Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/17759
Title: Melankoli Olgusuna Yaklaşımlar
Authors: Ögel, Semra
Kesen, Pınar
98741
Sanat Tarihi
Art History
Keywords: Sanat Tarihi
Antik Yunan
Albrecht Durer
Gravür
Melankoli
Edward Munch
Orta Çağ
Rönesans Dönemi
Art History
Ancient Greece
Albrecht Durer
Edward Munch
Middle Ages
Renaissance Period
Issue Date: 2000
Publisher: Sosyal Bilimler Enstitüsü
Institute of Social Sciences
Abstract: İnsanın sosyal bir varlık olduğu ilk andan itibaren yapıp ettiği tüm eylemlerinde belki de yapıp ettiklerinden aynştınlması artık mümkün olmayan bir toplumsalın izi yer alır. Bu durum bir ressam için de geçerlidir. Ressam gördüğünü resmeder. Ama neyi ve nasıl görür? "Resim sanatının tarihi, görüntünün -ya da görmenin- tarihidir. Teknik ancak görme tarzı değişince değişir; ancak görmenin yöntemi değişince değişir. Görüntüdeki değişikliklere ayak uydurmak üzere değişir. Görme yöntemi ise insanın dünya ile kurduğu ilişkiye göre değişir. İnsan dünyayı ona karşı aldığı tutuma uygun olarak görür. Dolayısıyla bütün resim tarihi bir anlamda felsefenin, özellikle yazısız felsefenin tarihidir." (Bahr, 1994, s. 12) Bu bakış açısından hareketle, bu çalışmada birbirlerinden üç yüz yıl arayla yaşamış ve dönemlerinin sanat alanında ve entelektüel etkinlikte önde gelen isimleri olan Albrecht Dürer ile Edvard Munch'un, kompozisyon, renk, ışık vb. gibi bir takım noktalarda benzerlikler gösteren melankoli temalı eserlerini inceleyebilmek üzere her bir sanatçı ve dönemi ayrı başlıklar halinde incelenmeye çalışılacaktır. Melankoli hastehğı/mizacının doğu ve batı toplumlarında birbirinden ayrı bir gelişim çizgisi seyrettiği bilinmektedir. Akıl hastalarının, tanrıya daha yakın insanlar oldukları inancının hakim olduğu Doğu toplumlarındaki melankoliye yaklaşımın dinamikleriyle Batıdaki gelişiminin incelenmesin ayrı bir çalışma başlığı olduğu düşüncesinden hareketle, bu çalışmada sözcüğün Arapça'ya ne şekilde çevrildiği bilgisinin verilmesiyle yetinilecek ve melankolinin yalnızca Batıdaki gelişim seyrine bakılmaya çalışılacaktır. İlk söz edildiği günden beri değişik dönemlerde farklı anlamlara gelen melankoli kavramını, Albrecht Dürer'in nasıl algılamış olabileceğine dair ip uçları bulabilmek amacıyla ikinci bölümde melankoli olgusu Antik Yunan' dan itibaren ele alınarak, Dürer'in zamanı olan Rönesansa kadar incelenecektir. VII Antik Yunan' da elde edilen bilgilerin yeniden ele alınarak incelenmesi suretiyle ortaya çıkan ve yaşamın her alanında kendini hissettirmeye başlayan Rönesansın gelişmelerine, Albrecht Dürer'in Melancolia I adlı gravürünü daha iyi anlayabilmek üzere üçüncü bölümde genel olarak bakılacaktır. Bir sanat eserini, sanatçının hayatından ve sanat felsefesinden bağımsız değerlendirmenin eksik olacağı görüşünden hareketle dördüncü bölümde Albrecht Dürer'in hayatına ve sanat felsefesine değinilecektir. Bu noktaya kadar yapılan tüm çalışmalar Dürer'in Melancolia I adlı gravürünü çözümleyebilmek içindir. Beşinci bölümde gravüre birbirinden çok farklı bakış açılarının getirdiği yorumlar aktarılmaya çalışılacaktır. Bunlardan uzun yıllardır esas alınanı, Ervvin Panofsky'nin Albrecht Dürer'in Hayatı ve Sanatı1 adlı kitabında topladığı görüşlerdir. Gravürde yer alan tüm unsurların son derece titiz bir şekilde incelenip, bunların kaynağının da beraberinde verilmiş olması, Panofsky'nin bu gravür hakkındaki görüşlerini uzun yıllardır en çok dikkate alınan yapmaya yetmiştir. Ancak bir sanat eseri üzerine söylenebilecek şeylerin, o sanat eserine bakan insan sayısı kadar olduğu düşüncesiyle, sanat tarihçisi Konrad Hoffinann'ın bu gravürü bambaşka bir yerden, İncil esaslı okumasından ulaştığı ve Panofeky'den çok kritik noktalarda ayrıştığı yorumu da tartışılmaya çalışılacaktır. Aynı Dürer'in Melancolia I adlı gravürünün çözümlenebilmesi için, Dürer'in dönemine kadar olan süreçteki melankoli algısı, Dürer'in yaşadığı Rönesans ortamının karakteri ve onun kısa hayat hikayesiyle, sanat felsefesi genel hatlarıyla verilmeye çalışıldığı gibi, 1800'lerin üçüncü çeyreğinde dünyaya gelmiş olan Norveçli ünlü ressam Edvard Munch'un çeşitli yıllar içinde, birbirine çok benzer versiyonlarını yapmış olduğu Melankoli adlı resmini anlamaya ve yorumlamaya çalışmak için de, Munch'un zamanına kadar olan süreçteki melankoli kavramının gelişimi, sanatçının yaşamış olduğu yüzyıldaki gelişmeler ve Munch'un biyografisi ve sanat yaşamı da kısaca araştırılmaya çalışılacaktır. Bu nedenle altıncı bölümde, melankoli kavramı, Rönesanstan alınarak, onun on dokuzuncu yüzyılda, psikiyatrinin bir disiplin haline gelmeye başlamasıyla beraber 1 PANOFSKY, E., 77e Life and Art of Albrecht Dürer, Princeton University Press, New Jersey, 1955 Vffl depresyon anlamına geldiği yıllara kadar geçen süreçteki değişik yaklaşımlar incelenmeye çalışılacaktır. Yedinci bölümde, sanatçının dış gerçekten çok iç gerçeğini dinlemeye ve bunu yansıtmaya başladığı yıllarda, sanatın içine girmiş olduğu bu dönemin, dış gerçeklikten kopuşun arka planım görebilmek amacıyla, on dokuzuncu yüzyıl Avrupasına, yaşanan gelişmelere kısaca değinilecektir. Edvard Munch'un yakınlarım kısa zaman aralıklarla bir bir kaybettiği acı dolu hayatının ve onun bu acı dolu hayatının izlerim taşryan sanatının sekizinci bölümde incelenmesinin ardından dokuzuncu bölümde, Munch'un tespit edilebildiği kadarıyla yaklaşık on yıl içinde beş versiyonunu yapmış olduğu ama gerek kompozisyon gerek atmosfer ve gerekse de isimleri aynı olan Melankoli isimli resimlerine bakılmaya çalışılacaktır. Her bir versiyondaki, onun hayatına dair edinilen bilgilerle birleştirildiğinde anlamlı ve ip ucu niteliğinde olabileceği düşünülen nüanslara göz atılacaktır. Bunu takiben sanatçının melankoliye yaklaşımım sadece bu versiyonlanyla yapmış olduğu eserinde değil, onun genel olarak yaşamı boyunca yapmış olduğu ve sanat tarihinde yeri olan eserlerinde aranmaya çalışılacaktır. Sonuç bölümünde ise bu birbirinden üç yüz yıl arayla yaşamış iki büyük ressamın eserleri, dönemlerinin melankoli algısı ve içinde yaşadıkları dünyanın genel gerçekleri göz önünde bulundurularak karşılaştırılmaya çalışılacaktır, tik bakışta göze çarpan benzerliklerin yam sıra, farklılıkların nedenleri, sanatçıların yaşamış oldukları dönemlerin, o dönemlerdeki melankoli algısının ve onların kişisel yaşamlanyla, sanat felsefelerinin bilgisi ışığı altında yorumlanmaya ve tartışılmaya çalışılacaktır.
There exists a social trace that can not be decomposed from the actions that a person takes from the very beginning. It's the case for a painter as well. The artist draws what he sees. But how does he see?... "The history of the art is the history of image -or seeing-. Technics change just when the ways of seeing change; just when the methods of seeing change. They change to keep up with the image changes. And the methods of seeing change due to the relation that the man makes with the world. The man sees the world in accordance with the attitude that he takes towards the world. Therefore, the entire history of the art is, by some means, the history of philosophy, particularly the history of unwritten philosophy."(Bahr, 1994, s.12) From this point of view, Albrecht Dürer's and Edvard Munch' s works titled melancholy, which resemble extremely to each other in such aspects as composition, color, light etc, will be examined in separate sections. Albrecht Dûrer and Edvard Munch have lived three hundred years apart from each other and they have both been the pioneers of their ages in the art field and intellectual activities. Both artists and their periods will be examined seperately. From the first time that it has been mentioned, the melancholy concept has been conceived in different meanings in different ages. In the first chapter, in the intention of finding some clues about how Albrecht Dürer has perceived the melancholy concept, this phenomenon will be studied from Ancient Greece until Dürer's age, Renaissance. In the third chapter, recognising the fact that evaluating a work of art independent from the artist's life and art philosophy would be deficient, Albrecht Diirer's life and art philosophy will be examined. Up to this point, the studies are for analyzing the engraving of Dtirer named Melancolia I. In the forth chapter, the interpretations of the engraving made by different point of views will be quoted. The point of view that is mostly taken the base is the view of Erwin Panofsky's, his famous book named The Life and Art of Albrecht Dürer1. Every component of the engraving is thoroughly examined in conjunction with their sources; that makes Panofsky's view of this engrave most valuable. But, the views of a work of art can be as many as the people looking at that work of art. From this aspect, it will also be discussed that Hoffmann has approached this engraving from a different reading, Bible based reading, and has dissociated from Panofsky on very critical points. Same as the processes that should be undertaken to investigate Dürer's engraving prior to looking at it, the works of Norvegian famous artist Edvard Munch who has lived in late 1800's, are analyzed accordingly. Edvard Munch has made very similar versions of a painting Melancholy in different years. In the fifth chapter, the meloncholy concept will be examined since Renaissance until the time that it has started to mean depression by the evolution of psychiatry becoming an independent discipline in the nineteenth century. In the sixth chapter, Europe of nineteenth century, the important events will be briefly mentioned so as to understand the backgrounds of falling apart from the external reality. In this age, the artist was most influenced by bis internal reality rather than the external reality and was performing his art in this way. After examing the mournful life of Edvard Munch who has lost his close relationships in short time intervals and his work that bears too much influence of his suffer; in the eighth chapter, five versions of his Melancholy paintings will be examined. These 1 PANOFSKY, E., Tie Life and Art of Albrecht Dürer, Princeton University Press, New Jersey, 1955 XI paintings are made in approximately ten years as far as it could be determined, and they carry the same composition, the same spirit and the same name. In each version, nuances will be emphasized that are thought as meaningful and indicative when put together with the information about his life. Thereafter, the approach of the artist to the melancholy will be searched not only with these versions, but also with his other works that took important places in the art history. In the conclusion part, the works of these two famous artists that have lived three hundred years apart from each other will be compared in accordance with the melancholy perception of their ages and the general facts of the world that they have lived in.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2000
Thesis (M.A.) -- İstanbul Technical University, Institute of Social Sciences, 2000
URI: http://hdl.handle.net/11527/17759
Appears in Collections:Sanat Tarihi Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
98741.pdf28.12 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.