Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/14430
Title: Diyarbakır Çifte Han'ın İncelenmesi Ve Koruma Önerileri
Other Titles: Diyarbakir Çifte Han (caravanserai) Restoration Project
Authors: Salman, Sakine Yıldız
Ağırman, Esma
10082749
Mimarlık
Architecture
Keywords: Restorasyon
Mimarlık
Diyarbakır
Çifte Han
Borsa Hanı
Hanlar
Osmanlı Hanları
Rölöve
Restoration
Khans
Khan
Caravanserai
Ottoman Khans
Diyarbakır
Issue Date: 29-Jul-2015
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science And Technology
Abstract: Diyarbakır kenti eski çağlardan itibaren önemli bir merkez olmakla beraber bölgeler arası ve bölge dahilinde yapılan ticarette de önemli bir yer tutmaktaydı. Tarihi Romalılar'a kadar uzanan kent 19. yüzyılın sonlarına kadar merkezi bir dini yapı, iki ana aks etrafına yerleşmiş ticari ve sosyal yapılar ve bu yapılardan boş kalan yerleri kaplayan köşk, konut vb. gibi barınma yapıları ile zamanla genişlemiş, merkezden surlara doğru gelişmiş, organik bir kent dokusuna sahiptir. Surlarla sınırlanan kentte, üst düzey yönetim alanının iç kaleye taşınması, kentin merkezinde olan Mar Toma Kilisesinin Ulu Camiye dönüştürülmesiyle bu alanda ticaret mekanlarının oluşumunu artmıştır. Böylece çarşı, pazar, han, hamam, eğitim yapıları ile Diyarbakır merkezinde ikinci bir halka oluşturulmuştur. Ticaret ve ana ulaşım yolları  üzerinde bulunması gibi özellikleri Diyarbakır'ı ticari bakımdan merkezi hale getirmiştir (Darkot, 1997). Bu süreç boyunca ticaret mekanları kenttin ekonomisinde ve gelişmesinde büyük önem taşımıştır. Ancak 19.yy ortalarında Bağdat yolunun değişmesi Diyarbakır ticaretini olumsuz etkilemiştir. Tüccarların Bağdat-Mardin-Musul yolu yerine çöl üzerinden başka bir güzergahı kullanmasıyla Diyarbakır devre dışı kalmış ve ticaretin önemi azalmıştır (Yavuz, 2011). Bunun sonucunda bir çok ticari yapılar önem kaybetmiştir. Aynı dönemlerde Osmanlı devleti genelinde uygulanan yeni askeri politikalar doğrultusunda bu yapıların büyük bir kısmı askere tahsil edilmiştir. Bunun sonucunda bir çok şehir gibi Diyarbakır ticareti de olumsuz etkilemiş, ticaretin önemi azalmış ve bir çok ticari yapı el değiştirmiştir. 19.yy sonlarında Osmanlı devleti genelinde uygulanan yeni askeri politikalar doğrultusunda bu yapıların büyük bir kısmı askere tahsil edilmiştir. Bunun sonucunda Diyarbakır ticareti olumsuz etkilemiş, ticaretin önemi azalmış ve bir çok ticari yapı günümüze ulaşamamıştır. 20.yy ortalarında yürütülen kentleşme politikaları ve artan hızlı nüfus nedeniyle bir çok tarihi kentte olduğu gibi Diyarbakır kenti de hızlı bir dönüşüm içerisine girmiştir. Hızlı ve çarpık kentleşme sonucunda niteliksiz mahalleler oluşmuştur. Büyüyen kent ve artan kent nüfusunun ticaret ihtiyacını karşılayacak yeni ticaret bölgeleri oluşturulmamış, kent ticareti Suriçi ile kısıtlı kalmıştır. Koruma politikalarının bilinçsizliği ve kentteki ticaret talebinin artması sonucunda tarihi yapılar yıkılıp yerlerine niteliksiz betonarme ticaret mekanları inşa edilmiştir. Tez kapsamında çalışılan yapı da Savaş mahallesinde bulunan, Diyarbakır'ın günümüze kalan nadir hanlarından olan, Çifte Han'ın da aynı süreçlerden geçmiş olması nedeniyle günümüze sadece yapının bir kısmı ulaşabilmiştir. Yapının günümüze ulaşan kısmı ciddi anlamda hasarlı olmasına rağmen yaşanılan mülkiyet problemleri nedeniyle yapının onarımı ile ilgili çalışmalar başlatılmamıştır. Günümüzde kamulaşma çalışmaları başlatılan yapının problemlerinin çözülüp restorasyon çalışmalarının acil bir şekilde başlatılması ve gelecek nesillere aktarılması büyük bir önem teşkil etmektedir. Bu nedenle bu tez kapsamında, tarihi Çifte Han (Borsa Hanı) 'na dair araştırmalar yapılmış, bilgiler arşivlenmiş, yapıya ait rölöve, restitüsyon, restorasyon öneri projeleri geliştirilmiş ve koruma onarım yöntemleri belirlenmiştir.  Tezin birinci bölümünde, ortaya konulacak çalışmanın amacı ve çalışmanın yürütülmesinde kullanılan yöntemler açıklanmıştır. İkinci bölümde, öncelikle tarihi Diyarbakır kentine ait fiziksel veriler toplanmış, bölgenin tarih boyunca süregelen gelişimi irdelenmiştir. Ardından yapının ve ticaretin kent içindeki yerinin ve öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için kent dokusu gelişimi araştırılmıştır.  Üçüncü bölümde Osmanlı hanları ve Diyarbakır'daki hanların mimarisinin genel özellikleri incelenmiş; böylelikle tez konusu yapının daha doğru çözümlenmesi hedeflenmiştir.  Dördüncü bölümde, yapıya ait elde edilen bilgi ve belgeler irdelenmiş; fotoğraflar ve çizimlerle mevcut durumu belgelenmiştir. Belgeleme ve saha çalışması sonucunda yapıya ait bozulmalar ve bozulmalara neden olan etkenler tespit edilmiştir.  Beşinci bölümde, yapının restitüsyonuna yönelik kaynaklar araştırılmış, restitüsyon sorunları belirlenmiş, yapının dönem analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmalar doğrultusunda yapının şematik restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Altıncı bölümde yapının korunmasına ve kullanılmasına yönelik müdahale ve yöntemler belirtilmiş, yapıya dair şematik restorsayon projesi hazırlanmıştır.  Yedinci bölümde yapıya dair yapılan belgeleme ve araştırmalar, getirilen önerilerle beraber sonuç kısmında özetlenmiştir.
Diyarbakır is located on a volcanic basin in the middle of Southeastern Anatolia, surrounded by Taurus Mountains. The city is situated on the banks of Tigris River. The name Diyarbakir is referred as Amidi in Assyrian sources, was called Amid following the Arab incursions, and became known as Kara or 'Black' Amid with the arrival of the Turks. The current name is derived from the name 'Diyar-ı Bekr', meaning 'realm of the Bakr' – a reference to the Arab Bakr tribe who settled in the region during the Arab incursions. In a speech in 1937, Atatürk called the city by its current appellation, after which it became officially known as Diyarbakır. The history of Diyarbakır dates back to around 7500 BC. Dozens of civilizations such as Assyrians, Urartu, Persians, Romans, Abbasi, Seljuk, Ayyubi and Ottomans since 3000's B.C., have passed through the city, leaving behind many historic monuments including the stunning city walls (Beysanoğlu, 1963). Diyarbakir was planned on two major streets running from East-West to North- South that intersect each other at The Great Mosque of Diyarbakir (former Mar Thoma church), which once was the center of commerce. Departing the urban planing structures, it can be concluded that Roman cities had a great effort at the planing and construction methods of the city. City walls of Diyarbakır were first built to protect the city which is located on the Silk Road, center of art and culture, were shaped during the Roman period. Diyarbakir had been a commercial node at a strategical location, an important stage in the movement of the army. It also had been one of the most important and largest states during the Ottoman era. Throughout the 16th and 17th centuries Ottoman Empire was powerful in terms of economical conditions and was controlling much today's Middle East therefore they have constructed many commercial buildings in Diyarbakir as well. For instance; Deliller Khan, Hasanpaşa Khan are both built in 16th century.  Deliller Khan is the biggest khan in the city. It was named after the guides who took prayers to Mecca because the khan was giving them a chance to accomodate. Khan was built in 1527 by Governor Hüsrev Paşa with the mosque an madrase behind it. Hasanpaşa Khan which was referred as a strong structure like a castle by Evliya Celebi, was built between the dates of 1572-1575 by the son of Governor Sokullu, Hasan Paşa. It has a basement, a courtyard and an upper floor.  In 1842, many commercial buildings including Cifte Khan had been used for military purposes due to the shift at the military system of Ottomans.  Until the end of the 19th century, city's physical expansion was limited by the city walls. Historical city center has grown from city center to city walls in years. Being surrounded by city walls and climate conditions had been effective of structural form of the city. In 20th century, mobilization was declared because of the I. world war. During the mobilization, city had many social conflict and riots that caused a big damaged in the historic center and architectural heritage.  After the foundation of Turkish Republic, Diyarbakır witnessed a rapid growth. As an outcome of this growth Diyarbakır faced with a radical transformation in terms of urban development as in many other cities in Turkey. As a result of this transformation, it can be said that traditional architecture lost its identity both culturaly and physically. For instance, it can only be mentioned about five remaining khans, which are mostly in bad conditions, out of 14. Therefore, every attempt and study to preserve the historical asset of the city play an important role for the heritage preservation. Within the scope of this thesis, Cifte khan which is located in the northeast of the city has been studied. It is observed that the building is in a very bad situation although it was one of the important khans in Diyarbakir. There is a conflict in the ownership status of the khan and it obstruct to restore and re-use the building. However, Directorate of foundations, Munincipality and Office of the Governor of Diyarbakır are trying to expropriate the Khan for public purposes.  In this thesis, the information which is necessary to preserve this historical building  to future generations is archived. Survey, restitution and restoration projects were prepared and also conservation and maintenance methods were developed.  In the first part, the aim of study will be enlightened. The methods which are going to be used in the next chapters are mentioned. In the second Chapter, firstly, physical information of the historic city of Diyarbakir and the ongoing growth of the region throughout history is discussed. Then urban developement of the city was investigated to have a further understanding of the dynamics of the city. In the third chapter, architecture of the Ottoman Khans and samples in Diyarbakir were investigated. Then existing Khans in the historic center were explored to have a deeper understanding of the planing and construction techniques of Çifte Khan.  In the fourth chapter, obtained information and documents belonging to Cifte Khan were examined and current situation was documented with photos and drawings. Based on this study, deterioration factors were identified. For instance; Cifte Khan is a two floor khan with a courtyard in the middle. It can be catagorized as a good sample of Ottoman Khan. It has one existing portico, one modified portico and trace of two nonexisting portico. Building has serious structural problems that can also be observed as water intrusion and detoriation of the materials as a result of the collaps of the roof. As a normal consequence of this process, it can be mentioned about an acceleration on the speed of buildings components destruction. More than that, each collapsed part made a huge loading to the existing structure. Thus, an urgent debris clearing is needed. Fifth chapter aims to focus on the understanding of structure's original design and tries to analyse the plan of the building as a whole. Basing on the building surveys on field, it can be mentioned about connections between Cifte Khan and neighbouring parcels in the first periods of the khan. The studies in the archives led to the exploration of building's foundation certificate which is dated at the year of 1810. It can be mentioned about the existance of two courtyards basing on the founding certificate. Bearing this information in mind, the city faced with a big fire as an outcome of social conflicts and political riots. It is very likely that nonexistant part, second courtyard and it's surrounding, has been affected from 'big fire'. More than that, the documents mentioning the damage of fire and a map which is dated in 1933, play a crucial role at the support of this proposal. However, a research, that aims to explore the fate of former neighouring parcels, is needed to understand the orinal plan and the function of building. Also, the traces that belong to an earlier period of the building and analogical research on similar structures have been assessed to reach the original concept of the building. After this research, reconstitution proposals were developed. In the sixth chapter, interventions to be done are identified in sight of the findings from the measured drawings and reconstitution projects. Re-use of the building was discussed to identify the requirements of the new function of the building. As a result of all these evaluations, a proposal for the conservation of the building was prepared. In the last chapter, obtained informations, problems, documents and proposed re-use and conservation techniques were summarized.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2015
URI: http://hdl.handle.net/11527/14430
Appears in Collections:Mimarlık Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
10082749.pdf152.69 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.