Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/16209
Title: Bulanık karar verme ortamında risk değerlendirmesi: İş sürekliliği perspektifi / Doğan Şengül
Other Titles: Risk assessment in fuzzy decision making environment: Business continuity perspective
Authors: Bozdağ, Cafer Erhan
Şengül, Doğan
439372
Endüstri Mühendisliği
Industrial Engineering
Keywords: Endüstri Mühendisliği
Endüstriyel yönetim
Karar verme
Fuzzy mantık
Endüstriyel uygulamalar
Performans Yönetimi
Stratejik planlama
Çok ölçütlü karar verme
İş lojistiği
Industrial Engineering
ndustrial management
Decision making
Fuzzy logic
Industrial applications
Performance Management
Strategic planning
Multiple criteria decision making
Business logistics
Issue Date: 2016
Publisher: Fen Bilimleri Enstitüsü
Institute of Science and Technology
Abstract: Organizasyonlar, gerçekleştirdikleri faaliyet ve operasyonlar ile topluma çeşitli yönlerde hitap eden ürün veya hizmetler sunmaktadır. Diğer yandan, kamu veya özel, kâr amaçlı veya kâr amacı gütmüyor olsun tüm organizasyonlar; sundukları hizmetleri kesintiye uğratacak bir olayda veya tehditte; iletişim, ulaşım-lojistik, bilgi teknolojileri ve operasyonel altyapı olanaklarını; kurum ve müşteri varlıklarını, insan kaynağını, itibarlarını, dolayısıyla müşterilerini, piyasa paylarını ve topluma sağladıkları katma değeri yitirme durumuyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Organizasyonlar yüksek maliyetlere maruz kalmadan, toplumda sağladıkları işlevi sürdürmek, bir diğer ifade ile sürekliliği sağlamak durumundadır. Bu itibarla, arzu edilmeyen bir olay (kesinti, acil durum, kriz veya felaket) karşısında maruz kalınabilecek etkinin ve kayıpların kontrol altında tutulabilmesi için iş sürekliliği yönetimi (İSY) programlarının devreye alınması ve olgunlaştırılması gerekmektedir. Bu paralelde, iş sürekliliğine ilginin ve ilgili çalışmaların artması ile birlikte, "ISO 22301, İş Sürekliliği Yönetimi Sistemleri - Gereksinimler" adı altında uluslararası standartlar geliştirilmiştir.. İSY programları, genel olarak, politika ve hedeflerin belirlenmesi, planlama, operasyon (işletim), tatbikat ve gözden geçirme safhalarından oluşmaktadır. Risk, İSY'de en önemli parametredir. Bu nedenle, beklenmeyen ve olumsuz olaylar karşısında organizasyonun arzu edilmeyen kayıplara uğrama olasılığını ve etkisini azaltmak, süreç ve işlevlerinin en kısa sürede ayağa kaldırılmasını sağlamak amacıyla tesis edilen iş sürekliliği programlarının "risk" kavramı üzerine yoğunlaşması sürpriz değildir. Aksi takdirde, İSY programı, kurumun amaç ve hedefleriyle uyumlu risk profilini yansıtmayacak ve bir tehdit durumunda ilgili paydaşların taleplerinin aksine; topluma sağladığı katkı ve fayda ve etkinliği yitirme riskine maruz kalacaktır. Çalışmanın önemli bir çıkış noktası, iş sürekliliği kapsamında ele alınacak risklerden beklenen karakteristiğin; olasılıklarının düşük, etkilerinin yüksek, riskin geçmişi hakkında veri ve deneyimin oldukça kısıtlı olmasıdır. Diğer bir husus ise, risk değerlendirmesi aşamasında incelenen sistemin riskleri arasındaki etkileşimin ortaya konulamaması, her bir risk unsurunun toplam riske katkısının hesaplanamaması ve toplam riskin tanımlanamamasıdır. Hâlbuki iş sürekliliği riskleri, organizasyon süreçleri ile ve dolayısıyla diğer riskler ile yakın etkileşim içindedir. Bu itibarla çalışmada, söz konusu risklerin aralarındaki etkileşim ile birlikte belirsiz ve kesin olmayan bilgi ışığında bulanık ortamda değerlendirilmesi amaçlanmıştır. "ISO/IEC 31010 – Risk Yönetimi – Risk Değerlendirme Teknikleri" standardında ÇÖKV yöntemlerine kuvvetli bir risk değerlendirme yöntemi olarak yer verilmektedir. Bu araştırmada ortaya konulacak yaklaşım ile, tüm iş sürekliliği risklerinin tanımlanması, risk ölçütleri arasındaki etkileşimleri dikkate alan çok ölçütlü karar verme yöntemleri (ÇÖKV) ile uzman görüşleri yardımıyla bulanık ortamda risklerin toplu olarak değerlendirmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde, iş sürekliliğinin organizasyonlar ve toplum açısından rolü ve önemi tartışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü; iş sürekliliği, risk değerlendirmesi, iş sürekliliği odaklı risk değerlendirmesi, genel risk değerlendirme yaklaşımları, küresel standartlar, ÇÖKV yöntemlerinin risk değerlendirmesi ile iş sürekliliğine uygulanması ile ilgili yazın taramasını içermektedir. Yazın taraması ve yapılan inceleme sonucunda, tüm iş sürekliliği ana ve alt risklerinin tanımlanarak değerlendirildiği, risk değerlendirmesinin İSY sistemi problemlerine karar desteği sağladığı bulanık veya kesin bir çalışma tespit edilememiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, İSY sisteminde ÇÖKV risk değerlendirme yaklaşımı ile iş sürekliliği problemlerine karar destek yaklaşımı önerisi ve yöntemsel altyapısı ve çerçevesi sunulmaktadır. Yazın incelemesi ve alanında bilgi, deneyim ve uzmanlık sahibi kişilerden oluşturulmuş bir ekip yardımıyla, organizasyonun maruz kalabileceği tüm iş sürekliliği ana ve alt riskleri belirlenmiştir. İş sürekliliği risk değerlendirme sürecinde bilgi ve deneyime atfedilen önem ve değerlendirilen risklerin doğasındaki belirsizlik nedeniyle, bulanık küme kuramı çerçevesinde uzman görüşlerin; dilsel değişkenler ve söz konusu dilsel değişkenlere tekabül eden üçgen ve yamuk bulanık sayılar aracığıyla temin edilmesi amaçlanmıştır. ÇÖKV yöntemleri olarak, risk ölçütleri arasındaki etkileşimi dikkate alabilen bulanık analitik ağ süreci (AAS) ve bulanık Choquet integrali yöntemleri seçilmiştir. Beşinci bölümde ise, ortaya konulan iş sürekliliği perspektifi ile risk değerlendirme modelinden yararlanılarak ÇÖKV temelli yöntem yaklaşımı, güncel bir iş sürekliliği problemi olan ayağa kaldırma merkezi (AKM) konum seçimine uyarlanmıştır. Çözüm uygulaması, problemi temsil eden yapı ve ağ geliştirilerek sunulmuştur. Bulanık AAS ve bulanık Choquet integrali yardımıyla ele alınan iş sürekliliği probleminin (AKM konum seçimi) çözümü sunulmuştur. Yapılan çalışma, iş sürekliliği ile ilgili tüm risklerin, birbirleri ile etkileşimli bir yapı içerisinde tanımlanması, incelenmesi ve değerlendirmesini mümkün kılmaktadır. Bu yönüyle çalışmanın önerdiği yaklaşımın, iş sürekliliği ile risk değerlendirmesi alanında bir ilk olduğu değerlendirilmektedir. Yazına diğer bir özgün katkı olarak, ISO 22301 ve ISO 22313 standartları içindeki operasyon (işletim) safhasında yer alan, risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi gereksinimlerini karşılayacak bir yapı sunulmuştur. Önerilen yaklaşım, farklı organizasyonlar veya kurumlarca risk profillerine ve iştahlarına göre özgülenebilecek bir yapıdadır. Önerilen yaklaşım ile organizasyonun iş sürekliliği karar destek sistemi için, seçeneklerin toplam iş sürekliliğine riskine katkılarını, örneğin çeşitli kararların ardından toplam risklilikte kaydedilecek değişim ve gelişimin takibi sağlanabilecektir. Yaklaşım, örneğin yeni bir bölgede faaliyete başlanması, yeni bir ürün veya hizmetin geliştirilmesi, destek hizmeti satın alınması, operasyonel süreçlerin değiştirilmesi, yeni bir BT sistemine geçilmesi gibi durumlar için İSY sistemine hızlı ve etkin karar desteği sağlayabilecek esnekliktedir. Yazın taraması neticesinde belirlenen eksiklikler ve gerçekleştirilen uygulama ile önerilen yaklaşımın teyit edilen kuvvetli yönleri birlikte değerlendirildiğinde, araştırmanın iş sürekliliği uygulamacılarına ve yazına önemli katkılar sağladığı tespit edilmektedir.
Introduced by Lotfi Aliasker Zadeh in 1965 to model the uncertainty arising from the vagueness and imprecision in real systems, fuzzy set theory (FST) resembles human reasoning in its use of approximate information and uncertainty to generate and deliver decisions. In this study, a risk assessment approach in fuzzy decision-making environment is proposed from a business continuity perspective. Business continuity is the capability of the organization to sustain delivery of products and services at acceptable levels following a disruptive incident. All organizations, public or commercial, profit-driven, for-not-profit or non-profit, are faced with losing their compotence and capacity in telecommunications, transportation-logistics, information technologies, operational infrastructure, own and customer assets, human resources; therefore their customers, reputation, market share and value-added to the society because of the threats and incidents that could disrupt their services, products, functions and activities. Organizations should ensure their functionality be sustained or, in other terms, their continuity be maintained without incurring high costs. In this regard, it is required to exercise business continuity management (BCM) programmes in order to control, limit and mitigate the impacts and losses that arise because of the risks being exposed and as unfavourable outcomes of the incidents, namely disruptions, emergencies, crises or disasters. BCM programmes ensures that the business continuity domains of the organization are managed and overseen properly, and its effectiveness and maturity progress is maintained. Furthermore, as the interest of the practitioners and studies related to business continuity have increased, international standards "ISO 22301, Societal security – Business continuity management systems – Requirements" and "ISO 22313, Societal security – Business continuity management systems – Guidance" are published by International Organization for Standardization. Risk is the most important parameter in BCM. So, it should not be a surprise that BCM programmes, which have been established to mitigate the risks and recover processes of the organization, are focused on the concept of risk. The common characterictics of the risks that are to be supervised by BCM programmes are low probabilities, significant impacts, rather limited historical data and experience how to handle. Therefore, traditional risk assessment approaches that are based on quantitative probabilities, or qualitative/semi-quantitavive consequence/probability matrices and catagories of control effectiveness are not sufficient in BCM programmes. This research aims to introduce a risk assessment approach that can handle vague and imprecise risk information by the help of a fuzzy decision-making environment. Another inherent problem in conventional risk assessment techniques is the lack of taking interactions among risks into account and failing to assess total risk. This necessity is obvious for BCM programmes, because strong interactions exist among business continuity risks and processes. Business continuity risks are interconnected and pose complex interrelationships. Multi criteria decision-making (MCDM) methods are quoted as a robust risk assessment technique in "ISO/IEC 31010:2009, Risk management – Risk assessment techniques" standard. This research has aimed at defining business continuity risks comprehensively to generate an exhaustive risk reservoire and assess those risks on an interactional level in a fuzzy decision-making environment by MCDM and eliciting expert judgments. Within this study, an discussion about the importance of business continuity for organizations and society is presented. Then a detailed literature search is realised regarding business continuity, risk assessment, risk assessment based on business continuity, risk assessment techniques, applications of MCDM on risk assessment and business continuity related areas of interest, global standards of ISO 22301 and ISO 22313. As a result of the literature survey, it is found that there is no crisp or fuzzy study that defines all business continuity risks along with sub-risks, realises a business continuity risk assessment that takes interactions among risks into account, and integrates these components as a decision-making tool that supports BCM decision-makers. Methodological flow diagram is formed and methods to be exercised are examined in full. This research aims to present a decision support approach to BCM problems based on a methodological background that includes FST, risk assessment and MCDM. Risk and sub-risks are determined as criteria, and two MCDM methods, fuzzy analytical network process (ANP) ve fuzzy Choquet integral are chosen because of the methods' suitability to capture the interactions among risk criteria. ANP is a generalization of analytical hierarchy process (AHP), and developed by Thomas L. Saaty in 1996. ANP is similar to AHP as both use pairwise comparisons. But, the criteria are not assumed to be independent of each other in ANP. Likewise, the Choquet integral is a useful multi-criteria method for problems with interactions. In order to define business continuity risks, a comprehensive reservoir of main risks and sub-risks of business continuity that the organization may be exposed to is created by the help of literature search and the experts. The research has been applied to a current and eminent BCM systems problem of recovery site location selection. Structure and network representing the problem is formed, then fuzzy Choquet integral and fuzzy ANP is applied using quantified linguistic terms that are obtained by surveying experts. Linguistics terms for the degree of importance or comparison matrices are surveyed and triangular or trapezoidal fuzzy numbers are used to quantify linguistic terms. The proposed approach can be easily customised for various kinds of organizations and corporations with respect to their risk profile and appetite. Proposed approach enables the BCM decision support system to assess the contribution of each alternative to the overall business continuity risk, pursue the trend of the changing risk after mitigaton. Approach can be customised to support BCM decision making processes in a rapid and effective fashion, for example, when the organization starts operations in a new region, develops a new product or service, outsource a process, change operational processes, migrates to a new information technology architecture. The approach detailed in this study enables business continuity-related main risks and sub-risks to be defined, examined and assessed in an fuzzy environment and on an interactional level by MCDM methods. To the best of our knowledge, this aspect of our research is the first attempt in business continuity and risk assessment literature. Another original contribution to the literature is the aspect of our research to be able to meet the requirements of risk definitions and assessment in the operations clauses of ISO 22301 domains. Taking the missing parts in literature and the results achieved by the application of the proposed approach into account, it is believed that this study will contribute to the business continuity practitioners by suggesting an effective risk assessment approach in fuzzy MCDM environment under business continuity perspective.
Description: Tez (Doktora) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2016
Thesis (Ph.D.) -- İstanbul Technical University, Institute of Science and Technology, 2016
URI: http://hdl.handle.net/11527/16209
Appears in Collections:Endüstri Mühendisliği Lisansüstü Programı - Doktora

Files in This Item:
There are no files associated with this item.


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.