Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/13568
Title: Tarım Ve Hayvancılık Amaçlı Tesislerin Yerlerinin İdari Kriterlere Bağlı Olarak Belirlenmesi
Other Titles: Determination Of Agricultural And Stockbreeding Institutions’ Lands According To Official Criterias
Authors: Doğru, Ahmet Özgür
Semiz, Kerem
10076137
Geomatik Mühendisliği
Geomathic Engineering
Keywords: Coğrafi Konum Tarımsal Yapı Tarım Ve Hayvancılık Amaçlı Tesisler Tarım Ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Katılım Öncesi Yardım Aracı Uygun Konum Belirleme Köy Bilgi Sistemi Çankırı İli Çörekçiler Köyü
Geographical Position Agricultural Structure Supporting Administration Of Agricultural And Rural Development Instrument For Preaccession Assistance Suitable Location Determination Rural Information System Çankiri City Çörekçiler Village
Issue Date: 12-Jun-2015
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Ülkemiz, ekonomik kalkınmada belirgin birtakım özelliklere sahiptir. Ülkemizde sık sık ekonomik bunalımlar yaşanmakla birlikte ülke büyümekte olan bir ekonomiye sahiptir. Kentsel-kırsal bölgeler ve ekonominin farklı sektörleri arasında gelir dağılımı ve yeterlik açısından ekonomide büyük eşitsizlikler bulunmakla beraber, Türkiye artan bir nüfusa sahiptir. Özellikle tarımsal sektör ile kırsal alanlarda belirgin idari eksiklik ve aşırı tüketim sorunlarına rağmen zengin doğal kaynaklar bulunmaktadır. Ekonomide son yıllarda görülen eğilimler ve yapısal değişimler belirgin bir şekilde sosyo-ekonomik durumun yapısını ve gelişimini etkilemektedir. Bu eğilimler kırsal alanlara büyük etkide bulunduğu için kırsal kalkınma politikaları için de oldukça önemlidir. Kır-kent arasında kalkınmadaki eşitsizlikler, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınma sürecindeki modernleşme çabaları, sanayileşme, teknoloji ve ekonomik dönüşümün bir sonucu olarak günümüzde hüküm sürmeye devam etmektedir. Bu süreçte, kırsal alanlar, kentsel alanların kalkınma hızını yakalamada yetersiz olmaktadır. Bunun sebepleri; ülke ekonomisinin daha çok sanayi ve hizmet sektörleri lehine yapısal dönüşümü ile bölgeler arasında gerçekleşen göçlerdir. Uzun süren nüfus artışlarının sonucu olarak, Türkiye’nin genç nüfus oranı yüksektir. TÜİK 2014 yılı verilerine göre, 15 yaş altındaki grup, ülke nüfusunun %31’ini oluşturmaktadır. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde bu oran % 20’dir. Yaş gruplarına göre kırsal ve kentsel bölgelerdeki nüfus dağılımı ele alındığında,  0-14 ve +65 yaş gruplarının kırsal alanlarda göreceli olarak daha yüksek oranda bulunduğu ve buna karşılık üretken nüfus yaş gruplarının ise kentlerde daha yoğun olduğu görülmektedir.  Ülkemiz ekonomisinin son zamanlardaki eğilimi Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)’de, ihracatta, sanayileşmede, kentleşmede, nüfusta ve iç talepte yüksek miktarda büyüme eğilimindedir. Türkiye, Avrupa’ya ihracat yapmakta, aynı zamanda Orta Doğuya, Avrupa Birliği’ne üye olan güney devletlere ve Rusya’ya olan ihracatını gün geçtikçe arttırmaktadır. Turizm açısında da çok uygun şartlara sahip olmakla beraber doğal ve kültürel kaynakları açısından da büyük bir potansiyele sahiptir ve bu alanlarda da giderek artan bir talep durumu vardır.   AB (Avrupa Birliği) aday ve potansiyel aday ülkelere destek amacıyla 1085/2006 sayılı Konsey Tüzüğü kapsamında Katılım Öncesi Yardım Aracı’nı (Instrument for Pre-Accession Assistance-IPA) kurmuştur. IPA destek aracı çeşitli bileşenlere sahip olup, ülkemiz IPA tüzüğünde aday ülke statüsünde bulunmakta ve tüm bileşenlerden faydalanabilmektedir. IPA’nın beşinci bileşeni Kırsal Kalkınma (IPA Rural Development-IPARD) AB’nin ortak tarım politikası, kırsal kalkınma politikası ve ilgili politikaların uygulanması, yönetimi için uyum hazırlıklarını ve bu kapsamda politika geliştirilmesini desteklemektedir. Türkiye açısından IPARD, ülkenin kırsal kalkınma alanında katılım öncesi dönemdeki öncelikleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Bu çerçevede 2007-2013 yıllarını içeren dokuzuncu Kalkınma Planı, 2006-2010 yıllarını içeren Tarım Stratejisi ve Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi öncelikleri yanında Avrupa Birliği Çok Yıllı Gösterge Planlama Belgesi’nin stratejik öncelikleri de dikkate alınmıştır. AB’nin 1085/2006 IPA Konsey Tüzüğü ve tüzüğün uygulanması esaslarını içeren 718/2007 sayılı IPA Uygulama Tüzüğü Programının dayanağını oluşturur. AB arazi sınıflaması metodu ile Türkiye’deki  arazi sınıflaması  karşılaştırıldığında küçük farklılıklar tespit edilmektedir.  Büyük oranda bozulmuş ormanlık araziden oluşmasına rağmen küçük kısım çalılık arazilerinin Avrupa Komisyonun EC/200/115 sayılı kararına göre mera alanı olarak sınıflandırması gerekmekte olup, Türkiye’de mevcut orman ile ilgili mevzuata göre orman/çalılık olarak sınıflandırılmaktadır. Ülkemizde tamamen sulanabilen ve 4,9 milyon ha. alana eşit arazide (tarım arazisinin %18’i) yoğun (intensif) tarım yapılmaktadır. Yarı-intensif tarım uygulamaları ise  yetersiz sulanan 762.273 ha. araziye denk gelmektedir (%2,9). Ekstansif tarım faaliyetleri ise yağmur suyu ile sulanan ürünleri (kuru tarım) kapsamakta ve yaklaşık olarak 20.9 milyon ha. alana eşittir (%78,5). İntensif hayvancılık, hayvanların barınaklarda yetiştirilerek gıda ihtiyaçlarının %50’den azının otlatmayla karşılandığı yüksek üretim çıktılı bir sistemdir. Ekstansif hayvancılık bunun aksine hayvanların gıda ihtiyaçlarının maksimum seviyede mera otlatmasıyla karşılanmasına dayanır. Bu çerçevede Türkiye’de yapılan  hayvancılığın büyük kısmı ekstansiftir. Ancak, ekstansif hayvancılık faaliyetleri çevresel etkileri bakımından  her zaman için doğru bir uygulama olmayabilir. Özellikle Türkiye’de erozyon nedeniyle mera alanlarının düşük verimi dikkate alındığında ekstansif sistem mera alanlarının yoğun olarak kullanımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye’nin 21.5 milyon ha. araziye denk düşen tüm kalıcı meraları çok küçük istisnalar hariç yoğun olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de kırsal alanlardaki yapısal zayıf yönler halen devam eden kalkınma süreciyle ilişkili olup önem arz etmektedir. Söz konusu zayıf yönler; AB ülkelerine kıyasla önemli gelir farkı, ülke içinde gelir ve göç açısından yaşanan farklılıklar, kayıt dışı ekonomi hacminin büyüklüğü ve kırsal nüfusun düşük eğitim seviyeleridir. Kırsal alanlar ve geleneksel tarımsal faaliyetleri, yapısal değişikliklerin yapıldığı modernleşme sürecinde negatif etkilenmektedirler. Bu sebeple kırsal politikalar belirlenirken bu konu göz ardı edilmemeli, kırsal alanların yeni makroekonomik çerçevede sürdürebilir kılınması ve çevrenin terk edilip bozulmasının önüne geçilerek kırsal alanlarda yaşayanların ekonomik ve sosyal açıdan dışlanmaları ve yardıma muhtaç kalmalarının önlenmesi gerekmektedir. Tarımsal ve hayvancılık amaçlı tesislerin AB standartlarında nitelik kazanabilmelerinde en önemli başlangıç noktası; tesislerin uygun konum ve kullanışlı araziler üzerinde kurulması, erişimin kolay olması, vaziyet planlarının tesisleşmelere uygun ve elverişli alanlarda planlanması, entegre tesis niteliği taşıyan yapılaşmaya olanak sağlaması ve konut ihtiyacını karşılayabilecek alanların kurulmasıdır. Geomatik Mühendisliği’nin TKDK yatırım projelerindeki en etkin rolü, inşası yapılmak istenen tarımsal tesisleşmelere uygun yer seçimi yönlendirmelerinde bulunma, bu alanların kullanımı ve sürdürülebilirliklerine ait konumsal fizibilite çalışmaları yapmak, elde ettiği sonuç değerleri ile yatırım çeşidini belirlemek ve yatırımcıyı bilgilendirmek gelmektedir. Konuma ilişkin mekânsal verinin vazgeçilmez olduğu günümüzde, yapılan tüm çalışmalar kırsal tesis ve konutlara ait envanterlerin çıkartılarak, elde edilecek veriler doğrultusunda, planlı ve göze hoş gelen bir çevre kurulmasını amaçlanmaktadır. Ülkemizin geleceğini projelendiren tüm çalışmaların bir coğrafi veriye bağlandığı 21. yüzyılda Geomatik Mühendisliği algısı daha geniş ölçeğe yayılmış olup, çeşitli meslek dallarının öncüllüğünü yapan bir görev üstlenmiştir.  Çalışmada, bölgedeki konumsal veriler ve yapılaşmadaki şartlar bir bütün olarak ele alınmış olup, TKDK kapsamında, tarımsal ve hayvancılık amaçlı tesis ve konut binalarının arazideki yerleşkelerinin belirlenmesi üzerinde çalışılmıştır. Bu belirleme çalışması ile arazilerin kullanım rotasyonu ve değeri üzerindeki değişmeler belirtilmiştir. Bu çalışma ile kırsal alanların potansiyel öneminin iyiden iyiye anlaşıldığı ve kırsal alanlar üzerinde planlanan tüm çalışmaların devlet eliyle çeşitlendirildiği günümüzde, kırsal alanlarda konuma dayalı yatırım ve arazi kullanımı çalışmalarına katkıda bulunması amaçlanmıştır.
Turkey can show some definite features in its development: an overall growing economy with frequent periods of economic crisis; a growing population with great differences of income and capabilities, especially between urban and rural areas and different sectors of the economy; a rich sacrification of natural resources strained by overconsumption and poor management and more so concentrated in the agricultural sector and rural areas. The recent trends of the overall economy and its overall structural features, defined themselves in strong, spesific and polarized ways, influencing the structure and evolution of the current socio-economic context. These trends are important for rural development policies as they have a major impact on rural areas.  Development differences between urban and rural areas still valid as a result of modernization, industrialization and socio-economic transformation in social and economic development process of Turkey. In this time, rural areas failed to catch with the rapid development of the urban areas. Two of the basic reasons are the structural transformation of Turkish economy in favour of industry and service sectors and the migration between regions and from the rural to urban areas. As a result of long-term population growth, our country has a large young population: the age group under 15 years of age represents 31% of the population (OECD average is 20%). Considering the breakdown of rural and urban population by age groups, the 0-14 and 65+ groups have a relatively larger proportion in rural areas while the productive age groups are more concentrated in cities. (Turkish Statistical Institute (TURKSTAT)-2014) The recent trend aim of the country economy shows the high Gross Domestic Product (GDP) growth rates, exports, industrialization, urbanization, population and domestic demand. Turkey is challengeable in many of its exports, to Europe, but also increasingly to the Middle East, the Southern New Member States, Russia; it is also challengeable in the effect of tourism, and there is a great potential for the apprising of still unused natural and cultural resources, for which there is a growing demand. These trends are likely to continue in the medium term. The European Union (EU) has established a new system to candidate countries and potential candidate countries by the IPA Council Regulation (EC) No 1085/2006, the Instrument for Pre-Accession Assistance (IPA). The instrument has five components and Turkey, as a candidate country and included in add- I of the above regulation, is named to benefit from all five components. The Component V of IPA (IPA Rural Development- IPARD) supports the policy development as well as the preparation for the implementation and management of the Community’s Rural Development Policy, Common Agricultural Policy and related policies. The IPARD funds are to be implemented through a single multi-annual “Rural Development Programme” covering the period 2007-2013. The IPA Rural Development Programme (IPARD Programme) of Turkey has been designed by taking into account both the priorities and needs of the Country in the pre-accession period within the context of rural development–in accordance with the priorities of the 9th Development Plan (2007-2013), Agricultural Strategy (2006-2010) and the National Rural Development Strategy and the strategic priorities of the EU’s Multi-annual Indicative Planning Document (MIPD). The legal basis for the programs are the IPA Council Regulation (EC) No 1085/2006 and the IPA Implementing Commission Regulation (EC) No 718/2007.  Comparing to the Turkish land classification some differences with the EU classification of land can be noticed. A small part of brush land should be classified, according to the Commission’s Decision EC/2000/115, as pastureland, though it originates from forestland that has been strongly degraded. In the Turkish context, it is classified  as forest/brush, as required by the existing forest legislation.  Intensive farming is practised in irrigated lands that equals to 4,9 million ha. (18%  of the farming land). Semi-intensive farming corresponds to insufficient irrigated land of 762.273 ha (2,9%). Extensive farming corresponds to rainfed crops (dry farming) and equals approximately 20,9 million ha. (78,5%). Intensive livestock farming can be defined as a system with high production outputs, based in shed building breeding, with less than 50% of the animals’ nutrient needs covered by grazing. On the contrary, extensive livestock farming is based on grazing of pasture to cover the maximum of the animals nutrient needs. On this basis the great majority of Turkish livestock farming is extensive. Extensive livestock farming is however not always environmentally sound. Particularly in Turkey, given the low productivity of pastureland, due to erosion, this extensive system leads to intensive use of pasture land. So all permanent pastures of approximately 21,5 million ha. with very minor exceptions, are intensively farmed.  The weaknesses of the Turkish context are quite substantial and mostly related to the developing phase under way: considerable external income gap with EU countries; widening internal disparities (in terms of income and migration); large size of the informal economy; low level of education of the rural population. Rural areas and traditional agricultural activities are being challenged by modernization which with the structural changes it entails, affects them directly. Rural policies thus should address such weaknesses and aim to make rural areas viable and sustainable in the new macroeconomic context, avoiding abandonment and degradation of the environment, thus becoming economically and socially marginalised or dependent on assistance. The most important starting points of gaining the value of Eurapean Standards for aglicultural and stockbreeding institutions; constructing the buindings on suitable and conveninent locations, easy transportation to locations, planning the layout plans on usable areas to institute, make easy to build entegrate institution buildings and planning residences for people. The most effective role of Geomatics Engineering on TKDK; finding correct locations to institute agliculture and stockbreeding constructions, location works on usening and sustainability of correct parcels, defining the kind of investment and informing to investors. Today, all works with rural identifications and land informations is setting up well planned and spectacular environment on rural areas.  21. Century that which works connected to location informations is known wider and Geomatics Engineering notications spread on all sectors and that took pioneer episode on all professions. On this thesis, all spatial data and all related rules are taken and studied for finding best places to construct agricultural and stockbreeding institutions according to TKDK perspective. So, we define the utility of properties and utility rotations. Today that noticed the potential importance of rural areas and supported all plans by state administrations, on this study we aim to contribute to invest and use on rural lands.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Instıtute of Science and Technology, 2015
URI: http://hdl.handle.net/11527/13568
Appears in Collections:Geomatik Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
10076137.pdf20.22 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.