LEE- Konstrüksiyon-Yüksek Lisans
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Gözat
Son Başvurular
1 - 5 / 24
-
ÖgeKesme pimi tasarımında çentik geometrisi parametrelerinin pim dayanımına etkisinin incelenmesi(İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-20)Yapısal bileşenler, mühendislik sistemlerinin temelini oluşturur ve makinelerin ve sistemlerin güvenli ve verimli çalışması için hayati öneme sahiptir. Tasarımları; statik ve dinamik yükler, çevresel faktörler (korozyon, sıcaklık değişimleri), malzeme seçimi, üretim yöntemleri, maliyet ve estetik gibi çeşitli kriterleri dikkate alarak mühendislik prensiplerinin titizlikle uygulanmasını gerektirir. En uygun çözümü bulmak için bu kriterleri dengelemek çok önemlidir. Temel tasarım unsurları arasında yük taşıyıcı bileşenler (kirişler, kolonlar, plakalar) ve bağlama elemanları (cıvatalar, pimler, kaynaklar, perçinler) bulunur. Bağlama elemanları, yapısal bütünlük için kritik öneme sahiptir; yanlış seçim veya hatalı tasarım, sistem güvenilirliğini ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Bağlama elemanlarının tasarımı, kuvvetlerin analizini, uygun malzeme ve boyut seçimini, gerilme konsantrasyonlarının minimize edilmesini ve kolay montajı gerektirir. Kesme pimleri, mekanik sistemleri aşırı yüklenmeye karşı korumak için güvenlik mekanizmaları olarak tasarlanmış özel bağlama elemanlarıdır. Belirli bir yükte kasıtlı olarak kesilerek (makaslama yaparak) daha kritik ve pahalı bileşenlerin zarar görmesini engellerler. Kesme pimleri için en önemli tasarım faktörü, malzemelerinin ve kesit alanlarının, sistemin izin verilen maksimum yükü için uygun olmasını sağlamaktır. Pimin kesme mukavemeti, normal çalışma yükünün üzerinde ancak koruduğu bileşenlerin hasar eşiğinin altında olmalıdır. Kesme piminin geometrisi de tekdüze gerilme dağılımı ve kontrollü kesme için hayati öneme sahiptir. Bu çalışma, kesme pimi tasarımlarını etkileyen mukavemet ve geometrik parametreleri araştırmayı, özellikle farklı çentik geometrilerinin pimin kesme mukavemetini, öngörülebilirliğini ve mekanik olaylarla ilişkisini nasıl etkilediğine odaklanmayı amaçlamaktadır. Metodoloji, mekanik ve malzeme kimyasal testlerinin analitik hesaplamalar ve sonlu elemanlar analizi (SEA) ile korelasyonunu içeriyordu. Bu, farklı geometrilere sahip pim modellerinin karşılaştırılmasına olanak sağladı. Başlangıçta, kimyasal bileşimini belirlemek için V şeklinde çift kesme düzlemi çentiği olan bir kesme pimi numunesi üzerinde spektral analiz yapıldı. Malzeme, akma dayanımı 440 MPa olan 1.0727 kodlu 46S20 otomat çeliği (DIN 100087 sınıfı) olarak tanımlandı. ISO 8749-1986'ya göre, kesme düzlemini çentik bölgesine konumlandıran bir kesme test aparatı tasarlandı ve üretildi. Mekanik kesme testleri, hidrolik bir sıkıştırma test makinesi kullanılarak, pimin merkezi bölümüne yer değiştirme kontrollü bir yük uygulanarak yapıldı. Pim eş zamanlı olarak iki düzlemde kesildi ve elde edilen kuvvet-yer değiştirme verileri analiz edildi. Yer değiştirme, ISO 8749-1986'nın 13mm/dakika sınırı içinde, 5mm/dakika hızında uygulandı. Bu sonuçlar, sonraki korelasyon çalışmaları için kullanıldı. Pimin elastik sınırı test sonuçlarından belirlendi ve akma dayanımı sayısal değerlendirme için kabul edildi. Sayısal yöntem (analitik hesaplama ve SEA) arasındaki korelasyon kabul edilebilir sapma ile elde edildi. SEA için ANSYS Mechanical yazılımı kullanıldı ve kafes modeli için 3B katı hekzahedral elemanlar (SOLID186) kullanıldı. Pimin baş ve uç bölgelerini altı serbestlik derecesinde sabitleyen sınır koşullarıyla ve orta bölümün yüzeyine radyal yük uygulayan statik bir yapısal analiz kurulumu oluşturuldu. Çalışma, üç farklı çentik geometrisi (V şekilli, U şekilli ve dairesel) ve üç farklı kesme çentik genişliği kullanarak bir test matrisi oluşturdu. Pimin minimum çentik çapı 9 mm, nominal çapı ise 14 mm idi. Pim numunesi testlerinde kullanılan malzeme özellikleri, akma gerilme sınırı 440 MPa olan 1.0727 otomat çeliği idi. Sonuçlar, analizden elde edilen üç ana parametreye göre karşılaştırılmıştır; bunlar pim radyal kesme rijitliği, çentik bölgesindeki maksimum Von Mises gerilmesi ve çentik bölgesindeki ortalama Von Mises gerilmesidir. Çentik geometrisindeki değişiklikler bu değerleri doğrudan etkilemiştir. Çentik genişliğinin belirli bir noktanın ötesine artırılması, gerilme tensörünün kesme ağırlıklıdan eğilme ağırlıklıya kaymasına neden oldu ve bu da çentik bölgesindeki yükün pimin orta ve uç kısımları tarafından taşınmasına yol açtı. Belirli bir eşik çentik genişliği olmalı; bunu aşmak çentik bölgesinin kesme ağırlıklıdan eğilme ağırlıklıya geçişine neden olacaktır. Aynı nominal ve kesme çaplarına sahip pimler için, V profilli çentik en iyi sonuçları verdi. Bu durum, V çentiğin çentik yük taşıma bölgesinde en fazla malzeme stoğuna izin vermesinden kaynaklanmaktadır. Çalışmanın gelecek aşamaları, kesme gerilmesi altındaki malzemenin akma sınırının detaylı araştırma, test ve analitik yöntemlerle belirlenmesini iyileştirmeye odaklanacaktır. Kesme pimlerine özgü metodolojik yaklaşımlar derinleştirilecektir. Ek olarak, test kampanyası farklı çentik parametreleri, kesme ve nominal çapları içerecek şekilde genişletilecek, böylece parametrik test verileri artırılacak ve bulgular doğrulanacaktır. Bu, çentik genişliği için eşik değerini belirlemeye ve farklı parametrelerin pimin yapısal özellikleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaya yardımcı olacaktır.
-
ÖgeÜretken tasarım metodu ile yük kancası tasarımının optimizasyonu(İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025-06-24)ük kancaları, inşaat ve lojistik gibi çeşitli endüstrilerde yaygın olarak kullanılan önemli mekanik bileşenlerdir. Bu bileşenlerden beklentimiz, konteynerler ve diğer mekanik ekipmanlar gibi ağır yükleri taşıyabilmesidir. Özetle, ağır yükleri kaldırmak ve taşımak için tasarlanmışlardır. Sahada hizmet verirken, aynı zamanda güvenlik ve verimlilik gereksinimlerini de karşılamalıdır. Endüstriler birçok alanda ilerledikçe, daha güçlü, daha hafif ve daha ekonomik yük kancalarına olan ihtiyaç artmaktadır. Geleneksel vinç kancası tasarımları, temel olarak analitik hesaplamalara dayanır; bu da önemli geometrik kısıtlamalar getirir ve ağırlık dağılımı ile malzeme verimliliği açısından optimal olmayan aşırı güvenlikli tasarımlara yol açar. Grafik işlem yeteneklerinin gelişmesiyle birlikte, özellikle yapay zeka destekli optimizasyon teknikleriyle desteklenen son hesaplama yöntemlerindeki ilerlemeler, bu temel bileşenlerin tasarımını ve performansını iyileştirmek için yeni fırsatlar sunmaktadır. Üretken tasarım, yapay zeka algoritmalarını kullanarak birden fazla tasarım iterasyonu oluşturan ve belirlenen kısıtlamalar ile hedeflere dayalı optimize edilmiş çözümler üreten nispeten yeni bir yaklaşımdır. Yalnızca malzeme çıkarımına odaklanan geleneksel topoloji optimizasyon yöntemlerinin aksine, üretken tasarım, malzeme eklenmesi ve yeniden dağıtılmasını sağlar, bu da yapısal olarak daha iyi ve üretilebilir tasarımlar ortaya çıkarır. Öte yandan üretken tasarım ve 3 boyutlu yazıcıların gelişimi birbirini karşılıklı olarak besleyen ve hızlandıran bir döngü yaratmıştır. Katmanlı üretim (additive manufacturing) sayesinde üretken tasarımın sağlayabildiği üretilmesi zor veya eskiden imkansız olan optimize edilmiş organik tasarımların üretilmesi mümkün kılınmıştır. Yani bu iki teknolojinin birbiriyle olan etkileşimi bir tür kendi kendine güçlenen döngü oluşturmuştur. Bu yüksek lisans tezinde, DIN15401 standartlarında NR025 numaralı P Sınıfı St-52-3 malzemeden sıcakta dövme yöntemi ile üretilmiş tek ağızlı basit kanca üzerinde çalışmalar yapılmıştır. İlgili kanca önce DIN 15401 standardının belirlediği sınırlar çerçevesinde nominal ölçülerde 3 boyutlu olarak Solidworks yazılımında çizilmiştir. Çizilen yük kancası daha sonra sonlu elemanlar yazılımı ile ağ yapısı oluşturulup maksimum 10 KN yüke kadar yüklenmiştir. Çıkan sonuçlar detaylı bir şekilde irdelenerek yük kancasının en kritik kesiti olan A-B kesiti boyunca gerilmelerin yönü ve değerleri incelenerek ilgili malzemenin akma değerleri ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma neticesinde tahmini olarak en çok malzeme azaltma işleminin yapılabileceği kısımlar belirlenmiştir. Daha sonra sonlu elemanlar modelinin doğrulanması amacıyla A-B kesitinin iç ve dış yüzey noktalarına dikey ve yatayda tek noktada ölçüm yapabilen rozet tipi gerinim ölçerler yerleştirilmiştir. Kanca belirli bir yük aralığında yüklenerek yüke karşılık gelen iki yöndeki gerinim yüzdesi değerleri elde edilmiştir. Bu değerler aynı yük aralığında yüklenen sonlu elemanlar modelinin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmanın ardından Taguchi metodunun belirlediği limitler arasında malzemenin elastisite modülü ve possion oranı değiştirilerek, test ile analizdeki gerinim değerlerinin birbirine en yakın olduğu varyasyonun elastisite modülü ve Poisson oranı bulunmuştur. Doğrulanan SEM (Sonlu Elemanlar Metodu) modeli ve test sonucuna en yakın malzeme fiziksel özellikleri ile Fusion 360 Üretken Tasarım aşamalarına geçilmiştir. Yük kancasının gerilme dağılımına göre en yüksek malzeme kazancının sağlanacağı hacim belirlenmiştir. Belirlenen hacim, kısıtlamalar ve sınır koşulları tanımlanarak programa tanıtılmıştır ve çalıştırılmıştır. İlgili yazılım belirtilen sınırlar çerçevesinde en uygun 4 adet tasarımı, üretilebilecek yöntemler ile birlikte sunmuştur. Önerilen tasarımların ağırlıkları, orjinal yük kancası tasarımının ağırlığı (640 gr) ile karşılaştırılmıştır. En düşük ağırlık kazancı %38,1 ile üçüncü alternatifte, en yüksek ağırlık kazancı ise %46,5 ile ikinci alternatifte olduğu görülmüştür. En yüksek ağırlık kazancını sunan ikinci alternatifin doğrulanması amacıyla ayrı bir sonlu elemanlar modeli yapılmıştır ve yüksek çözünürlükte ağ yapısı oluşturulmuştur. Maksimum gerilme 281,67 MPa olarak gözlemlenmiştir ve akma sınırının (315 MPa) altındadır. Daha sonra kancanın serbest ucu ile C-D kesiti arasında bir iyileştirme yapılmıştır. Malzeme bütünlüğünü sağlayıp bu kısımdaki güvenliği artırmak amacıyla koruma geometrisi revize edilmiştir ve beşinci alternatif oluşturulmuştur. Bu alternatifte %39.4 ağırlık kazancı sağlanmıştır. Bu çalışmada önerilen alternatif beşinci alternatif olmuştur. Sonuç olarak bu yüksek lisans tez çalışması, üretken tasarım metodu uygulanarak, geleneksel tasarıma sahip yük kancasının %39,4'e varan ağırlık kazancı ile yeniden tasarlanabileceğini ortaya koymuştur.
-
ÖgeThe design of an aircraft engine fan blade based on operational safety regulations in civil aviation(Graduate School, 2022)Since the invention of airplanes, maintaining safe and reliable flights have been one of the prioritized factors to be ensured. The requirement of an aircraft being relatively lightweight to minimize fuel consumption and take advantage of the lift forces brought a series of challenges during both the design and manufacturing stages. Considering the fact that the civil aviation industry has a general purpose of having a profitable business plan, economic criteria such as initial investment of purchasing an aircraft, fuel consumption, cost of regular and unexpected maintenance periods, and employing and training qualified staff to carry out the maintenance actions are important factors hence research and development efforts in this area are mainly geared towards finding a sustainable, safe and affordable middle ground. As civil aviation as an industry is relatively a new and unfounded concept compared to land route and naval transportation, the majority of the shortcomings of the methods used became known during the trial-and-error approach. Early implementations of both the design and operation methods showed that maintaining the integrity of the aircraft is a challenging task. Apart from engineering an efficient and performant aircraft, ensuring that the harsh operation conditions do not compromise the safety and reliability targets initially set. One of the most important aspects of maintaining the aircraft's safety and structural integrity is preventing external objects from contact in contact with the airplane's exterior. While the types of potentially harmful foreign objects may differ with operational conditions and location, the majority of the objects are globally problematic such as debris, dust, and most importantly birds. In order to have a better understanding of the nature of bird strike events, bird strike statistics from the previous years are examined and the most likely scenarios that may cover the widest scope are determined. Considering the fact that the probability of a bird strike event happening at cruise altitude where the relative velocity of the bird and the airplane is at maximum, is very low even though it is the most harmful scenario; data from the take-off and climb stages of the flight are examined more closely. The computer-aided engineering software ABAQUS is used to perform the simulations. The reference bird model is designed based on the previous bird strike event history and literature review on the subject. In order to validate that the impact model is set up correctly and the impact damage is accurate, a reference aluminum plate with 4 different thickness values was struck with the reference bird model. The primary focus of this study, which is optimizing the design of the fan blades based on how much the impact damage a blade can withhold without being rendered inoperative, was targeted toward optimizing the leading-edge design of the blade at the %80 of height from the fan hub which is where most of the bird strike impacts affect. Within the scope of this study, in which the methods of reducing damage to the fan blades are investigated, 2 different bird models were designed and collided with 7 different fan blade models at 2 different sections. Although the wing models have similar design philosophies in general, the angles of the profiles in the region where the height measured from the wing base is 80% have been changed so that they have different angles of attack during the collision. In this way, although a design similar to the engine blades of turbofan engines currently used in civil aviation is preserved, it is aimed to examine the general damages that occur on the fan blade surface when the profile angle increases or decreases.
-
ÖgeCıvatalarda kuvvet naklinin cıvata geometrisinde yapılan değişiklikler ile iyileştirilmesi ve sonlu elemanlar metodu ile analizi(Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022)Otomobiller, uçaklar, konveyörler gibi pek çok bileşenden oluşan makineleri bir arada tutan ve bir araya getirmeyi sağlayan en temel ve en elzem yapı taşlarından biri cıvatalardır. Birbirinden farklı endüstrilerde, farklı boyutlarda, farklı ölçülerde ve farklı amaçlarla tasarlanan, üretilen ve kullanılan makinelerin ortak noktası olan cıvatalar, çözülebilir bağlantıların en önemlilerinden birini oluşturmaktadır. Cıvataların makine tasarımı içeren hemen hemen her endüstriye, her araştırmaya dokunması nedeniyle, makine tasarımında çok önemli bir rolü vardır. Bu sayede makine konstrüksiyonlarını iyileştirme ve geliştirme potansiyeli sunmaktadır. Kullanım ve uygulama alanlarının genişliği sebebiyle cıvataların üretimi ve üretim çıktıları dünya çapında standartlaştırılmıştır. Bu standartlaştırma ile birlikte, boyut, biçim, malzeme seçimi, malzeme dayanımı, taşıyabileceği kuvvet limiti gibi cıvataları tanımlayıcı parametreler sabit tutulabilmektedir. Cıvatalar temelde bir yay gibi davranarak bir arada tutması istenen yüzeyler arasında esneyerek kuvvet geçişine izin vermektedir. Bu esneme sayesinde, yay karakteristiği sergileyen cıvatalar, kuvvet iletimini iyileştirmek için fırsatlar sunmaktadır. Kuvvet iletim yollarını iyileştirmeyi amaçlayan bu çalışmada, cıvataların yaylara benzeyen özellikleri çeşitli geometrik değişikliklerle sağlanmaya çalışılmıştır. Kuvvet yollarını iyileştirmek için yapılan diğer çalışmalarda, cıvatalı bağlantıların bir diğer bileşeni olan somun üzerinde geometrik değişiklikler yapılarak elastik somunlar tasarlanmış, cıvata gövdesi üzerinde farklı çaplar açılarak yaylanma katsayısı değiştirilmiş ve uzar cıvatalar elde edilmiş, sıkışan burçlar eklenerek kuvvet dağılımı iyileştirilmiştir. Bu çalışmada ise, daha önceki çalışmalardan farklı olarak, var olan bir cıvata gövdesinin işleme tabii tutularak geometrik olarak değiştirilmesi ele alınmıştır. Bu yapılacak geometrik değişiklikler, standartlaştırılmış cıvatalara uygulanılabilir şekilde düşünülmüştür. Bu sayede makina tasarımının en temel faktörlerinden biri olan cıvatalarda kuvvet dağılımını düşük maliyetle iyileştirme hedeflenmiştir. Standartlaştırılmış cıvatalara uygulanabilir olan bu çalışma, makina tasarımında neredeyse en çok kullanılan bileşenin, hızlı ve etkili bir şekilde kuvvet iletimini iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Cıvata gövdesi üzerinde yapılan geometrik değişiklikler, uygulamada CNC tezgâh ile tatbik edilebileceği ön görüsüyle tasarlanmıştır. Bu geometrik değişiklikler için 8.8 kalite, DIN 931 M10 cıvata, DIN13 metrik profil ve ISO 4032 somun tercih edilmiştir. Cıvataların oturma yüzeyi olarak akma sınırı 250 MPa , Poisson oranı 0.3 olan yapı çeliği tercih edilmiştir. 3 boyutlu katı modelleme programları kullanılarak bu montaj yapısı bilgisayar ortamında simüle edilmiştir. 3 boyutlu katı modeller, cıvata gövdesi üzerinde, cıvata ekseninde açılması ön görülen deliklerin farklı çaplarda, farklı derinliklerde ve farklı koniklik açılarında olabileceği düşüncesi ile çeşitlendirilmiştir. Standart cıvata modeli ve deforme edilmiş modeller sonlu elemanlar metodu kullanılarak yüke maruz bırakılmıştır. Standart cıvata üzerinde yapılan sonlu elemanlar analizi, teorik bilgiler ve deneysel veriler ile kıyaslanmıştır. Bu analizden yapılan çıkarım ile, aynı sınır koşulları ve yük değerleri uygulanarak geometrik olarak deforme edilmiş cıvatalar sonlu elemanlar metodu ile analiz edilmiştir. Yapılan bu çalışmalarda, cıvata gövdesinin yaylanma rijitliğinde yapılan değişikliklerin kuvvet dağılımına pozitif etkisi olduğu gözlemlenmiş, cıvata dişleri üzerinde oluşan yer değiştirmenin daha az olduğu, kuvvet yollarının daha düzenli hale geldiği saptanmıştır.
-
ÖgeSabit hızlı küresel kavramanın tasarımının geliştirilmesi, çalışma kuvvetlerinin analizi ve oluşan dengesiz kuvvetleri azaltacak şekilde düzeltilmesi(Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2024-07-12)Kavramalar, güç aktarımını sağlama, hizalama hatalarını telafi etme ve sistemin birden fazla parçaya ayrılmasına izin vererek bakım kolaylığı sağlama gibi rolleri nedeniyle döner ekipmanların vazgeçilmez elemanlarından biridir. Sabit hız kavramaları, güç aktarımı sırasında, süspansiyon ve direksiyon hareketi nedeniyle vites kutusu ve tekerlekler arasında sürekli bir açı değişiminin olduğu otomobil ve kamyonlarda oldukça yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. İlk olarak, Tezin Amacı bölümünde, sabit hızlı küresel kavramanın, Hikmet KOCABAŞ'ın 2007 yılında yayınlanan makalesindeki tasarımı tanıtılmış; geometrik kısıtlamaları açıklanmış ve geliştirilen yönleri anlatılmıştır. Sonrasında, Literatür Araştırması kısmında, sabit hız kavramalarının tarihi ve gelişim süreçleri özetlenmiş; Profesör Kenneth Henderson Hunt'ın katkılarından bahsedilmiş; ardından son zamanlarda yapılan çalışmalardan örnekler verilmiştir. Son olarak, tezin ilerleyen bölümlerinde kullanılan, rotasyon kinematiği ve hareket kinematiği konuları kullanım alanları ile birlikte özetlenmiştir. İkinci bölümde, sistemin geometrik özellikleri tanımlanmış; bağımsızlık derecesi, Grubler'in düzlemsel mekanizmalar için olan bağımsızlık derecesi kriteri kullanılarak, tayin edilmiş; sabit hız özellikleri homokinetik düzlem teorisi kullanılarak kanıtlanmıştır. Üçüncü bölümde, sistemdeki tüm linklerin yer değiştirme vektörleri, rotasyon matrisleri ve homojen transformasyon matrisleri tanımlanmıştır. Sonrasında, sistemdeki tüm kolların konumlarının, miler arasındaki açının 90°, 60°, 45° ve 30° olduğu durumlarda, giriş milinin açısal konumuna göre tayin edilebilmesi için gerekli olan trigonometrik ifadeler türetilmiştir. İlgili hesaplar MATLAB yazılımı ile yapılmıştır; sonrasında kullanıcıdan, miller arasındaki açı ve girşi milinin açısal konumu bilgilerini alıp linkler arasındaki açıları veren bir program yazılmıştır. Hız ve İvme Kinematiği kısmında, sistemdeki linklerin açısal hız ve ivmeleri, nümerik türev ve gerçek türev metotları ile elde edilmiş; bilgisayar destekli mühendislik yazılımı SolidWorks'ün hareket analizi eklentisi ile elde edilen değerler ile karşılaştırılmıştır. Nümerik ve gerçek türev metotlarının kullanıldığı analizler MATLAB yazılımı ile gerçekleştirilmiştir; sonrasında ise, kullanıcıdan giriş milinin açısal hızı ve miller arasındaki açı değeri parametrelerini alıp açısal hız ve ivme değerlerini veren bir program yazılmıştır. Dördüncü bölümde, kolların kütleleri, kütle merkezleri ve kütle atalet momentlerinin elde edilebilmesi için gerekli bağıntılar oluşturulmuş; sonuçlar tablolar halinde sergilenmiştir. Sonrasında, linklerin giriş mili ve kendi eksenlerinde dönmelerinden kaynaklanan dinamik kuvvetler, miller arasındaki açının 90°, 60°, 45° ve 30° olduğu durumlar için, Newton'un ikinci hareket yasası ve D'alembert prensibi doğrultusunda tayin edilmiştir. Linklerin yataklarına etkiyen net kuvvetler hesaplanmış ve bilgisayar destekli mühendislik yazılımı SolidWorks'ün hareket analizi eklentisinden elde edilen değerler ile karşılaştırılmıştır. MATLAB yazılımında, kullanıcıdan gerekli bilgileri alıp, linklerin fiziksel özelliklerini ve yataklarına etkiyen dinamik kuvvetleri çıktı olarak veren programlar yazılmıştır. Ara kolların yatak kuvvetleri, linklerin kalınlıkları değiştirilerek eşitlenmiş; sistemdeki dengesiz kuvvetler minimuma indirilmiştir. Böylece, sistemdeki titreşimler azaltılmış ve kavramanın kullanım ömrü uzamıştır. Son olarak, hesaplanan radyal ve eksenel yatak yüklerine göre, uygun rulman seçimi gerçekleştirilmiştir. Son tahlilde, sabit hızlı küresel kavramanın, miller arasındaki açının 90° olduğu durum dahil olmak üzere, gerçek bir sabit hız kavraması olarak davrandığı homokinetik düzlem teorisi ile kanıtlanmış; linklerin hızları ve ivmeleri analiz edilmiş; yataklara etkiyen kuvvetler hesaplanmış; uygun rulmanlar seçilmiştir. Mekanizma, kompakt bir yapıya sahip olma avantajına sahiptir ve standart radyal rulmanlarla, mil eksenleri arasında açısal kaçıklık olan her yerde kullanılabilir.
- 1 (current)
- 2
- 3
- 4
- 5