem lisans hem lisansüstü eğitimini zenginleştirmelidir. Bu çalışma, kamu kurumlarında tasarım farkındalıklarını ve etkinliklerini artırmak için tasarım okulları ile iş birliğini önermektedir. Bu öneri hem Türkiye ölçeğinde hem dünya ölçeğinde örnekleri olan ve yeni çalışmalar yapılabilecek bir hamle olarak görülmektedir. Yine de kâğıt üstünde kolay görünse de bu tür iş birliklerinin gerçekleşmesi için belirli stratejiler ve yol haritalarına ihtiyaç olduğu keşfedilmiştir. Bu araştırma bu ihtiyacı karşılayacak bilgileri ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Bu anlamda çalışma literatüre ve uygulamaya birçok açıdan katkıda bulunmayı hedeflemiştir. Tez, sahip olduğu detaylı literatür taraması ile Türkçe literatüre konu hakkında katkı sağlanmış, farklı yöntemlerle incelenen örnekler ile ise konu hakkında çalışmak isteyen farklı aktörlere öneriler geliştirilmiştir.
  • Öge
    An onto-phenomenological inquiry on the post-industrial maker experiences through the lens of actor network theory
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020) Dilek, Özgün ; Kaya, Çiğdem ; 652705 ; Endüstri Ürünleri Tasarımı Ana Bilim Dalı
    This thesis investigates the phenomenon of 'being maker' as emerged in the post-industrial conditions. Through the maker experiences, the thesis exposes the relations among the entities in the interactive network of tools, materials, people and places. The question of agency in the creative practices of makers is one of the main concerns of this thesis. As a secondary one, how maker experiences can transform the industrial forms of design practices follows. This research uses qualitative methodologies, and conducts a phenomenological inquiry with the ontological lens of Actor Network Theory (ANT). The phenomenological inquiry is developed as a part of uncovering meaning and articulating the lived experiences of makers. In this research, ontological side addresses different agencies in the maker network, phenomenological side bridges the human world relationship and the epistemological side, which supports design theory, generates an onto-phenomenological inquiry to know the realities of makers. Even phenomenology seeks for the conditions of the entities as perceived as in the human experiences, the use of ANT perspective brings an unexperienced 'worlds in the making' foreground that emerge in the process of interactive relations among human and non-human entities. Using ANT perspective allows the investigation of dynamic socio-material relations in maker ecology. The philosophical discussion of this thesis addresses the separation of objects and subjects, followed by the separation of roles, expertises and professions in the production, consumption cycles of industrial design. For this reason, critical approaches to industrial design are reflected for their attempt on seeking better connection with the things and the meanings in design. The thesis combines the relevant literature on the dichotomies of industrialization and the critical approaches to that condition. This literature supports the onto-phenomenological inquiry on the experiences of makers and the following investigation of the emerging concepts, behaviours, competences and meanings in the socio-material practices of makers. How these practices generate an alternative material culture to the industrial forms of design practices is highlighted for achieving new perspectives in design research. Main data collecting method of this research includes literature review, observation and semi-structured interviews with the maker participants. Literature review developed an understanding of maker practices in relation with the industrialisation and the global maker movement, which extends from today to the pre-industrial forms of design. Literature review supported observations and built connections between what was investigated and what could be investigated in maker practices. Observations took place in four different maker and technology fairs and four meet-ups between 2014 and 2017. Photographs were taken and material data as flyers, magazines, books were collected in these maker events to reflect the material and communicative relations in the maker network in İstanbul. Following the observations, semi-structured interviews were conducted with the nineteen selected maker participants between 2016 and 2018. In the analysis phase, thematic codes were generated through coding the data, finding out conceptual themes and associating themes with the codes. To reflect the maker experiences and answer the research questions, themes were interpreted through the literature and through the distinct characteristics of maker experiences. Thesis have multiple outcomes including the maker approaches and relations within their world making activity of design. Makers take part in the ecology of competences, which in turn re-constitute makers with different skills and perspectives in their relations. They learn, repair and hack things during the experimental processes of making. They appropriate industrial products in their everyday life depending on their personal matter of concern. Through the mediation of post-industrial production and communication technologies, makers apply various practices in the explorative processes of making. Emergent agencies during the interaction of entities in maker practices, re-generate the maker identity capable of transforming practical and symbolic meanings in design. Makers re-define design practices through assembling the seperated skills, roles and expertises during the industrialization processes of the production. Makers develop self-expertise through interacting with the agency of competences generated in the maker ecology. Makers overcome the division of the labor through building relations between cognitive and practical skills in the experimental process of making and learning. Makers generate critical debates on the use of technology and the production-consumption cycles of things. The emerging outcomes of practices re-constitute the relation of the makers within the world. They produce material and social effects to overcome the dichotomies and the predetermined perspectives on the agency of entities. Through attributing to the relational and dynamic sense of agency, makers become capable of transforming the society and the daily life practices such as working, learning, thinking. Beside the maker agency, emergent agencies during the performances of human and non-human actors generate unexpected outcomes in which human intention, intuition and experience have partial roles. Appropriation and interpretation of makers generate various artworks, things, materials, tools, machines which in turn re-constitute the maker agency in the daily life. Autonomous character of agency in maker practices re-constitute the creative individuality through self-reliance and self-productivity. The borders of the creative practices become blurred and emergent agencies continuously re-define the design expertise. Through publicly available debates of makers on technology usage and the relation of things with the life of the users, agency of making practices becomes dynamic, immaterial and social. As a result, agency in maker practices is distributed, extended and emergent during the socio-material relations of humans and non-humans. Agency reflects a dynamic and hybrid character of various actors through the collective productivity, competence acquisition and interpreting the usages in maker ecology. During the interaction of makers with various actors, distinct matter of concerns emerge and have a transformative effect in the society. Contemporarily interpreted practices of working, learning, instructing, sharing and interacting emerge through employing the post-industrial technologies and the collective power of productivity in maker network. The agency of maker network move beyonds the sum power of the entities that exercise agency in the individual level. Agency extends in different times and spaces through the distributed and the emergent characters of maker assemblages in action.
  • Öge
    Tasarım tarihi ile müzecilik çalışmaları arasında etkileşimli bir model önerisi: Su nesneleri sergisi tasarımı
    ( 2020) Maralcan Gülmen, Meltem ; Gülname Turan ; 619802 ; Endüstri Ürünleri Tasarımı ; Design of Industrial Products
    Müzeler geçmişte katı bir değişmezliğin sembolü iken, post modernizm ile birlikte çağın gerekliliklerini yerine getirmek üzere gittikçe daha esnek ve paylaşımcı bir yapı kazanmış ve bu değişim süreci müzelerin sergileme yaklaşımlarını da etkilemişir. Bu dönemde, ziyaretçi odaklı çalışmalar yürüten müzelerin sahip oldukları eserleri korumak ve teşhir etmekten oluşan yükümlülükleri, bu eserlerin izleyiciler ile farklı bağlamlarda etkileşimde bulunmalarını sağlamak üzere genişlemiştir. Günümüzde müzelerde sergileme yaklaşımları, koleksiyonları izleyicilere hikayesel bir şekilde aktarmak üzerinedir. Söz konusu hikaye aktarımı olunca, birçok sergileme tasarımcısı tiyatroda hikaye aktarmak üzere uzunca bir süredir kullanılan sahnografi yaklaşımınını ve prensiplerini müzecilik alanında yorumlamışlardır. Bu yaklaşıma göre müze koleksiyonundaki nesneler "yıldız" olmakta ve hikayesini aktaran sergileme elemanları ve yaratılan atmosfer ise "dekor"u oluşturmaktadır. Tasarım tarihi alanı ile müzecilik çalışmaları arasında köprü kurulan bu çalışmada tasarım tarihi alanından yeni bir yaklaşım olan "senaryo analizi" yöntemi, müzelerin hikayesel sergileme yaklaşımı bağlamında, özellikle nesne odaklı sergilerde araştırma safhası için bir araştırma yöntemi önerisi olarak sunulmaktadır. Senaryo analizi, nesnelerin tarihlerinin "üretim-tüketim ve dolayım" kümelerinde, farklı aktörler tarafından kullanılmaları da göz önünde bulundurularak sürekli bir akış halinde araştırılmaları ile senaryolarının ortaya çıkarılmaları prensibine dayanan bir araştırma metodudur. Bu araştırmada senaryo analizi irdelenmiş, şematize edilmiş, geliştirilmiş ve sergilerin araştırma safhasına uyum sağlayacak şekilde bir araştırma seti haline getirilmiştir. Araştırma setinin başlıkları oluşturulurken senaryo analizinin katmanları detaylı olarak incelenmiştir. Araştırma, böylece müzecilik ve özellikle nesne-odaklı sergileme çalışmaları ile tasarım tarihi arasında köprü kurarak katmanlı araştırma yapısı ile senaryo analizi sayesinde sergilere kapsamlı malzeme sunmayı hedeflemektedir. Araştırmada bu hedefi gerçekleştirmek üzere bir vaka çalışması gerçekleştirilmiştir. Vaka çalışmasında; bir sanat galerisinde gerçekleşen bir sergide yer alan bir grup nesnenin araştırma ve sergileme safhasında senaryo analizi yöntemi uygulanmış ve verimliliği analiz edilmiştir. Sergileme sahnografi yaklaşımı ile planlanmış ve tasarlanmıştır. Araştırma sürecine senaryo analizi minvalinde hazırlanan araştırma seti rehberlik etmiştir. Sergide yer alacak her nesne için ayrı ayrı araştırma setinin konuları araştırılmış ve verilerin sergide rehberlik edebilmesi için formüle edilebilmesi için oluşturulan araştırma seti tablolarına işlenmiştir. Araştırma seti tablosunun homojen ve akışkan yapısı, araştırma sürecinde bir veri araştırılırken bulunan diğer verilerin senkronize olarak diğer alanlara işlenebilmesine olanak sağlamıştır. Sergileme sürecine geçildiğinde öncelikle sergileme süreci birbiri ile etkileşimde olan ve bu tezin de içeriğini oluşturan üç temel bileşen olan; araştırma yöntemi olarak "senaryo analizi", sergileme yaklaşımı olarak "sahnografi" ve izleyici odaklı olan serginin hedeflerin ortaya koyan "izleyici deneyimi değerleri" olarak belirtilmiş ve şematize edilmiştir. Ayrıca sergileme planı ve sergileme birimleri tasarımları üzerinde bu bileşenlerin ve içeriklerinin, katmanlarının yerleşimleri planlanmıştır. Sergilemede senaryo analizinin katmanlarının plan şeması üzerindeki belirlenen yerlerine hangi verilerin işleneceğine, nesnelerin araştırma seti tabloları rehberlik etmiştir. Bu aşamada sergi süreci bileşenlerinden izleyicilerin sergiden beklediği deneyimleri yansıtan "izleyici deneyimi değerleri" ile "senaryo analizi katmanlar"ı arasında ilişki kurmak ve aynı zamanda seçilecek verilerin dereceli bir şekilde elenerek sergi tasarımının esnekliğini arttırmak üzere ikinci bir tablo hazırlanmıştır. Bu tablo ile hangi verilerin izleyiciye aktarılacağına karar verildikten sonra serginin teması bağlamında verilerin sergileme birimlerine aktarılacağı tasarım sürecine geçilmiştir. Serginin temasının belirlenmesinde sergilenecek olan nesneleri temsil edebilecek ortak kavramlar belirlenmelidir. Bu ortak kavramların serginin yönteminde nesne odaklı sergiye yönelik olarak senaryo analizi araştırma seti tablosuna "kavramsallaştırma" başlığı altında eklenmiştir. Araştırma sonrasında elde edilen bu tabloların kavramsallaştırma sekmesi, serginin temasının oluşturulmasına seçenekler sunarak katkıda bulunmuştur. Senaryo analizini yönteminin katkıları ve sahnografi yaklaşımı ile planlanan sergide, sergilenen nesnelerin yeni bağlamlarının izleyici ile etkileşiminin ölçümlenebilmesi için yine sergi süreci bileşeni olarak belirlenen "izleyici deneyimi değerleri"ni odak noktasına alan anket çalışması yapılmıştır. Yaklaşık 1000 kişinin ziyaret ettiği sergide 50 kişi ile anket çalışmaları tamamlanmış ve analiz edilmiştir. Aynı zamanda sergi sırasında yapılan gözlemler de aktarılmıştır. Senaryo analizinin üretim-tüketim-dolayım ve kavramsallaştırma katmanları bir nesnenin tüm hikayesini gözler önüne serdiğinden, her nesne için hazırlanan detaylı araştırma seti tabloları sergide faydalanmak üzere homojen ve derinlemesine bilgi sağlamıştır. Genel olarak bakıldığında bu tez çalışması, tasarım tarihi ve müzecilik çalışmaları arasında köprü kurarak, tasarım tarihindeki güncel bir araştırma yöntemi olan senaryo analizini nesne-odaklı sergiler için geliştirmiş ve sergi küratörlerine, araştırmacılara, sergi planlamacılarına yönelik bir araştıma seti oluşturmuştur. Sonuçta senaryo analizinin, serginin araştırma sürecine yön vermekle kalmayıp, sergilenecek nesnelere dair, küratörlerinin farklı yaklaşımlarına göre veri sağlayabilecek farklı içerikleri ortaya koymada başarılı olduğu görülmüştür.