Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/733
Full metadata record
DC FieldValueLanguage
dc.contributor.advisorŞener, Sinan Merttr_TR
dc.contributor.authorAldemir, Behiç Cantr_TR
dc.date2014tr_TR
dc.date.accessioned2014-03-26tr_TR
dc.date.accessioned2015-04-14T11:38:21Z-
dc.date.available2015-04-14T11:38:21Z-
dc.date.issued2014-03-31tr_TR
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11527/733-
dc.descriptionTez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2014tr_TR
dc.descriptionThesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2014en_US
dc.description.abstractİnsanlık, tarih boyunca deneyimlediği sorunları çözebilmek için doğayı yol gösterici olarak görmüştür. Doğaya olan öykünme, ilk kalıcı mimari eserleri veren uygarlıklar tarafından mimariye aktarılmış ve binlerce yıl sonra bile kullanılmaya, tekrar edilmeye devam etmiştir. Geçen yüzlerce yıl içerisinde mimarların tasarım anlayışları ve teknolojik imkanlar değişse de, en büyük değişim içinde bulunduğumuz dönemde gerçekleşmektedir. Bunun nedeni bilgisayarların işlem güçlerine dayanan dijital devrimdir. Bilgisayarların etkin biçimde rol aldığı günümüz tasarım dünyasında tasarımcı, dijital tasarım yöntemlerine hakim olarak tasarımını geliştirebilmektedir. İlk olarak biyomimikri kavramı üzerinde durularak insan-doğa etkileşimi içerisindeki tasarım yaklaşımları incelenmiştir. Doğadan esinlenen tasarımların benzerlik aşamalarına ayrılarak doğadan öğrenmenin yolları irdelenmiştir. Doğanın biçimlerin geometrilerini oluşturma matematiği olan fraktaller, doğal gelişim aşamalarını ve kendine benzeme özelliğini taşımaktadır. Bu fraktal kurgular, Lindenmayer sistemleri gibi yeniden yazma sistemleri ile üretken sistemlere dönüştürülüp, tasarımda kullanılabilmektedir. Burada ortaya çıkarılan yeni tasarım, kendine-benzeme özelliğini barındırmaktadır. Böylece doğada var olan parça ile bütün ilişkisinin, insan yapılarında da uygulanabileceği düşünülmektedir. Sonraki bölümde doğal süreçleri taklit etmede başarılı olan Lindenmayer sistemleri ve gramerleri incelenmiştir. Doğal süreçlere dayalı üretken sistemlerle üretilmiş cephe tasarımlarına yer verilmiş, mimarların tasarıma yaklaşımları ve üretken algoritmaları kullanış biçimleri, gelişim ve üretim süreçleri de incelenmiştir. Sonraki bölümde oluşturulan model yaklaşımı için seçilen üretken sistem olan Lindenmayer sistemleri değişkenleri ortaya konulmuştur. Geliştirilen modellerin algoritma akış şemaları üzerinden tasarım süreci irdelenmiştir. Modeller parametrik bileşenlerden oluştuğu için, farklı parametrelerin kullanıldığı örnekler karşılaştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde geliştirilen model ve kullanıcı deneyimi irdelenmiş, modellerin başarılı ve geliştirilmesi gereken yönlerine ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.tr_TR
dc.description.abstractIn order to solve the problems experienced throughout the history of mankind the nature has always been seen as a guide. In the past hundreds of years technological capabilities and design approaches of architects have been drastically changed, but yet the biggest change is about to be realized in the current period. In this thesis, generative approaches to building shell formation based on natural processes are explored. Aim is to create a generative system model that responds to designer needs while utilising coherent variables. Design variations created by the proposed generative system offer conceptial products thay may guide the architect for fully integrated design. Firstly the design approaches with emphasis on the concept of biomimicry have been investigated. Biomimicrys approaches to architectural design on different levels are discussed. Later Lindenmayer systems, which are very successful at imitating natural processes of plant growth are explored as a generative system. The next chapter is based on generative systems produced by mimicing natural processes that introduced to the building design, especially determining the facade/shell design. In the last section, the generative models which are based on Lindenmayer systems are introduced. The developed models are explained with the help of algorithm diagrams, which make the variables and constants easier to understand and to show how they are related. In the last part the generative models developed in the previous part of the study and the designer experiences with the generative system have been analyzed. Successful and weak points of the models are discussed.en_US
dc.publisherFen Bilimleri Enstitüsütr_TR
dc.publisherInstitute of Science and Technologyen_US
dc.rightsİTÜ tezleri telif hakkı ile korunmaktadır. Bunlar, bu kaynak üzerinden herhangi bir amaçla görüntülenebilir, ancak yazılı izin alınmadan herhangi bir biçimde yeniden oluşturulması veya dağıtılması yasaklanmıştır.tr_TR
dc.rightsİTÜ theses are protected by copyright. They may be viewed from this source for any purpose, but reproduction or distribution in any format is prohibited without written permission.en_US
dc.subjectbiyomimikritr_TR
dc.subjectlindenmayer sistemleritr_TR
dc.subjectparametrik tasarımtr_TR
dc.subjectüretken sistemlertr_TR
dc.subjectbiomimicryen_US
dc.subjectgenerative systemsen_US
dc.subjectlindenmayer systemsen_US
dc.subjectparametric designen_US
dc.titleBina Kabuğunun Biçimlenmesinde Doğal Süreçlere Dayalı Üretken Yaklaşımlartr_TR
dc.title.alternativeGenerative Approaches To Building Shell Formation Based On Natural Processesen_US
dc.typeThesisen_US
dc.typeTeztr_TR
dc.contributor.authorID10031330tr_TR
dc.contributor.departmentMimari Tasarımda Bilişimtr_TR
dc.contributor.departmentInformatics in Architectural Designen_US
dc.description.degreeYüksek Lisansen_US
dc.description.degreeM.Sc.tr_TR
Appears in Collections:Mimari Tasarımda Bilişim Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
14440.pdf8.54 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.