Japon Avangardı Tasarımcısı Rei Kawakubo'nun Comme Des Garçons Koleksiyonlarında Kadının Korku Unsuru Olarak Temsili

thumbnail.default.placeholder
Tarih
2019
Yazarlar
Şahin, Türkü
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Institute of Social Sciences
Özet
Bu çalışma, moda tasarımcısı Rei Kawakubo'nun giyim markası Comme des Garçons için hazırladığı kadın koleksiyonlarının, istikrarlı olarak annesel bir kadın bedeniyle ilgilendiğini ve kadını korku unsuru olarak ele aldığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Japon moda tasarımcıları Rei Kawakubo ve Yohji Yamamoto'nun 1981 yılında Paris'te sergiledikleri ilk defileleri, Batı moda sahnesini salaş, eski görünümlü ve asimetrik giysilerle sarsmıştır. İlerleyen üretim süreçlerinde bu kendilerine has özellikleri koruyan tasarımcılar, Issey Miyake ile birlikte Japon Avangardı başlığı altında anılmaktadır. Çalışmanın amacı, Rei Kawakubo'nun avangart üslubunu ve Japon kimliğini doğru bir biçimde tanımlamaya çalışırken, Comme des Garçons koleksiyonlarının kadın bedeniyle kurdukları ilişkiyi, ortaya çıkardıkları canavar dişi motifleri yardımıyla açığa kavuşturmaktır. Bu koleksiyonları değerlendirirken, psikanalitik kuramın giysi, beden ve cinsiyet ilişkisini tanımlamakta doğru bir araç olup olmadığı da sorgulanmaktadır.
Clothing is one of the primary sources reflecting both the individual's and societies' relation with the subconscious. Having an intimate connection with the skin, it's taking part in constituting the boundries of the physical and psychological self, while being one of the first transitional objects. The aim of this study is to demonstrate that the collections of Rei Kawabuko's avant-garde clothing brand Comme des Garçons, offer unconscious representations of the archaic mother and the monstrous feminine. At the beginning of the 1980's, Rei Kawakubo shocked the Western fashion scene with the asymmetrical, shabby and monochromatic looks she displayed in Paris. Starting from her first show of 1981, she has created a significant style by sticking to her authentic looks for decades, which were new and unusual for European fashion at the time. And the common aspects of her creative production grouped her under the name "Japanese Avangarde" with two other Japanese fashion designers, Yohji Yamamoto and Issey Miyake. While the Western design scene was dominated by shoulder pads, neon, shiny fabrics, a perfectly clear cut and a general tendency for luxury, the avant-garde and deconstructive looks of the Japanese fashion designers have been interpreted as "Post Hiroshima" or "The Day After" by Western fashion critics (Kawamura, 2014, s. 125). With their unconventional designs, Japanese Avant-garde has questioned the accustomed Western fashion traditions. Their loose, shapeless and asymmetrical garments were a rejection of the slinky dresses, while breaking the bond with the perfectly shaped female body. It can be said that "the legacy of an understated elegance has become an intrinsic characteristic of modern Japanese design" (English, 2011, s. 2).
Açıklama
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019
Thesis (M.A.) -- İstanbul Technical University, Institute of Social Sciences, 2019
Anahtar kelimeler
Psikoloji, Sanat Tarihi, Tekstil ve Tekstil Mühendisliği, Psychology, Art History, Textile and Textile Engineering
Alıntı