Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11527/12594
Title: Pir Sultan Abdal Mahlasli Güfteler Üzerinde Edebî Ve Musiki Yönünden İncelemeler
Authors: Emiralioğlu, Afşin
Erdoğan, Aziz
Türk Müziği
Turkish Music 
Keywords: Müzik
Sosyoloji
Music
Sociology
Issue Date: 2006
Publisher: Sosyal Bilimler Enstitüsü
Institute of Social Sciences
Abstract: İnsan, amaçları doğrultusunda düşünerek ilk edimini gerçekleştirmesi ile yatağını bulmaya çalışan bir akarsu gibi tarihini de oluşturmaya başlamıştır. Düşüncenin ilk ortaya çıktığı andan itibaren insan doğanın kurallarına karşı gelmeye başlamış, biyolojik varlığını onun ellerine teslim etmemiştir. Yaşamak için ilk aleti kullanmaya başlaması ile birlikte doğa ile olan destansı savaşı da başlamıştır. Bu destansı savaşın kendindenliğinin başlı başına mistik bir içeriğe sahip olması, zamanla bu savaşın ve doğanın karşısında zayıf kaldığının farkına varması, insanı kendi var oluşunun temelleri hakkında düşünmeye zorlamıştır. İnsanlık tarihi, ihtiyaçları evrimin doğal koşulları tarafından belirlenen insandan, düşünsel süreçlerinin etkisi ile kendi tarafından belirlenen insana doğru yol aldıkça tüm medeniyetlerin ve kültürlerin oluşumunda önemli bir role sahip olan ve aynı zamanda düşünce tarihinin en temel sorularından biri olan ?nerden geldik nereye gidiyoruz? sorusu, yüzyıllar içerisinde nice kanlı dönemlerden geçerek ete kemiğe bürünmüş ve ?ne yapmalıyız? sorusu ile yoluna devam etmiştir. Bu hayati sorulara bulmaya çalıştığı cevapların kendisini götürdüğü noktaların en temel mistik özelliği; daima, onun ileriye doğru bir adım daha atmak zorunda olduğunu göstermesidir. Bu zorunluluk nerden kaynaklanıyordu. Doğayı değiştirebildiği ölçüde, insan kendi var oluşunun temelleri hakkındaki ipuçlarına da sahip olmaya başlamıştır. Bu ipuçlarının ölçüsü neydi. Kendi yaratıcılığının sonuçlarını neye göre ölçülendirecekti. Bir yanda sonsuzdan gelip sonsuza giden bir evren, diğer yanda düşünen yep yeni bir yaratık, insan. Anadolu Alevi Bektaşiliğinde kâmil insan teorisi ile bu sorulara cevaplar verilmeye çalışılmıştır. Yüzyıllar içerisinde oluşturulmaya çalışılan bu cevapların mistisizmi tarihi bir zenginlik olarak anonim bir zeminde ve zaman zaman da anakronik olarak edebi, felsefi ve müzikal araçlarla günümüze kadar ulaşmıştır. Alevi Bektaşi kültürünün geçmişinde yazılı bir geleneğin olmaması, edebi ve felsefi unsurların sözlü bir zeminde müzikal etmenlerle buluşmasını sağlamıştır. Adeta müzik, Alevi Bektaşi topluluklarında geçmişten önemli izler taşıyan yaşayan bir organizma haline dönüşmüştür. xi Bu açıdan ele alındığında Alevi Bektaşi edebiyatında Yunus Emre, Kaygusuz Abdal Pir Sultan Abdal, Kul Himmet gibi önemli isimler anonim birer kişilik haline dönüşmüşlerdir. Halk yüzyıllar öncesinden bu ozanların kimliklerini, asıllarına uygun olarak sözlü geleneğin yaşayan hücrelerinde günümüze kadar taşımasını bilmiştir. Geleneksel olarak müziklendirilmiş Pir Sultan Abdal şürlerini bu bakış açısı altında incelediğimizde melodik ve edebi unsurların belirli bir felsefi kimlikte birliktelik oluşturduklarını saptamış bulunmaktayız.
Human being had also started tro create his history with realising his first act by thinking through his aims, like its river bed. Since arising of the first thought, human being had started to confront the rules of the nature and hadn?t surrendered his being to the nature.His epic war had started by using the first instrument in order to survive. As this epic war independetly had a mistic content and with the course, had forced the human being to think about the basis of his existence. While the history of humanity had advanced from the human being whose needs were determined by natural conditions of the evolution to the human being whose needs were determined himself with the effect of mental processes, the question ?from where we came and to where we will go? had an important role in the arising of all civilizations and cultures, had changed to ?what we have to do? after many bloody periods during centuries. Why this compulsion had arised? Human had started to possess clues about the basis of his own existence what was the extent of these clues? How did the evaluate the results of his creativity. On the one hand a universe coming from the infinite and going to the infinite on the other hand, human, a new creature who is thinking. The Anatolia Shüte Bektashi sect had tried to answer these question with the mature human theory. The mysticism of these answers had reached today with literary, philosophical and musical instruments. Since the culture of Shüte Bektashi sect hasn?t been a written tradition, the literary and philosophical elements had met musical factors. In the Shüte Bektashi sect, music had become a living organism that carries on important signs of past. From this point of view, in The Shüte Bektashi sect, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Kul Himmet had become an anonymous character. People succeded to reached the identities of these poets from past to nowadays. When we investigate Pir Sultan Abdal?s poems from this point of view, we determine that the melody and literary factors had united under a specific identity.
Description: Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006
Thesis (M.Sc.) -- İstanbul Technical University, Institute of Social Sciences, 2006
URI: http://hdl.handle.net/11527/12594
Appears in Collections:Türk Müziği Lisansüstü Programı - Yüksek Lisans

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
405011014.pdf6.67 MBAdobe PDFView/Open


Items in DSpace are protected by copyright, with all rights reserved, unless otherwise indicated.