Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/14328
Title: Tarihi Sinema Salonlarının Dönüşümü : Roma – İstanbul Karşılaştırması
Other Titles: Transformation Of Historic Movie Theaters: Rome - Istanbul Comparison
Authors: Kahvecioğlu, Hüseyin Lütfü
Tan, Elif
10116255
Mimarlık
Architecture
Keywords: kent hakkı
kentsel muhalefet
kamusal alan
kamusal alan dönüşümü
tarihi sinema salonları
city right
urban movement
public space
transformation of public sphere
historic movie theaters
Issue Date: 1-Jul-2016
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science And Technology
Abstract: Mimarlık, sadece yapı tasarımından oluşan nesnel üretime dayalı bir meslek dalı olmanın yanısıra; var olduğu andaki bütün toplumsal dinamiklerin oluşturduğu bir temsil şeklidir. Mimar, mekanın fiziksel katmanını oluşturan bir meslek profesyoneli olmanın ötesinde; mekanı onu var eden her türlü dış etmenle ilişkilendirerek, mekana dair yaptığı geri okumalar ile mekanın geleceği hakkında da çıkarımlar yapabilmelidir. Bu, günümüz mimarlık pratiğinde, mimarlığı daha iyi anlamak ve mimarlığa dair daha doğru cümleler kurmak adına önemlidir. Kamusallık, ilk bakışta doğrudan mimarlığın tartışma konusu değil gibi görünse de, kamusal alanı okumak ve kamusal alana dair fikirler üretmek mimarlık meslek pratiği için de önemlidir. Bu tez, tarihi sinema salonları özelinde kamusal alan dönüşümü ve kent hakkı kavramlarını araştırır. Tarihsel süreçte yüzyıllardır süregelen ve İstanbul’un ‘İkinci Roma’ olarak anılmasına kadar varacak olan, İstanbul ile Roma arasındaki karşılaştırma, teze ilham kaynağı olmuştur. İstanbul ve Roma şehirlerini bir kentli, bir öğrenci ve bir mimar olarak bizzat deneyimleyen tez yazarı, amacı doğrultusunda, tez araştırmasını bu iki metropolde bulunan tarihi sinema salonlarının kamusal alan olarak dönüşümleri ve bu dönüşüm karşısında kentlinin hakkı olanı korumak üzere geliştirdiği muhalif reaksiyonlar hakkında yaptığı çapraz okumalar ve karşılaştırmalar üzerinden sürdürmüştür. Tez, beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı ve kapsamı açıklandıktan sonra, ikinci bölümde, sinemanın kentle olan etkileşimi ve kent hakkı kavramları incelenmiştir. İkinci bölümün ilk kısmında, sinemanın kentle olan ilişkisi sinemanın doğuşundan itibaren ele alınmış, sinemanın kentteki gelişimi ve dönüşümü incelendikten sonra bir kamusal alan olarak sinemanın toplumla etkileşimine bakılmıştır. Toplumla etkileşim halinde olan her kavram gibi, sinema da toplumsal kırılmalardan etkilenmiştir. Bu bakış açısıyla, toplumsal kırılmalar ve kamusallık kavramlarına bakılmış ve kent hakkının ortaya çıkış süreçleri araştırılmıştır. Bütün bu kavramsal bilgiler ışığında, üçüncü ve dördüncü bölümlerde İstanbul ve Roma’nın tarihi kent merkezlerindeki sinema salonlarının dönüşüm süreçleri incelenmiş ve bu dönüşüme kentinin verdiği reaksiyonların izleri takip edilerek, kentlinin kent hakkını savunma pratikleri araştırılmıştır. Bu iki bölüm, tezin ana çerçevesini oluşturmaktadır. Roma’daki tarihi sinema salonlarının dönüşümünün incelendiği üçüncü bölümde ilk olarak İtalyadaki sinema sektörüne bakılmış, küresel ekonomik kriz sonrası İtalya’da yaşanan kent hareketleri araştırılmış, buna bağlı başlayan ve Roma’da kapatılan sinema salonlarının işgal edilmesine kadar varacak olan muhalif eylemler incelenmiştir. Bölüm sonunda incelenen vakalar üzerinden kent hakkı ve kamusallık kavramları tekrar okunmuştur. Dördüncü bölümde benzer bir izlek İstanbul’da dönüşen sinema salonları için yürütülmüştür. İstanbul’daki sinema sektörüne genel olarak bakıldıktan sonra, Beyoğlu sinemalarının dönüşüm süreçleri incelenmiş ve İstanbul’da sinema salonları üzerinden kent hakkında sahip çıkılan vakalar araştırılmıştır. Bölüm sonunda İstanbul’da incelenen vakalar üzerinden kent hakkı ve kamusallık kavramları Roma bölümünde olduğu gibi yeniden okunarak ilişkilendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise, İstanbul ve Roma’da incelenen tüm vakalar karşılaştırmalı olarak geri okunarak genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. İki farklı coğrafyada, benzer endişe ile bir araya gelmiş toplulukların hikayeleri ışığında, kentli ve otoritenin eylemleri ve üretilen söylemler üzerinden iki türlü karşılaştırma yapmak mümkündür. Yapılan bu karşılaştırma, genellenmiş bir model olmamakla birlikte, incelenen vakalar çerçevesinde çıkarılan ortak bir gözlemdir. Kamunun emrivaki metalaştırmasından rahatsızlık duyan her birey, rahatsızlığını bir şekilde dışa vurur, zamana ve duruma göre farklı karşı koyma yöntemleri geliştirir. Bu yöntemler bir dava süreci, marjinal eylemlerle kamuoyu yaratma çalışmaları, binanın işgali ya da bir araştırma projesi şeklinde dışa vurabilir. Bu bağlamda, tez yazarı, yaptığı bu akademik araştırmanın, tarihe düştüğü bir not ve kamunun metalaşması karşısında kent hakkını korumak üzere kendince geliştirdiği bir muhalefet etme yöntemi olduğunun farkına varacaktır. Mimarlık, nesnel üretimi var eden her şeyi kendine konu edinebiliyor ise, herhangi bir yapı tipolojisinin dönüşümü ve o tipolojinin dönüşümüne zaman içerisinde kentlinin müdahil olma durumu da bir mimari araştırma konusu olabilir. Bu perspektiften bakıldığında, farklı kültür ve coğrafyalardaki benzer durumların ele alınması halinde karşımıza çıkan benzerlikler veya bu coğrafyaların kendi kültürlerinden dolayı oluşan farklılıklar, mekan üzerinden okunabilir. Böyle bir okuma yapmak ise, mekanı, kenti, dönüşümü ve kamusallığı anlamak üzere mimara yeni ufuklar açacaktır.
Architecture is not only a profession based on designing structures and buildings; but also a form of representation of the social dynamics within the context of all the aspects that it contains. Besides being a professional in forming the physical layer of the space, the architect should be able to understand all the external factors, which are affecing the formation of space. Thus, architect should generate predictable ideas about the future of place, relating to city’s dynamics. These predictions are important in today’s architectural practice for better understanding of a city and architecture. Discussing about public space is a direct topic of architecture, at the very first place. However, reading and understanding the dynamics of public space, is also an important element for architectural practice as well. This thesis is about transformation of public spaces, in which, transformation processes are examined with the perspective of abandoned movie theaters. Thesis, questions how transformation processes affect the city itself, by comparing the existing situations in Rome and Istanbul. It narrows down the question by studying ‘transformation of the public sphere’ and ‘city right’ concepts, in particular with historic movie theaters’ transformation processes. Istanbul and Rome have been compared with each other for centuries, which caused Istanbul, to be mentioned as ‘second Rome’ in history. This comparison became a source of inspiration for the thesis. The author, who personally experienced cities of Rome and Istanbul as a student, as an architect and as a resident, has proceeded the research by making a comparison of these two historic metropolises. With this aim, the author investigated spatial transformation of historic movie theaters, regarding them as public spaces. Afterwards, the study continued by cross-readings and comparisons about reactions of Italian and Turkish citizens who were against to commodification of public spaces. The thesis consists of five chapters. In the introduction part, which describes the main purpose, objective and scope of the research; the second chapter, focuses on the relationship between the city and cinema. After analyzing the evaluation of movie theaters from late 1800’s to 2000’s, theoretical research was conducted by examining the interaction between urban transformation and development of cinema. In the first part of the second chapter, the development of cinema sector since its birth and the transformation of movie theaters relating to city dynamics were discussed. Then the social interaction of movie theater as a public space was examined. Like all concepts that interact with the society, also cinema has been influenced by the social fractures. In this respect, the social fractions, publicity and the emerging of the right to city were discussed. In the light of all these conceptual information, third and fourth chapters examined the traces of movie theaters’ transformation in historic centers of Istanbul and Rome. These two chapters constitutes the main framework of the discussion about the practices of advocating city rights. In the third chapter, the transformation of the historic movie theaters in Rome was examined. At first, cinema industry in Italy was studied. Then, the urban social movements which emerged according to the global economic crisis in Italy were focused on. These social movements led to occupation of Roman historic movie theaters, which were about to be closed or abandoned. These occupations are the reaction of the citizens who maintained a stance against to fait-accompli public transformation. In this chapter, different approaches of proactive practices from Rome were investigated by conducting interviews with various activists, such as Teatro Valle Occupato, Cinema Palazzo Occupato and Piccolo Cinema America. These groups are consist of professionals, designers, students, artists and workers with a common interest of city rights in public spaces. They claim cultural venues as public domain and they occupied different historic movie theaters, which faced the danger of demolition. In chapter four, with a similar path, movie theaters in Istanbul were analyzed. The film industry in İstanbul was briefly examined. Then, the transformation processes of historic movie theaters in Beyoğlu were questioned. The cases which are advocated the city rights and reactions of citizens who withstand to transformation of movie theaters were investigated. In conclusion, all cases reviewed in Istanbul and Rome were comparatively examined and infer general assessment. From different locations, two communities gather together, in consequence with similar concerns. In the light of examined cases, two different types of comparisons done. By these comparisons it was explored that actions and discourses of communities and authorities have similarities. This comparison is not a generalized model, however, it is a common observation issued within the framework of the cases examined. All these examples describe the relationship between the user (community) and the decision maker (authority) were analyzed to understand the established bond between the city and architecture. Along with these analyses, it has been understood that, this thesis is an adventure of exploration that intends to learn how to observe a city and architecture, within the context of all the aspects that it contains. According to time and circumstances, each individual who has discomfort about uncontrolled commodification of public spaces, develops different resistance methods against to transformation processes. These methods can be expressed as trial processes, molding public awareness with marginalized actions, can be an occupation of abandoned buildings or it can be formed as a research project. In this context, the author explores this academic research in a way of being proactive and a method of defending the city rights, against the transformation processes of the public spaces.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2016
URI: http://hdl.handle.net/11527/14328
Appears in Collections:Mimarlık Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
10116255.pdf6.81 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.