Publication: Süreç ve ilişkilenme odaklı estetik: SANART Derneği yayınlarında beden, mekânzaman ve toplum ilişkilerinin asamblaj kuramı aracılığı ile çözümlenmesi
Loading...
Files
Date
Authors
Advisor
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
İTÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Type
Abstract
Bu tez, estetiğin 20. yüzyılın sonlarından itibaren geçirdiği dönüşümleri, özellikle eleştiri sonrası dönemdeki açılımlarını dikkate alarak, insan ve çevre arasındaki ilişkileri asamblaj kuramı çerçevesinde inceleyen bir araştırmadır. Çalışmanın temel amacı, estetiği süreç odaklı, ilişkisel ve çok bileşenli etkileşim alanı olarak yeniden düşünmek; insan ve çevre arasındaki ilişkileri okumaktır. Her şeyin hareket halinde olduğu, karmaşıklığın, dinamizmin arttığı ve ilişkilerin sorunlu hale geldiği bugünün dünyasında, estetik; süreç odaklı bir ilişki biçimi olarak ele alınmıştır. Tez birçok alt soruyla beraber merkezine; 'insan ve çevre arasındaki ilişkilerin estetik bağlamda hangi dinamik süreçlerle oluştuğunu ve SANART yayınlarının bu kapsamda nasıl ilişkiler ortaya çıkardığını' koymuştur. Bu amaç doğrultusunda, SANART (Estetik ve Görsel Kültür Derneği) yayınları temel bir arşiv olarak ele alınmış; bu yayınlardaki söylemler üzerinden, insan ve çevre arasındaki estetik ilişkilerin bedensel, mekânzamansal ve toplumsal eksenlerde nasıl şekillendiği Elizabeth Grosz, Manuel DeLanda ve Brian Massumi'nin asamblaj temelli ilişki düşünceleri üzerinden analiz edilmiştir. SANART Derneği ve yayınları; disiplinlerarası ve kültürlerarası yapısıyla güçlü kurumsal bir zemin sağlamıştır. Bu çalışmanın ana sorunsalı; insan ve çevresi arasındaki yanlış hizalanma ve insanın çevresiyle arasındaki düşünsel ve pratik düzlemde sorunlu ilişkidir. Bu kapsamda, çevre; insanı, doğayı, evreni, toplumu, coğrafyayı, yapılı çevreyi kapsayan çoğul ölçekli bir kavram olarak değerlendirilmiştir. Sınırların eridiği bir dünyada insanın da sınırları sorunsallaştırılmıştır. İnsan bu bağlamda çevreyi hem etkileyen hem de çevreden etkilenen pozisyondadır. Çalışmanın kuramsal dayanağı; estetiğin kapsayıcı ve süreç odaklı ilişki biçimi olduğu kabülüdür. Süreç odaklı estetik; zamanla, bağlamla ve ilişkisel durumlarla birlikte evrilen çoğul ve açık uçlu bir estetik anlayışı ifade etmektedir. Asamblaj teorisinin güncel yorumları bu çalışmanın kuramsal çerçevesini şekillendirmiştir. Asamblaj düşüncesi, karmaşıklığı indirgemeksizin ele alan, heterojen varlıkların süreç ve ağ temelli ilişkileri olarak ele alınmıştır. Asamblaj kuramı, yalnızca kuramsal bir araç değil, aynı zamanda araştırmanın analitik yönünü ve yapısını da belirleyen temel bir yöntemsel yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. SANART; içsel ve dışsal süreçlerin etkileşimi doğrultusunda ağ temelli bir yapı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda SANART yayınlarının içeriğine geçmeden önce (yani daha küçük ölçekli bileşenlerine), parçası olduğu daha büyük ölçekli asamblajın irdelenmesi önemli bulunmuştur. SANART Derneği Manuel DeLanda'nın örgütlenme ölçeği kapsamında toplumsal bir asamblaj olarak incelenmiştir. SANART'ın kurulumu eleştirel düşüncenin sorgulandığı bir döneme denk gelmektedir. SANART Derneği yayınlarla beraber birçok bileşene sahiptir. Yayınlar bu bileşenlerin etkileşimi sonucunda şekillenmiştir. Ortaya çıkarılan çeşitli ilişki türleri (Kişiler ve kişilerarası ağ) ve tematik etkileşim biçimlerinin akabinde, SANART'ın parçalanmış dünyada estetik üzerinden yeni bir araya gelişleri ve eleştirel düşüncenin ötesine geçen ilişkileri şekillendirdiği söylenmiştir. Tezin yöntemi, nitel bir içerik analizi ile açık kodlamaya dayanmaktadır. Kodlama süreci, teorik eksenlerle uyumlu olacak şekilde yapılandırılmış ve metinlerdeki kavramsal yoğunluklar bu eksenler aracılığıyla çözümlenmiştir. Çalışmada insan ve çevre arasındaki ilişkiyi anlamak amacıyla hareket temelli kavramlara ve bu kavramların metinlerdeki ifadesine odaklanan bir analiz yöntemi benimsenmiştir. Analiz sürecinde SANART metinleri üç temel eksen üzerinden kodlanmıştır: bedensel, mekânzamansal ve toplumsal süreç eksenleri. Bedensel süreç, öznel ve duyusal etkileşimleri; mekanzamansal süreç, bu etkileşimlerin çevresel bağlamla fiziksel ve yönelimsel ilişkilenmesini; toplumsal süreç ise bu bireysel ilişkilenmelerin kollektif ve yapısal düzeyde nasıl örüldüğünü ortaya koymuştur. SANART yayınlarından seçilmiş bildirilerin kodları, aynı zamanda görselleştirme ve sözcük analizi gibi dijital araçlarla desteklenmiştir. Kodlanan pasajlar, yalnızca metnin içeriğiyle değil, bu içeriklerin üretildiği söylemsel ve kurumsal bağlamlarla birlikte ele alınmıştır. Böylece araştırma nesnesi olan SANART metinleri, yalnızca çözümlenen veriler değil; aynı zamanda düşünce üretiminin süreçsel doğasını yansıtan birer asamblaj olarak değerlendirilmiştir. Bedensel eksen, bedenin çevreyle olan duyusal ve algısal etkileşimlerine odaklanmaktadır. SANART yayınları analizinin bedensel süreç kategorisinde; algılama, bellek, alışkanlık, içselleştirme ve etik ifadeleri ortaya çıkmıştır. Mekânzamansal eksen, bedenin mekânla kurduğu işlevsel ve deneyimsel ilişkileri kapsar. Hareket, yönelim, geçicilik, işlev, estetik düzen gibi kavramlar üzerinden, mekânın sabit değil, etkileşimle şekillenen bir oluş alanı olduğu savunulmuştur. Bu kapsam dahilinde; işlevsellik ve davranış, görme, bakma, seyretme, izleme, yürüme, gezinme, dolaşma, karşılaşma, sohbet etme, selamlaşma ilişkileri ortaya çıkmıştır. Toplumsal eksen ise bireyler arası ilişkiler, kolektif hafıza, yerleşme, sahiplenme, toplumsal eylem, dayanışma, kamusallık, göçebe yaşam, küçük pazarlar kurma, bakım, koruma, muhafaza etme gibi kavramlarla, estetik deneyimin sosyal ve kültürel bağlamlarla nasıl kurulduğunu ortaya koymuştur. Bu kuram aracılığıyla, insan ve çevre ilişkileri indirgemeci olmayan, açık uçlu ve süreçsel bir yapıda analiz edilmiştir. Tezin temel bulguları, estetik deneyimin bedensel farkındalık, mekânsal yönelim ve toplumsal ilişkilenme süreçlerinde yeniden üretildiğini göstermektedir. Estetik, ilişkisel, hareketli ve açık uçlu bir düşünme ve eylem biçimi olarak kavranmaktadır. SANART yayınları bu bağlamda yalnızca akademik ya da sanatsal içerikler sunmamış; aynı zamanda eleştirel-sonrası estetik düşüncenin potansiyel alanlarını örnekleyen, mütevazi fakat zengin bir düşünsel zemin oluşturmuştur. Sonuç olarak bu tez, estetik düşüncenin eleştirel sonrası dönemde nasıl yeniden konumlanabileceğini, insan ve çevre ilişkilerinin çok boyutlu yapısı üzerinden tartışarak göstermiştir. Süreç odaklı, ilişkisel ve asamblaj temelli bu yaklaşım, estetiği yalnızca bir alan olarak değil; düşünme, duyumsama ve eyleme biçimi olarak yeniden tanımlama çabasıdır. Bu çalışma, estetiği insan ve çevresi arasındaki bağlamda inceleyerek eleştirel alana katkı sağlama ve mimari tasarım disiplinine epistemolojik düzeyde katkı sağlama hedefindedir.
Description
Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025
Subject
felsefe, philosophy, mimarlık, architecture