Publication: Hans Reichenbach'tan Nusret Hızır'a Türkiye'de bilim felsefesi ve mantıkçı pozitivizm
Loading...
Files
Date
Authors
Advisor
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Type
Abstract
Bu çalışmanın amacı, cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1940'larda eğitim devriminin belkemiğini oluşturan Türkiye'deki pozitivizmin öyküsünü Prof. Nusret Hızır'ın hayatından yola çıkarak açıklamaktır. Pozitivizmin ilk nüvelerini antik Yunan'da görmek mümkündür ancak Pozitivizm gerçek kimliğini, Coğrafi Keşifler, Reformasyon süreci ve Rönesans ve onları takip eden bilim ve sanayi devrimi sonrasında bulmuştur. Zenginleşen Batı toplumu, bu refahın getirdiği özgürlük ortamında kilisenin baskısından kurtulmak istemiş ve önce Almanya'da başlayan ve sonrasında tüm Avrupa'ya yayılan Reformasyon hareketi ile bunu kısmen sağlamıştır. Zenginleşmenin bir diğer getirisi de bilim ve sanatta görülen özgürleşme faaliyetleri olmuştur. Rönesans olarak adlandırılan ve İtalya'dan köken alan bu tavır, sağladığı özgürlük ortamı sonrasında doğrudan olmasa da dolaylı olarak bilimin gelişmesine önemli düzeyde katkı sağlamıştır. Gelişen ve durmadan ilerleyen bilim, insanlara özgüven sağlamış ve her türlü problemin bilim yoluyla çözümleneceği inancını doğurmuştur. Bilimdeki bu ilerlemeci durum ise doğal olarak sonrasında, sanayideki gelişmeye neden olmuştur. Buradaki örnek ülke ise Büyük Britanya olmuştur. Buharlı makinelerin önce keşfi sonrasında ise geliştirilmesi sayesinde, hammaddenin hızlıca elde edilmesi olanaklı hale gelmiştir. İnsan düşüncesi bu evrede bilim ile felsefeyi bir araya getirerek, bilim felsefesi olarak adlandırılan bir yönteme yönelmiştir. Bu bilimsel felsefeye, o dönemde Pozitivizm denmiştir. Bilindiği gibi Fransa'da pozitivizm ortaya çıkmış ve bu akımın kurucusu olarak Auguste Comte kabul edilmektedir. Bilimi düşüncenin merkezine koyan ve metafiziği felsefeden dışlayan pozitivizm, zamanla etkinliğini ve popülaritesini yitirmiş, ancak Viyana'da kendilerine "Viyana Çevresi" adını vermeye başlayan bir grup aydın tarafından gözden geçirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce ve bazı revizyonlarla akademik hayata "mantıksal pozitivizm" olarak sunuldu. Prof. Hans Reichenbach tarafından kurulan ve benzer fikirlere sahip olan ve Viyana Çevresi ile uyumlu hareket eden Berlin Grubu adlı bir başka anti-metafizik okul daha vardı. Avusturya'nın Alman işgalinden sonra Viyana Çevresi üyelerinin çoğu dünyanın çeşitli ülkelerine göç etmek zorunda kaldı. Bu aydınlar arasında öne çıkan isimlerden Prof. Hans Reichenbach, o dönemde Üniversite Reformu yaşayan Türkiye'yi tercih etti. Reform sonrası Türkiye'de felsefeyi akademik bir disiplin olarak kurdu. Zamanında İstanbul Üniversitesi'nde bilimsel felsefeye uygun bir eğitim müfredatı geliştirmiş ve uygulamıştır. Hans Reichenbach ekolünün Türkiye'de ilk takipçisi Prof. Nusret Hızır'dır, ancak çağdaşları arasında ve günümüzde de bu akımı izleyen ve çok sayıda eser veren başka düşünürler de bulunmaktadır. İlk temsilci olan Prof. Nusret Hızır, önce İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde asistan olarak çalıştı, ardından Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde çalıştı. Pozitivizmin etkisi günümüzde Türk üniversitelerinde görece zayıflamış olsa da, bilimsel felsefe akımının hala takipçileri var. Çalışmamızda Pozitivizm fikrinin Türkiye'deki doğuşu, gelişimi ve güncel durumu ayrıntlı olarak incelenecektir.
Description
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022
Subject
Hans Reichenbach, Pozitivizm, Nusret Hızır, Bilim felsefesi