Bütünleşik Nehir Havzası Yönetiminde Paydaş Katılımı: Modeller Ve Süreç

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2015-06-24
Yazarlar
Kanber, Çiğdem
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Özet
AB'ye adaylık  sürecindeki Türkiye'de henüz etkin olarak denenmeye başlanmayan; ancak gerek ABD gerekse de AB ülkelerinde uygulanarak bir hayli deneyim kazanılmış  sürdürülebilir havza yönetimlerinde paydaş katılımının önemi, katılım modelleri ve katılım süreçleri bu tez çalışmasının konusunu teşkil etmektedir.  İlgili konularda temel ilkelere ve tanımlara yer verildikten sonra, özellikle gelişmiş ülke uygulamalarından çıkarılan derslere çalışmada yer verilerek, ülkemizdeki 25 nehir havzasından biri olan Büyük Menderes Havzası özelinde paydaş katılımı, süreci ve en uygun model kullanımları bağlamında önerilerde bulunulacaktır.  Sadece AB'de değil birçok gelişmiş ülkede de kabul edilerek uygulanan "Bütünleşik Havza Yönetim" anlayışında paydaşların sürece nasıl katıldıkları, hangi yöntemlerle yönetimde payları olduklarını daha iyi anlayabilmek adına halkın katılımının nasıl başarıyla sağlandığını inceleyip görmek bu çalışmanın amaçlarındandır. Bütünleşik Havza Yönetimi, havzadaki doğal kaynaklar tanımlanırken sektörel çelişkilerin saptanması, yönetsel ve idari yapılanmaya bağlı faaliyet ve politikaların koordinasyonu, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile birlikte paydaşların ve halkın katılımının uyum içerisinde işleyişiyle sağlanabilmektedir. Bu dört ana koldan birinin eksikliği veya yetersizliği yönetimde aksaklık olacağı anlamına gelmektedir. Bütünleşik Havza Yönetimi birçok otoriteyi ve paydaşları bünyesinde barındırmalıdır. Çeşitli halk kesiminin de yer aldığı, havzada su ile ilgili olabilecek tüm kamu ve özel sektör kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri ile medyanın da temsil edilebildiği paydaş katılımının sağlanmasıyla; • Karar almada şeffaflık,  • Daha fazla bilgi ve fikir katılımı,  • Bölgesel değişimlerin/ilerlemenin erkenden farkına varılması,   • Sektörler arası çatışma ve çelişkilerin erken evrede tespitiyle çözümlenmesi, kararların kabul edilip sahiplenilerek destekleme düzeyinin artması,  • Yapıcı diyalogların oluşumu,  • Farklı düzeydeki ve sektörden bireyler arasında iyi bir işbirliği,  • Farkındalığın artmasıyla halka geri dönüşlerin maddi/manevi kazanç olacağı bilincinin sağlanması  gibi olumlu etkileri bulunmaktadır. Böylece hayali gibi görünen hedeflere ulaşmak için aktif, etkin ve gerçekçi bir yol izlenmiş olmaktadır Gelişmiş ülkelerin bütüncül bir yaklaşımla havza yönetimi hususunda edindikleri deneyimler doğrultusunda sürece paydaşların ve halkın katılımı yönünde çeşitli modeller oluşturmuşlardır. Model uygulamalarında ülkenin ve ilgili havzanın genel durumu ile birlikte halkın refah düzeyi de göz önünde bulundurulmaktadır.  Yönetim sürecinde ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamaya yönelik değişik model uygulamaları sonucunda edinilen deneyimler ile havzalar arasında seçilecek model uygulamalarının farklı olabileceği gibi, süreç işleyişi içerisinde bir havza için ön adım olarak seçilen bir modelin sürecin ileri evrelerinde farklı bir model uygulamasına geçilebileceğini göstermiştir. Çeşitli modeller arasından dördüne bu çalışmada yer verilmiştir. Bunlar; Yorum/İzah Modeli (Commentary Model), Sosyal Öğrenme Modeli (Social Learning Model), Ortak Planlama Modeli (Joint Planning Model), Onay / Ortak Karar Modeli (Consent / Consensus Model). Bu modellerden, çalışmada pilot havza olan Büyük Menderes Havza'sı için Arabulucu Merkezli olan Sosyal Öğrenme ve Ortak Planlama Modellerinin havza şartlarına daha uygun olduğu düşünülmüştür. Model uygulamaları kapsamında bilgi erişimini kolaylaştıracak şekilde danışma ve aktif katılımlı saha gezileri/turları, toplantılar, gönüllü izleme grupları, temizlik/iyileştirme günleri, eğitim programları (okullar, şehir grupları ve yerel organizasyonlar), medya/internet, kamuoyu anketleri, odak gruplarına yönelik çeşitli çalışmalar ve benzeri uygulamalarla gerçekleştirilmektedir.  Gelişmekte olan ülke konumundaki ülkemizde de benzer faaliyetlerle ve önerilen model uygulamaları ile paydaşların yönetime katılması ve daha da önemlisi doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı konusundaki farkındalığının artırılması adına neler yapılabileceği bu çalışmada vurgulanacaktır. Nehir Havzası Yönetim Planlarının (NHYP) hazırlanmasının altlığını teşkil eden Havza Koruma Eylem   Planları (HKEP) 2009–2013 yıllarında 25 nehir havzamız için tamamlanmıştır. "Su Havzalarının Korunması ve Havza Yönetim Planlarının Hazırlanması Yönetmeliği"ne uygun bir şekilde Türkiye'nin 2023 yılına kadar 25 havzası için NHYP'larının tamamlanması hedeflenmektedir. Bu planların hazırlanması sürecinde ve planlar tamamlanıp uygulamaya konulduktan sonra da 'Önlem Programı'nın gerçekleştirilmesi ve 'Çevresel Hedeflere' ulaşılmasına ilişkin çalışmalar ve projeler yürütülürken de paydaşların sürece katılımı esastır. Türkiye için çok yeni bir süreç olan BHY'inde paydaş katılımına yönelik hukuksal olgular yeni oluşturularak yayımlanmaya başlanılmıştır. 2013 yılında 'Havza Yönetim Heyetlerinin Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Tebliği' ve 2014 yılında ise Ulusal Havza Yönetim Stratejisi Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda Büyük Menderes Havzası pilot havza olarak bu çalışmada seçilmiş ve paydaş katılım süreci ve uygun model uygulamaları bu havza üzerinde önerilmiştir. Yasal yapının belirttiği hususlar dikkate alınarak, Büyük Menderes Havzası öncelikle sürecin başında oluşturulacak ve havzanın kurumsal yapılandırılmasına ilişkin tebliğde de belirtildiği şekilde 16-25 kişi arası olması gereken Havza Yönetim Heyeti (HYH) irdelenmiştir. Havza 5 il tarafından değişik yüzdelerle temsil edilmektedir. Her ne kadar koordinatör il Aydın olsa da, diğer illerin de havzadaki payı yüksektir. Dolayısıyla, 25 kişi ile sınırlandırılan HYH'inde potansiyel olarak 73 kişi bulunmaktadır. Ayrıca, bu HYH yapılanmasında halk katılımı beklenen ölçüde değildir. Bütünleşik Havza Yönetimi sürecinde önemi vurgulanan halkın katılımı yönünde eksiklikler yaşanabileceği düşünülerek, daha verimli bir paydaş katılımı uygulaması için HYH'ne bağlı olarak çalışması önerilen Havza Koruma Birliklerine (HKB) olan ihtiyaçtan ve bu birliklerin yapılandırılmasından tez kapsamında bahsedilecektir. Süreç boyunca havza bazında yapılacak eğitim çalışmalarına ve programa dahil edilecek kişilere yönelik bir yapılandırma ile finansal kaynak arayışına da çözüm getirilmeye çalışılacaktır.  Türkiye için yeni bir uygulama olan bu süreçte yasal yapının belirttiği hususlar da dikkate alınarak Büyük Menderes Havzası için uygun bir uygulama modeli seçimine gidilmiştir. Havza gerek ekonomik yapısı, gerekse de eğitim seviyesi olarak incelendiğinde Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu görülmüştür. Bütünleşik Havza Yönetimi, ülke genelinde yeni bir süreç olduğu için öncelik olarak 'birlikte   öğrenip birlikte yönetme' esaslı olan 'Sosyal Öğrenme Modeli' seçilmiştir. Bu seçilen modelin havza özelinde uygulama sürecinin ise paydaşlara ve halka verilecek ilk eğitimlerle maksimum farkındalığın sağlanması ve uygulama süreci içerisinde yapılacak raporlamalar için gerekli olan izleme ve değerlendirme adımlarının ilk döngüsel sürecini tamamlamasının 2-3 yıl alacağı düşünülmüştür. Yönetim sürecinin ilerleyen dönemlerinde ise 'Ortak Planlama Modeli'nin uygulanmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Bu uygulamalar sırasında göz ardı edilmemesi gereken katılım sürecinin temel ilkelerinden bahsedildikten sonra sürecin döngüsel yapısının sağlanması adına önerilere yer verilmiştir.
The importance of stakeholder participation in sustainable watershed management, the related participation models and participation process will form the main concern of this study. As well known, similar experiences have already been gained both in USA and EU by practicing these participation processes and models; however, in Turkey, that is a candidate country to join EU, has not yet started applying such procedures effectively relating to participation efforts in management.  Within the context of this thesis, initially fundamental principles and definitions on stakeholder participation will be referred followed by mentioning the lessons-learnt and information gained through the applications experienced in especially developed countries. A case study on one of the watersheds of Turkey, Büyük Menderes Watershed, stakeholder participation, related participation process and the most convenient model application will be proposed. The process and procedures of stakeholder participation in 'Integrated Watershed Management' perspective that has been accepted and applied by not only EU; but also by similar other developed countries,  the methods preferred for better and effective participation including public will be investigated in detail in the study. Integrated Watershed Management aims to define the natural resources within the boundaries of the watershed and thus, determine any sectoral conflicts while also enabling coordination among any activities and policies related to the current legal and administrative structure with the participation of stakeholders representing the main water-related actors and users in the most compatible manner. Any deficiency or absence of any of these branches will lead to management failure. Integrated Watershed Management bears various authorities and stakeholders. By maintaining a good participatory effort through the representative groups from   different water-related state and private organizations and offices together with NGO's and media, the below underlined positive impacts may be attained. These are; • Transparency in decisions taken,  • Involvement of various information and ideas, • Pre-awareness of regional variations/developments, • Determining the sectoral conflicts and discrepancies at an early-stage and their resolutions, increasing the support level by accepting and taking up the decisions,  • Forming constructive dialogues, • Good collaboration among individuals representing different sectors and of different levels, • By means of awareness increase, maintaining consciousness on the positive tangible and intangible gain attained through consultation to public. Thus, by means of following such an active, effective and realistic roadmap, it will be possible to achieve the targets that used to be recognised as imaginary. The developed countries have succeeded in forming various stakeholder and public participation models based on their experiences gained through watershed management in a holistic perspective. In the model applications, the general characteristics of the country and the watershed concerned together with the life standard of the public are considered.  Practices of different models heading to increase the well-being of public by proving their needs so far have shown that models to be applied may differ among watersheds and also, one of the models may be initially selected and applied for a certain period of time may then be quitted and another model may be preferred.  Four of the models are referred in this study. These are; Commentary Model, Social Learning Model, Joint Planning Model and Consent/Consensus Model. Among these various models, Intermediary Centred models, Social Learning and Joint Planning Models, are considered to be more convenient ones that would fit to the watershed conditions. Within the context of model applications, various practices and studies are realized like supplying consultancy service and organizing actively participating   field trips and tours, organizing meetings with volunteer monitoring groups, arranging cleaning/remediation/rehabilitation days together with training programs (schools, city groups and local organizations), conducting public surveys via internet/media targeting various focus groups.  Conducting similar activities and the application of the selected stakeholder participation model for Turkey that is presenting a developing country, aiming participation in management of watersheds, and even more importantly the various steps to be followed for increasing public awareness towards sustainable utilization of natural resources will be emphasized in this study.  The River Basin Protection Action Plans (RBPAP) that form the basis for the River Basin Management Plans (RBMP) are completed within years 2009-2013 for the 25 watersheds of Turkey. Turkey targets to finalize the preparation of River Basin Management Plans (RBMP) till 2023 for the entire watersheds in compliance with the regulation on 'Protection of Watersheds and Preparation of River Watershed Management Plans'. The involvement of stakeholders during and after the preparation of watershed management plans, during the realization of 'Preventive Measures Program' and while attaining the 'Environmental Goals' is essential. When the developed country examples are investigated, it is clearly seen that all have involved stakeholders in watershed management and based on their experiences and integrated understanding, they have selected the most convenient models regarding public participation from the experiences. Stakeholder participation in Integrated Watershed Management (IWM) is a highly new process for Turkey; and legal basis of this phenomenon have recently been formed. Notification on 'Setting of River Basin  Committees, Duties, Work Methodologies and Principles' and  'National River Basin Management Strategy' have been put into force by publishing them in the Official Gazette in 2013 and 2014, respectively.   Within this context, Büyük Menderes River Basin has been selected as a pilot watershed and stakeholder participation process and the most convenient model applications have been proposed. By taking into account the factors valid in the legal structure, the 'River Basin Management Committee' members are analysed in detail. The notice has stated that the members of this Committee must be between 16-25.    The river basin is shared by 5 provinces. Even though the coordinator governorship is Aydın, the share of the other provinces is also significant. Thus, the number of potential members is calculated as almost 73. Moreover, public participation in this Committee is not as expected.  Within the context of integrated watershed management efforts, it is considered that public share in the process is lacking, and for a better and more effective management process, a River Basin Protection Association (RBPA) under the River Basin Management Committee is proposed in this thesis. The requirement for such an organization and its structural framework will be discussed in the study. For conducting training programs and during selecting the appropriate trainees during the entire process, a thorough administrative and financial structure is to be formed. Proposals for this establishment will also be detailed.   The most convenient application model at a start is selected for the Büyük Menderes Watershed by considering the current legal structure of the country. When the watershed is investigated in terms of its economic and educational level, it is seen that it is well above the Turkey's average situation.  The 'Social Learning Model' is primarily selected as it is based on 'learning together to manage together 'principle. This model is considered to be applicable for the first 2-3 years of participation. In this time interval, initial training programs will be conducted for the stakeholders including public to maintain maximum awareness and to learn how the monitoring and evaluation steps required for reporting of activities that  will be conducted during the entire process of management. This run is assumed to last 2-3 years. In the progressive years, 'Joint Planning Model' is considered to well fit the situation. In the study, iterative manner of management and getting feedback from the applications will also be mentioned.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Instıtute of Science and Technology, 2015
Anahtar kelimeler
Bütünleşik Havza Yönetimi, Modeller, Paydaşların Katılımı, Integrated Watershed Management, Models, Stakeholder Participation
Alıntı