Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/13015
Title: Refrakter Altın Cevherlerinin Tanımlayıcı Liç Tekniği İle Biyooksidasyona Uygunluğunun Araştırılması
Other Titles: Deportment Of Gold In Refractory Gold Ores By Diagnostic Leaching Technique To Estimate Their Suitability For Biooxidation Pretreatment
Authors: Benli, Birgül
Özsoy, Yücel
10064953
Cevher Hazırlama Mühendisliği
Mineral Processing Engineering
Keywords: Hidrometalurji
 altın Metalurjisi
 düşük Tenörlü Cevher
  mikrobiyoloji
  kıymetli Madenler
  mikrobiyolojik Yöntem
Refrakter Altın Cevherleri
Biyooksidasyon
Tanımlayıcı Liç
Hydrometallurgy
 gold Metallurgy
 low Grade Ore
 microbiology
Precious Metals
 microbiological Method
 refractory Gold Ores
  biooxidation
Diagnostic Leaching
Issue Date: 17-Feb-2015
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Hidrometalurjik proseslerin birçoğu heterojen reaksiyonlardan ibarettir. Bu reaksiyonların hızı öncelikle liç sisteminin hidrodinamiğine (karıştırma ve difüzyon gibi) ve sistemde mevcut bileşenlerin kimyasal etkileşimlerine bağlı olduğundan, cevher içinde olabilecek farklı mineral yapılarının proses verimlerine olan etkileri oldukça fazladır. Bundan dolayı, özellikle altın liçi söz konusu olduğunda, uygulanacak proses seçiminde mineralojik analiz büyük bir önem taşımaktadır. Tanımlayıcı liç tekniği (Diagnostic Leaching Techquie), Anglo American Research Laboratories (AARL) tarafından altın cevherlerinin mineralojik özelliklerinin saptanması için geliştirilmiş, seri olarak gerçekleştirilen birbirinden daha güçlü asitlerin kullanıldığı ve her asit liçi sonunda ara siyanür liçi deneylerinin yapıldığı basit, ucuz ve kullanışlı bir metotdur, fakat bir o kadar da zaman ve zahmet alan bir yöntemdir. Bu tez çalışmasında, İliç ve Kışladağ yarı-refrakter cevherlerine biyooksidasyona uyumluluklarının araştırılması için tanımlayı liç tekniği uygulanmıştır. Cevherlerin kimyasal analizi sonucu İliç cevherinin 6,07 ppm Au, 2,1 ppm Ag, % 4,34 Fe, % 4,5 S ve 3200 ppm As içerdiği, Kışladağ cevherinin ise 1,07 ppm Au, 2,6 ppm Ag, % 3,81 Fe, % 3,47 S ve 255 ppm As içerdiği belirlenmiştir. Cevherlerin tanımlayıcı liç tekniği ile refrakter özelliklerinin belirlenebilmesi için her iki cevher 106 µm altına öğütülmüş ve 48 saat süre boyunca direkt siyanür liçine tabi tutulmuştur. Direkt siyanür liçi sonucunda İliç ve Kışladağ cevherlerinin altın çözündürme verimleri sırasıyla % 73 ve % 74 iken siyanür tüketimleri 23 kg/t ve 2,5 kg/t’ dur. Direkt siyanür liçi sonrasında cevherler ara siyanür basamakları içeren kademeli HCl (%20) ve HNO3 (%30) asitleriyle liç edilmiştir. Asit liçleri boyunca Fe çözünme verimleri takip edilmiş ve demir içeren minerallerin türleri saptanmaya çalışılmıştır. Ara siyanür liçi basamakları sonunda HCl liçi sonrası verimler sırasıyla % 84 ve % 85, HNO3 liçi sonrasında ise % 98 ve % 96’ya ulaşmıştır. Tanımlayıcı liç tekniği ile yapılan bu çalışma sonucunda her iki cevherde demir kaynağının büyük ölçüde sülfürlü minerallerden geldiği ve ortalama olarak altının   % 20’ lik bir kısmının bu mineraller ile ilişkili olduğu görülmüştür. Her iki cevhere uygulanacak oksidatif ön işlemin biyolojik olarak gerçekleştirilebilir olmasına rağmen, İliç cevherinin yüksek miktarda arsenik içermesi oksidatif işlem sonrası proseslerde arsenik oksitlerin altın yüzeyini kaplayarak baskılanmasına neden olması gibi sorunlar getirebilmektedir. Bu nedenden ötürü yüksek basınç ve sıcaklıklarda gerçekleştirilen basınç oksidasiyonu ( Pressure Oxidation) prosesi demir ve arseniğin sokorodit olarak çökelmesi ve sistem uzaklaşması nedeniyle daha avantajlı görülmüktedir. Kışladağ cevheri düşük tenörü nedeniyle yığın liçiyle çözündürülmektedir. Tanımlama liçi sonucunda bu cevherin biyoyığın liçine (bioheap leaching) görülmüş ve ileri ki çalışmalar bu yönde oluşturulmaya başlanmıştır.  Refrakter altın cevher ve konsantrelerinin siyanür liçi öncesi oksidasyonu için kanıtlanmış endüstriyel bir yöntem olan biyooksidasyon, pirit, arsenopirit ve kalkopirit gibi sülfürlü mineraller içeren cevher veya konsantrelerden yüksek altın kazanımı sağlamaktadır. Bu tez kapsamında ayrıca, İliç ve Carlin cevherlerine biyooksidasyon deneyleri yapılmış ve oksitlenmiş cevherlere siyanür liçi uygulanmıştır. Asidofilik mezofillik bakteri kültürleri (Acidithiobacillus ferrooxidans (DSM 583), Acidithiobacillus thiooxidans(DSM 11478) ve Leptospirillum ferrooxidans (DSM 2705)) saf olarak Deutsche Sammlung von Mikroorganismen und Zelkılturen (DSMZ), Almanya’dan temin edilmiş ve İTÜ Cevher Hazırlama Mühendisliği Kimyasal Zenginleştirme ve Kıymetli Metaller Laboratuvarında inkübe edilmiş, büyümesi, adaptasyonu sağlanmıştır. Ardından, saf kültürlerden aynı hacimsel oranda alınarak Karışık kültür (MKM) oluşturulmuş ve biyooksidasyon deneylerinde kullanılmıştır. Deneyler % 10 pülpte katı oranında 15 gün süre boyunca yapılmış ve Fe çözünme verimleri takip edilmiştir. İliç cevherinde Fe çözünme verimi %35 seviyelerine çıkmışken, Carlin numunesinde %19’ da kalmıştır. Biyooksidasyon işlemi sonunda gerçekleştirilen siyanür liçi deneylerinde altın çözünme verimlerinde artış gözlenmiş ve siyanür tüketimi azalmıştır.
Mineralogy and ore properties on process selection and optimization steps in mineral dressing industry as both prefeasibility studies and quality control measures in on-going plant processes, make mineralogical investigation more critical and important aspect. This aspect is getting more important especially in the case of gold, not only due to its forms, carriers, and low occurence in ores, but also includes the gangue minerals and other species that may affect the processing. While the various techniques, as optical microscopy, scanning electron microscopy, electron microprope analysis, proton X-ray emission, dynamic secondary ion mass spectrometry etc., have been using for the ore characterization, Diagnostic Leaching Technique offers a simple and cheap alternative. Diagnostic leaching starts with the detailed mineralogical examination that has to be the first step in the selection of processing steps of a gold deposit. The term of refractory gold ore stands for the gold particles that are not amenable to recovery by conventional cyanidation process by the low extraction (less than 80%) even after fine grinding. Thus, refractoriness could be occured within or by various gang minerals, for example gold in sulfide-type minerals or carbonaceous matter. Some gold ores would be termed as double refractory when they occur in both organic carbonaceous matter and sulfide minerals.  Diagnostic leaching was developed by the Anglo American Research Laboratories (AARL) to find answers upon the mineralogical assays of the gold containing ores. Diagnostic leaching is a series of various acid leaches, which are more aggressive than the previous leaching steps, that combined with inter-cyanadation steps. Different solutions are used to leach different mineral matrixes, it has to be notated that, Diagnostic Leaching is not a single-route procedure that could be applied to all samples. In this study, diagnostic leaching procedure was used to determine the level of the refractoriness of two different gold ore samples from the two different regions of Turkey: Kışladağ and İliç gold mines. The samples are carefully collected and investigated according to their sequential solubility by diagnostic leaching in order to check their suitability of biooxidative pre-treatment in the further experiments. Another aim of this study is to understand whether the collected gold bearing ore samples are suitable for biooxidative pre-treatment for the further experiments.  Two gold bearing ore samples were supplied and collected from Kışladağ and İliç gold mines and the regions of Turkey, respectively. Samples were reduced to              -106 µm in particle size. First, they were crushed using a primary jaw crusher followed by a roll crusher and the samples were homogenized throughly and a representative sample of 2 kg was drawn and kept sealed in separate polyethylene bags for grinding. The representative ore sample (125 gr) was then subjected to ring mill and was ground for 1 minute to get the entire product passing through 106 µm.  Diagnostic leaching followed by cyanide leaching tests were performed into three stages using a propeller-mixer at 1200 rpm. In our experiments, Stage I is the NaCN leaching. Stage II is the leaching step that contains simple hydrochloric acid leach followed by cyanide leaching to extract gold. Stage III is the HNO3 leaching step together with cyanide leaching .  In these experiments, 20 % v/v of HCl and 30 % v/v of HNO3 were used as extractants. At the end of all leaching steps, the samples were filtered, washed with water, dried and weighted to obtain the weight loss, and this operation has been applied for all leaching steps. The cakes were dried and analyzed by ALS Laboratory for fire assay of gold and silver. Iron has been traced for acidic leaching steps to obtain the specific mineral dissolutions via Atomic Adsorption Spectroscopy. Cyanide concentration was determined by the silver nitrate titration method using rhodanine as an indicator. Gold recovery of İliç and Kışladağ samples were obtained 73% and 74% in the first cyanide leaching steps (48 hours). Guay (1981) classified refractoriness with a gold recovery less than 80 %, thus İliç and Kışladağ gold samples represent low refractoriness ores. However,  gold recovery rate of HCl and HNO3 pre-leached samples were increased upto 84% and 98% for Iliç, and to 85% and 96% for Kışladağ sample, respectively. Additionally, low Fe and S dissolution were obtained until HNO3 leaching step and presented that these elements are related to the sulfide type minerals such as pyrite, chalcopyrite etc. Kışladağ gold sample, which is known as industrially scale heap leaching gold extraction process by Tüprag Gold, would be suitable for a whole-ore heap biooxidative pre-treatment due to its low grade and suitable iron and sulfur content (1.3 g Au/t, 3.81 % Fe, and 3.47 % S). Such a bio-heap leaching technology, called BIOPROTM, has been commercialized by Newmont for low grade (1-3 g Au/t) sulfidic refractory ores with a range of 1-2.5 % sulfide content. Further investigations have been needed for the application of a biooxidative heap-leaching technology to the Kışladağ gold sample in order to increase the gold recovery. İliç gold sample has been used before by Ciftci et al., (2013) with a rate of
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2015
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Instıtute of Science and Technology, 2015
URI: http://hdl.handle.net/11527/13015
Appears in Collections:Cevher Hazırlama Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
There are no files associated with this item.


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.