FBE- Malzeme Mühendisliği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Gözat

Son Başvurular

Şimdi gösteriliyor 1 - 5 / 115
  • Öge
    Düşük Cr ve Si mikroalaşımlı yeni nesil supap malzemesi tasarımı
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-07-21) Sedefçi, Kadir ; Solak, Nuri ; 506181419 ; Metalurji ve Malzeme Mühendisliği ; Metallurgical and Materials Engineering
    İçten yanmalı motorlar, günümüzde halen önemini korumaktadır. Farklı kullanım amaçları için üretilen çeşitli motor tiplerinde farklı konseptler ve dizaynlar kullanılır. İçten yanmalı motorlar için güç üretimi ve aktarımı en önemli husustur. Optimum bir şekilde güç üretimi gerçekleştierbilmek için motora giren ve çıkan gaz akışının sorunsuz bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Supaplar hemen hemen bütün içten yanmalı motor tiplerinde bulunur ve motorun yanma işlevini sorunsuz ve daha verimli bir hale getirmek için kullanılan malzemelerdir. İhtiyaca ve tasarıma göre çeşitlilik gösteren supaplar genellikle metalik malzemelerden özellikle de yüksek alaşımlı çeliklerden üretilir. Bunun sebebi supapların çalışma koşullarında genellikle yüksek sıcaklıklara maruz kalması ve bu sıcaklıklarda mekanik özelliklerini koruyabilmesi gerekliliğidir. Bilindiği üzere aşınma direnci, sertlik, mukavemet ve yorulma direnci gibi supaplar için önemli olan bazı mekanik özellikler, yüksek sıcaklık ile beraber düşer. Bu nedenle supap malzemesi seçimi yapılırken yüksek sıcaklıktaki mekanik özellikler göz önüne alınarak seçim yapılmalıdır. Supaplar kullanım yerlerine göre ikiye ayrılır; emme ve egzoz supapları. Emme supapları motorun içine temiz hava girişini sağlar. Dışarıdan alınan temiz hava ile olan teması sebebi ile emme supapları nispeten daha düşük çalışma sıcaklıklarında görev yaparlar. Emme supapları genellikle yaklaşık 500°C sıcaklıkta görev yaparlar. Egzoz supapları ise yanma sonucunda oluşan gazlara maruz kaldığından, emme supaplarına göre daha yüksek sıcaklıklarda çalışırlar. Genellikle egzoz supaplarının çalışma aralığı yaklaşık 700°C'dir. Bu sebepten emme ve egzoz supapları için farklı malzemeler kullanılabilir. Yaygın olarak kullanılan supap malzemeleri genellikle yüksek alaşımlı çeliklerdir. Örnek vermek gerekirse, şu an piyasada supap malzemesi olarak en yaygın kullanılan malzeme X45CrSi9-3 yüksek alaşımlı çeliğidir. Bu malzeme içerisinde ağırlıkça %9 Cr ve %3 Si barındırır. Fakat kullanılan yüksek alaşım elementleri sebebi ile maliyetler artmaktadır. Bu çalışma doğrultusunda içten yanmalı motorlarda kullanılmak üzere daha az maliyete sahip bir supap malzemesi üretimi amaçlanmıştır. Hâlihazırda kullanılan supap malzemelerinin maliyetini artıran en büyük etmen alaşım elementleri olduğu bilindiğinden, üretilen alaşımın mekanik ve oksidasyon direnci gibi özelliklerini de kaybetmeden çalışma şartlarını karşılayabilmesi adına malzeme üretimi mikroalaşımlama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Böylelikle doğru oranlarda kullanılan alaşım elementleri sayesinde maliyeti çok arttırmadan yüksek performans alınması hedeflenmiştir. Mikroalaşımlama kullanarak düşük krom, silisyum ve vanadyum elementlerine sahip yeni nesil supap malzemesi tasarımı üzerine çalışılmıştır. Alaşım elementi olarak kullanılan krom, malzemenin yüzeyinde oluşan spinel fazını oluşturarak oksidasyon direncini arttırırken aynı zamanda mikroyapıda karbür oluşumunu destekleyerek çökelti sertleşmesi ile yapının mukavemetini arttırır. Silisyum ise alaşım elementi olarak kullandığında aynı Cr gibi malzemenin yüksek sıcaklıktaki oksidasyon direncini arttırmaya yardımcı olur. Yüzeyde oluşan fayalit fazı, oksijenin malzemeyle olan temasını keserek malzemenin oksidasyon direncini arttırmaya yardımcı olur. Vanadyum da krom gibi yapıda karbür oluşturarak mukavemetin artmasına yardımcı olur. Ayrıca vanadyum ilavesi, malzemelerin yorulmaya karşı olan dirençlerinin artmasını sağlar. Bu alaşım elementlerinin belirli oranlarda yapıya katılması ile maliyeti sınırlı tutarak hem yeterli mekanik özelliklere hem de oksidasyon direncine sahip malzeme geliştirmek mümkündür. Mikroalaşımlama kullanılarak geliştirilecek malzemenin mekanik özelliklerini iyileştirebilmek adına temperleme ve martenzitik dönüşümler kullanılacağına karar verildiğinden test edilecek alaşımların bileşimlerine karar verilirken termodinamik hesaplamalardan ve faz diyagramlarından yararlanılmıştır. Kullanılacak malzemenin bileşimine karar verilirken CALPHAD Metodundan yararlanılmış ve Thermo-Calc programı kullanılarak çizilen faz diyagramlarından ve faz geçiş diyagramlarından elde edilen sonuçlar ile sekiz adet farklı kompozisyon belirlenmiştir. CALHAD Metodundan yararlanılarak, Thermo-Calc program ile modellenen kompozisyonlar döküm ile üretilmiş olup kompozisyonları teyit edebilmek için döküm sonrası parçalara XRF analizi uygulanmıştır. Doğruluğu onaylanan parçalara 24 saat boyunca Azot atmosferi altında normalizasyon işlemi uygulanmıştır. Daha sonra, yapıdaki martenzitik dönüşümü sağlayabilmek adına su verme işlemine tabi tutulmuştur. Bu işlem sonrasında yapıda oluşan aşırı gevrekliği düşürebilmek adına numunelere ısıl işlem uygulanmıştır. Optimum ısıl işlem sıcaklığını elde edebilmek ve malzemelerin temper eğrilerini oluşturabilmek adına 300, 400, 500, 600 ve 700°C'de ısıl işlem uygulanmıştır. Bu işlemden sonra parçaların mikroyapıları, sertlikleri, çekme mukavemetleri, termal genleşme katsayıları, termogravimetrik ve diferansiyel taramalı kalorimetri analizleri incelenmiştir. Dilatometre yardımıyla alınan termal genleşme katsayısı grafiğindeki değişim ve DSC sinyalindeki pik değerleri ile ölçülen faz geçiş sıcaklıkları ile kompozisyonu belirlemek adına Thermo-Calc programı vasıtasıyla çizilen faz diyagramları arasında karşılaştırma yapılmıştır ve üretilen malzemelerin A1 geçiş sıcaklıkları bulunmuştur. Bu sayede, yapılmış olan hesaplamalı termodinamiksel yaklaşımın doğruluğu teyit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda sertlik testlerinin çıktısı olarak sistematik bir şekilde arttırılan Cr ve Si alaşım elementlerinin, malzemenin özellikle yüksek sıcaklıklardaki sertlik değerini arttırdığı gözlemlenmiştir. Çekme deneyleri sonucunda ise yine sistematik şekilde arttırılan Cr ve Si miktarları ile malzemenin çekme dayanımları arttırılmıştır. Ek olarak Va alaşım elementinin yapıya katılması ile yüksek sıcaklıklarda stabil kalabilen vanadyum karbür yapılar sayesinde yüksek ısıl işlem sıcaklıklarına rağmen çekme dayanımında büyük düşüşlerin önüne geçildiği görülmektedir. Supap malzemeleri için önemli olan bir diğer parametre olan termal genleşme katsayılarında bir miktar iyileşme sağlanmıştır. Son olarak termogravimetrik analiz ölçümleri sonucunda malzemede oluşan oksidasyon tabakasının inceldiği yani oksidasyon direncinin arttırıldığı görülmektedir. Çalışmanın çıktıları göz önünde bulundurulduğunda, hesaplamalı termodinamik yöntemler ile malzeme tasarımının iç içe geçmiş ve birbirlerini destekleyen önemli iki branş oldukları görülmektedir.
  • Öge
    Simulation and fabrication of thin film notch filter
    (Institute of Science and Technology, 2020-07-14) Humalı, Eray ; Kazmanlı, M. Kürşat ; Materials Engineering Programm
    Optical filters are used for altering the optical properties of surfaces. They work on a specific range of the electromagnetic spectrum, and they are divided into two as interference and absorptive filters. Interference filters are composed of multilayer periodic thin films and they based on the interference principle of electromagnetic waves. In interference filters, desired transmission and reflection ratios can be achieved by controlling film thickness and refractive index of film material and substrate. There are many parameters of the refractive index, but the wavelength is the most outstanding one for optical filters. The wavelength-dependent refractive index is named dispersion and it can be expressed semi-empirical or empirical models. There are many types of interference filters, so they are categorized according to filtering shape and their location on the electromagnetic spectrum. Notch filters are a type of interference filter. Notch filters block a narrow band between the cut-off frequencies and they transmit other parts of the spectrum. They are the most complex interference filter type because of having two cut-off frequencies and a narrow non-transmitting band. In this thesis, the main purpose is to create an open-source and free thin film notch filter simulation and fabricate various thin film notch filters using unused material combinations according to outputs of the simulation. Also, produced thin film notch filters are suitable for different applications. The thin film notch filter simulation has been created using Python software. The physical principles of the thin films are also in the scope of this thesis.
  • Öge
    AISI 430 kalite paslanmaz çeliklerin mikroyapı ve mekanik özelliklerinin perçinleme prosesinde çatlak oluşumuna etkisinin incelenmesi
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2020-03-11) Balakan, Asude ; Baydoğan, Murat ; 506151430 ; Malzeme Mühendisliği ; Materials Engineering
    Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle paslanmaz çelik kullanımı oldukça geniş bir alan kaplamaktadır. Paslanmaz çelikler; kimyasal özellikleri, fiziksel dayanımları ve yüzey kaliteleri dikkate alınarak farklı sanayi ve endüstri kollarında kendilerine kullanım alanları bulmaktadır. Paslanmaz saclar genellikle şekil alabilme özellikleri ile bilinirler ve bu özellikleriyle birçok sektörde kullanım alanları mevcuttur. Isıya ve korozyona karşı oldukça dayanıklıdırlar ve bu sebeple su ile temas edecek noktalarda kullanılırlar. Şekil alabilme özelliği sayesinde mutfak ürünlerinde ve dekorasyon ürünlerinde tercih edilirler. Paslanmaz saclar değişken özelliklerine ve kullanım alanlarına bağlı olarak çeşitlilik gösterirler ve sınıflara ayrılırlar. Paslanmaz sac derin çekme özelliğinin iyi olması ve korozyon dayanımı sayesinde çamaşır makinesi tamburu üretiminde tercih edilen bir malzemedir. Çamaşır makinesinin en önemli parçalarının başında tambur gelmektedir. Yıkama işleminin gerçekleştirildiği bölüm olan tamburun, makinenin çalıştığı zaman boyunca mekanik anlamda problem oluşturmaması gerekmektedir. Bu tez kapsamında çamaşır makinesi tambur üretiminde paslanmaz sacın perçinleme işlemi sırasında meydana gelen çatlak hasarının mikroyapı ve mekanik özellikler ile ilişkisi incelenmiştir. Literatür araştırmalarının ilk bölümünde paslanmaz sacların geçmişten bu güne olan tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Paslanmaz çeliklerin sınıflandırılması ve içerdikleri alaşım elementlerinin malzemenin özelliklerine etkisi de literatür çalışmalarında yer almaktadır. Tambur üretiminde ferritik paslanmaz çelik grubuna ait, soğuk haddelenmiş, 2B yüzey özelliklerine sahip AISI 430 kalite paslanmaz çelik ile çalışılmıştır. Farklı tedarikçilere ait saclar çatlama davranışı gösteren ve çatlama davranışı göstermeyen saclar olarak iki grupta incelenmiştir. İlk olarak çatlayan malzeme grubuna ait on farklı rulodan ve çatlama davranışı göstermeyen gruba ait on bir farklı rulodan alınan numunelerle çekme testleri yapılıp malzemelerin akma dayanımı, çekme dayanımı ve kopma uzaması değerleri elde edilmiştir. Elde edilen değerler Minitab programı kullanılarak regresyon metodu ile istatistik bir model üzerine oturtularak mekanik değerlerin çatlama davranışı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Analiz sonucunda ilk olarak çatlayan tambur sacı üretme olasılığı akma dayanımı, çekme dayanımı ve kalıp farklılığı ile ilişkilendirilmiştir. Farklı tedarikçiler için çatlayan ve çatlamayan sacların akma dayanımı, çekme dayanımı ve kopma uzaması değerlerinin dağılımı hesaplanmış ve ortalama değerleri elde edilmiştir. Bu etkileşimler Minitab programında girdi olarak kullanılarak kontur grafikleri elde edilmiştir. Her tedarikçi için oluşturulan kontur grafikleri ile çatlama hasarı gözlemlenen ve gözlemlenmeyen sacların akma ve çekme dayanımları arasında ilişki kurularak limit değerleri belirlenmiştir. Elde edilen limit değerlerinin her tedarikçi için farklı olduğu ve B tedarikçisinde bu aralığın daha geniş olduğu gözlemlenmiştir. Proses denemeleri ile üretilen çevre saclarının perçin bölgelerinde çatlak sayıları hesaplanıp Minitab analizinde girdi olarak kullanılarak ortalama çatlak perçin bölgesi sayısı akma dayanımı, çekme dayanımı, kopma uzaması, sertlik ve kalıp farklılığı parametreleri ile ilişkilendirilmiştir ve çatlak oluşmayan değer aralıkları elde edilmiştir. Mekanik özelliklerin yanı sıra üretim prosesinden de gelen kalıp farklılığı da analiz edilmiş ve çatlama davranışı üzerindeki etkisi görülmüştür. Mekanik analizlerin devamında deformasyon özelliklerinin belirlenmesi için 0o, 45o ve 90o hadde yönü açılarına sahip numunelere kademeli çekme testi yapılarak dikey anizotropi katsayısı, düzlemsel anizotropi katsayısı ve deformasyon sertleşmesi üssü değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen bu değerler iki grup arasında karşılaştırılarak farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışmanın devamında çatlayan ve çatlamayan sacların mikroyapıları optik mikroskop ile farklı büyütmelerde incelenmiştir. Çatlayan ve çatlamayan sacların tane yapıları kıyaslanarak çatlama davranışı göstermeyen saclara ait tanelerin eş eksenli olduğu ve mikroyapıda daha homojen bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Çatlama davranışı gösteren sacların mikroyapılarında deformasyon izleri ve çökelti fazları tespit edilmiştir. Tespit edilen bu çökelti fazları EDS analizi ile incelenerek bileşenleri belirlenmiş. Literatür çalışmaları ile kıyaslanarak çökelti fazlarının mekanik özellikleri olumsuz etkilediği ve çatlama davranışına sebep olabileceği öngörülmüştür. Tane boyutunun çatlama hasarına etkisinin incelenmesi amacı ile tane boyutu analizi yapılmıştır ve iki grup karşılaştırılarak tane boyutunun da çatlama davranışı üzerinde etkili bir değişken olduğu tespit edilmiştir. Tane boyutu küçüldükçe malzemenin şekillendirilebilirliğinin arttığı tespit edilmiştir. Çatlama davranışı gösteren ve göstermeyen sacların kırılma ve kayma yüzeyleri kesme yüzey analizi yapılarak incelenmiştir. Bu analizde malzemelerin 0o, 45o ve 90o hadde yönlerinde kesilip yüzeyleri mikroskop altında incelenmiştir. Farklı hadde yönü açılarına sahip çatlayan ve çatlamayan numunelerin ortalama kırılma yüzey oranları hesaplanmıştır. Numunelerin kendi içinde hadde yönleri arasında kırılma yüzey oranlarında belirgin bir farklılık gözlenmezken, iki grup kıyaslandığında ortalama kırılma yüzey oranının çatlayan saclarda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kırılma ve kayma yüzeyleri taramalı elektron mikroskobu ile farklı büyütmelerde incelenmiştir. Çatlama özelliği gösteren ve göstermeyen sacların şekillendirilebilirliklerini kıyaslamak amacı ile Erichsen çökertme deneyi yapılmış ve Erichsen derinlikleri ölçülmüştür. Çatlama davranışı gösteren sacların Erichsen derinliklerinin çatlama davranışı göstermeyen göstermeyen saclara kıyasla daha az olduğu tespit edilmiştir. Malzemenin sertliğinin şekillendirilebilirliğine etkisini incelemek için sertlik analizi yapılmıştır. İki grup kıyaslandığında çatlama davranışı gösteren sacların sertliğinin çatlama davranışı göstermeyenlere kıyasla daha düşük olduğu tespit edilmiştir.
  • Öge
    Organik hidroksiapatit tozlarının sinterlenmesi ve karakterizasyonu
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2013) Metin, Nilüfer ; Göller, Gültekin ; 335729 ; Malzeme Mühendisliği Programı
    Ca10(PO4)6(OH)2 kimyasal formülüne sahip hidroksiapatit kemik ve dişin mineral bileşimine çok benzer olması nedeniyle biyolojik olarak en uyumlu malzemelerdendir. Bu çalışmada kullanılan hidroksiapatit, büyükbaş hayvan kemiğinin 850°C?de 4 saat süre ile kalsinasyonu sonucu elde edilmiştir ve bovine hidroksiapatit(BHA) diye adlandırılmıştır. Elde edilen tozlar elek analizi sonucu (-180+150µm), (-200+180µm), (-250+200µm) tane boyutlarında olmak üzere ayrılmıştır. Bu tozlar karıştırılarak 24 saat boyunca bilyalı değirmende öğütülmüştür. Kalsinasyon sonucu elde edilen tozun JCPDS 09-432 numaralı hidroksiapatit ile uyuştuğu XRD yardımı ile anlaşılmıştır. Numuneler soğuk izostatik pres kullanılarak ISO BS 13779 standardına göre silindirik formda üretilmiştir. 1000°C,1100°C,1200°C ve 1300°C sıcaklık değerlerinde 4 saat boyunca sinterlenmiştir. Numunelerin mikroyapı analizleri taramalı elektron mikroskobu ve faz analizleri ise XRD ile gerçekleştirilmiştir. Sıcaklık artışı ile beraber her numunede ana faz olarak JCPDS numarası 09-432 olan hidroksiapatit fazı ve JCPDS numaraları sırasıyla 47-0262, 50-1758 olan Na3Mg0.95Ca0.05H(PO4)2.0.2H2O ve Na2Ca(HPO4)2 fazlarına rastlanırken 1300°C?de ß-TCP fazının da oluştuğu belirlenmiştir. Sinterlenen numunelerin mekanik özelliklerinin karakterizasyonu için ise yoğunluk, vickers mikrosertlik ve basma mukavemeti değerleri incelenmiştir. En düşük relatif yoğunluk değeri %78 ve en yüksek yoğunluk değeri %95?tir. En düşük mikrosertlik değeri 81 HV iken en yüksek sertlik değeri 494 HV?dir. En yüksek basma mukavemeti değeri olan 60 MPa?ya 1200°C?de ulaşılmış ve 1300°C?de ciddi bir şekilde düşüş göstererek 32 MPa?ya kadar düşmüştür. Yaş kimyasal analiz yöntemi ile hayvan kemiğinden elde edilen hidroksiapatitin içerisindeki elementlerin miktarları belirlenmiştir.
  • Öge
    Inconel 718 süperalaşımının termokimyasal borlanması
    (Fen Bilimleri Enstitüsü, 2013) Dinç, Hasan ; Baydoğan, Murat ; 349766 ; Malzeme Mühendisliği ; Materials Engineering
    Borlama ısıl işlemi; difüzyon kontrollü bir yüzey sertleştirme prosesi olup, yüksek sıcaklıklarda bor atomlarının malzeme yüzeyine difüzyonu sonucu yüzeyde borür fazlarını içeren tabakaların meydana gelmesidir. Borlama ısıl işlemi demir esaslı ve demir dışı malzemelere uygulanabilmektedir. Ancak uygulama oranı olarak demir esaslı malzemeler (özellikle çelikler) ilk sırayı alır. Demir dışı malzemeler olarak, nikel, kobalt, molibden ve titanyum esaslı malzemeler örnek verilebilir. Borlama işlemi sonucu oluşan borür tabakaları yüksek sertlik ve aşınma direncine sahiptirler. Ayrıca borlama işlemi, korozyon ve oksidasyon direncini arttırmakta ve sürtünme katsayısını düşürmektedir. Borlama yöntemleri: kutu borlama, pasta borlama, sıvı borlama ve gaz borlamadır. Süperalaşımlar, nikel, demir nikel ve kobalt bazlı alaşımlar olup yüksek sıcaklıklarda mekanik özelliklerini ve metalurjik kararlılıklarını muhafaza eden malzeme grubudur. İlk süper alaşımlar östenitik paslanmaz çeliklerin bir modifikasyonu olup günümüzde kullanımda olan birçok malzeme 1950-1970 yılları arasında geliştirilmiştir. 1980?lerde gelişen teknoloji ile bazı elementlerin süperalaşımlara katılabilme olanağının artmasıyla bugün yoğun ilgi duyulan spesifik mekanik özellikler kazanmışlardır. Bu nedenle de yüksek sıcaklık uygulamaları söz konusu olduğunda süperalaşımlar diğer tüm ticari metalurjik malzemelerden daha çok tercih edilmektedirler. Süperalaşımların başlıca uygulama alanlarına uçaklar ve endüstriyel gaz türbinleri (pervane kanatçıkları, yanma odaları, diskler, şaftlar), nükleer güç sistemleri (hareket mekanizmaları için kontrol çubukları, akış valfleri, yaylar), uzay araçları (aerodinamik araç zırhları, roket motor parçaları), petrokimya sanayisi (reaksiyon kapları, borular, pompalar), ısıl işlem ekipmanları ( tepsiler, karıştırıcılar, konveyör bantları) örnek olarak verilebilir. Inconel 718; demir nikel bazlı süperalaşım grubundan olup önemli miktarda nikel, demir ve niyobyum içermektedir. İçerdiği yüksek niyobyum sayesinde çökelti sertleştirmesi ile mukavemetlendirilebilmektedir. Yüksek sıcaklıklarda dahi mekanik özelliklerini (kopma, yorulma, sürünme) korumaktadır. Genel olarak kullanım yerleri; gaz türbinleri, roket motorları, uçak motorları, nükleer reaktörler ve proses ekipmanlarıdır. Demir esaslı malzemelerin termokimyasal yöntemle borlanması üzerine birçok çalışma yapılmış ve son yıllarda bu çalışmalar oldukça hızlanmıştır. Araştırmalar neticesinde elde edilen sonuçlarla birçok gelişmiş ülke, borlama işlemini sanayilerine aktarmıştır. Borlama işlemi endüstriyel olarak daha çok çelikler üzerine uygulanmaktadır ve birçok çelik grubu üzerinde detaylı araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Ancak, süperalaşımlar üzerinde yapılan araştırmalar oldukça sınırlıdır ve az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, AMS 5662 ve AMS 5663 ısıl işlemlerine tabi tutulmuş Inconel 718 süperalaşımının, termokimyasal yöntemle borlanması sonucu oluşan fazları tespit etmek ve borlama sonucu oluşan borür tabakasının malzemenin mekanik özelliklerine etkisini incelemektir. Bunun için Inconel 718 süperalaşımına ait numuneler, 800, 900 ve 1000°C sıcaklıklarda 2, 4, 8 ve 12 saat süre ile Ekabor-2 tozu içerisinde kutu borlama yöntemiyle borlanmıştır. Borlama işlemi ardından numunelerin XRD analizi ile faz tayini, SEM ile kesit incelemesi, EPMA analizi ile oluşan tabakaların elementel analizi, sertlik ölçümleri ve aşınma testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan incelemeler sonucu Inconel 718 süperalaşımının borlanması sonucu üç farklı tabakanın meydana geldiği görülmüştür. Bunlardan yüzeye en yakın olanı Ni2Si fazından meydana gelen silisid tabakasıdır. İkinci olarak ise Ni4B3, Fe2B ve FeB fazlarından meydana gelen borür tabakasıdır. Son olarak ise difüzyon tabakası mevcuttur. Artan sıcaklık ve süre ile tabakaların kalınlıkları artmaktadır. AMS 5662 ısıl işlemine tabi tutulmuş numunelerde tabaka kalınlıkları daha fazladır. En yüksek tabaka kalınlığı değeri AMS 5662 Inconel 718 malzemesinin 1000°C'de 12 saat borlanması ile elde edilmiştir. En düşük tabaka kalınlığı ise AMS 5663 Inconel 718' in 800°C'de 2 saat borlanması sonucu elde edilmiştir. Borür tabakasının sertliğinin 1900 HV civarında olduğu saptanmıştır. Yapılan aşınma testleri sonucu yüzeyin sürtünme katsayısının % 50 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca malzemenin aşınma direncinde artma saptanmıştır.