Çoruh Vadisi'nde (Tao-Klarceti Bölgesi) yer alan Orta Çağ Manastır Kiliseleri ve ek yapıları: Yapım teknikleri ve koruma sorunları
Loading...
Date
Authors
Department
Restorasyon
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Type
Abstract
Tao-Klarceti Bölgesi, Türkiye'nin kuzeydoğusunda Çoruh Nehri'nin oluşturduğu vadide, Erzurum'un kuzeydoğu kesimini ve Artvin, Ardahan ile Kars'ın kuzeyini kapsayan tarihsel bir alandır. Günümüzdeki Gürcistan toprakları ile birlikte bu bölge, Orta Çağda Gürcü Krallıklarının yönetimi altındadır. Bölgenin en önemli yerleşimlerinden olan Tao ve Klarceti'de, 9. yüzyılın başlarından 11. yüzyıl başlarına kadar yaklaşık iki yüzyıl Tao-Klarceti Krallığı hüküm sürer. Günümüzde Artvin'in ilçesi Ardanuç, bu krallığın merkezliğini üstlenmiştir. 11. yüzyılda Birleşik Gürcü Krallığı'nın kurulmasıyla başkent, Ardanuç'tan günümüzde Gürcistan'daki şehirlerden biri olan Kutaisi'ye kaydırılmıştır. Buna koşut olarak bölgedeki yapım etkinliği azalmış, bölge önemini kaybetmeye başlamıştır. Tao-Klarceti Bölgesi, 16. yüzyılda Osmanlı Devleti hakimiyeti altına girene kadar birçok defa farklı yönetimlerin idaresinde kalmıştır. Yeni manastırların inşa edilmediği, yalnız mevcut yapıların onarım gördüğü ve çeşitli ekler aldığı bir süreç ardından 19. yüzyılda bölgede çeşitli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde, Rus İmparatorluğu'nun etkin siyasi ve askeri girişimleri cereyan etmiştir. 93 Harbi olarak bilinen 1877 Osmanlı- Rus Savaşı sonrasında imzalanan Berlin Anlaşması gereği bölgede Rus İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Türkiye ve Rusya arasında imzalanan 1921 Moskova Anlaşması'yla beraber günümüzdeki idari sınır çizilmiş ve bölge Türkiye sınırları içerisinde kalmıştır. Rus yönetimi altında olduğu süreçte bölgede çeşitli yüzey araştırmaları yürütülmüş, bölgenin akademik çevrelerce bilinirliği açısından önemli katkılar da bulunulmuştır. Moskova Arkeoloji Topluluğu tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmaları kapsamında 1878'de tarihçi ve arkeolog olan Dimitri Bakradze, 1888'de mimar Andrey Mikhailoviç Pavlinov, 1904'te dilbilimci Nikolay Yakovleviç Marr, 1902, 1907 ve 1917'de ise tarihçi ve arkeolog Ekvtime Takaşvili bölgedeki manastırların tespiti ve tanıtılması amacıyla görevlendirilerek bölgeye araştırma gezileri düzenlemişlerdir. Bu çalışmalar sırasında çekilen fotoğraflar ve yapılan çizimler bölgedeki yapıların mimarlık tarihi araştırmaları için temel kaynakları niteliğinde olup, bu dönemdeki koruma durumlarına ilişkin önemli bilgiler sunmaktadır. Bu yıllarda işlev durumuna bağlı olarak yapıların koruma durumlarının değişiklik gösterdiği, bazılarında kalıntı seviyesine inecek ölçüde önemli kayıplar olduğu gözlemlenirken, bazılarının ise bütünlüklerini korudukları, yapısal olarak iyi durumda olduğu anlaşılmaktadır. Yapıların tespitine yönelik çalışmalar ancak, 1960'lı yıllarda Gürcü kökenli araştırmacı Wachtang Djobadze'nin başlattığı yüzey araştırmalarıyla tekrar etkinlik kazanmıştır. 20. yüzyıl sonlarında Türk araştırmacılar tarafından da bölgedeki yapılar konu edinmeye başlanmış ve çeşitli yüzey araştırmalarına devam edilmiştir. Her ne kadar 1970'li yıllarda kültür varlığı olarak tescil işlemleri yapılmış olsa da koruma eylemleri olarak sayılabilecek adımlar ancak 2000'li yıllarda atılmıştır. Tao-Klarceti Bölgesi'nde yer alan miras yapıları, uluslararası protokol düzeyinde değerlendirildiği için Türkiye'deki diğer kültürel varlıklardan farklı bir şekilde yönetilmektedir. Türkiye ve Gürcistan arasındaki müzakerelere bağlı olarak koruma çalışmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda ülkeler arasındaki siyasal gelişmeler ve bürokrasinin hantallığı, yürütülen koruma çalışmalarında etkilidir. Günümüze kadar ancak çok az sayıda yapı için koruma projeleri hazırlanabilmiş, restorasyon çalışmaları gerçekleştirilebilmiştir. Bunların dışında kalan manastır yerleşimleri için yerel ölçekteki müdahaleler dışında bilinçli bir koruma eylemi bulunmamaktadır. Birçoğu şu anda işlevsiz olan bu Orta Çağ anıtsal yapıları dış koşullara açık bir şekilde günden güne zarar görmektedir. Bu mirası konu edinen tez çalışmasında, çevresel değerlerini tarihsel ve coğrafi etkileşimleri göz önünde bulundurarak söz konusu yapıların bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında envanter oluşturulması ve yapım tekniği incelemesi amacıyla çeşitli zamanlarda farklı sürelerde alan çalışması yürütülmüştür. Üç döneme yayılan toplamı otuz günü bulan arazi çalışmaları gerçekleştirilmiş, yapılar fotoğraflarla ve hem geleneksel hem de modern ölçme yöntemlerinin kullanıldığı çizime dayalı belgelemeler yapılmıştır. Bu belgeleme ve analiz çalışmalarında sırasında manastır kiliselerinin temelden kubbe seviyesine kadar, çeşitli noktalarda farklı ölçeklerde ve detayda yapı elemanı, sistem detayı çizimleri üretilmiştir. Bu mirasın sınır ötesindeki uzantılarını da detaylı incelemek için araştırmacı olarak Tiflis Devlet Ünivetsitesi'nde bir yıl süreyle misafir araştırmacı statüsünde araştırmalar yürütülmüştür. Hem bölgedeki yapılar incelenmiş hem de Gürcistan ICOMOS'un etkinliklerine katılım yapılarak mevcut durumdaki korunma süreçleri takip edilmiştir. Bu karşılaştırma, Tao-Klerceti Bölgesi'nin çağdaşı olan Ermeni Mimarisi örnekleri üzerinde de daha kısıtlı olarak yapılmıştır. Ani Arkeolojik Alanı ile birlikte Ermenistan'a çeşitli tarihlerde ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Benzerlikleri ve farklılıkları sorgulanarak Tao-Klarceti sınırları dışındaki alanlardan toplanan bilgiler, Tao-Klarceti Bölgesi'nde yer alan manastır kiliselerinde kullanılan yapım tekniğini anlamlandırmaya katkı sağlamıştır. Tezin amacı, kapsamı ve literatür araştırmasına yer verilen ilk bölümün ardından ikinci bölümünde "Tao-Klarceti Bölgesi ve Manastır Kiliseleri" başlığı altında öncelikle Tao-Klarceti'yi oluşturan bölgeler açıklanmıştır. Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak kapsamlı bir envanter oluşturulmuştur. Bu yapı stoğu içinde günümüze bütüncül şekilde ulaşabilmiş yapıların bir kısmı alan çalışmalarıyla incelenmiş, fotoğraf makinası ve drone yardımıyla belgelenmiştir. Tez sürecine koşut olarak bir yandan bu envanter çalışması envanter fişleri ve fotoğraflar ile birlikte tamamlanarak tescilli olan yapıların tescillerinin ada parsel ve koordinatlarının güncellenmesi, tescilli olmayan yapıların ise kültür varlığı olarak tescillenmesi için girişimde bulunulmuştur. Aynı zamanda bu envanter çalışmasının verileri oluşturulacak haritalarla birlikte tezin bir bölümü olarak sunulmuştur. Tao-Klarceti Bölgesi'nde Orta Çağ dönemine ait yer alan anıtsal yapılar A grubu yapılar (manastır kilisesi, diğer manastır yapıları) ve B grubu yapılar (küçük ölçekli kiliseler ve şapeller) olarak iki gruba ayrılmıştır. A grubu yapılar içinde gerek boyutları ile gerekse tarihsel süreçteki önemleri nedeniyle Öşki, İşhan, Hahuli, Dört Kilise ve Barhal Manastır Kiliseleri monografik olarak incelenmiştir. A grubunda yer alan diğer yapılara ise envanter, yapım tekniği ve koruma bağlamında değinilmiştir. B grubunda yer alan yapılar ise envanter bölümünde grup olarak listeler halinde ele alınmıştır. Manastır kiliselerinde ve ek yapılarında bazı bölümlerin yıkılmış olması, duvarların, tonozların, üst örtülerin açık şekilde görülebilmesi koruma açısında önemli sorunları yaratmasına karşın, detaylı yapım tekniği ve malzeme araştırmaları için büyük bir fırsat olmuştur. Bu fırsattan yararlanarak, yapım tekniği farklı yöntemlerle belgelenmiştir. Aynı zamanda daha önce yapılmış olan belgeleme çalışmaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümü olan "Manastır Kiliseleri ve Koruma" başlığı altında, Tao-Klarceti Bölgesi ve manastır kiliseleri koruma bağlamında incelenmiştir. Tao-Klarceti Bölgesi'ndeki manastır kiliseleri, yapım teknikleri, malzeme kullanımı ve araziye yerleşim açısından pek çok benzersiz özelliğe sahiptir. Türkiye'nin Gürcistan sınırına yakın bir bölgede yer alan bu Orta Çağ kiliselerinin kaderi, iki ülke arasındaki siyasi müzakerelere bağlı kalmıştır. Bu nedenle koruma süreci, doğrudan Türkiye ve Gürcistan arasındaki ilişkilere bağlı olup, ikili ilişkilerde yaşanan gelişmeler üzerinden ilerlemektedir. Ülkemizdeki anıtsal koruma sürecindeki gelişmelerin bölgedeki anıtlar üzerindeki yansıması çok daha geç gerçekleşmiştir. Bu dinamiklerle bölgeye bakıldığında anıtların yasal olarak koruma altına alınması, Türkiye'nin merkeze uzak diğer bölgelerinde olduğu gibi, ancak 1970'lerde olabilmiştir. İlk tesciller 1978'de Öşki, 1981'de Hahuli Manastır Kiliseleri için yapılmıştır. 1987'de Artvin'de toplu şekilde yapılan tescil işlemleri ile gelişmeler devam etmiştir. Üçüncü bölümün son kısmında ise bölgede koruma alanında karşılaşılan sorunlar ve zorluklar uluslararası ilişkiler, sosyal, yasal ve teknik açılardan ele alınmıştır. Türkiye'de ve komşu ülkelerde Dünya Miras Listesi'nde yer alan manastır kiliselerinin listeye girme şekilleri ve süreçleri incelenerek sonraki bölümde oluşturulacak öneri için bir altlık oluşturulması amaçlanmıştır. Tezin dördüncü ana başlığı olan "Değerlendirme ve Koruma Önerileri" bölümünde ise önceki bölümde değinilen koruma sorunları bütüncül şekilde değerlendirilerek öneriler getirilmiştir. Öncelikli olarak manastır kiliselerinin farklı bağlamlarda miras değeri ortaya konmuştur. Tao-Klarceti'de yer alan Orta Çağ dönemine ait manastır, kilise, şapel ve kaleler hem Türkiye hem de Gürcistan için önemli kültür varlıklarıdır. Kentlerden uzak, dağlık kırsal bölgelerde bulunan bu yapılar bütüncül olarak ele alındığı ve bu şekilde sunulduğu takdirde üstün evrensel değere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Üstün evrensel değerinin tanımlandığı manastır kiliseleri seri miras ve sınır aşırı miras olma özellikleri tartışılmış ve geliştirilen koruma önerilerinin bir çıktısı olarak Dünya Miras Alanı olma potansiyeli ortaya konmuştur. Dördüncü bölümde yapılan bu değerlendirme sonucunda koruma bağlamında bazı noktalara dikkat çekilmiştir. Tao-Klarceti Manastır Kiliseleri'nin içinde bulunduğu durum ve yaşadıkları problemler değerlendirildiğinde maddi kaynak ihtiyacına bir anda çözüm bulmak ve bunu sürdürmek mümkün değildir. Yapıların en büyük ihtiyaçlarından birisi mimari mirasın belgelenmesi konusundadır. Günden güne kaybedilen bu mirasın en acil müdahaleye ihtiyaç duyanlardan başlanmak üzere detaylı şekilde belgelenmesi ve koruma çalışmalarına başlanması gerekmektedir. Bu çalışmaların yapılmasına taraf devletlerin katkısına ek olarak uluslararası projelerden sağlanan destekler ve akademik çalışmalar yoluyla birtakım ihtiyaçlar karşılanabilir. Burada en önemli nokta, her konuda olduğu gibi bu çalışmaların bir merkezden organize edilmesi ve hayata geçirilmesidir. Koruma çalışmaları için kaynak üretmek kadar, eldeki kaynağın verimli şekilde kullanılması da önemlidir.
Description
Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025
Journal or Series
ISSN
ISBN
Rights
Keywords
Gürcistan, Georgia, Kültürel miras, Cultural heritage, Tarihi koruma, Historic preservation, Mimari miras, Architectural heritage