Feng Shui Paradigması Olarak Mekansal Deneyim

thumbnail.default.placeholder
Tarih
Yazarlar
Şahin, Bilge
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Özet
Bu çalışmada Feng Shui paradigması kapsamında mekân ve mekânsal deneyimin ne olduğu araştırıldı ve bu bağlamda Türk Evi diğer Doğu evleriyle karşılaştırmalı olarak incelendi. Batı’da gittikçe popülerleşen Feng Shui, aslında bu haliyle içi boşaltılmış bir modadan öteye gidememektedir. Ama disiplinlerarası bir yöntemle incelendiğinde, önerilerinin çok daha derin olduğu görülür. Feng Shui, Kartezyen paradigmanın yerini almış olan yeni bilimsel paradigmayla parça-bütün ilişkilerine yaklaşımı açısından denk düşmektedir. Feng Shui’de de bütün parçaların toplamından daha fazlasıdır ve bu paradigma kapsamında mekânsal deneyim de bir bütündür. Mekânsal deneyim, mekân kavramına zaman boyutunun eklenmesiyle gerçekleşir. Mekânsal deneyimin içinde insan da efendi değil, onun bir parçasıdır. Bu yaklaşım açısından Doğu’yla Batı birbirinden ayrılır. Feng Shui’de mekân-zaman, insan-çevre, dil-anlam, doğa-kültür ve simbiyotik ilişkileri de önemlidir. Çünkü mekânsal deneyim parçaların kendi aralarında ve bütünle etkileşimden doğar. Türk Evi de mekânsal deneyimin bir bütün olarak algılanması ve evin insanın organik bir uzantısı sayılması nedeniyle Feng Shui’nin temel ilkelerine uyar. Türk Evi, Pekin Avlulu Evi ve Japon Evi’yle karşılaştırıldığında görülür ki, aralarında önemli farklar olsa da, bu bütünsellik anlayışı onların özlerinde birbirlerine benzemelerini sağlar. Feng Shui, insanı kötü enerjiden koruma ve olumlu enerjiyi çağırma inanışlarından çıkmış olsa da aslında önerdiği mekânsal deneyim – insanın bir parçası olarak yaşadığı mekânla, çevreyle ve doğayla bütünleşmesi – aslında evrensel olarak uygulanabilir bir nosyondur.
In this research, space and spatial experience have been examined wirhin Feng Shui; and Turkish House has been evaluated in this context comparatively with other Easter housing styles. Feng Shui, which is now a popular concept in the West, is mere an empty fashion like this. But when analyzed with an interdisciplinary approach, it can be seen that it has much deeper solutions to offer. Feng Shui is in line with the new scientific paradigm which has replaced the Cartesian paradigm in its approach to the relation of piece and the whole. The whole is more than the sum of the pieces according to Feng Shui, too, and according to this paradigm, spatial experience should be regarded as a whole, too. Spatial experience occurs with the addition of time to the concept of space. Within the spatial experience, man is not a master, but is a piece of the whole. In such an approach, the East and the West depart. The relations between space and time; man and environment; language and meaning; nature and culture; and symbiotic relations are also important in Feng Shui. Because, spatial experience occurs through the interaction of the pieces among themselves and with the whole. Turkish House corresponds to the main principles of Feng Shui as the spatial experience is regarded as a whole, and the house is regarded as an organic extension of its inhabitants. When Turkish House is compared to the Beijing Courtyard House and Japanese House, it can be seen that although there are important differences between them this holistic vision prepares a common ground for them. Although Feng Shui is stem out of the believes to protect men from negative influences and to call luck, the experience it offers – the integration of men with the space, environment and the nature they live in – is actually a universally applicable notion.
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2006
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2006
Anahtar kelimeler
Feng Shui, Paradigma, Mekan, Mekansal Deneyim, Türk Evi, Feng Shui, Paradigm, Space, Spatial Experience, Turkish House.
Alıntı