Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/15958
Title: Modern Kentte Yabancılaşma: 19. Yüzyıl Paris'i Ve 21. Yüzyıl İstanbul'undan Deneysel Kesitler
Other Titles: Alienation In Modern City: Experimental Sections From 19th Century Paris And 21st Century Istanbul
Authors: Akpınar, İpek
Özer, Gizem
10115921
Mimari Tasarım
Architectural Design
Keywords: Yabancılaşma
Modernleşme
Kentleşme
Dönüşüm
Algı
Alienation
Modernization
Urbanization
Transformation
Perception
Issue Date: 2016
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Yabancılaşma, süreç içinde farklılaşma ile ortaya çıkan bir durum olması sebebiyle özünde dönüşüm olgusunu barındırır. İnsanın hem doğal hem tarihsel varoluşu ve düşünme yetisi sebebiyle dönüşüm durumu, yalnızca dış dünyayı ve çevreyi yansıtmaz, toplumsal ve kültürel verileri de barındırır. Bu yönüyle bilincin geçirdiği dönüşüm tek katmanlı olmamakta, bir çok katmanı ve çatışmayı yansıtmaktadır. Öte yandan fiziksel mekan için yansıyan, yalnızca o andaki görüntüsü olmaktadır. Dönüşüm gerçekleşir, fakat dönüştüğünü ve yitirdiğini aynı oranda yansıtmaz. Bu yönüyle fiziksel mekan için dönüşümün yansımasının, tek katmanlı olduğu söylenebilmektedir. Bireyin çok katmanlı algısal dönüşümüne karşı, bireyin birebir temasta olduğu fiziksel mekanın tek katmanlı dönüşümünün yabancılaşmaya neden olması, bu çalışmanın söylemini oluşturur. Tezin amacı, 21. yüzyıl İstanbul kenti ve kentlisinde gözlenen yabancılaşmayı kavramak, anlamak; bu çerçevede, 19. yüzyıl Paris’i ve kentlisi üzerine yapılan araştırmaları ele almaktır. Çalışma ile, insana dair olan yabancılaşma kavramının, insanın fiziksel etkileşimde olduğu yapılı çevreyi dönüştürerek, ortaya çıkacak yeni bir kavram olan ‘mekânsal yabancılaşma’ durumunun ve yansıma biçimlerininin araştırılması hedeflenmektedir. Bu çalışmada yabancılaşma durumunun fiziksel mekan üzerindeki izleri kentsel mekanda aranmaktadır. Kentsel mekan, ortak bilinci temsil eden kamunun mekanıdır. Dönüşümün böyle bir çoğulluğun dokunduğu fiziksel mekan üzerinden okunması ile mekandaki yansımaların belirgin hale geleceği öngörülmektedir. Diğer bir deyişle yöntem, eleştirel kuram içinden literatür taraması ve kentsel mekanda gözleme dayanmaktadır. Tez içerik akışında, öncelikle yabancılaşma kavramı irdelenmiş, kavramın tarihsel gelişim süresince düşünürler tarafından nasıl ele alındığı, hem felsefe tarihi hem de kavramın sosyolojik açılımları, kent ve kentli üzerinden değerlendirmelerle incelenmiştir. Bugünün mekânsal yabancılaşma incelemesine ışık tutacak olan araç, 19. Yüzyıl Paris kentidir. Paris, kentleşme ve modernleşme süreçlerinde simgesel ve kültürel başkentlerden biri olarak, ‘yaratıcı yıkım’ süreci ile modern kente dönüşmüş, fiziksel mekanla eş zamanlı dönüşen kentliler ise modern insanı oluşturmuştur. Modern insan, aydınlanma, devrimler, endüstrileşme, kentleşme süreçlerinden geçerek, yeni dünyaya adım atmış; özgürlüğe, toplumsal ve kültürel zenginleşmeye, ilerlemeye kavuşmuştur. Öte yandan yabancılaşma kavramı, tüm bu zenginleşmenin beraberinde ortaya çıkmıştır. ‘Yaratıcı yıkım’ süreciyle modernleşen kente tanık olan ve ‘ilk modern’ olarak anılan şair Charles Baudelaire, yabancılaşma durumlarını kendi gözlemleriyle metinlerine aktarmıştır. İlk araç olarak seçilen Paris’ten incelenen deneysel kesit, Baudelaire’in dönüşen mekanı ve insanlarını anlattığı “Yoksulların Gözleri” metnidir. Bu metnin mekânsal analizi, yabancılaşma durumlarını ortaya çıkarmak üzere, çalışmaya yöntem sunması için yapılmıştır. Modernleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma durumunun ilk yansımalarının izlendiği Paris kenti, kentlisi ve deneysel kesitinin, bugün, 21. yüzyılın yabancılaşma durumuna ve mekânsal yansımasına ışık tutması amaçlanmıştır. Bu sebeple, yabancılaşma durumunun okunduğu ikinci araç, İstanbul’un Batılı yüzü Karaköy semtidir. Karaköy, yüzyıllar boyu, bir çok ulusun yerleşim alanını oluşturmuş, son yüzyıl içinde ise, Paris’te olduğu gibi, ‘yaratıcı yıkım’lar ile dönüşüm süreçleri geçirmiştir ve bu dönüşüm süreçleri hala devam etmektedir. Karaköy’ün eski yüzü, yer yer yıkılarak yenilenmiş/yenileniyor, yer yer ise eski, yerel dokusunun içinde, modern dünyaya ait alışkanlıkları barındıran yeni mekanlar var olmaya başlıyor. Böyle bir dokuya sahip olan Mumhane Caddesi, Karaköy semtinden alınan deneysel kesit olarak, çalışmanın ikinci aracını oluşturmuştur. Bir çok kişi için, yerel doku (esnaf, sokak satıcısı vs.) ve yeni doku (kafeler, restoranlar, tasarım mekanları) birlikteliği, modern dünyadan uzaklaştıran, çünkü sosyal sınıf ayrılıklarını ortadan kaldıran ve hatta yabancılaşmaya meydan okuyan bir yapılaşma olarak görülse de; Mumhane Caddesi üzerinde, farklı sosyal sınıflardan seçilen sosyal aktörlerle yapılan görüşmeler sonunda, farklı sosyal sınıflara ait kullanıcılar arasında mekan kullanımına dair sınır olduğu gözlemlenmiştir. Bu sınır, yerel olanın karşısında, yeni olanın yanında; görünür olmayan fakat herkesçe kabul edilen bir sınır olarak algılara yerleşmiş ve normalleşmiştir. Bu durumun algısal olarak normalleşmesi, sınırın bir tarafında bulunanlar için kötünün iyi, sınırın diğer tarafında bulunanlar için ise iyinin kötü olarak yorumlanmasına ve görünür olmayan bu sınırın güçlenmesine sebep olmaktadır. Sonuç olarak, mekânsal yabancılaşma durumunun ortaya çıkardığı kavramlardan ilk ve en okunuru olan ‘sınır’, hem 19. yüzyıl, hem de 21. yüzyıl modern kentinde görünür durumdadır. Öte yandan, modernleşme süreci içinde, mekânsal yabancılaşmanın farklı görünümlerinden de söz etmek mümkündür. Bunlar; modern dünyanın üretim ve tüketim döngüsüne paralel, ‘mevcut gerçekliğe uzak mekan üretme’ ve ‘gerçek mekanı tüketme’ eylemleri olarak ortaya çıkmaktadır. ‘Mevcut gerçekliğe uzak mekan üretme’, yabancılaşmaya karşı bir duruş olabileceği gibi, bireyin kendi gerçekliğinden, yani insan ölçeğinden uzaklaşması durumu, bireyi yabancılaşmaya daha yakın hale getirebilmektedir. ‘Gerçek mekanın tüketilmesi’, yabancılaşma durumunun görünen son evresi sayılabileceği gibi, yüzeysel yargılarla müdahale edilen çevrenin -Karaköy örneğinde okunduğu üzere- tüketilmesi olarak yorumlanabilir.
Today’s alienation is closely associated with modernization as a result of staying and trying to be a member of modern society. Making theirself accepted among is a main condition of modern world to live. In this sense, it is like survival instinct for modern man and becomes necessity to hide their feelings, thoughts, weaknesses… In other words modern man have to hide characteristics of human and consequently modern man becomes distant to self. Thereby ‘alienation’ comes in view as a defect of modernization. Alienation comes up with differentiation within the process of modernization. For this reason, the notion of alienation has the phenomenon for ‘transformation’. The phenomenon of transformation doesn’t reflect only the physical enviroment, it also has reflection of social sphere and cultural datas by means of the ability to think of human being. From this aspect, the transformation of consciousness doesn’t consist of single layer. It reflects its multilayered structure that has entire the memory belongs to its being and this cause an infight among layers. On the other hand, the reflected is only the image of that moment for phsycal spaces. Transformation happens, but it doesn’t reflect the generated and the lost evenly. Therefore it can be said the reflection of transformation is single-layered for the phsycal space. The phenomenon of alienation exists with the transformation of single-layered structure of physical space against the transformation of multilayered structure of consciousness and that is the main discourse of thesis. The aim of the thesis is to comprehend the alienation which can be seen on the İstanbul city and urbanite of Istanbul at twenty first century and within this framework the studies on the Paris city and urbanite of Paris at nineteenth century are analyzed. In this context, it is searched the spatial alienation and its reflected forms which came up as a new notion by transfomation of phsycal space by human interactions with all. The traces of alienation for phsycal space is searched on urban space in this study. As the representer of common consciousness, urban space is for the public. Reflection on space can be became apparent by reading transformation from physical space which interacts with plurality as part of urban space. In other words, methodology is based on literature review from critical theory and observation in urban space. Study begins with scrutinizing the notion of alienation. It is analyzed approaches in history of philosophy and sociology. In the light of these informations the notion of alienation is analyzed through urbanization and urban space. The nineteenth century Paris is the prototype of modernization and urbanization as a cultural and symbolic capital. For this reason, Paris can bring light to the exploration of spatial alienation which comes up as a consequence of modernization and urbanization. In this research, Paris is used as a tool for reading the phenomenon. Paris turned into modern city by the process of ‘creative destruction’. Synchronously by transformation of physical space, the public of city became the modern public. Modern man stepped on new world by process of revelation, revolution, industrialization and urbanization. Thus the world became acquainted with emancipation, social-cultural enrichment and improvement of all spheres. On the other side, the phenomenon of alienation came into being with social, cultural and physical enrichment. Charles Baudelaire who is a witness of urbanization process by ‘creative destraction’ and known as ‘the first modern man’, shows the cimcumstances of alienation by his own view and experience. The first section chosen from Paris is the Baudelaire’s text, ‘The Eyes of the Poor’. Baudelaire shows the city that has transformed physically and the transformation of human synchronously in the text. In the scope of the thesis, the text is spatially analyzed for the purpose of showing up the circumstances of alienation. Paris is the city that seen the reflects of circumstances of alienation first and the section which is chosen from the city brighten the city of twenty first century and the alienation of today. Even if there are about two hundred years between Paris the first modern city and today, it’s easy to see the similarities in the matter of modern city, modern man and alienation. Karaköy as the western face of Istanbul has transformed for many times over years. Karaköy has multi-layered physical and cultural pattern from various nations who lived in this area down the ages. Especially during last sixty years, Karaköy has had ‘creative desruction’ like Paris. Besides all these, there are opened new commercial spaces like cafes, chic restaurants in Karaköy which are not smiliar to Karaköy’s local shops. In other words the old physical pattern of Karaköy is changing to nonhomogenous place with new habits of modern city. Some of local shops are closed but still the old and the new functions live together in the area. The togetherness is found precious/sincere/trend by people live in city. That is to say Karaköy can be a valuable section, because of its multi-layered pattern, its destructions and what it is today. Therefore Karaköy is chosen as the second section to analyze the notion of alienation and the reflections to the space from today. For many people, the togetherness by local and new fends people off the obligations of modern world like to abolish social class discrimination. However in the wake of interviews with different social actors like local crafter, waitress, design shop owner from Karaköy, it is observed there is a border between social class about availability of place even in this nonhomogenousness. The border described is on the side of new, against local and as it stands it is became normal for both new and local. Obviously there is a contradiction which is related with alienation. Identifying this situation is similiar for local and new because of normalization of situation. As a result of these, the border and the spatial reflection of alienation build up. To conclude, the most legible notion is border related with spatial alienation. It is seen in both nineteenth century’s and today’s modern city. On the other hand, during the process of modernization, it is posible to mention different forms of spatial alienation. These are ‘producing space far from existing reality’ and ‘consuming the real space’. ‘Producing space far from existing’ is a manner against alienation. However, the situation of geting far from human scale and the self reality becomes close to alienation. ‘Consuming the real space’ is read as a last phase of spatial alienation. Otherwise as such in Karaköy example, interfering the space by superficial decisions cause to the consumption of space.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2016
URI: http://hdl.handle.net/11527/15958
Appears in Collections:Mimari Tasarım Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
10115921.pdf8.55 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.